GenkiEnglish.Net İngilizce sitesini bilen İngilizce öğretmenleri bu sitedeki şahane İngilizce materyalleri de bilirler fakat site ücretli olduğu için faydalanamazlar. Evet, başka hiç bir yerde bulamayacağınız GenkiEnglish.Net Öğretmen Setinin 7 CDsini uzun çabalar sonucunda  size ücretsiz sunuyoruz.



CD vol. 1 always has been, and still is, the most popular Genki English CD. But now it's been remixed with a whole load of extra material to make it easier to teach, and even more fun for your kids to use at home.

Click on the title to see the lesson plan, picture cards and get a sample of each song!

1. What's your name?
2. How are you?
3. Left and right
4. How much?
5. Weather
6. Where are you from?
7. Thank you!

Here's what's new:
In a CD player.....

The previous 14 tracks are still there, but they've been upped to 27 to include...

Audio Mini Lessons for each track
If you don't like singing, these are for you! Simply play this track and the kids follow along. Some of the songs are so simple that the mini-lessons are in real time, at just the speed I use in normal lessons. You'll see how much time the songs can save you!

Re-mixed "What's your name?" song
Just like in the workshops, the song now features two claps after each "What's your name?", and there is a new "1,2,3,4" countdown before each "Nice to meet you". These work really well in keeping the kids in time, especially if you only have a small CD player.

What's the weather like? / How's the weather like? Remixes
This is one of the most popular songs, so don't worry, the music hasn't been changed. But I have added in an echo of each line, to make it easier to teach. e.g. It now goes "It's rainy", and then the kids repeat "It's rainy". The original is still included for review lessons. And if you use "How's the weather?" , there's a new version with this question instead of "What's the weather like?"

Where are you from?
This is still the same track, but with a much better ending!

Plus there are short jingle versions of three of the songs, and there's even a bonus edition of the "What's your name?" song in German!



CD 1-7:
http://rapidshare.com/files/231733153/Genki_English-by-www.dilgilizce.com-CD1.rar
http://rapidshare.com/files/262088109/Genki_English-by-www.dilgilizce.com-CD2.rar
http://rapidshare.com/files/262526401/Genki_English-by-www.dilgilizce.com-CD3.rar
http://rapidshare.com/files/262502332/Genki_English-by-www.dilgilizce.com-CD4.rar
http://rapidshare.com/files/262502334/Genki_English-by-www.dilgilizce.com-CD5.rar
http://rapidshare.com/files/262502336/Genki_English-by-www.dilgilizce.com-CD6.rar
http://rapidshare.com/files/262526403/Genki_English-by-www.dilgilizce.com-CD7.rar

CD Videoları:
http://rapidshare.com/files/262908654/Genki_English-by-www.dilgilizce.com-CD_2_MOVIE.rar
http://rapidshare.com/files/262908654/Genki_English-by-www.dilgilizce.com-CD_2_MOVIE.rar
http://rapidshare.com/files/262926987/Genki_English-by-www.dilgilizce.com-CD_3_MOVIE.rar
http://rapidshare.com/files/262926989/Genki_English-by-www.dilgilizce.com-DOWNLOADS.rar

Rar Pass/Şifre: www.dilgilizce.com

Bilgi/Info:
Genki English, genkienglish, Genki English Video, Oyun/Games, Şarkı/Songs, İngilizce Seti 7 CD İndir

KPDS 2009 Sonbahar Kasım Soruları ve Cevapları, 2009 KPDS Sonuçları:


2009 KPDS Sonbahar Dönemi Soru Ve Cevapları, Soru Kitapçığı, Cevap Anahtarı

İngilizce Seviye Belirleme Sınavı, İngilizce Test Çöz, Online İngilizce Test, İngilizce Düzey Belirme Sınavı...

http://www.dilgilizce.com/ingilizce-seviye-belirleme-tespit-sinavi-ingilizce-test-coz-online-ingilizce-test-t3478.0.html

2009 ÜDS Sonbahar Dönemi (Ekim) Soru ve Cevapları

Holiday and Travel Guide of Turkey
Guide to Grammar and Style
English Plus Grammar
İngilizce Dersleri, Konu Anlatımları, İngilizce Gramer Dersleri
ESL Discussion
An ELT Notebook
International Edubloggers Directory
İngilizce Türkçe Dersler
İNGİLİZCE YAZILI SORULARI
Ekol Hoca,Fizik,Kimya,Matematik-1-2,Geometri,Video
Learn English with Pictures. Fotograflarla ingilizce
İngilizce Ders Notları- Learning English
İngilizce dil eğitimi
LET'S LEARN ENGLISH
English Practice over the Internet
FREE English Learning and Teaching Materials
English Learning Resources
learn english online
ADVANCED ENGLISH GRAMMAR FOR ALL
Şarkı Dinle, Müzik Dinle
Film izle - SinemaFanClub, Online izle, Dizi izle, Online Film
SinemaGaleri - Film izle, Online Film Seyret, izle, Bedava, indirmeden
Çizgi film izle
Canlı Dizi Full Dizi Dizi izle Canli Dizi izle Canlı dizi Diziler Seyret
COĞRAFYA DERSİ
Kitap indir
HD Movie Download
KPSS 2009 KPSS TERCiHLERi BAŞVURULARI SINAV TARiHi SORULARI
Teaching ESL to Adults
English Study Materials
Teaching Learners with Multiple Special Needs
The Miss Rumphius Effect
Overcoming Life's Obstacles
ฟังเพลง ฟังเพลงออนไลน์ เนื้อเพลง มิวสิควีดีโอ MV
MiLocuradeAmor
Fantastic Search
iShare World
Dota Allstar And Maps
Download Hindi Songs
NHS Blog Doctor
free piano sheet music
All Wallpapers Free | The Best HQ Wallpapers and Pictures Collection
Sinema Filmleri izle|film izle|film seyret|dizi izle|dizi seyret|indirmeden
A weblog focused on contemporary poetry and poetic
Online Film İzle
Güncel Yazılar
Full Dizi Film Albüm İzle İndir
Short Hairt Styles-Trends
Body Building
Real Estate and Property Gallery
Your Techonology TV and PC
Nokia S60V3 S60V5 SymbianOS 9.1/9.2/9.3/9.4
isuhangat
faisalardhy
watch arabic movies videos
Séries TV
download free car pictures wallpapers
Doctor Monique
download best tattoos pictures
English Grammar and Worksheets and Vocabulary
Free Blogger Templates with SEO
Famous Quotes and Quotations
Test Your English Vocabulary
Ders Sunular -Power Point İndir
All Inclusive - Cheap Holidays In Turkey
Resort and Apart Hotels in Turkey
Malaysia Property-Real Estate News
free pc games download full version pc games
Download And Play Games For Free
Download Softwares Ebooks Videos To Learn or Teach

ADVERBS IN ENGLISH

Zarflar eylemleri niteleyen sözcüklerdir. Eylemlerin nasıl yapıldığı veya nasıl olduğu hakkında bilgi veren sözcüklerdir. Zarflar genellikle sıfatlardan türerler.

Dikkat: Zarflar fiilleri (yüklemi) niteler; sıfatlar isimleri niteler..

beautiful (sıfat) güzel

beautifully (zarf) güzelce, güzel bir şekilde

careful (sıfat) dikkatli "He is a careful one." (O, dikkatli birisi.)

carefully (zarf) dikkatlice "He walks carefully." (O, dikkatle yürüyor.)

good (sıfat) iyi "He's a good person." (O, iyi birisi.)

well (zarf) iyi bir şekilde "She sings well." (O, iyi şarkı söyler.)

Hem sıfat hem zarf özelliğine sahip sözcükler de vardır.

fast (sıfat) hızlı "He is fast." (O hızlı)

fast (zard) hızlı bir şekilde "He runs fast." (O hızlı koşar)

Zarflar genellikle cümlenin sonuna veya fiillerden hemen sonra getirilir.

He studies English diligently. (Harıl harıl ders çalışıyor.)

I get up early in the mornings. (Sabahları erken kalkarım.)

He plays football very well. (Futbolu çok iyi oynar.)

İNGİLİZCE'DE ZARF (ADVERB)
TÜRLERİ
 

 

Adverb (Zarf)

Zarflar fiilleri, sıfatları , başka zarfları ve hatta  bulundakları konuma göre cümleleri niteleyebilen sözcüklerdir. Adverb’ler  ( zarf ) cümle içerisine yerleştirildikleri konum ve fonksiyon bakımından farklılıklar gösterir.

 

ZAMAN ZARFLARI

Today, now, yesterday, next week, later, afterwards

Bu adverb türü zaman zarfı olarak görev yapar ve bir işin ne zaman yaıpldığını anlatıp fiilin Tensini belirler.

 

 

YER ZARFLARI

Here, there, inside, outside, upstairs, downtown

Bu adverb türü, cümlede yer ( location) anlatmak için kullanılır. Preposition + Noun ‘dan oluşan bir yer tamlamasının yerine kullanılabilirler ve nerede  sorusuna cevap verirler.

 

DURUM/ HAL
ZARFLARI

Quickly, easily, clearly, accurately, precisely, slowly, fast, hard, late, well

a)      The student answered the question quickly.

b)      Drive carefully!

c)       I opened the case easily.

d)      She swims fast

e)      She speaks English well

Bu adverb türü, bir işim nasıl yapıldığını anlatır ve fiili nitelerler. Bu zarflar adjective + ly = adverb of manner  gibi sıfatın sonuna bir –ly  eki getirilerek yapılır.

 

Fakat,

 

fast, hard, late, early & well gibi zarfalar  –ly  almazlar. Bu sözcükler hem sıfat hamde zarftır, cümle içerisindeki konum ve anlamlarıyla ayırt edilirler. Örnek  (d) & (e)

 

KISITLAMA ZARFLARI

Only, merely, just, purely, solely, simply, exclusively

 

a)      Only men can enter!

b)      You can just sit here.

c)       His success is purely his achievement. 

 

Bu adverb türü cümlede kısıtlama ablamı vermek için kullanılır. Aynı zamanda cümlede vurgu amaçlı da kullanılabilir.

 

 

BAKIŞAÇISI
GÖSTEREN
ZARFLAR

Scientifically, Chemically, Semantically,

a)      Grammatically this sentence is not accurate.

b)      Economically, we are in a bad position.

c)       Scientifically, this can’t be true.

 

Bu adverb türü, cümlede bahsedilen fikre bakış açımızı belirlemek için kullanlır.

DERECELENDİRME
ZARFLARI

Rather, quite, fairly, extremely, much, a lot, highly

a)      She was quite talented.

b)      He was fairly well equipped.

 

Bu adverb türü, sıfatların derecelendirlmesi için kullanılır.

Adverb + adjective

DİKKAT ÇEKME
ZARFLARI

Mainly, specifically, primarily, notably, especially, principally, predominantly, mostly, chiefly

 

a)      Especially, the children in India are suffering.

b)      Semantics primarily deals with meanings of utterances.

 

Bu adverb türü, cümlede vurguyu bir noktaya odaklamak için kullanılır ve cümle içerisindeki anlamları “özellikle” dir.

 

 

 

SIKLIK
ZARFLARI

Always, usually, sometimes, ever, never, seldom

a)      She always has breakfast in the morning.

b)      Sometimes I feel afraid in the night.

c)       I never sleep before mid-night.

d)      She is sometimes late for work.

 

Sıklık zarflaraı diye bilinen bu grup, birişin nekadar sık yapıldığını anlatmak için kullanılr.

 

Genellikle action fiilin önüne gelirler. Eğer cümlenin fiili “be”  ise be + frequency adverb biçminde kullanılırlar (d).

 

 Sadece sometimes  cümle başında, fiilin önünde, ve cümle sonunda kullanılabilir (b).

 

 

TÜM CÜMLEYEİ
NİTELEYEN
ZARFLAR

 

 

a)      Essentially, I can’t sleep alone. .

b)      It seems difficult, but basically it is easy.

c)       Fortunately, we were able to arrive on time.

d)      Obviously, he is innocent.

 

 

 


Zarflar / Adverbs / ingilizce Dersi

Tekrarlılık Gösteren Zarflar ( Adverbs of Frequency )

always daima
sometimes bazen
occasionally ara sıra
usually genellikle , umumiyetle
generally genellikle
frequently sık sık
seldom nadiren
rarely nadiren , seyrekçe


Örnekler ( examples ) :

We always eat breakfeast at home.
i seldom take a bus to school.
We are often at home after school.
He rarely drinks cola.
They usually go for a walk in the park.

Ever & Never

Ever :ingilizce Türkçe sözlük de Hiç anlamında genellikle sorularda kullanılır.Yanıtlarda ise , olumsuz cümlelerde kullanılır.


Örnek ( example ) :

Do you ever watch TV in the morning ?


Never : Sadece yanıtlarda kullanılır ve " hiç / asla " gibi anlam verir, cümleyi olumsuz yapar.


Örnek ( example ) :

He is never lazy , but he is sometimes careless.


Still , Already , Yet

Still :" Halen / Hala " anlamında soru , olumlu ve olumsuz cümlelerde kullanılır.


Örnek ( example ) :

He still lives in izmir.

Do you still study French with the same teacher ?

They still can't speak English.


Already :" Şu anda , Hali hazırda " anlamına gelen bu deyim genel olarak olumlu cümlelerde kullanılır.

Örnek ( example ) :

i have already seen her.

Yet :Soru ve olumsuz cümlelerde , cüümle sonuna getirilir ve "henüz , daha şu ana kadar " vbz. anlamlar verir.

Örnek ( example ) :

Haven't you set the table yet ?

i haven't driven your car yet.


Too , Any More , Very , Enough


Too :"Çok aşırı" anlamına gelen bu sözcük sıfatların önüne gelir ve anlamını niteler.Cümlede olumsuz bir anlam verir.


Örnek ( example ) :

The water is too cold.

The problem is too diffucult.


Any more :" Artık..." anlamı verir.Olumsuz cümlelerde cümle sonunda kullanılır.


Örnek ( example ) :

English isn't diffucult for me any more.


Very :" Çok " anlamına gelen bu kelime sıfatların önüne gelir ve anlamı niteler.Cümlelerde genellikle olumlu anlam verir.


Örnek ( example ) :

The water is very cold.


Enough :" Yeterli " anlamına gelen bu kelime sıfatlardan sonra konur ; cümlede olumlu bir anlam verir.


Örnek ( example ) :

The ice is thick enough for skating.

Fiilleri, yani öznenin yaptığı eylemi niteleyen sözcüklere ZARF denir. Bu nedenle, zarflar durum gösteren BE fiiliyle KULLANILMAZLAR. Yer ve zaman gösteren zarflar zaten sözcük anlamıyla belli olur. Hal zarflan ise, çoğu zaman, sıfatların sonuna –ly takısının gelmesiyle oluşturulur.
 
SIFAT  ZARF
Slow  slowly
Guick  quickly
Careful  carefully
Careless carelessly
Hungry  hungrily
Final  finally
Easy  easily
 
KURALSIZ OLANLAR
 
Good well
Fast fast
Hard hard
Far far
Near near
Early early
Late late
Loud loud (loudly)
 
Well sözcüğü zarf olmasına karşın, BE fiiliyle kullanılabilir, "sağlık, hal hatır" sorularına karşılık verirken I am well (İyiyim) denebilir.
 
Hard sıfat olarak, "sert, zor" anlamına gelir, ama bu anlamda zarf olmaz, yani zarf olan hard "sıkı" ya da "yoğun" anlamına gelir.
 
I worked hard: Sıkı çalıştım.
It rained hard: Çok yağmur yağdı (yoğun olarak yağdı).
 
İngilizce’de  hardly sözcüğü, "hemen hemen hiç" anlamına gelir ve sıfat olan hard' ın zarf biçimi olarak kullanılmaz.
 
I hardly know you: Seni pek tanımıyorum.
 
(3) “Yakın” anlamına gelen near sözcüğünün zarf biçimi de aynıdır. İngilizce’de nearly sözcüğü ise, "neredeyse, az kalsın" anlamına gelir.
 
Come near : Yakına gel. (zarf)
I nearly broke it.: Onu az kalsın kırıyordum.
 
(4) Late sıfatı da zarf olurken biçim değiştirmez. Lately sözcüğü ise başka bir anlamda kullanılır; "son zamanlarda" demektir.
 
We came late: Geç geldik, (zarf)
I haven't seen him lately: Onu son zamanlarda görmedim.
 
HAL ZARFLARININ ÜSTÜNLÜK VE EN ÜSTÜNLÜK DERECELERİ
 
KURALSIZ OLANLAR
 
Well  Betler Best
Badly  Worse Worst
Near Nearer  Nearest
Far     Farther Farthest
Far  Further Furthest
Fast    Faster Fastest
Hard Harder Hardest
Loud Louder Loudest
Early Earlier Earliest
Late   Later Latest
 
Yukarıda görülen kuralsızlar dışında, sonuna -ly takısı alarak oluşan tüm zarflar more ve most alarak üstünlük ve en üstünlük derecelerinde kullanılırlar.
 
ÜSTÜNLÜK DERECESİ
 
I can drive faster than you (can). (Senden hızlı sürebilirim.)
She types betler than I (do). (Benden iyi daktilo yazar.)
 
Kıyaslanan öğe eğer ÖZNEL durumdaysa ardından cümlenin zaman özelliğine göre yardımcı fiili gelebilir.
Eğer NESNEL durumdaysa yardımcı fiil gelmez. Kıyaslanan öğe varsa, than kullanmayı unutmayınız.
 
She cooks berter than me. (Benden iyi yemek pişirir.)
We work harder than them. (Onlardan çok çalışıyoruz.)
I came earlier. (Ben daha erken geldim.)
 
EN ÜSTÜNLÜK DERECESİ
 
Zarfların en üstünlük derecesinde de yine the unutulmamalıdır.
 
She drives the fastest (of ali of us). (Hepimizden) Hızlı sürer.
They came the latest of all. (Herkesten geç geldiler.)
He plays the best of all the others. (Diğerleri içinde en iyi o oynar.)

ADVERBS IN ENGLISH - İNGİLİZCE'DE ZARFLAR

  I speak a little English.
 Birazcık İngilizce konuşurum.
  Professor Smith speaks Russian fluently.
 Profesör Smith Rusçayı akıcı olarak konuşur.
  Daniel and Jim speak English perfectly.
 Daniel ve Jim İngilizceyi mükemmel konuşur.

Zarflar konuşmanın bir parçası olup bir şeyi nasıl yaptığınızı söylemenizi sağlar. Profesör Smith  Rusçayı sıradan bir yabancı gibi konuşmaz, aynı zamanda akıcı olarak konuşur. Zaman zarflarının çoğu sıfatın sonuna -ly eklenerek elde edilir. Perfectly zarfı perfect sıfatı ve  fluently zarfı  fluent sıfatına bağlıdır.

  He is fluent.
 O akıcı.

Tüm zarflar bu şekilde oluşturulmaz. Örneğin, well good sıfatının zarfıdır.

  He speaks well.
 O iyi konuşur.
 
 hız
 
 
 
 hızlı/çabuk
 yavaş
The rabbit is fast.
 Tavşan hızlı.
 
The turtle is slow.
 Kamplumbağa yavaş.
 
 

Quickly ve slowly, quick ve slow sıfatlarının zarf halidir.

  The rabbit runs quickly.
 Tavşan hızlı koşar.
  The turtle walks slowly.
 Kamplumbağa yavaş yürür.
  Mary speaks quickly.
 Mary çabuk konuşur.

Fast düzensizdir. Zarf hali ile sıfat hali aynıdır.

  The teacher speaks fast.
 Öğretmen çabuk / hızlı konuşur.

 
Understand
Anlamak
easy (adj.)
 kolay (sıf.)
easily (adv.)
 kolaylıkla (zarf.)
understand - understood
 anlamak
  Susan speaks slowly. I understand her easily.      
 Susan yavaş konuşur. Onu kolayca anlarım.
  They understood perfectly.
 Onlar mükemmel anladı.

Adverbs / İngilizce Zarflar

Bu ünitemizde bazı zarfların cümle içinde değişik yerlerde kullanılışları hakkında çalışmalar yapacağız.
Zarflar cümledeki fiilleri etkileyen kelimelerdir. Bir cümlede bir zarf, ya doğrudan doğruya veya dolaylı olarak, o cümledeki fiili etkiler. Eğer bir zarf etkilemesini istediğimiz fiilin hemen dibinde kullanılırsa, o zarf, o fiili doğrudan doğruya etkiler. Unutmayalım ki bir zarf cümlede en hareketli kelimedir. Yani cümlenin her yerinde kullanılabilir. Ancak hangi kelimenin öncesinde kullanılmışsa önce o kelimeyi etkiler. Fakat eninde sonunda etkileme işi fiile ulaşır.

Only Sadece

Örneğin, bir zarf olan �only� (yalnızca, sadece) kelimesini ele alalım. Bu zarfı,

I eat apples in this room on Saturdays.
Ben bu odada Cumartesi günleri elma yerim.

Cümlesinde değişik yerlerde kullanalım. İlk önce öznenin başına getirelim.

Only I eat apples in this room on Saturdays.

Bu cümlenin Türkçesi bir tek şekilde doğrudur. �Cumartesi günleri bu odada sadece ben elma yerim� şeklindedir. Yani başkası yemez, sadece ben yerim.

İkinci örnekte �only� zarfını fiilden önce kullanalım.

I only eat apples in this room on Saturdays.

Bu cümlenin Türkçesi �Cumartesi günleri bu odada ben elmayı sadece yerim. Yani ben elmaları başka birşey yapmam. (Top gibi oynamam, pişirmem, satmam) sadece yerim.

Üçüncü örnekte �only� zarfını ise �direct object� (nesne) olan apples�dan önce kullanalım.

I eat only apples in this room on Saturdays.

Ben bu odada Cumartesi günleri sadece elma yerim. Ayva, armut yemem, sadece elma yerim demektir.

Dördüncü örnekte ise �only� zarfını �in this room�dan önce kullanalım.

I eat apples only in this room on Saturdays.

Ben Cumartesi günleri sadece bu odada elma yerim. Başka bir odada değil sadece bu odada yerim demektir.

Beşinci örnekte �only� zarfını �on Saturdays�den önce kullanalım.

I eat apples in this room only on Saturdays.

Ben bu odada elmayı sadece Cumartesi günleri yerim. Yani, Salı, Perşembe günleri yemem, sadece Cumartesi günleri yerim demektir.

Zarfların bu kullanışlarını öğrendikten sonra şimdi değişik bir zarf tipi öğreneceğiz.

Either-or Ya - ya da

Bu iki zarf, içinde çift unsur olan cümlelerde kullanılır. Bu çift olan unsurlar özne, fiil, nesne, dolaylı tümleç, yer zarfı, zaman zarfı olabilir.

Örneğin,

Kapıyı ya ben, ya da sen açmalısın.

Cümlesinde çift unsur öznelerdir. �Yarın ya gezeceğim, ya uyuyacağım� cümlesinde çift unsur fiillerdir. �Çocuklar ya parkta, ya deniz kıyısında oynayacaklar� cümlesinde çift unsur yer zarfıdır.

Bu tip cümlelerde �either-or� kullanılırken dikkat edilecek kural şudur. Çift olan unsurun birincisinden önce �either�, ikincisinden önce �or� kullanılır.

Önce bu çift unsur özneler olsun.

Either my father or I will go to London tomorrow.
Yarın Londra�ya ya babam gidecek, ya ben.

Either he or you broke the window.
Pencereyi ya sen kırdın, ya o.

Şimdi çift unsur fiiller olsun.

You will either swim or run tomorrow.
Yarın ya yüzeceksin, ya da koşacaksın.

Şimdi çift unsur nesne yani �direct object� olsun.

My father reads either book or newspaper.
Babam ya kitap okur, ya gazete.

We drink either milk or tea at breakfast.
Biz kahvaltıda ya süt içeriz, ya çay.

Şimdi çift unsur dolaylı tümleç olsun.

I must speak to either Ayşe or Fatma.
Ben ya Ayşe ile konuşmalıyım, ya Fatma ile.

Şimdi çift unsur yer zarfı olsun.

You will see Ayşe either in Konya or in Manisa.
Ayşe�yi ya Konya�da göreceksiniz, ya da Manisa�da.

Şimdi de çift unsur zaman zarfı olsun.

He will go to Ankara either on Sunday or on Monday.
O, Ankara�ya ya Pazar günü gidecek, ya Pazartesi.

Neither-nor Ne-ne de

�Neither� kelimesi �no� ve �either� kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir. �Nor� kelimesi de �no� ve �or� kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir.

�No� ile bağlanan kelimeler olumsuz anlam verirler. Bu iki kelime de bir cümlede kullanıldığı zaman, cümle olumlu kurulduğu halde olumsuz anlam verir.

Bu iki zarf az önce öğrendiğimiz �either-or� zarfları gibi çift unsurlu cümlelerde kullanılır. Ve olumsuz anlam verir.

Örneğin,

Neither my father nor I will go to London tomorrow.
Yarın Londra�ya ne babam gidecek, ne ben.

Neither he nor you broke the window.
Camı ne o kırdı, ne sen.

Neither my mother nor my father gives me pocket money.
Ne annem, ne babam bana cep harçlığı verir.

You will neither swim nor run tomorrow.
Yarın ne yüzeceksiniz, ne koşacaksınız.

My father reads neither book nor newspaper.
Babam ne kitap okur, ne gazete.

We drink neither milk nor tea at breakfast.
Biz kahvaltıda ne süt içeriz, ne de çay.

I must speak to neither Ayşe nor Fatma.
Ben, ne Ayşe ile konuşmalıyım, ne de Fatma ile.

You will see Ayşe neither in Konya nor in Manisa.
Ayşe�yi ne Konya�da göreceksiniz, ne de Manisa�da.

He will go to Ankara neither on Sunday nor on Monday.
O, Ankara�ya ne pazar günü gidecek, ne Pazartesi.

�Either� ve �neither� zarflarının başka bir kullanılış şekli daha vardır. Bu şekil olumsuz bir cümlede aynı sözlerin tekrarlanmasını önlemek için kullanılır. Örneğin,

Either:

Ali doesn�t speak English and Ayşe doesn�t speak English.
Ali İngilizce konuşmaz ve Ayşe İngilizce konuşmaz.

anlamına gelen bu cümleyi şu şekilde kuracağız.

Ali doesn�t speak English and Ayşe doesn�t either.
Ali İngilizce konuşmaz ve Ayşe�de. (konuşmaz)

anlamına gelmektedir.

He hasn�t read the book and I haven�t either.
Kitabı o da okumadı, ben de.

He can�t hear us and she can�t either.
Bizi o da duyamaz, o da.

Neither:

Bu zarfın kendisi olumsuz olduğu için kuracağımız cümleyi yine olumlu kuracağız.

Ali doesn�t speak English and neither does Ayşe.
Ali İngilizce konuşmaz, ne de Ayşe.
(Ne Ali İngilizce konuşur ne de Ayşe.)

He didn�t go and neither did I.
O gitmedi, ne de ben.
(Ne o gitti, ne de ben.)

I don�t smoke and neither does my brother.
Ben sigara içmem, ne de kardeşim.
(Ne ben sigara içerim, ne de kardeşim.)

Ayşe doesn�t like him and neither does Fatma.
Ayşe ondan hoşlanmaz, ne de Fatma.
(Ne Ayşe ondan hoşlanır, ne de Fatma.)

Şimdi size İngilizce�de özel durumları olan �idiomatic� bazı kullanışlardan bahsedeceğiz.

Somewhere Bir yer

Bu zarf aynı zamanda �some� gibi kullanılır.

Örnek,

I saw your bag somewhere.
Çantanızı bir yerde gördüm.

I left my bag somewhere.
Çantamı bir yerde bıraktım.


Anywhere Herhangi bir yer

�Any� gibi kullanılır.

Örnek,

Did you see my bag anywhere?
Çantamı herhangi bir yerde gördünüz mü?

Nowhere Hiçbir yer

Genellikle kısa cevaplarda kullanılır.

Örnek,

Where are you going?
Nereye gidiyorsunuz?

Nowhere.
Hiçbir yere.

Enough Yeterli

Bu zarf birlikte kullanıldığı sıfat veya zarftan sonra gelir.

Örnek,

She didn�t run quickly enough.
O, yeteri kadar çabuk koşmadı.

The house isn�t big enough.
Ev, yeteri kadar büyük değildir.

Fairly / Rather Az-çok / Oldukça

Her ikisi de aynı anlama gelirler. Fakat �fairly� zarfı daha çok hoşa giden sıfatlar ve zarflar ile kullanıldığı halde �rather� zarfı hoşa gitmeyen sıfatlar ve zarflar ile kullanılır.

Örnek,

This suitcase is fairly light, but that one is rather heavy.
Bu bavul oldukça hafif, fakat şu epeyce ağır.

Tom is fairly industrious, but John is rather lazy.
Tom oldukça çalışkandır, fakat John epeyce tembeldir.

Tom did fairly well in his exam, but John did rather badly.

Sınavda Tom epeyce iyi yaptı, fakat John�un sınavı oldukça kötü geçti.

�Rather� bazen hoşa giden sıfatlar ve zarflar ile de kullanılabilir. Fakat o zaman anlamı değişir. �Very� kelimesi ile aynı anlama gelir.

Örnek,

She is rather pretty.
O, çok güzeldir.

That boy is rather clever.
Şu çocuk pek akıllıdır.

�Rather� would yardımcı fiili ile birlikte kullanıldığı zaman tercih etmek anlamına gelir.

I would rather go out than stay here.
Burada kalmaktansa, dışarı çıksam daha iyi olur.

Quite Tam, oldukça

Birlikte kullanıldığı sıfata göre değişik iki anlam taşıyor.

1) Şimdi göreceğimiz örneklerde �bütünlük� ve �tam olma� anlamı taşıyor.

Örnek,

The glass is quite full.
Bardak tamamen doludur.

The glass is quite empty.
Bardak tamamen boştur.

2) Şimdi göreceğimiz örneklerde ise �oldukça� anlamı taşıyor.

Örnek,

He is quite a good player.
O, oldukça iyi bir oyuncudur.

That cheese is quite good.
Şu peynir oldukça iyidir.

Buradaki �oldukça iyi� ifadesi daha önce görmüş olduğumuz �fairly good� ifadesinden bir derece daha fazladır.


Too De, da, gereğinden fazla

Bu zarf da iki anlam taşır.

1) �Also� gibi �de, da� anlamına gelir.

Örnek,

Ayşe will go tomorrow, I will go too.


ADJECTIVES IN ENGLISH

İsimleri niteleyen sözcüklere sıfat (adjective) denir. Sıfatlar genel olarak isimlerden önce gelir ve ismin rengini tadını kokusunu ve durumunu bildirir.

He is an intelligent student. (O, zeki bir öğrencidir.)

She is a pretty girl. (O, güzel bir kızdır.)

İngilizce'de sıfatlar genellikle sonuna aldıkları eklerle tanınabilir. Belli başlı sıfatlar aşağıda verilmiştir:
-al:     typical (tipik), special (özel), international (uluslararası), industrial (endüstriyel), mental (zihinsel), physical (fiziksel), general (genel)
-ant:     pleasant (hoş, samimi, memnun), significant (önemli), tolerant (hoşgörülü), variant (varyant, değişiklik gösteren)
-ent:     different (farklı), patient (sabırlı), sufficient (yeterli), excellent (harika), frequent (sık)
-ous:     serious (ciddi), anxious (endişeli, kaygılı), nervous (sinirli, gergin), dangerous (tehlikeli), obvious (apaçık, açık, belirli), famous (meşhur), conscious (endişeli)
-ic:     horrific (korkunç) , democratic (demokratik), scientific (bilimsel), platonic (platonik), sympathetic (sempatik), basic (temel)
-y:     dirty (kirli), dusty (tozlu), messy (dağınık), noisy (gürültülü), sandy (kumsal), stony (taşlı), rocky (kayalık), healthy (sağlıklı), hungry (aç), angry (sinirli)
-ive:     active (faal, hareketli), passive (pasif), attractive (çekici, cazibeli), expensive (pahalı)
-able:     comfortable (rahat), enjoyable (eğlenceli, neşeli), fashionable (modaya uygun)
-ible:     possible (mümkün), horrible (korkunç)
-ful:     useful (faydalı), careful (dikkatli), beautiful (güzel), skilful (becerikli), grateful (memnun), faithful (inançlı)
-less:     useless (faydasız, yarasız), careless (dikkatsiz), breathless (nefessiz)
-ed:     bored (canı sıkılmış, bıkkın, usanmış), tired (yorgun), surprised (şaşırmış), worried (endişelenmiş), confused (kafası karışmış), excited (heyecanlı)
-ing:     interesting (ilgi çekici), boring (sıkıcı, usandırıcı), tiring (yorucu), surprising (şaşırtıcı), worrying (endişelendirici), confusing (kafa karıştırıcı), exciting (heyecan verici)

Yukardaki tabloda verilenlerin dışında her hangi bir ek almadan kullanılan sıfatlar da vardır:

good (iyi), fast (hızlı), pretty (güzel), big (büyük), small (küçük), tall (uzun), great (büyük), long (uzun), large (geniş), hard (sert, zor) gibi sıfatlar bunlara örnek verilebilir..
 
Sıfatlar / Adjectives / ingilizce Dersi

ingilizce Türkçe Sözlük de bir sıfat bir isim ya da zamiri niteleyen bir sözcüktür.Adjective'ler varlıkların renklerini ,biçimlerini ,durumlarını , miktar ve sayılarını , nasıl olduklarını belirtirler.

Sıfatlar genelde " being verb / linking verb " lerden sonra ve niteledikleri isim ve zamirlerden önce gelirler. What kind of , which one , how , how much ,how many gibi soruların yanıtını verirler.

Aşağıda sıfatlarla ilgili bazı özellikler verilmiştir :

1- Önlerine getirilek olumsuzluk veren ön eklerle ( prefix ) , çoğu sıfat olumsuz hale getirilebilir .

un ön eki alan fiillere bazı örnekler :
happy     mutlu     necessary     gerekli
unhappy     mutsuz     unnecessary     gereksiz
clean
    temiz     kind     nazik
unclean     pis     unkind     kaba

dis ön eki alan fiillere bazı örnekler :

respectful
    saygılı     honest     şerefli
disrespectful     saygısız     dishonest     şerefsiz
loyal     sadık     interested     ilgili
disloyal     sadakatsiz     disinterested     ilgisiz

in ön eki alan fiillere bazı örnekler :
formal     resmi     direct     direk
informal     resmi olmayan     indirect     dolaylı
active     hareketli     expensive     pahalı
inactive     hareketsiz     inexpensive     ucuz

il ön eki alan fiillere bazı örnekler :

literate     tahsilli     logical     mantıklı
illiterate     tahsilsiz     illogical     mantıksız

im ön eki alan fiillere bazı örnekler :
mortal     ölümlü     pratical     pratik
immortal     ölümsüz     impratical     elverişsiz
possible     mümkün     mobile     taşınır
impossible     imkansız     immobile     taşınmaz

ir ön eki alan fiillere bazı örnekler :
regular     düzenli     responsible     sorumlu
irregular     düzensiz     irresponsible     sorumsuz

 


2- Fiilin sonuna - ing konmuş presen participle hali veya fiiliin 3. şekli olan past particible hali çoğunlukla bir sıfat ( adjective ) olarak kullanılabilir.


a - Fiilin present particible şekliyle ismi niteler :

Örnek ( example ) :
boilling water : kaynayan su

i need some boilling water to make tea.


b- Fiilin past particible şekliyle ismi etkiler :

Örnek ( example ) :
baked potato : pişmiş patates

Do you like baked potatos ?

3- Bazı sözcüklere eklenen son eklerle ( suffix ) adjective elde edriz.Bu son ekler isimleri ve fiilleri adjective yaparlar.


Örnekler ( examples ) :
to drink     içmek     life     hayat
drinkable     içilebilir     lifeless     cansız
care     özen     help     yardım
careful     dikkatli     helpful     yardım sever

No & Not

No bir sıfattır ve isimleri niteler.

Örnek ( example ) :
There were no books on the table.
I have no time to waste.

Not bir zarftır ve fiilleri niteler.

Örnek ( example ) :
She does not speak French.
Not many people work on Sundays.

Sıfatlar
ADJECTIVES
 

İsmi niteleyen kelimelere sıfat (adjective) denir. Sıfatlar cümle içinde tek başlarına kullanılabilecekleri gibi sıfat grubu olarak da kullanılabilirler. Birden fazla sıfat bir arada kullanıldığında diziliş sıralarını aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:

1.  adjectives which express judgments and attitudes (lovely, perfect, wonderful, nice, etc.)

2.  size, length and height (big, wide, short, etc.)

3.  shape (square, oval, round, etc.)

4.  colour (red, brown, etc.)

5.  origin (Spanish, French, etc.)

6.  material (wooden, glass, etc.)

7.  purpose (jogging shoes, tea pot, etc.)

 

Bazı sıfatları sonlarına aldıkları eklere göre sınıflandırmak mümkündür. Aşağıdaki tabloya bir göz atalım.       

-able/-ible
   

achievable, capable, illegible, remarkable

-al
   

biographical, functional, internal, logical

-ful
   

beautiful, careful, grateful, harmful

-ic
   

cubic, manic, rustic, terrific

-ive
   

attractive, dismissive, inventive, persuasive

-less
   

breathless, careless, groundless, restless

-ous
   

courageous, dangerous, disastrous, fabulous

 

Ancak yukarıdaki tabloda yer almayan sıfat sayısı da oldukça fazladır. Bu sıfatların yukarıdaki tablodaki gibi tipik bir yapısı yoktur.  Bu sıfatlardan bazıları aşağıdaki gibidir.

bad 
bright 
clever 
cold 
common 
complete 
dark 
deep 
difficult
   

distant 
elementary 
good 
great 
honest 
hot 
main 
morose 
old
   

quiet 
real 
red 
silent 
simple 
strange 
wicked 
wide 
young

Bazı sıfatların present participle ve past participle yapıları vardır. Present Participle, fiilin sonuna gelen ‘–ing’ takısıyla, past participle ise fiilin sonuna ‘–ed’ takısı getirilerek oluşturulur. ‘–ing’ ile oluşturulan sıfatlar, o şeklide bir duyguya kapılmamızın sebebini ortaya koyarken ‘–ed’ ile biten sıfatlar olaydan etkilenen kişi olarak durumumuzu anlatır.

Cause of feeling                                       Receiver of feeling

alarming                                                alarmed

amusing                                                amused

boring                                                   bored

concerning                                             concerned

confusing                                               confused

embarrassing                                          embarrassed

encouraging                                            encouraged

entertaining                                            entertained

exciting                                                  excited

exhausting                                             exhausted

frightening                                              frightened

frustrating                                              frustrated

interesting                                              interested

overwhelming                                         overwhelmed

pleasing                                                 pleased

relaxing                                                 relaxed

satisfying                                               satisfied

shocking                                                shocked

surprising                                               surprised

terrifying                                                terrified

tiring                                                     tired

        

The show was entertaining.      -    The children were entertained.

House chores are tiring.    -  She is tired.

Bazı durumlarda düzensiz fiillerin 3. halleri de sıfat gibi kullanılabilir.

 Örnek:broken arrow, torn clothes, sunk ship, sold car, drunk people, hurt feelings

Adjectives
İngilizce Sıfatlar

Sıfatlar, isimlerin nitelik ve niceliklerini bildiren kelimelerdir. Varlıkların nasıl olduklarını, sayılarını bildirirler, yerlerini Işaret eder ve isimlerden önce gelirler.
1) NİTELEME SIFATLARI: Varlıkların renklerini, biçimlerini, durumlarını gösterirler.
 
Little
   

 Küçük
Red
   
 Kırmızı
Large
   
 Geniş
 
a little bird        küçük bir kuş
a red apple       kırmızı bir elma
a large room     geniş bir oda

2) BELİRTME SIFATLARI: Dört çeşittir. Varlıkların niceliklerini bildirirler.

   1. İŞARET SIFATLARI:

 This      Bu
 That      Şu
 These      Bunlar
 Those      Şunlar
 
This man            Bu adam
That duck           Şu ördek
These ducks       Bu ördekler
Those pencils     Şu kalemler

Sayı Sıfatları ve Belgisiz Sıfatlar


   2. SAYI SIFATLARI:

one two three ten twenty first second third

bir iki üç on yirmi birinci ikinci üçüncü 

Two books             İki kitap
Second class         İkinci sınıf
First examination   Birinci sınav

   3. BELGİSİZ SIFATLAR: (Belirsiz sıfatlar)

Every
   
Her
Any
   
Hiç
Some
   
Bazı

Every body     Herkes
Every where   Her yer
Any body        Herhangi bir kimse
Some one        Herhangi biri
Some books    Bazı kitaplar

Soru Sıfatları ve İyelik sıfatları

   4. SORU SIFATLARI:

Which 
   
Hangi
What
   
Ne
How many
   
Kaç tane
How much
   
Ne kadar

Which book?           Hangi kitap?
How many books?   Kaç tane kitap?
How much money?  Ne kadar para?

At what time?         Ne zaman?

   6. İYELİK SIFATLARI: Bu sıfatlar birşeyin birisine ait olduğunu bildirirler.

My book
Benim kitabım

Its tail
Onun kuyruğu

Your father
Senin baban 

Our mother
Bizim annemiz

His money
Onun parası

Your house
Sizin eviniz

Her cat
Onun kedisi 

Their car
Onların otomobili

Sıfatların Dereceleri

İngilizcede niteleme sıfatları düzenli ve düzensiz olarak, yani kurallı veya kuralsız olarak iki şekilde derecelendirilebilir. Düzenli olanları daha ileri derecelendirebilmek için normal sıfatların sonuna “er” getirilir. En ileri dereceler içinse normal sıfatların sonuna “est”, ve başına da mutlaka “the article” getirilir.
Normal     Daha ileri derecede     En ileri derecede
long     uzun     longer     daha uzun     the longest     en uzun
rich     zengin     richer     daha zengin     the richest     en zengin
hot     sıcak     hotter     daha sıcak     the hottest     en sıcak
great     büyük     greater     daha büyük     the greatest     en büyük
big     büyük     bigger     daha büyük     the biggest     en büyük
large     geniş     larger     daha geniş     the largest     en geniş
wet     ıslak     wetter     daha ıslak     the wettest     en ıslak
wide     geniş     wider     daha geniş     the widest     en geniş
tall     uzun     taller     daha uzun     the tallest     en uzun
high     yüksek     higher     daha yüksek     the highest     en yüksek
hard     katı     harder     daha katı     the hardest     en katı
light     hafif     lighter     daha hafif     the lightest     en hafif
bright     parlak     brighter     daha parlak     the brightest     en parlak
cheap     ucuz     cheaper     daha ucuz     the cheapest     en ucuz
ripe     olgun     riper     daha olgun     the ripest     en olgun
narrow     dar     narrower     daha dar     the narrowest     en dar
strong     kuvvetli     stronger     daha kuvvetli     the strongest     en kuvvetli

NOT: “great” değer bakımından büyük, “big” hacim bakımından büyüktür. “Large” iri anlamında geniş, “wide” ise en olarak geniştir.

İki heceden daha uzun olan sıfatları daha ileri dereceye çevirmek için başına “more” edatı getirilir. En ileri dereceye çevirmek için ise sıfatın başına “the most” edatı getirilir.
 
beautiful                 güzel
 
important               önemli

necessary               lüzumlu 
more beautiful       daha güzel           the most beautiful           en güzel
 
more important      daha önemli         the most important         en önemli

more necessary      daha lüzumlu       the most necessary        en lüzumlu

İleri ve en ileri dereceye çevrilirken belirli bir kurala bağlı olmayan yani düzensiz şekilde değişen sıfatları:
good     iyi             better          daha iyi              the best           en iyi
 
bad      kötü          worse         daha kötü           the worst          en kötü
 
much    fazla          more          daha fazla           the most          en fazla
 
many    fazla          more          daha fazla           the most          en fazla

little      az             less            daha az               the least          en az 

NOT: “Much” sayılamayan varlıklar, “many” ise sayılabilenler için kullanılır.


Sıfatların Cümle İçindeki Yeri

Sıfatlar cümle içinde tek başlarına özne (subject) yani işi yapan olamaz. Özne daima isim olur. Sıfatlar isim olan bir öznenin baş tarafında bulunurlar ve o ismi süslerler. 

A boy is sleeping in the room.
Bir çocuk odada uyuyor. 

A young boy is sleeping in the room.
Genç bir çocuk odada uyuyor. 

A book is on the table.
Bir kitap masanın üzerindedir. 

A green book is on the table.
Yeşil bir kitap masanın üzerindedir.

 

NOT:
Bir veya herhangi bir anlamına kullanılan “a” veya “an” hiçbir zaman sıfatlarla ismin arasına giremez. Yani Türkçedeki gibi, iyi bir adam “good a man” olamaz, iyi bir adam demek istenirse, mutlaka,
a good man                     iyi bir adam
 
a beautiful girl                güzel bir kız

an historical building      tarihi bir bina,  denmesi gerekir.

Sıfatlar isim cümlelerinde “direct object” (nesne) olarak tek başına da bulunabilirler. Bu durumda bir isimle birleşip, sıfat tamlaması olarak kullanılmaları gerekmez. 

Ali is clever.  The coat is wet
Ali akıllıdır.  Palto ıslaktır.

She is old.  Apples are ripe.
O yaşlıdır.  Elmalar olgundur. 

They are happy. This river is deep.
Onlar mutludur.  Bu nehir derindir.

We are young.  Elephants are heavy.
Biz genciz.  Filler ağırdırlar. 

I am thirsty.  The tea is hot.
Ben susadım.  Çay sıcaktır.

My father is fat. These roses are red.
Babam şIşmandır. Bu güller kırmızıdırlar. 

The book is white. These flowers are beautiful.
Kitap beyazdır.  Bu çiçekler güzeldirler.


Sıfatların Cümle İçindeki Kullanışları

Last night the stars were very bright.
Dün gece yıldızlar çok parlaktı. 

A large car can not pass through a narrow road.
Geniş bir otomobil dar yoldan geçemez. 

We like hot tea.
Biz sıcak çay severiz. 

I don’t like cold water.
Soğuk su sevmem. 

I am fat.
Ben şişmanım. 

I am a fat boy.
Ben şişman bir çocuğum. 

Şimdi birbirine eş değerde sıfatlara sahip iki ismin karşılaştırmasını gösteren karşılaştırma cümlelerini görelim. 
A
   
is
   
as
   
sıfat
   
as
   
B

Ahmet is as fat as Mehmet.
Ahmet, Mehmet kadar şişmandır. 

Ayşe is as beautiful as Fatma.
Ayşe, Fatma kadar güzeldir. 

Olumsuzlarda, 

Ayşe is not as beautiful as Fatma. v
Veya “as” yerine “so” da kullanılabilir ve, 

Ayşe is not so beautiful as Fatma.
Ayşe, Fatma kadar güzel değildir. Olabilir. 

Soruda da aynı iki şekil uygulanabilir. 

Is Ayşe as beautiful as Fatma?

Veya

Is Ayşe so beautiful as Fatma?
Ayşe, Fatma kadar güzel midir?

Sıfatların Birbirleri ile Karşılaştırılmaları

Birbirinden Daha İleri Derecede Sıfatlara Sahip İki İsmin Karşılaştırmalı Çatısı

 
A     is     ileri derecede sıfat     than     B     A

Ayşe is more beautiful than Fatma.
Ayşe, Fatma’dan daha güzeldir. 

My father is fatter than your father.
Benim babam, senin babandan daha şişmandır. 

İstanbul is larger than Ankara.
İstanbul, Ankara’dan daha geniştir (büyük). 

John is taller than Henry.
John, Henry’den daha uzundur. 

My pencil is longer than your pencil.
Benim kalemim, senin kaleminden daha uzundur. 

Ali is not younger than Ahmet.
Ali, Ahmet’den daha genç değildir.

Are they more beautiful than these?
Onlar, bunlardan daha güzel midirler? 

Birkaç ismin içinden en ileri derecede sıfata sahip karşılaştırma cümleleri:
A     is     en ileri derecede sıfat     B     in     C
 

Antalya is the hottest city in Turkey.
Antalya Türkiye’de en sıcak şehirdir. 

Istanbul is the largest city in Turkey.
İstanbul Türkiye’de en büyük şehirdir. 

My father is the tallest man in our village.
Babam bizim köyde en uzun adamdır.

Is he the fattest man in this office?
O, bu büroda en şişman adam mıdır?

Who is the most beautiful girl in this class?
Bu sınıfta en güzel kız kimdir?

Where is the most expensive cheese?
En pahalı peynir nerededir?
Who is the tallest girl in this town?
Bu kasabada en uzun kız kimdir?

ADJECTIVES IN ENGLISH

İsimleri niteleyen sözcüklere sıfat (adjective) denir. Sıfatlar genel olarak isimlerden önce gelir ve ismin rengini tadını kokusunu ve durumunu bildirir.

He is an intelligent student. (O, zeki bir öğrencidir.)

She is a pretty girl. (O, güzel bir kızdır.)

İngilizce'de sıfatlar genellikle sonuna aldıkları eklerle tanınabilir. Belli başlı sıfatlar aşağıda verilmiştir:

-al: typical (tipik), special (özel), international (uluslararası), industrial (endüstriyel), mental (zihinsel), physical (fiziksel), general (genel)
-ant: pleasant (hoş, samimi, memnun), significant (önemli), tolerant (hoşgörülü), variant (varyant, değişiklik gösteren)
-ent: different (farklı), patient (sabırlı), sufficient (yeterli), excellent (harika), frequent (sık)
-ous: serious (ciddi), anxious (endişeli, kaygılı), nervous (sinirli, gergin), dangerous (tehlikeli), obvious (apaçık, açık, belirli), famous (meşhur), conscious (endişeli)
-ic: horrific (korkunç) , democratic (demokratik), scientific (bilimsel), platonic (platonik), sympathetic (sempatik), basic (temel)
-y: dirty (kirli), dusty (tozlu), messy (dağınık), noisy (gürültülü), sandy (kumsal), stony (taşlı), rocky (kayalık), healthy (sağlıklı), hungry (aç), angry (sinirli)
-ive: active (faal, hareketli), passive (pasif), attractive (çekici, cazibeli), expensive (pahalı)
-able: comfortable (rahat), enjoyable (eğlenceli, neşeli), fashionable (modaya uygun)
-ible: possible (mümkün), horrible (korkunç)
-ful: useful (faydalı), careful (dikkatli), beautiful (güzel), skilful (becerikli), grateful (memnun), faithful (inançlı)
-less: useless (faydasız, yarasız), careless (dikkatsiz), breathless (nefessiz)
-ed: bored (canı sıkılmış, bıkkın, usanmış), tired (yorgun), surprised (şaşırmış), worried (endişelenmiş), confused (kafası karışmış), excited (heyecanlı)
-ing: interesting (ilgi çekici), boring (sıkıcı, usandırıcı), tiring (yorucu), surprising (şaşırtıcı), worrying (endişelendirici), confusing (kafa karıştırıcı), exciting (heyecan verici)

Yukardaki tabloda verilenlerin dışında her hangi bir ek almadan kullanılan sıfatlar da vardır:

good (iyi), fast (hızlı), pretty (güzel), big (büyük), small (küçük), tall (uzun), great (büyük), long (uzun), large (geniş), hard (sert, zor) gibi sıfatlar bunlara örnek verilebilir..

 
Sıfatlar / Adjectives / ingilizce Dersi

ingilizce Türkçe Sözlük de bir sıfat bir isim ya da zamiri niteleyen bir sözcüktür.Adjective'ler varlıkların renklerini ,biçimlerini ,durumlarını , miktar ve sayılarını , nasıl olduklarını belirtirler.

Sıfatlar genelde " being verb / linking verb " lerden sonra ve niteledikleri isim ve zamirlerden önce gelirler. What kind of , which one , how , how much ,how many gibi soruların yanıtını verirler.

Aşağıda sıfatlarla ilgili bazı özellikler verilmiştir :

1- Önlerine getirilek olumsuzluk veren ön eklerle ( prefix ) , çoğu sıfat olumsuz hale getirilebilir .

un ön eki alan fiillere bazı örnekler :

happy mutlu necessary gerekli
unhappy mutsuz unnecessary gereksiz
clean
temiz kind nazik
unclean pis unkind kaba

dis ön eki alan fiillere bazı örnekler :

respectful

saygılı honest şerefli
disrespectful saygısız dishonest şerefsiz
loyal sadık interested ilgili
disloyal sadakatsiz disinterested ilgisiz

in ön eki alan fiillere bazı örnekler :

formal resmi direct direk
informal resmi olmayan indirect dolaylı
active hareketli expensive pahalı
inactive hareketsiz inexpensive ucuz

il ön eki alan fiillere bazı örnekler :

literate tahsilli logical mantıklı
illiterate tahsilsiz illogical mantıksız

im ön eki alan fiillere bazı örnekler :

mortal ölümlü pratical pratik
immortal ölümsüz impratical elverişsiz
possible mümkün mobile taşınır
impossible imkansız immobile taşınmaz

ir ön eki alan fiillere bazı örnekler :

regular düzenli responsible sorumlu
irregular düzensiz irresponsible sorumsuz

 


2- Fiilin sonuna - ing konmuş presen participle hali veya fiiliin 3. şekli olan past particible hali çoğunlukla bir sıfat ( adjective ) olarak kullanılabilir.


a - Fiilin present particible şekliyle ismi niteler :

Örnek ( example ) :
boilling water : kaynayan su

i need some boilling water to make tea.


b- Fiilin past particible şekliyle ismi etkiler :

Örnek ( example ) :
baked potato : pişmiş patates

Do you like baked potatos ?

3- Bazı sözcüklere eklenen son eklerle ( suffix ) adjective elde edriz.Bu son ekler isimleri ve fiilleri adjective yaparlar.


Örnekler ( examples ) :

to drink içmek life hayat
drinkable içilebilir lifeless cansız
care özen help yardım
careful dikkatli helpful yardım sever

No & Not

No bir sıfattır ve isimleri niteler.

Örnek ( example ) :
There were no books on the table.
I have no time to waste.

Not bir zarftır ve fiilleri niteler.

Örnek ( example ) :
She does not speak French.
Not many people work on Sundays.

Sıfatlar
ADJECTIVES
 

İsmi niteleyen kelimelere sıfat (adjective) denir. Sıfatlar cümle içinde tek başlarına kullanılabilecekleri gibi sıfat grubu olarak da kullanılabilirler. Birden fazla sıfat bir arada kullanıldığında diziliş sıralarını aşağıdaki gibi özetleyebiliriz: 

1.  adjectives which express judgments and attitudes (lovely, perfect, wonderful, nice, etc.)

2.  size, length and height (big, wide, short, etc.)

3.  shape (square, oval, round, etc.)

4.  colour (red, brown, etc.)

5.  origin (Spanish, French, etc.)

6.  material (wooden, glass, etc.)

7.  purpose (jogging shoes, tea pot, etc.)

 

Bazı sıfatları sonlarına aldıkları eklere göre sınıflandırmak mümkündür. Aşağıdaki tabloya bir göz atalım.        

-able/-ible

achievable, capable, illegible, remarkable

-al

biographical, functional, internal, logical

-ful

beautiful, careful, grateful, harmful

-ic

cubic, manic, rustic, terrific

-ive

attractive, dismissive, inventive, persuasive

-less

breathless, careless, groundless, restless

-ous

courageous, dangerous, disastrous, fabulous

  

Ancak yukarıdaki tabloda yer almayan sıfat sayısı da oldukça fazladır. Bu sıfatların yukarıdaki tablodaki gibi tipik bir yapısı yoktur.  Bu sıfatlardan bazıları aşağıdaki gibidir. 

bad  
bright  
clever  
cold  
common  
complete  
dark  
deep  
difficult

distant  
elementary  
good  
great  
honest  
hot  
main  
morose  
old

quiet  
real  
red  
silent  
simple  
strange  
wicked  
wide  
young

Bazı sıfatların present participle ve past participle yapıları vardır. Present Participle, fiilin sonuna gelen ‘–ing’ takısıyla, past participle ise fiilin sonuna ‘–ed’ takısı getirilerek oluşturulur. ‘–ing’ ile oluşturulan sıfatlar, o şeklide bir duyguya kapılmamızın sebebini ortaya koyarken ‘–ed’ ile biten sıfatlar olaydan etkilenen kişi olarak durumumuzu anlatır. 

Cause of feeling                                       Receiver of feeling

alarming                                                alarmed

amusing                                                amused

boring                                                   bored

concerning                                             concerned

confusing                                               confused

embarrassing                                          embarrassed

encouraging                                            encouraged

entertaining                                            entertained

exciting                                                  excited

exhausting                                             exhausted

frightening                                              frightened

frustrating                                              frustrated

interesting                                              interested

overwhelming                                         overwhelmed

pleasing                                                 pleased

relaxing                                                 relaxed

satisfying                                               satisfied

shocking                                                shocked

surprising                                               surprised

terrifying                                                terrified

tiring                                                     tired

         

The show was entertaining.      -    The children were entertained.

House chores are tiring.    -  She is tired.

Bazı durumlarda düzensiz fiillerin 3. halleri de sıfat gibi kullanılabilir.

 Örnek:broken arrow, torn clothes, sunk ship, sold car, drunk people, hurt feelings

Adjectives
İngilizce Sıfatlar

Sıfatlar, isimlerin nitelik ve niceliklerini bildiren kelimelerdir. Varlıkların nasıl olduklarını, sayılarını bildirirler, yerlerini Işaret eder ve isimlerden önce gelirler. 

1) NİTELEME SIFATLARI: Varlıkların renklerini, biçimlerini, durumlarını gösterirler. 
 
Little

 Küçük

Red
 Kırmızı
Large
 Geniş
 
a little bird        küçük bir kuş
a red apple       kırmızı bir elma
a large room     geniş bir oda 

2) BELİRTME SIFATLARI: Dört çeşittir. Varlıkların niceliklerini bildirirler. 

  1. İŞARET SIFATLARI:

 This  Bu
 That  Şu
 These  Bunlar
 Those  Şunlar
  

This man            Bu adam
That duck           Şu ördek
These ducks       Bu ördekler
Those pencils     Şu kalemler

Sayı Sıfatları ve Belgisiz Sıfatlar


  1. SAYI SIFATLARI:
one two three ten twenty first second third

bir iki üç on yirmi birinci ikinci üçüncü  

Two books             İki kitap
Second class         İkinci sınıf
First examination   Birinci sınav

  1. BELGİSİZ SIFATLAR: (Belirsiz sıfatlar)
Every
Her
Any
Hiç 
Some
Bazı 

Every body     Herkes
Every where   Her yer
Any body        Herhangi bir kimse
Some one        Herhangi biri
Some books    Bazı kitaplar

Soru Sıfatları ve İyelik sıfatları

  1. SORU SIFATLARI:
Which  
Hangi 
What
Ne
How many
Kaç tane
How much
Ne kadar

Which book?          
Hangi kitap?
How many books?   Kaç tane kitap?
How much money?  Ne kadar para?

At what time?         Ne zaman?

  1. İYELİK SIFATLARI: Bu sıfatlar birşeyin birisine ait olduğunu bildirirler.

My book 
Benim kitabım

Its tail 
Onun kuyruğu 

Your father
Senin baban  

Our mother 
Bizim annemiz 

His money 
Onun parası

Your house 
Sizin eviniz 

Her cat
Onun kedisi  

Their car 
Onların otomobili

Sıfatların Dereceleri

İngilizcede niteleme sıfatları düzenli ve düzensiz olarak, yani kurallı veya kuralsız olarak iki şekilde derecelendirilebilir. Düzenli olanları daha ileri derecelendirebilmek için normal sıfatların sonuna “er” getirilir. En ileri dereceler içinse normal sıfatların sonuna “est”, ve başına da mutlaka “the article” getirilir. 

Normal Daha ileri derecede En ileri derecede
long uzun longer daha uzun the longest en uzun
rich zengin richer daha zengin the richest en zengin
hot sıcak hotter daha sıcak the hottest en sıcak
great büyük greater daha büyük the greatest en büyük
big büyük bigger daha büyük the biggest en büyük
large geniş larger daha geniş the largest en geniş
wet ıslak wetter daha ıslak the wettest en ıslak
wide geniş wider daha geniş the widest en geniş
tall uzun taller daha uzun the tallest en uzun
high yüksek higher daha yüksek the highest en yüksek
hard katı harder daha katı the hardest en katı
light hafif lighter daha hafif the lightest en hafif
bright parlak brighter daha parlak the brightest en parlak
cheap ucuz cheaper daha ucuz the cheapest en ucuz
ripe olgun riper daha olgun the ripest en olgun
narrow dar narrower daha dar the narrowest en dar
strong kuvvetli stronger daha kuvvetli the strongest en kuvvetli

NOT: “great” değer bakımından büyük, “big” hacim bakımından büyüktür. “Large” iri anlamında geniş, “wide” ise en olarak geniştir.

İki heceden daha uzun olan sıfatları daha ileri dereceye çevirmek için başına “more” edatı getirilir. En ileri dereceye çevirmek için ise sıfatın başına “the most” edatı getirilir.

beautiful                 güzel
  
important               önemli 

necessary               lüzumlu  

more beautiful       daha güzel           the most beautiful           en güzel
 
more important      daha önemli         the most important         en önemli 

more necessary      daha lüzumlu       the most necessary        en lüzumlu 

İleri ve en ileri dereceye çevrilirken belirli bir kurala bağlı olmayan yani düzensiz şekilde değişen sıfatları: 

good     iyi             better          daha iyi              the best           en iyi
 
bad      kötü          worse         daha kötü           the worst          en kötü
 
much    fazla          more          daha fazla           the most          en fazla
 
many    fazla          more          daha fazla           the most          en fazla 

little      az             less            daha az               the least          en az  

NOT: “Much” sayılamayan varlıklar, “many” ise sayılabilenler için kullanılır.

 

Sıfatların Cümle İçindeki Yeri

Sıfatlar cümle içinde tek başlarına özne (subject) yani işi yapan olamaz. Özne daima isim olur. Sıfatlar isim olan bir öznenin baş tarafında bulunurlar ve o ismi süslerler.  

A boy is sleeping in the room.
Bir çocuk odada uyuyor.  

A young boy is sleeping in the room.
Genç bir çocuk odada uyuyor.  

A book is on the table.
Bir kitap masanın üzerindedir.  

A green book is on the table.
Yeşil bir kitap masanın üzerindedir.

 

NOT: 
Bir veya herhangi bir anlamına kullanılan “a” veya “an” hiçbir zaman sıfatlarla ismin arasına giremez. Yani Türkçedeki gibi, iyi bir adam “good a man” olamaz, iyi bir adam demek istenirse, mutlaka, 

a good man                     iyi bir adam
 
a beautiful girl                güzel bir kız 

an historical building      tarihi bir bina,  denmesi gerekir. 

Sıfatlar isim cümlelerinde “direct object” (nesne) olarak tek başına da bulunabilirler. Bu durumda bir isimle birleşip, sıfat tamlaması olarak kullanılmaları gerekmez.  

Ali is clever.  The coat is wet
Ali akıllıdır.  Palto ıslaktır. 

She is old.  Apples are ripe.
O yaşlıdır.  Elmalar olgundur.  

They are happy. This river is deep.
Onlar mutludur.  Bu nehir derindir. 

We are young.  Elephants are heavy.
Biz genciz.  Filler ağırdırlar.  

I am thirsty.  The tea is hot.
Ben susadım.  Çay sıcaktır. 

My father is fat. These roses are red.
Babam şIşmandır. Bu güller kırmızıdırlar.  

The book is white. These flowers are beautiful.
Kitap beyazdır.  Bu çiçekler güzeldirler.

 

Sıfatların Cümle İçindeki Kullanışları

Last night the stars were very bright.
Dün gece yıldızlar çok parlaktı.  

A large car can not pass through a narrow road.
Geniş bir otomobil dar yoldan geçemez.  

We like hot tea.
Biz sıcak çay severiz.  

I don’t like cold water.
Soğuk su sevmem.  

I am fat.
Ben şişmanım.  

I am a fat boy.
Ben şişman bir çocuğum.  

Şimdi birbirine eş değerde sıfatlara sahip iki ismin karşılaştırmasını gösteren karşılaştırma cümlelerini görelim.  

A
is
as
sıfat
as
B

Ahmet is as fat as Mehmet.
Ahmet, Mehmet kadar şişmandır.  

Ayşe is as beautiful as Fatma.
Ayşe, Fatma kadar güzeldir.  

Olumsuzlarda,  

Ayşe is not as beautiful as Fatma. v
Veya “as” yerine “so” da kullanılabilir ve,  

Ayşe is not so beautiful as Fatma.
Ayşe, Fatma kadar güzel değildir. Olabilir.  

Soruda da aynı iki şekil uygulanabilir.  

Is Ayşe as beautiful as Fatma?

Veya 

Is Ayşe so beautiful as Fatma?
Ayşe, Fatma kadar güzel midir?

Sıfatların Birbirleri ile Karşılaştırılmaları

Birbirinden Daha İleri Derecede Sıfatlara Sahip İki İsmin Karşılaştırmalı Çatısı

 

A is ileri derecede sıfat than B A

Ayşe is more beautiful than Fatma.
Ayşe, Fatma’dan daha güzeldir.  

My father is fatter than your father.
Benim babam, senin babandan daha şişmandır.  

İstanbul is larger than Ankara.
İstanbul, Ankara’dan daha geniştir (büyük).  

John is taller than Henry.
John,

SINGULAR/PLURAL

İngilizce'de isimler (nouns), countable ve uncountable diye ikiye ayrılır. Yani sayılabilir ve sayılamaz isimler... Sayılabilir isimler singular (tekil) ve plural (çoğul) halde kullanılabilir. Ancak sayılamaz isimler, daima yalın halde tekil olarak kullanılmalıdır.

İngilizce'de sayılabilir isimler, sonuna aldıkları -s ve -es ekleriyle çoğul olurlar.

1) Sonu "o" ile biten isimler (-es) alır: potato - potatoes

2) Sonu "x" ile biten isimler (-es) alır: fox - foxes

3) Sonu "s" ile biten isimler (-es) alır: glass - glasses

4) Sonu "f/fe" ile biten isimler (-ves) alır: wolf - wolves

5) Sonu "y" ile biten isimlerde bir önceki harf de sessiz ise "y" düşer ve (-ies) eki gelir: story - stories, city - cities gibi...

6) Sonu "ch/sh" ile biten isimler (-es) alır: dish -  watches

7) Bunlar dışında kalan diğer isimler (-s) alır: books, kids, pecils gibi...

 

Ancak -s veya -es eki almayan istisnai durumlar da mevcuttur; bunlardan bazı örnekler:

man (adam) - men (adamlar)

woman (kadın) - women (kadınlar)

person (kişi) - people (insanlar)

tooth (diş) - teeth (dişler)

foot (ayak) - feet (ayaklar)

mouse (fare) - mice (fareler)

fish (balık) - fish (balıklar)

sheep (koyun) - sheep (koyunlar)

ox (öküz) - oxen (öküzler)

goose (kaz) - geese (kazlar)

this (bu) - these (bunlar)

that (şu) - those (şunlar)

PLURAL FORMS OF NOUNS
(İSİMLERİN ÇOĞUL HALLERİ)


a)Çoğu isimin sonuna –s & -es takıları getirilir.

Singular Plural :
boat  - boats
hat -  hats
house -  houses
river  - rivers

b) Eğer bir ismin son sesi sessiz harf + y den oluşuyorsa, - ies ismin sonuna eklenir:

Singular Plural
a cry  - cries
a fly  - flies
a nappy -  nappies
a poppy -  poppies
a city  - cities
a lady  - ladies
a baby  - babies


c) çoğul halleri düzensiz olan İsmler:

TEKİL ÇOĞUL 
woman women
man men
child children
tooth teeth
foot  feet
person people
leaf leaves
half halves
knife knives
wife wives
life lives
loaf loaves
potato potatoes
cactus cacti
focus foci
fungus fungi
nucleus nuclei
syllabus syllabi/syllabuses
analysis analyses
diagnosis diagnoses
oasis oases
thesis theses
crisis crises
phenomenon phenomena
criterion criteria
datum data


d) bazı isimlerin hem tekil hemde çoğul halleri aynıdır:

Singular - Plural
sheep  - sheep
fish -  fish
species -  species
aircraft -  aircraft


e) bazı isimler hep çoğul biçimde kullanılır ve çoğul fil alırlar:

trousers : My trousers are too tight.
jeans:  Her jeans are black.
glasses : Those glasses are his.

savings, thanks, steps, stair, customs, congratulations, tropics, wages, spectacles, outskirts, goods, wits

DÜZENLİ & DÜZENSİZ İSİMLERİN ÇOĞUL HALLERİ

b) box – boxes                 church – churches  

    brush – brushes           class - classes    

    buzz - buzzes

Final –es is added to nouns that end in –ch, -sh, -ss, and -z

c) baby – babies               party – parties

    city – cities                    poppy – poppies

Words ending in consonant + y take –ies as a plural suffix.

d) man - Men

Foot- feet

Ox – oxen

Tooth – teeth

These nouns have irregular forms, so there is no specific rule.

    Woman     -

women

Mouse    -

Mice

    Child         -    

Children

Goose    - 

Geese

e) echo – echoes                          potato – potatoes

    hero – heroes                            tomato – tomatoes

Some nouns ending in –o take final ­–es.

f) auto- autos               photo- photos       studio – studios

   ghetto-ghettos          piano- pianos       tattoo- tattoos

   kilo- kilos                   radio –radios        video – videos

   memo-memos           solo- solos            zoo- zoos

   soprano – sopranos

   kangaroo- kangaroos

 

Only the final –s is added to some nouns ending in – o

 

g) memento – mementoes/ mementos

    volcano-  volcanoes/ volcanos

    zero – zeroes/ zeros

    mosquito- mosquitoes/ mosquitos

    tornado – tornadoes/ tornados

 

It is possible to add –es or –s to nouns in this category.

h) calf –calves      life – lives         thief- thieves

    half – halves     loaf- loaves       wolf – wolves

    knife- knives     self- selves       scarf – scarves

    shelf – shelves

Some nouns that end in –f or fe are changed to – ves to form the plural.

i)  belief – beliefs                            cliff- cliffs

    chief – chiefs                              roof – roofs

Some nouns ending in –f are not changed and simply – s is added to form the plural.

j) deer – deer        series – series    means - means 

   fish -   fish         sheep – sheep     shrimp – shrimp

   offspring- offspring  

   species – species

 

Some nouns have the same singular and plural form.

 

k) criterion – criteria     phenomenon- phenomena

 

l) cactus – cacti/ cactuses                nucleus – nuclei

   fungus- fungi                                  stimulus – stimuli

   syllabus- syllabi/ syllabuses

  

m) formula – formulae/ formulas

     vertebra – vertebrae

 

n) appendix – appendices/ appendixes

    index- indices/ indexes

 

o) analysis – analyses            basis – bases

    crisis – crises                      hypothesis- hypotheses

    oasis – oases                      thesis- theses

    parenthesis – parentheses

 

p) bacterium – bacteria           curriculum – curricula

    datum – data                        medium – media

    memorandum – memoranda

  

Some nouns that English has borrowed from other languages have foreign plurals.


Some nouns have the same singular and plural form.

k) criterion – criteria phenomenon- phenomena

l) cactus – cacti/ cactuses nucleus – nuclei
fungus- fungi stimulus – stimuli
syllabus- syllabi/ syllabuses

m) formula – formulae/ formulas
vertebra – vertebrae

n) appendix – appendices/ appendixes
index- indices/ indexes

o) analysis – analyses basis – bases
crisis – crises hypothesis- hypotheses
oasis – oases thesis- theses
parenthesis – parentheses

p) bacterium – bacteria curriculum – curricula
datum – data medium – media
memorandum – memoranda
Some nouns that English has borrowed from other languages have foreign plurals.

Tekil-Çoğul ( Singular-Plural)

                  İsimleri Çoğul Yapma Kuralları:

 

1.       İsimleri  çoğul yapmak istediğimizde  sonlarına –s ekini getiririz.

 

Cameras, pens ,phones ,bananas

 

2.      –ch, -sh, -s, -x (bazen -o) harfi ile biten isimler çoğul yapılmak istendiğinde sonlarına –es eki getirilir. Yabancı dillerden geçen sözcükler bu kurala dahil değildir.

 

Watches, brushes, buses, kisses, boxes, foxes, potatoes, tomatoes

 

3.      –y harfi ile biten isimler çoğul yapılırken –y harfi düşer ve –ies eki getirilir.

 

Cities, families, parties

 

4.      –f harfi ile biten isimler çoğul yapılırken –f harfi düşer yerine –ves eki getirilir.

 

Loaves, wives

 

5.      Bazı isimlerin çoğul halleri düzensizdir. Bunlara  düzensiz(kural dışı) isimler denir.

 Man-men

Child-children

Person-people

Tooth-teeth

Foot-feet

Mouse-mice

Sheep-sheep

Fish-fish

 

6.      Birleşik isimler çoğul yapılırken çoğunlukla ikinci kelime çoğul yapılır.

 

Travel agents (seyahat acentaları)

 

Bazen birinci kelime çoğul yapılır. (İçinde edat bulunan birleşik isimlerde.)

 

Sisters-in-law (görümceler)

   

7.      Kısaltmalar da çoğul yapılabilir.

 

VIPs (very important people) : çok önemli kişiler

UFOs ( unidentified flying objects) kimliği bilinmeyen uçan nesneler

İngilizce’de çoğul yapmak için -s,-es,-ies eklerini ekleriz fakat bu kuralın dışına çıkan bazı isimler vardır.Aşağıdaki testde bunları bulalım.

Singular or Plural
Game 1

Sort the words into singular or plural. Match the singular with its plural and choose presents for Lucy.





Plural Nouns

A noun is a type of word which refers to a person, place, or thing. Nouns can be conjugated in either singular or plural form. A singular noun refers to just one person, place, or thing (for example, a bat or a ship). A plural noun refers to multiple people, places, or things (for example, bats or ships).

The majority of English count nouns are regular and predictable in the spelling of the plural form1. However, other nouns have irregular plural spellings. Both of these kinds of nouns will be covered here.

Rule #1: Add -s

Most nouns can be pluralized simply by adding an -s at the end of the word. For example:

  • edge/edges
  • girl/girls
  • song/songs
  • bag/bags
  • cat/cats
  • boy/boys
  • day/days

Rule #2: Add -es to nouns ending in s, z, ch, sh, and x

Nouns which end in the letters s, z, ch, sh, and x-es at the end. For example:

  • glass/glasses
  • horse/horses
  • buzz/buzzes
  • dish/dishes
  • box/boxes
  • bush/bushes
  • witch/witches
  • switch/switches

Rule #3: Nouns ending in o

For words ending in the letter o, sometimes they are pluralized by adding s, while other words must be pluralized by adding es. These words must be memorized, because there is no simple rule to explain the differences.2

Examples (es):

  • echo/echoes
  • embargo/embargoes
  • hero/heroes
  • potato/potatoes
  • veto/vetoes
  • tomato/tomatoes
  • torpedo/torpedoes
  • hero/heroes
  • veto/vetoes

Examples (s):

Most nouns ending in o preceded by a vowel are pluralized by simply adding s3. Some other o nouns do this, too:

  • auto/autos
  • folio/folios
  • cameo/cameos
  • portfolio/portfolios
  • kilo/kilos
  • photo/photos
  • zoo/zoos
  • memo/memos
  • solo/solos
  • soprano/sopranos
  • studio/studios
  • pimento/pimentos
  • tattoo/tattoos
  • video/videos
  • piano/pianos
  • pro/pros
  • kangaroo/kangaroos

Rule #4: Nouns Ending in a consonant Y

For nouns ending in the letter y, replace the ending y with ies. For example:

  • baby/babies
  • story/stories
  • poppy/poppies
  • baby/babies
  • daisy/daisies
  • spy/spies
  • lady/ladies

Note that for words ending in y preceeded by a vowel (a complex vowel sound), an s is simply added, as usual. For example:

  • day/days
  • toy/toys
  • essay/essays
  • turkey/turkeys
  • chimney/chimneys
  • play/plays
  • joy/joys
  • valley/valleys
  • alley/alleys
  • volley/volleys

(Irregular) Some nouns Ending in -F or -FE

For some nouns ending in f or fe, replace the ending f or fe with ves:

  • calf/calves
  • elf/elves
  • half/halves
  • hoof/hooves
  • leaf/leaves
  • life/lives
  • loaf/loaves
  • scarf/scarves
  • self/selves
  • sheaf/sheaves
  • wolf/wolves
  • shelf/shelves
  • thief/thieves
  • knife/knives
  • wife/wives

(Irregular) Some nouns change the vowel sound in becoming plural:

  • fireman/firemen
  • foot/feet
  • goose/geese
  • louse/lice
  • man/men
  • mouse/mice
  • tooth/teeth
  • woman/women

(Irregular) Some Old English plurals are still in use:

  • child/children
  • ox/oxen

Nouns adopted from other languages4

Singular ends in -IS

For nouns in which the singular form ends in is, the plural form will end in es. For example:

  • hypothesis/hypotheses
  • diagnosis/diagnoses
  • ellipsis/ellipses
  • analysis/analyses
  • basis/bases
  • crisis/crises
  • thesis/theses
  • oasis/oases
  • synthesis/syntheses
  • synopsis/synopses
  • emphasis/emphases
  • neurosis/neuroses
  • paralysis/paralyses
  • parenthesis/parentheses

Singular ends in -UM

Plural ends in a:

  • bacterium/bacteria
  • datum/data
  • curriculum/curricula
  • medium/media
  • memorandum/memoranda
  • ovum/ova
  • symposium/symposia
  • erratum/errata
  • addendum/addenda
  • stratum/strata

Singular ends in -ON

Plural ends in -a

  • criterion/criteria
  • phenomenon/phenomena
  • automaton/automata

Singular ends in -A

Plural ends in -ae

  • alga/algae
  • amoeba/amoebae
  • larva/larvae
  • formula/formulae
  • antenna/antannae
  • nebula/nebulae
  • vertebra/vertebrae
  • vita/vitae

Singular ends in -ex or -ix

Plural ends in -ices:

  • appendix/appendices
  • index/indeces
  • matrix/matrices
  • vertex/vertices
  • vortex/vortices
  • apex/apices
  • cervix/cervices
  • axis/axes

Singular ends in -us

Plural ends in -i:

  • alumnus/alumni
  • bacillus/bacilli
  • cactus/cacti
  • focus/foci
  • stimulus/stimuli
  • focus/foci
  • octopus/octopi
  • radius/radii
  • stimulus/stimuli
  • terminus/termini

Singular ends in -us:

Plural ends in -a:

  • corpus/corpora
  • genus/genera

Singular ends in -eau

Plural ends in -eaux:

  • bureau/bureaux
  • beau/beaux
  • portmanteau/portmanteaux
  • tableau/tableaux

Other irregular plurals, retained from different languages:

Italian

  • libretto/libretti
  • tempo/tempi
  • virtuoso/virtuosi

Hebrew

  • cherub/cherubim
  • seraph/seraphim

Greek

  • schema/schemata

Other Irregular Plurals

  • man/men
  • woman/women
  • fungus/fungi
  • species/species
  • medium/media
  • person/people
  • foot/feet
  • tooth/teeth
  • goose/geese
  • mouse/mice
  • louse/lice
  • child/children
  • penny/pence
  • ox/oxen

Posessive Plurals

For plural nouns ending in the letter s, add only the apostrophe. For example:

  • The Johnsons' farm
  • Singers' voices
  • The thieves' guild

For plural nouns not ending in the letter s, add an apostrophe and s. For example:

  • Women's soccer
  • Children's books

Words Which are Always Plural or Always Singular

Some nouns are always plural or always singular. Some other nouns have the same form for singular and plural.5

Some nouns are always plural (things that come in pairs):

  • pants
  • clothes
  • binoculars
  • jeans
  • forceps
  • trousers
  • tongs
  • shorts
  • tweezers
  • people
  • pajamas
  • police
  • shorts
  • glasses
  • scissors
  • mathematics

Aggregate Nouns

Some nouns end in -s but have no singular (these are called aggregate nouns). These are traditionally plural, but are also used for singular forms:

  • accomodations
  • bread
  • amends
  • tea
  • archives
  • cheese
  • bowels
  • jam
  • communications
  • soup
  • congratulations
  • soap
  • contents
  • snow
  • stairs
  • cotton
  • wood
  • thanks
  • water
  • goods
  • information
  • advice
  • knowledge
  • furniture
  • news
  • means
  • series
  • species
  • barracks
  • crossroads
  • gallows
  • headquarters

Nouns with the same form

Some nouns have the same form for singular and plural, such as fish and animals. (Note that not all fish have the irregular plural form, though--e.g., one shark becomes two sharks)

  • salmon
  • trout
  • deer
  • sheep
  • swine
  • offspring
Q1 - The plural of 'church' is ....
churchs
churches
church's

Q2 - The plural of 'shadow' is ....
shadows
shadow's
shadowes

Q3 - The plural of 'fox' is ....
foxs
foxes
fox's

Q4 - The plural of 'play' is ....
playes
plays
plais
play's

Q5 - The plural of 'fly' is ....
fly's
flys
flies

Q6 - The plural of 'sheep' is ....
sheep
sheep's
sheeps

Q7 - The plural of 'blaze' is ....
blazes
blaze's
blazs

Q8 - The plural of 'tomato' is ....
tomatos
tomato's
tomatoes
tomatos'

Q9 - The plural of 'information' is ....
informations
It doesn't have a plural

Q10 - The plural of 'trip' is ....
trip's
tripes
trips

Q11 - The plural of 'wash' is ....
washes
washs
wash's

Q12 - The plural of 'match' is...
matchs
matches
match's


PREPOSITIONS (EDATLAR)

Edatlar (Prepositions) İngilizce'de nesnelerden önce gelerek fiil ve özne/nesne arasında bağlantı kurmaya yarayan kelimelerdir. Örneğin Türkçe'deki ismin -de hali (bulunma), -den hali (ayrılma), -i hali, -e hali (yönelme) gibi durumlar İngilizce'de (Prepositions) denilen edatlarla sağlanır. Belli başlı edatlar nelerdir?

ABOUT (hakkında, yaklaşık)

We talked about you. (Senin hakkında konuştuk.)

There are about ten million people living in Istanbul. (Istanbul'da yaşayan yaklaşık on milyon insan var.)

AFTER (-den sonra, ardından)

After you (senden sonra)

After ten o'clock (saat ondan sonra)

AT (-de/da, -e/a)

At two o'clock (saat ikide)

Look at me (bana bak.)

At cinema (sinemada)

BEFORE (-den önce)

Before him (Ondan önce)

Before three o'clock (saat üçten önce)

BETWEEN (arasında)

Between you and him (senin ve onun arasında)

Between February and May (Şubat ve Mayıs arasında)

FROM (-den/dan)

From Istanbul (İstanbul'dan)

IN (-de/da, -in içinde)

In Istanbul (İstanbul'da)

In the house (evde)

INTO (-in içine doğru, -e doğru)

Caome into house (eve gir)

OF (-ın/in)

the front of the house (evin önü)

ON (-in üzerinde)

The cat is on the table. (Kedi masanın üstündedir.)

OVER (üzerinde- dokunma yok)

The plane is over the city. (Uçak şehrin üzerinde.)

TO (-e/a, -e doğru)

To Istanbul (İstanbul'a)

I am going to Istanbul. (Ben İstanbul'a gidiyorum.)

UNDER (-in altında)

He is under the tree. (O, ağacın altında)

WITH (ile)

Come with me. (Benimle gel)

Go with him. (Onunla git)

WITHOUT (-siz, -sız)

Without you (sensiz)


PREPOSITIONS OF PLACE

(YER BİLDİREN EDATLAR)


above : Üzerinde, üst tarafında.

             

The ball is above the box

Top kutunun üst tarafında. (Kutuya deymiyor!!!)

On : Üzerinde.

             

The ball is on the box.

Top kutunun üzerinde. (Kutuya deyiyor!!!)

on top of : En üstünde.

             

The ball is on top of the box.

Top kutunun en üstünde.

Under : altında

Below : altında

             

The ball is under the box.

The ball is below the box.

Top kutunun altında.

in : içinde

inside : iç tarafta
             

The ball is in the box.

The ball is inside the box.

Top kutunun içinde (iç tarafında)


next to : Yanında, bitişiğinde.

             

The ball is next to the box.

Top kutunun hemen yanında.

beside : yanında

             

The ball is beside the box.

Top kutunun yanında.

Near : Yakınında

            

The ball is near the box.

Top kutunun yakınında.


far (away) from : -den uzakta

             

The ball is far away from the box.

Top kutudan uzakta.

between : Arasında

             

The ball is between the two boxes.

Top iki kutunun arasında.


behind : arkasında

in back of : arkasında

             

The ball is behind the box.

The ball is in back of the box.

Top kutunun arkasında. (Top kutunun dış tarafında
!!!)

in the back of : arkasında (iç tarafta)
"the" kullanıldığına dikkat ediniz!!!
inside : iç tarafta

             

The ball is in the back of the box.

Top kutunun arka tarafında (içinde).

The ball is inside the box.

Top kutunun iç tarafında.

in front of : önünde
outside : dışında

             

The ball is in front of the box.

Top kutunun önünde. (Dış tarafta!!!)

The ball is outside the box.

Top kutunun dışında.

in the front of : içinde (iç tarafta)
"the" kullanıldığına dikkat ediniz!!!

             

The ball is in the front of the box.

Top kutunun önünde. (İç tarafta)

in the middle : ortasında

             

The ball is in the middle of the box.

Top kutunun ortasında.(İç tarafında)


Yer bildiren edatları in,on,at,between,over,through,under,next to,behind,in front of olarak sıralayabiliriz.

in : Bir nesnesin birşeyin içinde olduğunu ifade ederken kullanılır.

This ball is in the red box.(Bu top kırmızı kutunun içinde)

on : Nesnelerin birşeyin üstünde olduğunu ifade etmekte kullanırız.

The ball is on the red box.(Top kırmızı kutunun üstünde)

under : Bir nesnenin başka bir nesnenin altında olduğunda söylerken kullanılır.

The ball is under the box.(Top kutunun altında)

between : Birşeyin iki nesne arasında olduğunu ifade etmekte kullanılır.

John is between Jack and Mike.

through : Birşeyin içinden geçerek birşeye ulaşabiliyorsak through kullanılır.

John is looking through the telescope.(John teleskoptan bakıyor)

next to : Bir nesnenin diğerinin yanında olduğunu ifade ederken kullanırız.Yanında olması demek resimde görüldüğü gibi tam bitişiğinde olmasıdır.

The brown house is next to the black house.(Kahverengi ev siyah evin yanında)

over : Bir nesne başka bir nesnenin üzerinde temas etmeden duruyorsa over kullanırız.

The man is holding the umbreall over the gopher.Adam şemsiyeyi sincapın üzerinde tutuyor.

behind : Bir nesne başka bir nesnenin arkasındaysa behind kullanırız.

The men are behind the pumpkins.(Adamlar kabakların arkasında)

in front of : Bir şey başka bir nesnenin önünde duruyorsa in front of kullanırız.

The pumpkins are in front of the men.(Kabaklar adamların önünde)

across : Karşıdan karşıya, bir baştan diğer başa

The man is going across the street(Adam caddeden karşıdan karşıya geçiyor.)

by : Genelde bir nehrin,denizin,gölün yanında olduğumuzu söylerken kullanırız.

Jack,John and Mike are by the river.(Jack,John ve Mike nehrin kenarında)

at : Bir nesnenin belli bir mekanda olduğunu ifade ederken kullanılır.

Kullanımı en zor edattır,Türkçe’de tam birebir bu görevi üstlenen bir öğe bulunmması bunun başlıca sebebidir.

at home - evde
at the door -kapıda
at the bus stop - otobüs durağında

Tidy your room!!!
Odanı topla!!!

Odanızı toplamanız gerekiyor!!Odanın alt kısmında duran nesnelere tıklayınca nereye koyacağın sana söylenecek.Kaytarmak yok hadi bakalım.

 

İngilizce’de edatlar “prepostion olarak adlandılır.Bunların bir kısmı nesnelerin konumu ifade ederken kullanılır.Bu quizde sizden cisimlerin yerlerini tarif etmeniz isteniyor.Oyun ekranında solda duran edatları cisimlerle eşleştirin.

Edatlar (prepositions), farklı tür ve görevdeki sözcükler ve kavramlar arasında anlam ilgisi kurmaya yarayan sözcüklere denir. Edatların tek başlarına anlamları olmadığı gibi, tek başlarına görevleri de yoktur. Ancak diğer sözcüklerle birlikte cümle içinde görev ve anlam edinirler.

Preposition İngilizcede değişik ifadeler arasındaki ilişkiyi anlatması bakımından önemlidir.

Edat, ismin -i, -de, -den gibi çeşitli hallerini gösterir.

İsimlerin (nouns) önünde yer alırlar. Bu nedenle preposition yani önhal olarak anılırlar.

Pre : ön

Position (pozisyon, durum, hal)

Preposition (ön pozisyon ,hal, durum)

Yani, ismin ön halidir. Örnekler:

At home (ev-de)

To school (okul-a)

In office (büro-da)

From factory (fabrika-dan)

The vase is on the table. (Vazo masanın üzerindedir.)

The pen is under the chair. (Kalem sandalyenin altındadır.)

The house is behind the post office (Ev, postanenin arkasında.)

I came in time. (Zamanında geldim.)

İnglizce’de edatların kullanım yerleri genellikle isimden bir öncedir. Ancak, bazen isimden sonra da gelirler. Bunların başında sorular gelir.

Örnek:

That’s the story he was telling me about. (Bana anlatmakta olduğu hikaye odur.)

What can I cut the mellon with? (Kavunu neyle kesebilirim?) a)Edatların İnglizce’de üç türlü kullanımı vardır

1.İsimler ile

for money (para için)

in business (işte)

without love (aşksız)

with a man (adam ile)


2.Zamirler ile for them (onlar için)

without you (sensiz)

by him (onun ile)

from her (ondan)

about me (benim hakkımda)

3.Gerundlar ile

for learning (öğrenmek için)

about teaching (öğretme hakkında)

against talking (konuşmaya karşı)

Önemli!!: Bir cümle preposition ile bitirilemez ama istisnalar hariç. b) En yaygın olarak kullanılan prepositionlar

about,

above,

across,

after

against,

along,

among,

around,

at,

before

behind,

below,

beneath,

beside,

between,

beyond,

but,

by,

concerning,

despite,

down,

during,

except,

for,

from,

in,

inside,

in front of,

into,

in spite of,

like,

near,

next to,

of,

off,

on,

onto,

out,

opposite,

outside,

over,

past,

since,

through,

throughout,

till,

to,

towards,

under,

underneath,

until,

up,

upon,

with,

within,

without.

c) Edatların fiille ilişkisinden iki türlü sonuç çıkar

1.Fiil ve edat esas anlamlarını muhafaza eder.

Örnekler:

I am sitting in my room and reading a book. (odamda oturuyorum ve kitap okuyorum.)

She is looking at her husband and whispering something. (kocasına bakıyor ve ona birşeyler fısıldıyor.)

They told us about their adventures. (bize maceralarını anlattılar.)

2.fiil ve edat kendi anlamlarını kaybederek birlikte idiyomatik bir anlam oluşturur.

Örnekler:

The baby takes after its mother. (bebek annesine benziyor.)

Bu cümlede yer alan “take” fiili almak, “after” edatı ise sonra,sonrasında demektir. ancak, ikisi birlikte kullanıldığında hiç ilgisiz bir anlam ortaya çıkıyor ki bu da benzemektir (resemble).

He didn’t take to me at first glance. (ilk bakışta beni sevmedi.)

We set about preparing for fair. (fuar için hazırlanmaya başladık.)

The cargo ship made for the destination place. (Kargo gemisi varış yerine doğru yol aldı.)

Let’s look to this matter once more. (Meseleyi bir kez daha inceleyelim.)

d)Yön Bildiren Edatlar

1. “To” Başlıcası “to” edatıdır ve bir hedefe doğru yönelişi ima eder. Şayet sözkonusu olan fiziki bir hedef ise, “to” hedef yönünde bir hareketi gösterir. Mesela,

Örnek:Arda came back to his country. (Arda ülkesine geri döndü.)

“To” edatı “on” ve “in” edatlarıyla birleşerek “onto” ve “into” edatlarını oluşturur. “Onto” bir yüzeye yönelişi gösterir. “into” ise bir iç sahaya doğru harekettir.

Örnek:Please come in to my room. (Lütfen odama girin.)

He placed his stuff onto the floor. (Eşyalarını döşeme yüzeyine koydu.)

“To” bazen başka prepozisyonların parçasıdır. Mesela “towards” gibi.

Örnek:

The ship is sailing towards Marmara. (Gemi Marmara’ya doğru seyrediyor.)

** Master yapan “to” konumuz dışındadır.

“To” edatı iletişimde kullanılan fiillerden sonra gelir. (listen, speak (tell fiilinde kullanılmaz), relate, appeal (rica ve yalvarma anlamında kullanılırsa)

Örnek:

The family listens to the news every night. (Aile her akşam haberleri dinler.)

Listen to what I say. (Lafımı dinle)

The teacher speaks to his students softly. (Öğretmen öğrencileriyle kibarca konuşur.)

The book relates to a historical event. (Kitap, tarihi bir olayla ilgili.)

She appealed to God. (Tanrı’ya yalvardı.)

“To” edatı hareket ifade eden fiillerle kullanılır. (move, go, transfer, walk/run/swim/ride/drive/ fly, travel )

Örnek:

They are moving to the new city. (Yeni bir şehre taşınıyorlar)

We go to the cinema every weekend. (Her haftasonu sinemaya gideriz.)

The plane is flying to Ankara. (Uçak, Ankara’ya uçuyor.)

Hakan transferred to Inter of Italy. (Hakan, Inter’e transfer oldu.)

The cavalry rode to the hostile castle. (Süvari birliği düşman kaleye saldırdı.)

“To” ve “Towards” Farkı

“To” spesifik bir hedefe doğrudur. “Towards” ise genel bir hedef gösterir. “To” , hedefe varıştır. “Towards” da ise hedefe varıp varılmadığı belli değildir.

Örnek:

The frightened boy ran to his mother. (Korkan çocuk annesine doğru koştu.)

The hungry lion started to walk towards the forest where it could hunt. (Aç aslan , avlanabileceği ormana doğru yürümeye başladı.)

2."onto"Hareket fiillerinde “onto” yerine genellikle “on” kullanılır.

**Bu edatın kullanımı giderek azalmaktadır. Hareket fiillerinde

3. "in”Hareket fiillerinde aynı durumlar için "in” ve “into" kullanılır. “into” edatı cümlelerin sonunda yer almaz ancak soru cümlelerinin sonunda olabilir.

Örnek:

She came in. (İçeri girdi )(she came into olmaz.)

Now what kind of trouble has she gotten herself into?
Bazı durumlarda sadece “in” veya “inside” kullanılabilir.

Sabit durumları gösteren fiillerde on (üstünde) veya in (içinde) klasik anlamlarıyla yer alır.

“at” = Belirli bir zamanı ifade etmek için kullanılır

“on” = Belirli gün ve zamanları ifade etmek için kullanılır

Prepozisyon kendisinden sonar gelen isimle uyumlu olmalıdır. Doğru prepozisyonun kullanılması, kelimenin ilgili olduğu fiille mi ilgili olduğuna ya da o kelimenin maskülin, dişi, tek ve çift olup olmadığına bağlıdır.

Bir cümlede edatın etkilediği ismi bulmak güçtür. Çünkü edatların Inglizce’deki kullanımı Türkçe’ye uymaz.

e) Basit Edatlar In (içinde) (sabit durumda ve dışında olmayan)

At (...de, ...da)
Into (içinde )(haraket olduğunda)
On (üzerinde) (statik olarak)
Onto (üzerinde) (dinamik olarak)
Under (altında)
Up (yukarıya, yukarıda)
Down (aşağıya, aşağıda)
After (...den sonra)
Before ( ...den once)
With (ile) Without ( ...sız)
Of (...nın) (telafuzu hafif bir “v” sesi iledir)
Off (haricinde, dışında) (tek başına kullanılmaz, deyimselleşmiş kalıplarda. “of” olarak telafuz edilir.)
By (ile, tarafından, ...e kadar)

Near (...nın yakınında, ...e yakın)
Next to (...nın yanına, bitişiğinde)
Like (gibi)
Unlike (aksine)
As (olarak)
From (...den, ...dan,) (somut olarak)
Out of (...den, ...dan) (soyut olarak)
Beyond (ötesinde)
Behind (arkasında)
Beneath (yerin altında)
Beside ( ...den başka, ...nın yanında)
Over( üstünde (temas olmadan) ) “over” bir önek olarak kullanılrsa sonrasındaki kelimeye “aşırı, fazla” anlamını katar. Bu kullanımda artık edat değildir.

f)Kompleks Edatlar Because of

In spite of ( ...e rağmen)
Despite “ “ Due to
Owing to
On account of (...den dolayı)

In view of.. (ışığında,meyanında)

Regarding
Concerning
As regards ( ...e ilişkin)
With regard to
About

In case of ( ...halinde,durumunda)
In the event of In terms of (itibariyle, bakımından)
With respect to (...e göre )(kıyaslamada)
According to ( ...e göre )(görüş belirtirken)
In addition to ( ...e ilaveten) Instead of (...nın yerine)

g)Aşağıdaki kelimeler prepozisyonsuz kullanılır

downstairs (aşağıkat)
downtown (aşağı mahalle)
home (ev)

inside (içerisi,içeride)
outside (dışarısı, dışarıda)
upstairs (yukarıda)
uptown (yukarı mahalle)

h)Gereksizce Kullanılan Edatlar - Unnecessary Prepositions

Günlük hayatta özellikle Amerikalılar bazen gerekmediği halde cümlede edat kullanır. Bu hatadan kaçınmamız gerekir.

Örnekler:

She met up with the new manager. Yanlış She met the new manager (yeni müdürle karşılaştı) Doğru

The vase fell off of the table. Yanlış The vase fell off the table. (Vazo masadan düştü.) Doğru

I wouldn't let strangers sit inside of the house. YanlışI wouldn't let strangers sit inside the house. (yabancıların evde oturmasına izin vermem.) Doğru

Where did you go to? YanlışWhere did you go? (Nereye gittin?) Doğru

Where is the hospital at? YanlışWhere is the hospital? (Hastane nerede?) Doğru

i)Başlıca edatların kullanımıyla ilgili örnekler

TOAccustom(ed) to: The foreigners were soon accustomed to living in Turkey. (Yabancılar Türkiye’de yaşamaya hemen alıştılar.)

Amount to: The exports of the company amounted to tens of millions. (Şirketin ihracatları on milyonlarca dolara çıktı.)

Appeal to: The speech of the prime minister appealed to the public. (Başbakanın konuşması halkı etkiledi.)

Apply to: Millions of students are going to apply to universities this year. (Milyonlarca öğrenci bu sene üniversitelere başvuruyor.)

Attach(ed) to: The price list was attached to the letter. (Fiyat listesi mektuba eklenmişti.)

Attend to: Many music lovers attended to the concert. (Çok sayıda müzik sever konsere katıldı.)

Belong to: Everything I have belongs to my children. (Sahip olduğum herşey çocuklarıma aittir.)

Blind to: The mayor was blind to the problems of the city. (Belediye başkanı şehrin sorunlarına karşı kördü-ilgisizdi-.)

Challenge to: The young boxer was brave enough to challenge to the champion. (Genç boksör şampiyona meydan okuyacak kadar cesurdu.)

Close to: His house was close to mine. (Evi benimkine yakındı.)

Compare to: The accountant compared the results of the last year to those of this year. (Muhasebeci geçen yılın sonuçlarını bu yılkilerle karşılaştırdı.)

Condemn(ed) to: The suspect has been condemned to a heavy punishment. (Zanlı ağır bir cezaya çarptırıldı.)

Confess to: He confessed to the police all the crimes he committed. (Polise işlediği bütün suçları itiraf etti.)

Confine to: His studies were confined to a specific area. (Onun çalışmaları belli bir alanla sınırlıydı.)

Consent to: All the members consented to my proposal. (Tüm üyeler benim önerime rıza gösterdiler-uzlaştılar-.)

Contrary to: His actions have always been contrary to his words. (Onun yaptıkları daima sözlerine zıttır.)

Convert to: In western countries, many Christians are converting to Islam. (Batı ülkelerinde çok sayıda Hristiyan Müslümanlığa dönüyor.)

Cruel to: Her father was always cruel to her. (Onun babası ona her zaman zalimdi – zalimce davrandı-.)

Dear to: The memory of my beloved mother will always be dear to me. (Sevgili annemin hatırası benim için daima aziz olacaktır.)

Entitle(d) to: The vice manager has been entitled to take some decisions in his turf. (Müdür yardımcısı kendi alanında bazı kararları almaya yetkili kılındı.)

Equal to: Two and two equal to four. (iki iki daha dört eder.)

Faithful to: A Turkish woman is always faithful to her husband and children. (Bir Türk kadını kocası ve çocuklarına daima bağlıdır.)

Fatal to: This medicine can be fatal to a patients’ health. (Bu ilaç bir hastanın sağlığı için ölümcül olabilir.)

Harmful to: The political debated in Turkey are sometimes very harmful to the stability of the country. (Türkiye’deki politik tartışmalar bazen ülkenin istikrarı için çok zararlı olur.)

Indifferent to: I did everything to attract her attention yet she was indifferent to me. (onun dikkatini çekmek için herşeyi yaptı yine de bana karşı kayıtsızdı.)

Inferior to: Ordinary people always seemed inferior to a king. (Sıradan insular bir krala daima aşağılık göründüler.)

Liable to: An honest debtor feels liable to pay back his/her debt. (Dürüst bir borçlu borcunu ödemeye kendini yükümlü-mecbur-hisseder.)

Listen to: Listen to the teacher carefully. It pays off in the exam. (Hocayı dikkatle dinle. Sınavda yararını görürsün.)

Mention to: He mentioned to me that he would not take part in the club. (Bana klüpte yer almayacağını açıkladı.)

New to: What you have just told me is all new to me. (Bana anlattıklarının hepsi benim için yeni.)

Obedient to: In a paternalistic society, everybody has to be obedient to the person in charge. (Pederşahi bir toplumda herkesin baştakine karşı itaatkar olması gerekir.)

Object to: The young officers objected to the action plan of the general. (Genç subaylar generalin hareket planına itiraz ettiler.)

Obvious to: It was obvious to everyone that the relations were deteriorating. (İlişkilerin bozulduğu herkesin malumuydu.)

Occur to: All of a sudden it occurred to him that he was making a mistake. (Birdenbire bir hata yaptığı kafasına dank etti.)

Oppose to: The opposition parties strongly opposed to the draft prepared by the government. (Muhalefet partileri hükümetin hazırladığı yasa teklifine şiddetle karşı çıktılar.)

Polite to: All ladies expect the gentlemen to be polite to them. (Bütün hanımlar bayların kendilerine kibar davranmalarını bekler.)

Prefer to: We should prefer poverty to dishonesty. (Fakirliği şerefsizliğe tercih etmeliyiz.)

Previous to: Previous to his achievements he wasn’t well known in the countries. (Başarılarından once ülkede tanınmıyordu.)

React to: In World Trade Organization meeting the developing countries reacted to the selfishness of the developed countries. (Dünya Ticaret Örgütü toplantısında gelişmekte olan ülkeler gelişmiş ülkelerin bencilliğine reaksiyon gösterdiler.)

Reply to: The export department should reply to the incoming messages as soon as possible. (İhracat departmanı gelen mesajlara gecikmeksizin yanıt vermelidir.)

Respond to: During the Cold War, the Soviet Union responded to every military action done by USA. (Soğuk Savaş sırasında Sovyetler Birliği ABD’nin yaptığı her askeri harekata mukabele etti.)

Rude to: The teacher should never be rude to students. (Bir öğretmen hiçbir zaman öğrencilerine kaba davranmamalıdır.)

See to: When a problem arises, a good manager sees to it instantly. (Bir sorun çıktığında iyi bir yönetici anında icabına bakar.)

Sensitive to: All living beings are sensitive to radical changes in the atmosphere. (Tüm canlılar, atmosferdeki radikal değişikliklere karşı duyarlıdır.)

Similar to: All the songs of that singer are similar to one another. (O şarkıcının tüm şarkıları birbirine benzerdir.)

Strange to: The new comers seemed strange to the old residents of the village. (Yeni gelenler, şehrin eski sakinlerine tuhaf göründü.)

Submit to: The holy books tell us to submit to faith after we have done all our best. (kutsal kitaplar bize elimizden gelen herşeyi yaptıktan sonra kadere teslim olmamızı söyler.)

Superior to: A distinguished person never claims to be superior to others. (Seçkin bir insan asla başkalarından üstün olduğunu iddia etmez.)

Surrender to: Turkish soldiers never surrender to the enemy. (Türk askeri hiçbir zaman düşmana teslim olmaz. ).

Turn to: When he failed in his business, he turned to dirty tricks. (İşinde batınca kirli oyunlara sarıldı-döndü-.)

Useful to: He took with him all the tools that would be useful to him. (Ona faydalı olabilecek tüm aletleri yanına aldı.)

Yield to: This year investment in stock exchange yielded to high profits. (Bu sene borsa yatırımları yüksek karla sonuçlandı.)

Write to: The young girl said to his sweet heart “Write to me every day.” (Genç kız sevgilisine “Bana her gün yaz” dedi.)

ONAct on: In a disciplined football team, the players all act on what the couch says. (Disiplinli bir futbol takımında oyuncular hep koçun dediğine gore hareket ederler.)

Base on: This book is based on our studies and experiences in English language. (Bu kitap İngiliz dili üzerine çalışmalarımız ve deneyimlerimize dayanıyor.)

Call on: Call on me whenever you have any problem. (Bir sorunun olduğunda beni ara.)

Comment on: Although my mother-in-law is not so educated, she finds herself capable of commenting on every matter. (Pek eğitimli bir kimse olmamasına rağmen kayınvalidem her mesele hakkında kendini yorum yapabilecek kapasitede zanneder.)

Concentrate on: A responsible person concentrates on whatever he does. (Sorumlu bir insan yaptığı her iş üzerine odaklanır.)

Congratulate on: Everybody congratulated her on her remarkable performance in the company. (Herkes onu şirketteki önemli başarısından dolayı tebrik etti.)

Consult on: The general manager felt the need to consult on some specific matters. (Genel müdür spesifik konular hakkında danışma ihtiyacı hissetti.)

Count on: You can not count on bankers. They give you an umbrella in sunny weather and take it from you when it begins to rain. (Bankacılara güvenemezsin. Onlar, güneşli havada sana şemsiye verirler, yağmur başladığında ise geri alırlar.)

Decide on: The board of directors made a meeting to decide on the policies to be conducted. (Yönetim kurulu toplandı ve izlenecek politikalar hakkında karara vardı.)

Depend on: In Turkey, an old woman may depend on her children. (Türkiye’de yaşlı bir bayan çocuklarına sırtını dayayabilir.)

Your salary in this company depends on your performance. (Bu şirkette maaşın performansına bağlıdır.)

Dependent on: In liberal economies of today, people are becoming less and less dependent on the government. (Günümüz liberal ekonomilerinde, insanlar hükümete giderek daha az bağımlı oluyor.)

Draw on: He drew a check on his account on the bank. (Bankasındaki hesabı üzerine çek keşide etti.)

Economize on: Nowadays, the whole world is trying to economize on drink water. (Bugünlerde tüm dünya içme suyunu ekonomik kullanmaya çalışıyor.)

Embark on: The crew embarked on the ship. (tayfa gemiye bindi.)

Experiment on: The scientists are making experiments on cancer. (Bilimadamları kanser üzerine deneyler yapıyorlar.)

Insist on: She is very stubborn. She insists even on small issues. (O çok inatçı. En küçük meseleler de bile ısrar eder.)

Keen on: He is very keen on the food he eats. (Yedikleri konusunda çok titizdir.)

Lean on: One should never lean on untrust worthy friends. (Güvenilmez arkadaşlara bel bağlamamak gerekir.)

Live on: Millions of people live on nuts in Black Sea Region. (Karadeniz’de milyonlarca insan fındıktan geçinir.)

Operate on: He was operated on his liver in the hospital. (Karaciğerinden ameliyat oldu.)

Perform on: He performed very well on his job. (işini çok iyi yaptı.)

Pride (oneself): Our family prides itself on my brother’s who is a fighter jet pilot. (Ailemiz savaş uçağı pilotu olan kardeşimle iftihar eder.)

Rely on: Turkey has often relied on economic programs prepared by IMF. (Türkiye çoğu kez IMF tarafından hazırlanan ekonomik programlara güvendi.)

Vote on: Parliamentarians have to vote on motion in the parliament. (Parlementerlerin parlementoda verilen önergeleri oylamaları gerekir.)

Write on: My friend writes on high society in a daily newspaper. (Arkadaşım günlük bir gazetede yüksek sosyete hakkında yazılar yazar.)

OFAccuse of: Michael Jackson was accused of child abuse. (Michael Jackson çocuk istismarından dolayı suçlandı.)

Afraid of: Almost everybody is afraid of mice. (Hemen hemen herkes farelerden korkar.)

Ahead of: Our national athlete Süreyya runs ahead of her rivals in international races. (Milli atletimiz Süreyya uluslararası yarışlarda rakiplerinin önünde koşar.)

« Önceki Sayfa -- ANASAYFA --

İNGİLİZCE DERS ARAMA

Menü

ANASAYFA
HAKKIMDA
ARŞİV
RSS

KATEGORİLER

SON 15 DERS

  • Genki English Download 7 CD İndir, genkienglish, Genki English V
  • KPDS 2009 Sonbahar Kasım Soruları ve Cevapları, 2009 KPDS Sonuç
  • İngilizce Seviye Belirleme Sınavı, İngilizce Test Çöz, Online
  • 2009 ÜDS Ekim Soru ve Cevapları, Sonuçları, 2009 ÜDS Sonbahar So
  • Yararlı Blog Siteleri, Useful Blog Sites
  • İngilizce Zarflar, Adverbs in English, ingilizce zarf cümleleri,
  • Adjectives /İngilizce Sıfatlar, Sayı Sıfatları ve Belgisiz Sıfat
  • İngilizce Sıfatlar, Adjective in English, ingilizcede sıfatlar,
  • İngilizce Tekil ve Çoğul İsimler, Singular and Plural Nouns, İng
  • İngilizce Edatlar-Prepositions, İngilizce preposition kullanımı,
  • THE VERB BE, İngilizce verb to be, ingilizce am-is-are, ingilizc
  • POSSESSIVE PRONOUNS, İngilizcede iyelik zamirleri, Subject prono
  • Subject Pronouns, İngilizce Şahıs Zamirleri, personal pronouns,
  • İngilizce Articles, a-an-the, ingilizcede a-an, ingilizcede a an
  • İngilizcede cümle yapısı, ingilizce cümle kurma, ingilizce cümle
  • İNGİLİZCE CHAT

    İngilizce Chat Odaları

    POPÜLER DERSLER

    BİZİ TAKİP EDİN

    Ücretsiz İngilizce Ders Aboneliği

    Sitemize Eklenen İngilizce Derslerin, Kaynakların Email Adresinize Gelmesini İstiyorsanız Mail Listemize Katılın:

    Delivered by FeedBurner

    BAĞLANTILARIM

  • Blogcu Yardım
  • DOST SİTELER

    www.AdemCelayir.com

    Uyarlama Şablonmix

    Sites for Teachers Eğitim ve Ögretim