Zarflar eylemleri niteleyen sözcüklerdir. Eylemlerin nasıl yapıldığı veya nasıl olduğu hakkında bilgi veren sözcüklerdir. Zarflar genellikle sıfatlardan türerler.
Dikkat: Zarflar fiilleri (yüklemi) niteler; sıfatlar isimleri niteler..
beautiful (sıfat) güzel
beautifully (zarf) güzelce, güzel bir şekilde
careful (sıfat) dikkatli "He is a careful one." (O, dikkatli birisi.)
good (sıfat) iyi "He's a good person." (O, iyi birisi.)
well (zarf) iyi bir şekilde "She sings well." (O, iyi şarkı söyler.)
Hem sıfat hem zarf özelliğine sahip sözcükler de vardır.
fast (sıfat) hızlı "He is fast." (O hızlı)
fast (zard) hızlı bir şekilde "He runs fast." (O hızlı koşar)
Zarflar genellikle cümlenin sonuna veya fiillerden hemen sonra getirilir.
He studies English diligently. (Harıl harıl ders çalışıyor.)
I get up early in the mornings. (Sabahları erken kalkarım.)
He plays football very well. (Futbolu çok iyi oynar.)
İNGİLİZCE'DE ZARF (ADVERB) TÜRLERİ
Adverb (Zarf)
Zarflar fiilleri, sıfatları , başka zarfları ve hatta bulundakları konuma göre cümleleri niteleyebilen sözcüklerdir. Adverb’ler ( zarf ) cümle içerisine yerleştirildikleri konum ve fonksiyon bakımından farklılıklar gösterir.
ZAMAN ZARFLARI
Today, now, yesterday, next week, later, afterwards
Bu adverb türü zaman zarfı olarak görev yapar ve bir işin ne zaman yaıpldığını anlatıp fiilin Tensini belirler.
YER ZARFLARI
Here, there, inside, outside, upstairs, downtown
Bu adverb türü, cümlede yer ( location) anlatmak için kullanılır. Preposition + Noun ‘dan oluşan bir yer tamlamasının yerine kullanılabilirler ve nerede sorusuna cevap verirler.
DURUM/ HAL ZARFLARI
Quickly, easily, clearly, accurately, precisely, slowly, fast, hard, late, well
a)The student answered the question quickly.
b)Drive carefully!
c)I opened the case easily.
d)She swims fast
e)She speaks English well
Bu adverb türü, bir işim nasıl yapıldığını anlatır ve fiili nitelerler. Bu zarflar adjective + ly = adverb of manner gibi sıfatın sonuna bir –ly eki getirilerek yapılır.
Fakat,
fast, hard, late, early & well gibi zarfalar –ly almazlar. Bu sözcükler hem sıfat hamde zarftır, cümle içerisindeki konum ve anlamlarıyla ayırt edilirler. Örnek (d) & (e)
a)Especially, the children in India are suffering.
b)Semantics primarily deals with meanings of utterances.
Bu adverb türü, cümlede vurguyu bir noktaya odaklamak için kullanılır ve cümle içerisindeki anlamları “özellikle” dir.
SIKLIK ZARFLARI
Always, usually, sometimes, ever, never, seldom
a)She always has breakfast in the morning.
b)Sometimes I feel afraid in the night.
c)I never sleep before mid-night.
d)She is sometimes late for work.
Sıklık zarflaraı diye bilinen bu grup, birişin nekadar sık yapıldığını anlatmak için kullanılr.
Genellikle action fiilin önüne gelirler. Eğer cümlenin fiili “be” ise be + frequency adverb biçminde kullanılırlar (d).
Sadece sometimes cümle başında, fiilin önünde, ve cümle sonunda kullanılabilir (b).
TÜM CÜMLEYEİ NİTELEYEN ZARFLAR
a)Essentially, I can’t sleep alone. .
b)It seems difficult, but basically it is easy.
c)Fortunately, we were able to arrive on time.
d)Obviously, he is innocent.
Zarflar / Adverbs / ingilizce Dersi
Tekrarlılık Gösteren Zarflar ( Adverbs of Frequency )
always
daima
sometimes
bazen
occasionally
ara sıra
usually
genellikle , umumiyetle
generally
genellikle
frequently
sık sık
seldom
nadiren
rarely
nadiren , seyrekçe
Örnekler ( examples ) :
We always eat breakfeast at home. i seldom take a bus to school. We are often at home after school. He rarely drinks cola. They usually go for a walk in the park.
Ever & Never
Ever :ingilizce Türkçe sözlük de Hiç anlamında genellikle sorularda kullanılır.Yanıtlarda ise , olumsuz cümlelerde kullanılır.
Örnek ( example ) :
Do you ever watch TV in the morning ?
Never : Sadece yanıtlarda kullanılır ve " hiç / asla " gibi anlam verir, cümleyi olumsuz yapar.
Örnek ( example ) :
He is never lazy , but he is sometimes careless.
Still , Already , Yet
Still :" Halen / Hala " anlamında soru , olumlu ve olumsuz cümlelerde kullanılır.
Örnek ( example ) :
He still lives in izmir.
Do you still study French with the same teacher ?
They still can't speak English.
Already :" Şu anda , Hali hazırda " anlamına gelen bu deyim genel olarak olumlu cümlelerde kullanılır.
Örnek ( example ) :
i have already seen her.
Yet :Soru ve olumsuz cümlelerde , cüümle sonuna getirilir ve "henüz , daha şu ana kadar " vbz. anlamlar verir.
Örnek ( example ) :
Haven't you set the table yet ?
i haven't driven your car yet.
Too , Any More , Very , Enough
Too :"Çok aşırı" anlamına gelen bu sözcük sıfatların önüne gelir ve anlamını niteler.Cümlede olumsuz bir anlam verir.
Örnek ( example ) :
The water is too cold.
The problem is too diffucult.
Any more :" Artık..." anlamı verir.Olumsuz cümlelerde cümle sonunda kullanılır.
Örnek ( example ) :
English isn't diffucult for me any more.
Very :" Çok " anlamına gelen bu kelime sıfatların önüne gelir ve anlamı niteler.Cümlelerde genellikle olumlu anlam verir.
Örnek ( example ) :
The water is very cold.
Enough :" Yeterli " anlamına gelen bu kelime sıfatlardan sonra konur ; cümlede olumlu bir anlam verir.
Örnek ( example ) :
The ice is thick enough for skating.
Fiilleri, yani öznenin yaptığı eylemi niteleyen sözcüklere ZARF denir. Bu nedenle, zarflar durum gösteren BE fiiliyle KULLANILMAZLAR. Yer ve zaman gösteren zarflar zaten sözcük anlamıyla belli olur. Hal zarflan ise, çoğu zaman, sıfatların sonuna –ly takısının gelmesiyle oluşturulur.
SIFAT ZARF Slow slowly Guick quickly Careful carefully Careless carelessly Hungry hungrily Final finally Easy easily
KURALSIZ OLANLAR
Good well Fast fast Hard hard Far far Near near Early early Late late Loud loud (loudly)
Well sözcüğü zarf olmasına karşın, BE fiiliyle kullanılabilir, "sağlık, hal hatır" sorularına karşılık verirken I am well (İyiyim) denebilir.
Hard sıfat olarak, "sert, zor" anlamına gelir, ama bu anlamda zarf olmaz, yani zarf olan hard "sıkı" ya da "yoğun" anlamına gelir.
I worked hard: Sıkı çalıştım. It rained hard: Çok yağmur yağdı (yoğun olarak yağdı).
İngilizce’de hardly sözcüğü, "hemen hemen hiç" anlamına gelir ve sıfat olan hard' ın zarf biçimi olarak kullanılmaz.
I hardly know you: Seni pek tanımıyorum.
(3) “Yakın” anlamına gelen near sözcüğünün zarf biçimi de aynıdır. İngilizce’de nearly sözcüğü ise, "neredeyse, az kalsın" anlamına gelir.
Come near : Yakına gel. (zarf) I nearly broke it.: Onu az kalsın kırıyordum.
(4) Late sıfatı da zarf olurken biçim değiştirmez. Lately sözcüğü ise başka bir anlamda kullanılır; "son zamanlarda" demektir.
We came late: Geç geldik, (zarf) I haven't seen him lately: Onu son zamanlarda görmedim.
HAL ZARFLARININ ÜSTÜNLÜK VE EN ÜSTÜNLÜK DERECELERİ
KURALSIZ OLANLAR
Well Betler Best Badly Worse Worst Near Nearer Nearest Far Farther Farthest Far Further Furthest Fast Faster Fastest Hard Harder Hardest Loud Louder Loudest Early Earlier Earliest Late Later Latest
Yukarıda görülen kuralsızlar dışında, sonuna -ly takısı alarak oluşan tüm zarflar more ve most alarak üstünlük ve en üstünlük derecelerinde kullanılırlar.
ÜSTÜNLÜK DERECESİ
I can drive faster than you (can). (Senden hızlı sürebilirim.) She types betler than I (do). (Benden iyi daktilo yazar.)
Kıyaslanan öğe eğer ÖZNEL durumdaysa ardından cümlenin zaman özelliğine göre yardımcı fiili gelebilir. Eğer NESNEL durumdaysa yardımcı fiil gelmez. Kıyaslanan öğe varsa, than kullanmayı unutmayınız.
She cooks berter than me. (Benden iyi yemek pişirir.) We work harder than them. (Onlardan çok çalışıyoruz.) I came earlier. (Ben daha erken geldim.)
EN ÜSTÜNLÜK DERECESİ
Zarfların en üstünlük derecesinde de yine the unutulmamalıdır.
She drives the fastest (of ali of us). (Hepimizden) Hızlı sürer. They came the latest of all. (Herkesten geç geldiler.) He plays the best of all the others. (Diğerleri içinde en iyi o oynar.)
Zarflar konuşmanın bir parçası olup bir şeyi nasıl yaptığınızı söylemenizi sağlar. Profesör Smith Rusçayı sıradan bir yabancı gibi konuşmaz, aynı zamanda akıcı olarak konuşur. Zaman zarflarının çoğu sıfatın sonuna -ly eklenerek elde edilir. Perfectly zarfı perfect sıfatı ve fluently zarfı fluent sıfatına bağlıdır.
Bu ünitemizde bazı zarfların cümle içinde değişik yerlerde kullanılışları hakkında çalışmalar yapacağız. Zarflar cümledeki fiilleri etkileyen kelimelerdir. Bir cümlede bir zarf, ya doğrudan doğruya veya dolaylı olarak, o cümledeki fiili etkiler. Eğer bir zarf etkilemesini istediğimiz fiilin hemen dibinde kullanılırsa, o zarf, o fiili doğrudan doğruya etkiler. Unutmayalım ki bir zarf cümlede en hareketli kelimedir. Yani cümlenin her yerinde kullanılabilir. Ancak hangi kelimenin öncesinde kullanılmışsa önce o kelimeyi etkiler. Fakat eninde sonunda etkileme işi fiile ulaşır.
Only Sadece
Örneğin, bir zarf olan �only� (yalnızca, sadece) kelimesini ele alalım. Bu zarfı,
I eat apples in this room on Saturdays. Ben bu odada Cumartesi günleri elma yerim.
Cümlesinde değişik yerlerde kullanalım. İlk önce öznenin başına getirelim.
Only I eat apples in this room on Saturdays.
Bu cümlenin Türkçesi bir tek şekilde doğrudur. �Cumartesi günleri bu odada sadece ben elma yerim� şeklindedir. Yani başkası yemez, sadece ben yerim.
İkinci örnekte �only� zarfını fiilden önce kullanalım.
I only eat apples in this room on Saturdays.
Bu cümlenin Türkçesi �Cumartesi günleri bu odada ben elmayı sadece yerim. Yani ben elmaları başka birşey yapmam. (Top gibi oynamam, pişirmem, satmam) sadece yerim.
Üçüncü örnekte �only� zarfını ise �direct object� (nesne) olan apples�dan önce kullanalım.
I eat only apples in this room on Saturdays.
Ben bu odada Cumartesi günleri sadece elma yerim. Ayva, armut yemem, sadece elma yerim demektir.
Dördüncü örnekte ise �only� zarfını �in this room�dan önce kullanalım.
I eat apples only in this room on Saturdays.
Ben Cumartesi günleri sadece bu odada elma yerim. Başka bir odada değil sadece bu odada yerim demektir.
Beşinci örnekte �only� zarfını �on Saturdays�den önce kullanalım.
I eat apples in this room only on Saturdays.
Ben bu odada elmayı sadece Cumartesi günleri yerim. Yani, Salı, Perşembe günleri yemem, sadece Cumartesi günleri yerim demektir.
Zarfların bu kullanışlarını öğrendikten sonra şimdi değişik bir zarf tipi öğreneceğiz.
Either-or Ya - ya da
Bu iki zarf, içinde çift unsur olan cümlelerde kullanılır. Bu çift olan unsurlar özne, fiil, nesne, dolaylı tümleç, yer zarfı, zaman zarfı olabilir.
Örneğin,
Kapıyı ya ben, ya da sen açmalısın.
Cümlesinde çift unsur öznelerdir. �Yarın ya gezeceğim, ya uyuyacağım� cümlesinde çift unsur fiillerdir. �Çocuklar ya parkta, ya deniz kıyısında oynayacaklar� cümlesinde çift unsur yer zarfıdır.
Bu tip cümlelerde �either-or� kullanılırken dikkat edilecek kural şudur. Çift olan unsurun birincisinden önce �either�, ikincisinden önce �or� kullanılır.
Önce bu çift unsur özneler olsun.
Either my father or I will go to London tomorrow. Yarın Londra�ya ya babam gidecek, ya ben.
Either he or you broke the window. Pencereyi ya sen kırdın, ya o.
Şimdi çift unsur fiiller olsun.
You will either swim or run tomorrow. Yarın ya yüzeceksin, ya da koşacaksın.
Şimdi çift unsur nesne yani �direct object� olsun.
My father reads either book or newspaper. Babam ya kitap okur, ya gazete.
We drink either milk or tea at breakfast. Biz kahvaltıda ya süt içeriz, ya çay.
Şimdi çift unsur dolaylı tümleç olsun.
I must speak to either Ayşe or Fatma. Ben ya Ayşe ile konuşmalıyım, ya Fatma ile.
Şimdi çift unsur yer zarfı olsun.
You will see Ayşe either in Konya or in Manisa. Ayşe�yi ya Konya�da göreceksiniz, ya da Manisa�da.
Şimdi de çift unsur zaman zarfı olsun.
He will go to Ankara either on Sunday or on Monday. O, Ankara�ya ya Pazar günü gidecek, ya Pazartesi.
Neither-nor Ne-ne de
�Neither� kelimesi �no� ve �either� kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir. �Nor� kelimesi de �no� ve �or� kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir.
�No� ile bağlanan kelimeler olumsuz anlam verirler. Bu iki kelime de bir cümlede kullanıldığı zaman, cümle olumlu kurulduğu halde olumsuz anlam verir.
Bu iki zarf az önce öğrendiğimiz �either-or� zarfları gibi çift unsurlu cümlelerde kullanılır. Ve olumsuz anlam verir.
Örneğin,
Neither my father nor I will go to London tomorrow. Yarın Londra�ya ne babam gidecek, ne ben.
Neither he nor you broke the window. Camı ne o kırdı, ne sen.
Neither my mother nor my father gives me pocket money. Ne annem, ne babam bana cep harçlığı verir.
You will neither swim nor run tomorrow. Yarın ne yüzeceksiniz, ne koşacaksınız.
My father reads neither book nor newspaper. Babam ne kitap okur, ne gazete.
We drink neither milk nor tea at breakfast. Biz kahvaltıda ne süt içeriz, ne de çay.
I must speak to neither Ayşe nor Fatma. Ben, ne Ayşe ile konuşmalıyım, ne de Fatma ile.
You will see Ayşe neither in Konya nor in Manisa. Ayşe�yi ne Konya�da göreceksiniz, ne de Manisa�da.
He will go to Ankara neither on Sunday nor on Monday. O, Ankara�ya ne pazar günü gidecek, ne Pazartesi.
�Either� ve �neither� zarflarının başka bir kullanılış şekli daha vardır. Bu şekil olumsuz bir cümlede aynı sözlerin tekrarlanmasını önlemek için kullanılır. Örneğin,
Either:
Ali doesn�t speak English and Ayşe doesn�t speak English. Ali İngilizce konuşmaz ve Ayşe İngilizce konuşmaz.
anlamına gelen bu cümleyi şu şekilde kuracağız.
Ali doesn�t speak English and Ayşe doesn�t either. Ali İngilizce konuşmaz ve Ayşe�de. (konuşmaz)
anlamına gelmektedir.
He hasn�t read the book and I haven�t either. Kitabı o da okumadı, ben de.
He can�t hear us and she can�t either. Bizi o da duyamaz, o da.
Neither:
Bu zarfın kendisi olumsuz olduğu için kuracağımız cümleyi yine olumlu kuracağız.
Ali doesn�t speak English and neither does Ayşe. Ali İngilizce konuşmaz, ne de Ayşe. (Ne Ali İngilizce konuşur ne de Ayşe.)
He didn�t go and neither did I. O gitmedi, ne de ben. (Ne o gitti, ne de ben.)
I don�t smoke and neither does my brother. Ben sigara içmem, ne de kardeşim. (Ne ben sigara içerim, ne de kardeşim.)
Ayşe doesn�t like him and neither does Fatma. Ayşe ondan hoşlanmaz, ne de Fatma. (Ne Ayşe ondan hoşlanır, ne de Fatma.)
Şimdi size İngilizce�de özel durumları olan �idiomatic� bazı kullanışlardan bahsedeceğiz.
Somewhere Bir yer
Bu zarf aynı zamanda �some� gibi kullanılır.
Örnek,
I saw your bag somewhere. Çantanızı bir yerde gördüm.
I left my bag somewhere. Çantamı bir yerde bıraktım.
Anywhere Herhangi bir yer
�Any� gibi kullanılır.
Örnek,
Did you see my bag anywhere? Çantamı herhangi bir yerde gördünüz mü?
Nowhere Hiçbir yer
Genellikle kısa cevaplarda kullanılır.
Örnek,
Where are you going? Nereye gidiyorsunuz?
Nowhere. Hiçbir yere.
Enough Yeterli
Bu zarf birlikte kullanıldığı sıfat veya zarftan sonra gelir.
Örnek,
She didn�t run quickly enough. O, yeteri kadar çabuk koşmadı.
The house isn�t big enough. Ev, yeteri kadar büyük değildir.
Fairly / Rather Az-çok / Oldukça
Her ikisi de aynı anlama gelirler. Fakat �fairly� zarfı daha çok hoşa giden sıfatlar ve zarflar ile kullanıldığı halde �rather� zarfı hoşa gitmeyen sıfatlar ve zarflar ile kullanılır.
Örnek,
This suitcase is fairly light, but that one is rather heavy. Bu bavul oldukça hafif, fakat şu epeyce ağır.
Tom is fairly industrious, but John is rather lazy. Tom oldukça çalışkandır, fakat John epeyce tembeldir.
Tom did fairly well in his exam, but John did rather badly.
Sınavda Tom epeyce iyi yaptı, fakat John�un sınavı oldukça kötü geçti.
�Rather� bazen hoşa giden sıfatlar ve zarflar ile de kullanılabilir. Fakat o zaman anlamı değişir. �Very� kelimesi ile aynı anlama gelir.
Örnek,
She is rather pretty. O, çok güzeldir.
That boy is rather clever. Şu çocuk pek akıllıdır.
�Rather� would yardımcı fiili ile birlikte kullanıldığı zaman tercih etmek anlamına gelir.
I would rather go out than stay here. Burada kalmaktansa, dışarı çıksam daha iyi olur.
Quite Tam, oldukça
Birlikte kullanıldığı sıfata göre değişik iki anlam taşıyor.
1) Şimdi göreceğimiz örneklerde �bütünlük� ve �tam olma� anlamı taşıyor.
Örnek,
The glass is quite full. Bardak tamamen doludur.
The glass is quite empty. Bardak tamamen boştur.
2) Şimdi göreceğimiz örneklerde ise �oldukça� anlamı taşıyor.
Örnek,
He is quite a good player. O, oldukça iyi bir oyuncudur.
That cheese is quite good. Şu peynir oldukça iyidir.
Buradaki �oldukça iyi� ifadesi daha önce görmüş olduğumuz �fairly good� ifadesinden bir derece daha fazladır.
İsimleri niteleyen sözcüklere sıfat (adjective) denir. Sıfatlar genel olarak isimlerden önce gelir ve ismin rengini tadını kokusunu ve durumunu bildirir.
He is an intelligent student. (O, zeki bir öğrencidir.)
Yukardaki tabloda verilenlerin dışında her hangi bir ek almadan kullanılan sıfatlar da vardır:
good (iyi), fast (hızlı), pretty (güzel), big (büyük), small (küçük), tall (uzun), great (büyük), long (uzun), large (geniş), hard (sert, zor) gibi sıfatlar bunlara örnek verilebilir..
Sıfatlar / Adjectives / ingilizce Dersi
ingilizce Türkçe Sözlük de bir sıfat bir isim ya da zamiri niteleyen bir sözcüktür.Adjective'ler varlıkların renklerini ,biçimlerini ,durumlarını , miktar ve sayılarını , nasıl olduklarını belirtirler.
Sıfatlar genelde " being verb / linking verb " lerden sonra ve niteledikleri isim ve zamirlerden önce gelirler. What kind of , which one , how , how much ,how many gibi soruların yanıtını verirler.
Aşağıda sıfatlarla ilgili bazı özellikler verilmiştir :
1- Önlerine getirilek olumsuzluk veren ön eklerle ( prefix ) , çoğu sıfat olumsuz hale getirilebilir .
un ön eki alan fiillere bazı örnekler : happy mutlu necessary gerekli unhappy mutsuz unnecessary gereksiz clean temiz kind nazik unclean pis unkind kaba
in ön eki alan fiillere bazı örnekler : formal resmi direct direk informal resmi olmayan indirect dolaylı active hareketli expensive pahalı inactive hareketsiz inexpensive ucuz
im ön eki alan fiillere bazı örnekler : mortal ölümlü pratical pratik immortal ölümsüz impratical elverişsiz possible mümkün mobile taşınır impossible imkansız immobile taşınmaz
ir ön eki alan fiillere bazı örnekler : regular düzenli responsible sorumlu irregular düzensiz irresponsible sorumsuz
2- Fiilin sonuna - ing konmuş presen participle hali veya fiiliin 3. şekli olan past particible hali çoğunlukla bir sıfat ( adjective ) olarak kullanılabilir.
a - Fiilin present particible şekliyle ismi niteler :
Örnek ( example ) : boilling water : kaynayan su
i need some boilling water to make tea.
b- Fiilin past particible şekliyle ismi etkiler :
Örnek ( example ) : baked potato : pişmiş patates
Do you like baked potatos ?
3- Bazı sözcüklere eklenen son eklerle ( suffix ) adjective elde edriz.Bu son ekler isimleri ve fiilleri adjective yaparlar.
Örnekler ( examples ) : to drink içmek life hayat drinkable içilebilir lifeless cansız care özen help yardım careful dikkatli helpful yardım sever
No & Not
No bir sıfattır ve isimleri niteler.
Örnek ( example ) : There were no books on the table. I have no time to waste.
Not bir zarftır ve fiilleri niteler.
Örnek ( example ) : She does not speak French. Not many people work on Sundays.
Sıfatlar ADJECTIVES
İsmi niteleyen kelimelere sıfat (adjective) denir. Sıfatlar cümle içinde tek başlarına kullanılabilecekleri gibi sıfat grubu olarak da kullanılabilirler. Birden fazla sıfat bir arada kullanıldığında diziliş sıralarını aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:
1. adjectives which express judgments and attitudes (lovely, perfect, wonderful, nice, etc.)
2. size, length and height (big, wide, short, etc.)
3. shape (square, oval, round, etc.)
4. colour (red, brown, etc.)
5. origin (Spanish, French, etc.)
6. material (wooden, glass, etc.)
7. purpose (jogging shoes, tea pot, etc.)
Bazı sıfatları sonlarına aldıkları eklere göre sınıflandırmak mümkündür. Aşağıdaki tabloya bir göz atalım.
-able/-ible
achievable, capable, illegible, remarkable
-al
biographical, functional, internal, logical
-ful
beautiful, careful, grateful, harmful
-ic
cubic, manic, rustic, terrific
-ive
attractive, dismissive, inventive, persuasive
-less
breathless, careless, groundless, restless
-ous
courageous, dangerous, disastrous, fabulous
Ancak yukarıdaki tabloda yer almayan sıfat sayısı da oldukça fazladır. Bu sıfatların yukarıdaki tablodaki gibi tipik bir yapısı yoktur. Bu sıfatlardan bazıları aşağıdaki gibidir.
bad bright clever cold common complete dark deep difficult
distant elementary good great honest hot main morose old
quiet real red silent simple strange wicked wide young
Bazı sıfatların present participle ve past participle yapıları vardır. Present Participle, fiilin sonuna gelen ‘–ing’ takısıyla, past participle ise fiilin sonuna ‘–ed’ takısı getirilerek oluşturulur. ‘–ing’ ile oluşturulan sıfatlar, o şeklide bir duyguya kapılmamızın sebebini ortaya koyarken ‘–ed’ ile biten sıfatlar olaydan etkilenen kişi olarak durumumuzu anlatır.
Cause of feeling Receiver of feeling
alarming alarmed
amusing amused
boring bored
concerning concerned
confusing confused
embarrassing embarrassed
encouraging encouraged
entertaining entertained
exciting excited
exhausting exhausted
frightening frightened
frustrating frustrated
interesting interested
overwhelming overwhelmed
pleasing pleased
relaxing relaxed
satisfying satisfied
shocking shocked
surprising surprised
terrifying terrified
tiring tired
The show was entertaining. - The children were entertained.
House chores are tiring. - She is tired.
Bazı durumlarda düzensiz fiillerin 3. halleri de sıfat gibi kullanılabilir.
Örnek:broken arrow, torn clothes, sunk ship, sold car, drunk people, hurt feelings
Adjectives İngilizce Sıfatlar
Sıfatlar, isimlerin nitelik ve niceliklerini bildiren kelimelerdir. Varlıkların nasıl olduklarını, sayılarını bildirirler, yerlerini Işaret eder ve isimlerden önce gelirler. 1) NİTELEME SIFATLARI: Varlıkların renklerini, biçimlerini, durumlarını gösterirler.
Little
Küçük Red
Kırmızı Large
Geniş
a little bird küçük bir kuş a red apple kırmızı bir elma a large room geniş bir oda
2) BELİRTME SIFATLARI: Dört çeşittir. Varlıkların niceliklerini bildirirler.
1. İŞARET SIFATLARI:
This Bu That Şu These Bunlar Those Şunlar
This man Bu adam That duck Şu ördek These ducks Bu ördekler Those pencils Şu kalemler
Sayı Sıfatları ve Belgisiz Sıfatlar
2. SAYI SIFATLARI:
one two three ten twenty first second third
bir iki üç on yirmi birinci ikinci üçüncü
Two books İki kitap Second class İkinci sınıf First examination Birinci sınav
3. BELGİSİZ SIFATLAR: (Belirsiz sıfatlar)
Every
Her Any
Hiç Some
Bazı
Every body Herkes Every where Her yer Any body Herhangi bir kimse Some one Herhangi biri Some books Bazı kitaplar
Soru Sıfatları ve İyelik sıfatları
4. SORU SIFATLARI:
Which
Hangi What
Ne How many
Kaç tane How much
Ne kadar
Which book? Hangi kitap? How many books? Kaç tane kitap? How much money? Ne kadar para?
At what time? Ne zaman?
6. İYELİK SIFATLARI: Bu sıfatlar birşeyin birisine ait olduğunu bildirirler.
My book Benim kitabım
Its tail Onun kuyruğu
Your father Senin baban
Our mother Bizim annemiz
His money Onun parası
Your house Sizin eviniz
Her cat Onun kedisi
Their car Onların otomobili
Sıfatların Dereceleri
İngilizcede niteleme sıfatları düzenli ve düzensiz olarak, yani kurallı veya kuralsız olarak iki şekilde derecelendirilebilir. Düzenli olanları daha ileri derecelendirebilmek için normal sıfatların sonuna “er” getirilir. En ileri dereceler içinse normal sıfatların sonuna “est”, ve başına da mutlaka “the article” getirilir. Normal Daha ileri derecede En ileri derecede long uzun longer daha uzun the longest en uzun rich zengin richer daha zengin the richest en zengin hot sıcak hotter daha sıcak the hottest en sıcak great büyük greater daha büyük the greatest en büyük big büyük bigger daha büyük the biggest en büyük large geniş larger daha geniş the largest en geniş wet ıslak wetter daha ıslak the wettest en ıslak wide geniş wider daha geniş the widest en geniş tall uzun taller daha uzun the tallest en uzun high yüksek higher daha yüksek the highest en yüksek hard katı harder daha katı the hardest en katı light hafif lighter daha hafif the lightest en hafif bright parlak brighter daha parlak the brightest en parlak cheap ucuz cheaper daha ucuz the cheapest en ucuz ripe olgun riper daha olgun the ripest en olgun narrow dar narrower daha dar the narrowest en dar strong kuvvetli stronger daha kuvvetli the strongest en kuvvetli
NOT: “great” değer bakımından büyük, “big” hacim bakımından büyüktür. “Large” iri anlamında geniş, “wide” ise en olarak geniştir.
İki heceden daha uzun olan sıfatları daha ileri dereceye çevirmek için başına “more” edatı getirilir. En ileri dereceye çevirmek için ise sıfatın başına “the most” edatı getirilir.
beautiful güzel
important önemli
necessary lüzumlu more beautiful daha güzel the most beautiful en güzel
more important daha önemli the most important en önemli
more necessary daha lüzumlu the most necessary en lüzumlu
İleri ve en ileri dereceye çevrilirken belirli bir kurala bağlı olmayan yani düzensiz şekilde değişen sıfatları: good iyi better daha iyi the best en iyi
bad kötü worse daha kötü the worst en kötü
much fazla more daha fazla the most en fazla
many fazla more daha fazla the most en fazla
little az less daha az the least en az
NOT: “Much” sayılamayan varlıklar, “many” ise sayılabilenler için kullanılır.
Sıfatların Cümle İçindeki Yeri
Sıfatlar cümle içinde tek başlarına özne (subject) yani işi yapan olamaz. Özne daima isim olur. Sıfatlar isim olan bir öznenin baş tarafında bulunurlar ve o ismi süslerler.
A boy is sleeping in the room. Bir çocuk odada uyuyor.
A young boy is sleeping in the room. Genç bir çocuk odada uyuyor.
A book is on the table. Bir kitap masanın üzerindedir.
A green book is on the table. Yeşil bir kitap masanın üzerindedir.
NOT: Bir veya herhangi bir anlamına kullanılan “a” veya “an” hiçbir zaman sıfatlarla ismin arasına giremez. Yani Türkçedeki gibi, iyi bir adam “good a man” olamaz, iyi bir adam demek istenirse, mutlaka, a good man iyi bir adam
a beautiful girl güzel bir kız
an historical building tarihi bir bina, denmesi gerekir.
Sıfatlar isim cümlelerinde “direct object” (nesne) olarak tek başına da bulunabilirler. Bu durumda bir isimle birleşip, sıfat tamlaması olarak kullanılmaları gerekmez.
Ali is clever. The coat is wet Ali akıllıdır. Palto ıslaktır.
She is old. Apples are ripe. O yaşlıdır. Elmalar olgundur.
They are happy. This river is deep. Onlar mutludur. Bu nehir derindir.
We are young. Elephants are heavy. Biz genciz. Filler ağırdırlar.
I am thirsty. The tea is hot. Ben susadım. Çay sıcaktır.
My father is fat. These roses are red. Babam şIşmandır. Bu güller kırmızıdırlar.
The book is white. These flowers are beautiful. Kitap beyazdır. Bu çiçekler güzeldirler.
Sıfatların Cümle İçindeki Kullanışları
Last night the stars were very bright. Dün gece yıldızlar çok parlaktı.
A large car can not pass through a narrow road. Geniş bir otomobil dar yoldan geçemez.
We like hot tea. Biz sıcak çay severiz.
I don’t like cold water. Soğuk su sevmem.
I am fat. Ben şişmanım.
I am a fat boy. Ben şişman bir çocuğum.
Şimdi birbirine eş değerde sıfatlara sahip iki ismin karşılaştırmasını gösteren karşılaştırma cümlelerini görelim. A
is
as
sıfat
as
B
Ahmet is as fat as Mehmet. Ahmet, Mehmet kadar şişmandır.
Ayşe is as beautiful as Fatma. Ayşe, Fatma kadar güzeldir.
Olumsuzlarda,
Ayşe is not as beautiful as Fatma. v Veya “as” yerine “so” da kullanılabilir ve,
Ayşe is not so beautiful as Fatma. Ayşe, Fatma kadar güzel değildir. Olabilir.
Soruda da aynı iki şekil uygulanabilir.
Is Ayşe as beautiful as Fatma?
Veya
Is Ayşe so beautiful as Fatma? Ayşe, Fatma kadar güzel midir?
Sıfatların Birbirleri ile Karşılaştırılmaları
Birbirinden Daha İleri Derecede Sıfatlara Sahip İki İsmin Karşılaştırmalı Çatısı
A is ileri derecede sıfat than B A
Ayşe is more beautiful than Fatma. Ayşe, Fatma’dan daha güzeldir.
My father is fatter than your father. Benim babam, senin babandan daha şişmandır.
İstanbul is larger than Ankara. İstanbul, Ankara’dan daha geniştir (büyük).
John is taller than Henry. John, Henry’den daha uzundur.
My pencil is longer than your pencil. Benim kalemim, senin kaleminden daha uzundur.
Ali is not younger than Ahmet. Ali, Ahmet’den daha genç değildir.
Are they more beautiful than these? Onlar, bunlardan daha güzel midirler?
Birkaç ismin içinden en ileri derecede sıfata sahip karşılaştırma cümleleri: A is en ileri derecede sıfat B in C
Antalya is the hottest city in Turkey. Antalya Türkiye’de en sıcak şehirdir.
Istanbul is the largest city in Turkey. İstanbul Türkiye’de en büyük şehirdir.
My father is the tallest man in our village. Babam bizim köyde en uzun adamdır.
Is he the fattest man in this office? O, bu büroda en şişman adam mıdır?
Who is the most beautiful girl in this class? Bu sınıfta en güzel kız kimdir?
Where is the most expensive cheese? En pahalı peynir nerededir? Who is the tallest girl in this town? Bu kasabada en uzun kız kimdir?