Menü

ANASAYFA
HAKKIMDA
ARŞİV
RSS

KATEGORİLER



İngilizce Seviye Belirleme Sınavı, İngilizce Test Çöz, Online İngilizce Test, İngilizce Düzey Belirme Sınavı...

http://www.dilgilizce.com/ingilizce-seviye-belirleme-tespit-sinavi-ingilizce-test-coz-online-ingilizce-test-t3478.0.html

2009 ÜDS Sonbahar Dönemi (Ekim) Soru ve Cevapları

Holiday and Travel Guide of Turkey
Guide to Grammar and Style
English Plus Grammar
İngilizce Dersleri, Konu Anlatımları, İngilizce Gramer Dersleri
ESL Discussion
An ELT Notebook
International Edubloggers Directory
İngilizce Türkçe Dersler
İNGİLİZCE YAZILI SORULARI
Ekol Hoca,Fizik,Kimya,Matematik-1-2,Geometri,Video
Learn English with Pictures. Fotograflarla ingilizce
İngilizce Ders Notları- Learning English
İngilizce dil eğitimi
LET'S LEARN ENGLISH
English Practice over the Internet
FREE English Learning and Teaching Materials
English Learning Resources
learn english online
ADVANCED ENGLISH GRAMMAR FOR ALL
Şarkı Dinle, Müzik Dinle
Film izle - SinemaFanClub, Online izle, Dizi izle, Online Film
SinemaGaleri - Film izle, Online Film Seyret, izle, Bedava, indirmeden
Çizgi film izle
Canlı Dizi Full Dizi Dizi izle Canli Dizi izle Canlı dizi Diziler Seyret
COĞRAFYA DERSİ
Kitap indir
HD Movie Download
KPSS 2009 KPSS TERCiHLERi BAŞVURULARI SINAV TARiHi SORULARI
Teaching ESL to Adults
English Study Materials
Teaching Learners with Multiple Special Needs
The Miss Rumphius Effect
Overcoming Life's Obstacles
ฟังเพลง ฟังเพลงออนไลน์ เนื้อเพลง มิวสิควีดีโอ MV
MiLocuradeAmor
Fantastic Search
iShare World
Dota Allstar And Maps
Download Hindi Songs
NHS Blog Doctor
free piano sheet music
All Wallpapers Free | The Best HQ Wallpapers and Pictures Collection
Sinema Filmleri izle|film izle|film seyret|dizi izle|dizi seyret|indirmeden
A weblog focused on contemporary poetry and poetic
Online Film İzle
Güncel Yazılar
Full Dizi Film Albüm İzle İndir
Short Hairt Styles-Trends
Body Building
Real Estate and Property Gallery
Your Techonology TV and PC
Nokia S60V3 S60V5 SymbianOS 9.1/9.2/9.3/9.4
isuhangat
faisalardhy
watch arabic movies videos
Séries TV
download free car pictures wallpapers
Doctor Monique
download best tattoos pictures
English Grammar and Worksheets and Vocabulary
Free Blogger Templates with SEO
Famous Quotes and Quotations
Test Your English Vocabulary
Ders Sunular -Power Point İndir
All Inclusive - Cheap Holidays In Turkey
Resort and Apart Hotels in Turkey
Malaysia Property-Real Estate News
free pc games download full version pc games
Download And Play Games For Free
Download Softwares Ebooks Videos To Learn or Teach

ADVERBS IN ENGLISH

Zarflar eylemleri niteleyen sözcüklerdir. Eylemlerin nasıl yapıldığı veya nasıl olduğu hakkında bilgi veren sözcüklerdir. Zarflar genellikle sıfatlardan türerler.

Dikkat: Zarflar fiilleri (yüklemi) niteler; sıfatlar isimleri niteler..

beautiful (sıfat) güzel

beautifully (zarf) güzelce, güzel bir şekilde

careful (sıfat) dikkatli "He is a careful one." (O, dikkatli birisi.)

carefully (zarf) dikkatlice "He walks carefully." (O, dikkatle yürüyor.)

good (sıfat) iyi "He's a good person." (O, iyi birisi.)

well (zarf) iyi bir şekilde "She sings well." (O, iyi şarkı söyler.)

Hem sıfat hem zarf özelliğine sahip sözcükler de vardır.

fast (sıfat) hızlı "He is fast." (O hızlı)

fast (zard) hızlı bir şekilde "He runs fast." (O hızlı koşar)

Zarflar genellikle cümlenin sonuna veya fiillerden hemen sonra getirilir.

He studies English diligently. (Harıl harıl ders çalışıyor.)

I get up early in the mornings. (Sabahları erken kalkarım.)

He plays football very well. (Futbolu çok iyi oynar.)

İNGİLİZCE'DE ZARF (ADVERB)
TÜRLERİ
 

 

Adverb (Zarf)

Zarflar fiilleri, sıfatları , başka zarfları ve hatta  bulundakları konuma göre cümleleri niteleyebilen sözcüklerdir. Adverb’ler  ( zarf ) cümle içerisine yerleştirildikleri konum ve fonksiyon bakımından farklılıklar gösterir.

 

ZAMAN ZARFLARI

Today, now, yesterday, next week, later, afterwards

Bu adverb türü zaman zarfı olarak görev yapar ve bir işin ne zaman yaıpldığını anlatıp fiilin Tensini belirler.

 

 

YER ZARFLARI

Here, there, inside, outside, upstairs, downtown

Bu adverb türü, cümlede yer ( location) anlatmak için kullanılır. Preposition + Noun ‘dan oluşan bir yer tamlamasının yerine kullanılabilirler ve nerede  sorusuna cevap verirler.

 

DURUM/ HAL
ZARFLARI

Quickly, easily, clearly, accurately, precisely, slowly, fast, hard, late, well

a)      The student answered the question quickly.

b)      Drive carefully!

c)       I opened the case easily.

d)      She swims fast

e)      She speaks English well

Bu adverb türü, bir işim nasıl yapıldığını anlatır ve fiili nitelerler. Bu zarflar adjective + ly = adverb of manner  gibi sıfatın sonuna bir –ly  eki getirilerek yapılır.

 

Fakat,

 

fast, hard, late, early & well gibi zarfalar  –ly  almazlar. Bu sözcükler hem sıfat hamde zarftır, cümle içerisindeki konum ve anlamlarıyla ayırt edilirler. Örnek  (d) & (e)

 

KISITLAMA ZARFLARI

Only, merely, just, purely, solely, simply, exclusively

 

a)      Only men can enter!

b)      You can just sit here.

c)       His success is purely his achievement. 

 

Bu adverb türü cümlede kısıtlama ablamı vermek için kullanılır. Aynı zamanda cümlede vurgu amaçlı da kullanılabilir.

 

 

BAKIŞAÇISI
GÖSTEREN
ZARFLAR

Scientifically, Chemically, Semantically,

a)      Grammatically this sentence is not accurate.

b)      Economically, we are in a bad position.

c)       Scientifically, this can’t be true.

 

Bu adverb türü, cümlede bahsedilen fikre bakış açımızı belirlemek için kullanlır.

DERECELENDİRME
ZARFLARI

Rather, quite, fairly, extremely, much, a lot, highly

a)      She was quite talented.

b)      He was fairly well equipped.

 

Bu adverb türü, sıfatların derecelendirlmesi için kullanılır.

Adverb + adjective

DİKKAT ÇEKME
ZARFLARI

Mainly, specifically, primarily, notably, especially, principally, predominantly, mostly, chiefly

 

a)      Especially, the children in India are suffering.

b)      Semantics primarily deals with meanings of utterances.

 

Bu adverb türü, cümlede vurguyu bir noktaya odaklamak için kullanılır ve cümle içerisindeki anlamları “özellikle” dir.

 

 

 

SIKLIK
ZARFLARI

Always, usually, sometimes, ever, never, seldom

a)      She always has breakfast in the morning.

b)      Sometimes I feel afraid in the night.

c)       I never sleep before mid-night.

d)      She is sometimes late for work.

 

Sıklık zarflaraı diye bilinen bu grup, birişin nekadar sık yapıldığını anlatmak için kullanılr.

 

Genellikle action fiilin önüne gelirler. Eğer cümlenin fiili “be”  ise be + frequency adverb biçminde kullanılırlar (d).

 

 Sadece sometimes  cümle başında, fiilin önünde, ve cümle sonunda kullanılabilir (b).

 

 

TÜM CÜMLEYEİ
NİTELEYEN
ZARFLAR

 

 

a)      Essentially, I can’t sleep alone. .

b)      It seems difficult, but basically it is easy.

c)       Fortunately, we were able to arrive on time.

d)      Obviously, he is innocent.

 

 

 


Zarflar / Adverbs / ingilizce Dersi

Tekrarlılık Gösteren Zarflar ( Adverbs of Frequency )

always daima
sometimes bazen
occasionally ara sıra
usually genellikle , umumiyetle
generally genellikle
frequently sık sık
seldom nadiren
rarely nadiren , seyrekçe


Örnekler ( examples ) :

We always eat breakfeast at home.
i seldom take a bus to school.
We are often at home after school.
He rarely drinks cola.
They usually go for a walk in the park.

Ever & Never

Ever :ingilizce Türkçe sözlük de Hiç anlamında genellikle sorularda kullanılır.Yanıtlarda ise , olumsuz cümlelerde kullanılır.


Örnek ( example ) :

Do you ever watch TV in the morning ?


Never : Sadece yanıtlarda kullanılır ve " hiç / asla " gibi anlam verir, cümleyi olumsuz yapar.


Örnek ( example ) :

He is never lazy , but he is sometimes careless.


Still , Already , Yet

Still :" Halen / Hala " anlamında soru , olumlu ve olumsuz cümlelerde kullanılır.


Örnek ( example ) :

He still lives in izmir.

Do you still study French with the same teacher ?

They still can't speak English.


Already :" Şu anda , Hali hazırda " anlamına gelen bu deyim genel olarak olumlu cümlelerde kullanılır.

Örnek ( example ) :

i have already seen her.

Yet :Soru ve olumsuz cümlelerde , cüümle sonuna getirilir ve "henüz , daha şu ana kadar " vbz. anlamlar verir.

Örnek ( example ) :

Haven't you set the table yet ?

i haven't driven your car yet.


Too , Any More , Very , Enough


Too :"Çok aşırı" anlamına gelen bu sözcük sıfatların önüne gelir ve anlamını niteler.Cümlede olumsuz bir anlam verir.


Örnek ( example ) :

The water is too cold.

The problem is too diffucult.


Any more :" Artık..." anlamı verir.Olumsuz cümlelerde cümle sonunda kullanılır.


Örnek ( example ) :

English isn't diffucult for me any more.


Very :" Çok " anlamına gelen bu kelime sıfatların önüne gelir ve anlamı niteler.Cümlelerde genellikle olumlu anlam verir.


Örnek ( example ) :

The water is very cold.


Enough :" Yeterli " anlamına gelen bu kelime sıfatlardan sonra konur ; cümlede olumlu bir anlam verir.


Örnek ( example ) :

The ice is thick enough for skating.

Fiilleri, yani öznenin yaptığı eylemi niteleyen sözcüklere ZARF denir. Bu nedenle, zarflar durum gösteren BE fiiliyle KULLANILMAZLAR. Yer ve zaman gösteren zarflar zaten sözcük anlamıyla belli olur. Hal zarflan ise, çoğu zaman, sıfatların sonuna –ly takısının gelmesiyle oluşturulur.
 
SIFAT  ZARF
Slow  slowly
Guick  quickly
Careful  carefully
Careless carelessly
Hungry  hungrily
Final  finally
Easy  easily
 
KURALSIZ OLANLAR
 
Good well
Fast fast
Hard hard
Far far
Near near
Early early
Late late
Loud loud (loudly)
 
Well sözcüğü zarf olmasına karşın, BE fiiliyle kullanılabilir, "sağlık, hal hatır" sorularına karşılık verirken I am well (İyiyim) denebilir.
 
Hard sıfat olarak, "sert, zor" anlamına gelir, ama bu anlamda zarf olmaz, yani zarf olan hard "sıkı" ya da "yoğun" anlamına gelir.
 
I worked hard: Sıkı çalıştım.
It rained hard: Çok yağmur yağdı (yoğun olarak yağdı).
 
İngilizce’de  hardly sözcüğü, "hemen hemen hiç" anlamına gelir ve sıfat olan hard' ın zarf biçimi olarak kullanılmaz.
 
I hardly know you: Seni pek tanımıyorum.
 
(3) “Yakın” anlamına gelen near sözcüğünün zarf biçimi de aynıdır. İngilizce’de nearly sözcüğü ise, "neredeyse, az kalsın" anlamına gelir.
 
Come near : Yakına gel. (zarf)
I nearly broke it.: Onu az kalsın kırıyordum.
 
(4) Late sıfatı da zarf olurken biçim değiştirmez. Lately sözcüğü ise başka bir anlamda kullanılır; "son zamanlarda" demektir.
 
We came late: Geç geldik, (zarf)
I haven't seen him lately: Onu son zamanlarda görmedim.
 
HAL ZARFLARININ ÜSTÜNLÜK VE EN ÜSTÜNLÜK DERECELERİ
 
KURALSIZ OLANLAR
 
Well  Betler Best
Badly  Worse Worst
Near Nearer  Nearest
Far     Farther Farthest
Far  Further Furthest
Fast    Faster Fastest
Hard Harder Hardest
Loud Louder Loudest
Early Earlier Earliest
Late   Later Latest
 
Yukarıda görülen kuralsızlar dışında, sonuna -ly takısı alarak oluşan tüm zarflar more ve most alarak üstünlük ve en üstünlük derecelerinde kullanılırlar.
 
ÜSTÜNLÜK DERECESİ
 
I can drive faster than you (can). (Senden hızlı sürebilirim.)
She types betler than I (do). (Benden iyi daktilo yazar.)
 
Kıyaslanan öğe eğer ÖZNEL durumdaysa ardından cümlenin zaman özelliğine göre yardımcı fiili gelebilir.
Eğer NESNEL durumdaysa yardımcı fiil gelmez. Kıyaslanan öğe varsa, than kullanmayı unutmayınız.
 
She cooks berter than me. (Benden iyi yemek pişirir.)
We work harder than them. (Onlardan çok çalışıyoruz.)
I came earlier. (Ben daha erken geldim.)
 
EN ÜSTÜNLÜK DERECESİ
 
Zarfların en üstünlük derecesinde de yine the unutulmamalıdır.
 
She drives the fastest (of ali of us). (Hepimizden) Hızlı sürer.
They came the latest of all. (Herkesten geç geldiler.)
He plays the best of all the others. (Diğerleri içinde en iyi o oynar.)

ADVERBS IN ENGLISH - İNGİLİZCE'DE ZARFLAR

  I speak a little English.
 Birazcık İngilizce konuşurum.
  Professor Smith speaks Russian fluently.
 Profesör Smith Rusçayı akıcı olarak konuşur.
  Daniel and Jim speak English perfectly.
 Daniel ve Jim İngilizceyi mükemmel konuşur.

Zarflar konuşmanın bir parçası olup bir şeyi nasıl yaptığınızı söylemenizi sağlar. Profesör Smith  Rusçayı sıradan bir yabancı gibi konuşmaz, aynı zamanda akıcı olarak konuşur. Zaman zarflarının çoğu sıfatın sonuna -ly eklenerek elde edilir. Perfectly zarfı perfect sıfatı ve  fluently zarfı  fluent sıfatına bağlıdır.

  He is fluent.
 O akıcı.

Tüm zarflar bu şekilde oluşturulmaz. Örneğin, well good sıfatının zarfıdır.

  He speaks well.
 O iyi konuşur.
 
 hız
 
 
 
 hızlı/çabuk
 yavaş
The rabbit is fast.
 Tavşan hızlı.
 
The turtle is slow.
 Kamplumbağa yavaş.
 
 

Quickly ve slowly, quick ve slow sıfatlarının zarf halidir.

  The rabbit runs quickly.
 Tavşan hızlı koşar.
  The turtle walks slowly.
 Kamplumbağa yavaş yürür.
  Mary speaks quickly.
 Mary çabuk konuşur.

Fast düzensizdir. Zarf hali ile sıfat hali aynıdır.

  The teacher speaks fast.
 Öğretmen çabuk / hızlı konuşur.

 
Understand
Anlamak
easy (adj.)
 kolay (sıf.)
easily (adv.)
 kolaylıkla (zarf.)
understand - understood
 anlamak
  Susan speaks slowly. I understand her easily.      
 Susan yavaş konuşur. Onu kolayca anlarım.
  They understood perfectly.
 Onlar mükemmel anladı.

Adverbs / İngilizce Zarflar

Bu ünitemizde bazı zarfların cümle içinde değişik yerlerde kullanılışları hakkında çalışmalar yapacağız.
Zarflar cümledeki fiilleri etkileyen kelimelerdir. Bir cümlede bir zarf, ya doğrudan doğruya veya dolaylı olarak, o cümledeki fiili etkiler. Eğer bir zarf etkilemesini istediğimiz fiilin hemen dibinde kullanılırsa, o zarf, o fiili doğrudan doğruya etkiler. Unutmayalım ki bir zarf cümlede en hareketli kelimedir. Yani cümlenin her yerinde kullanılabilir. Ancak hangi kelimenin öncesinde kullanılmışsa önce o kelimeyi etkiler. Fakat eninde sonunda etkileme işi fiile ulaşır.

Only Sadece

Örneğin, bir zarf olan �only� (yalnızca, sadece) kelimesini ele alalım. Bu zarfı,

I eat apples in this room on Saturdays.
Ben bu odada Cumartesi günleri elma yerim.

Cümlesinde değişik yerlerde kullanalım. İlk önce öznenin başına getirelim.

Only I eat apples in this room on Saturdays.

Bu cümlenin Türkçesi bir tek şekilde doğrudur. �Cumartesi günleri bu odada sadece ben elma yerim� şeklindedir. Yani başkası yemez, sadece ben yerim.

İkinci örnekte �only� zarfını fiilden önce kullanalım.

I only eat apples in this room on Saturdays.

Bu cümlenin Türkçesi �Cumartesi günleri bu odada ben elmayı sadece yerim. Yani ben elmaları başka birşey yapmam. (Top gibi oynamam, pişirmem, satmam) sadece yerim.

Üçüncü örnekte �only� zarfını ise �direct object� (nesne) olan apples�dan önce kullanalım.

I eat only apples in this room on Saturdays.

Ben bu odada Cumartesi günleri sadece elma yerim. Ayva, armut yemem, sadece elma yerim demektir.

Dördüncü örnekte ise �only� zarfını �in this room�dan önce kullanalım.

I eat apples only in this room on Saturdays.

Ben Cumartesi günleri sadece bu odada elma yerim. Başka bir odada değil sadece bu odada yerim demektir.

Beşinci örnekte �only� zarfını �on Saturdays�den önce kullanalım.

I eat apples in this room only on Saturdays.

Ben bu odada elmayı sadece Cumartesi günleri yerim. Yani, Salı, Perşembe günleri yemem, sadece Cumartesi günleri yerim demektir.

Zarfların bu kullanışlarını öğrendikten sonra şimdi değişik bir zarf tipi öğreneceğiz.

Either-or Ya - ya da

Bu iki zarf, içinde çift unsur olan cümlelerde kullanılır. Bu çift olan unsurlar özne, fiil, nesne, dolaylı tümleç, yer zarfı, zaman zarfı olabilir.

Örneğin,

Kapıyı ya ben, ya da sen açmalısın.

Cümlesinde çift unsur öznelerdir. �Yarın ya gezeceğim, ya uyuyacağım� cümlesinde çift unsur fiillerdir. �Çocuklar ya parkta, ya deniz kıyısında oynayacaklar� cümlesinde çift unsur yer zarfıdır.

Bu tip cümlelerde �either-or� kullanılırken dikkat edilecek kural şudur. Çift olan unsurun birincisinden önce �either�, ikincisinden önce �or� kullanılır.

Önce bu çift unsur özneler olsun.

Either my father or I will go to London tomorrow.
Yarın Londra�ya ya babam gidecek, ya ben.

Either he or you broke the window.
Pencereyi ya sen kırdın, ya o.

Şimdi çift unsur fiiller olsun.

You will either swim or run tomorrow.
Yarın ya yüzeceksin, ya da koşacaksın.

Şimdi çift unsur nesne yani �direct object� olsun.

My father reads either book or newspaper.
Babam ya kitap okur, ya gazete.

We drink either milk or tea at breakfast.
Biz kahvaltıda ya süt içeriz, ya çay.

Şimdi çift unsur dolaylı tümleç olsun.

I must speak to either Ayşe or Fatma.
Ben ya Ayşe ile konuşmalıyım, ya Fatma ile.

Şimdi çift unsur yer zarfı olsun.

You will see Ayşe either in Konya or in Manisa.
Ayşe�yi ya Konya�da göreceksiniz, ya da Manisa�da.

Şimdi de çift unsur zaman zarfı olsun.

He will go to Ankara either on Sunday or on Monday.
O, Ankara�ya ya Pazar günü gidecek, ya Pazartesi.

Neither-nor Ne-ne de

�Neither� kelimesi �no� ve �either� kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir. �Nor� kelimesi de �no� ve �or� kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir.

�No� ile bağlanan kelimeler olumsuz anlam verirler. Bu iki kelime de bir cümlede kullanıldığı zaman, cümle olumlu kurulduğu halde olumsuz anlam verir.

Bu iki zarf az önce öğrendiğimiz �either-or� zarfları gibi çift unsurlu cümlelerde kullanılır. Ve olumsuz anlam verir.

Örneğin,

Neither my father nor I will go to London tomorrow.
Yarın Londra�ya ne babam gidecek, ne ben.

Neither he nor you broke the window.
Camı ne o kırdı, ne sen.

Neither my mother nor my father gives me pocket money.
Ne annem, ne babam bana cep harçlığı verir.

You will neither swim nor run tomorrow.
Yarın ne yüzeceksiniz, ne koşacaksınız.

My father reads neither book nor newspaper.
Babam ne kitap okur, ne gazete.

We drink neither milk nor tea at breakfast.
Biz kahvaltıda ne süt içeriz, ne de çay.

I must speak to neither Ayşe nor Fatma.
Ben, ne Ayşe ile konuşmalıyım, ne de Fatma ile.

You will see Ayşe neither in Konya nor in Manisa.
Ayşe�yi ne Konya�da göreceksiniz, ne de Manisa�da.

He will go to Ankara neither on Sunday nor on Monday.
O, Ankara�ya ne pazar günü gidecek, ne Pazartesi.

�Either� ve �neither� zarflarının başka bir kullanılış şekli daha vardır. Bu şekil olumsuz bir cümlede aynı sözlerin tekrarlanmasını önlemek için kullanılır. Örneğin,

Either:

Ali doesn�t speak English and Ayşe doesn�t speak English.
Ali İngilizce konuşmaz ve Ayşe İngilizce konuşmaz.

anlamına gelen bu cümleyi şu şekilde kuracağız.

Ali doesn�t speak English and Ayşe doesn�t either.
Ali İngilizce konuşmaz ve Ayşe�de. (konuşmaz)

anlamına gelmektedir.

He hasn�t read the book and I haven�t either.
Kitabı o da okumadı, ben de.

He can�t hear us and she can�t either.
Bizi o da duyamaz, o da.

Neither:

Bu zarfın kendisi olumsuz olduğu için kuracağımız cümleyi yine olumlu kuracağız.

Ali doesn�t speak English and neither does Ayşe.
Ali İngilizce konuşmaz, ne de Ayşe.
(Ne Ali İngilizce konuşur ne de Ayşe.)

He didn�t go and neither did I.
O gitmedi, ne de ben.
(Ne o gitti, ne de ben.)

I don�t smoke and neither does my brother.
Ben sigara içmem, ne de kardeşim.
(Ne ben sigara içerim, ne de kardeşim.)

Ayşe doesn�t like him and neither does Fatma.
Ayşe ondan hoşlanmaz, ne de Fatma.
(Ne Ayşe ondan hoşlanır, ne de Fatma.)

Şimdi size İngilizce�de özel durumları olan �idiomatic� bazı kullanışlardan bahsedeceğiz.

Somewhere Bir yer

Bu zarf aynı zamanda �some� gibi kullanılır.

Örnek,

I saw your bag somewhere.
Çantanızı bir yerde gördüm.

I left my bag somewhere.
Çantamı bir yerde bıraktım.


Anywhere Herhangi bir yer

�Any� gibi kullanılır.

Örnek,

Did you see my bag anywhere?
Çantamı herhangi bir yerde gördünüz mü?

Nowhere Hiçbir yer

Genellikle kısa cevaplarda kullanılır.

Örnek,

Where are you going?
Nereye gidiyorsunuz?

Nowhere.
Hiçbir yere.

Enough Yeterli

Bu zarf birlikte kullanıldığı sıfat veya zarftan sonra gelir.

Örnek,

She didn�t run quickly enough.
O, yeteri kadar çabuk koşmadı.

The house isn�t big enough.
Ev, yeteri kadar büyük değildir.

Fairly / Rather Az-çok / Oldukça

Her ikisi de aynı anlama gelirler. Fakat �fairly� zarfı daha çok hoşa giden sıfatlar ve zarflar ile kullanıldığı halde �rather� zarfı hoşa gitmeyen sıfatlar ve zarflar ile kullanılır.

Örnek,

This suitcase is fairly light, but that one is rather heavy.
Bu bavul oldukça hafif, fakat şu epeyce ağır.

Tom is fairly industrious, but John is rather lazy.
Tom oldukça çalışkandır, fakat John epeyce tembeldir.

Tom did fairly well in his exam, but John did rather badly.

Sınavda Tom epeyce iyi yaptı, fakat John�un sınavı oldukça kötü geçti.

�Rather� bazen hoşa giden sıfatlar ve zarflar ile de kullanılabilir. Fakat o zaman anlamı değişir. �Very� kelimesi ile aynı anlama gelir.

Örnek,

She is rather pretty.
O, çok güzeldir.

That boy is rather clever.
Şu çocuk pek akıllıdır.

�Rather� would yardımcı fiili ile birlikte kullanıldığı zaman tercih etmek anlamına gelir.

I would rather go out than stay here.
Burada kalmaktansa, dışarı çıksam daha iyi olur.

Quite Tam, oldukça

Birlikte kullanıldığı sıfata göre değişik iki anlam taşıyor.

1) Şimdi göreceğimiz örneklerde �bütünlük� ve �tam olma� anlamı taşıyor.

Örnek,

The glass is quite full.
Bardak tamamen doludur.

The glass is quite empty.
Bardak tamamen boştur.

2) Şimdi göreceğimiz örneklerde ise �oldukça� anlamı taşıyor.

Örnek,

He is quite a good player.
O, oldukça iyi bir oyuncudur.

That cheese is quite good.
Şu peynir oldukça iyidir.

Buradaki �oldukça iyi� ifadesi daha önce görmüş olduğumuz �fairly good� ifadesinden bir derece daha fazladır.


Too De, da, gereğinden fazla

Bu zarf da iki anlam taşır.

1) �Also� gibi �de, da� anlamına gelir.

Örnek,

Ayşe will go tomorrow, I will go too.


ADJECTIVES IN ENGLISH

İsimleri niteleyen sözcüklere sıfat (adjective) denir. Sıfatlar genel olarak isimlerden önce gelir ve ismin rengini tadını kokusunu ve durumunu bildirir.

He is an intelligent student. (O, zeki bir öğrencidir.)

She is a pretty girl. (O, güzel bir kızdır.)

İngilizce'de sıfatlar genellikle sonuna aldıkları eklerle tanınabilir. Belli başlı sıfatlar aşağıda verilmiştir:
-al:     typical (tipik), special (özel), international (uluslararası), industrial (endüstriyel), mental (zihinsel), physical (fiziksel), general (genel)
-ant:     pleasant (hoş, samimi, memnun), significant (önemli), tolerant (hoşgörülü), variant (varyant, değişiklik gösteren)
-ent:     different (farklı), patient (sabırlı), sufficient (yeterli), excellent (harika), frequent (sık)
-ous:     serious (ciddi), anxious (endişeli, kaygılı), nervous (sinirli, gergin), dangerous (tehlikeli), obvious (apaçık, açık, belirli), famous (meşhur), conscious (endişeli)
-ic:     horrific (korkunç) , democratic (demokratik), scientific (bilimsel), platonic (platonik), sympathetic (sempatik), basic (temel)
-y:     dirty (kirli), dusty (tozlu), messy (dağınık), noisy (gürültülü), sandy (kumsal), stony (taşlı), rocky (kayalık), healthy (sağlıklı), hungry (aç), angry (sinirli)
-ive:     active (faal, hareketli), passive (pasif), attractive (çekici, cazibeli), expensive (pahalı)
-able:     comfortable (rahat), enjoyable (eğlenceli, neşeli), fashionable (modaya uygun)
-ible:     possible (mümkün), horrible (korkunç)
-ful:     useful (faydalı), careful (dikkatli), beautiful (güzel), skilful (becerikli), grateful (memnun), faithful (inançlı)
-less:     useless (faydasız, yarasız), careless (dikkatsiz), breathless (nefessiz)
-ed:     bored (canı sıkılmış, bıkkın, usanmış), tired (yorgun), surprised (şaşırmış), worried (endişelenmiş), confused (kafası karışmış), excited (heyecanlı)
-ing:     interesting (ilgi çekici), boring (sıkıcı, usandırıcı), tiring (yorucu), surprising (şaşırtıcı), worrying (endişelendirici), confusing (kafa karıştırıcı), exciting (heyecan verici)

Yukardaki tabloda verilenlerin dışında her hangi bir ek almadan kullanılan sıfatlar da vardır:

good (iyi), fast (hızlı), pretty (güzel), big (büyük), small (küçük), tall (uzun), great (büyük), long (uzun), large (geniş), hard (sert, zor) gibi sıfatlar bunlara örnek verilebilir..
 
Sıfatlar / Adjectives / ingilizce Dersi

ingilizce Türkçe Sözlük de bir sıfat bir isim ya da zamiri niteleyen bir sözcüktür.Adjective'ler varlıkların renklerini ,biçimlerini ,durumlarını , miktar ve sayılarını , nasıl olduklarını belirtirler.

Sıfatlar genelde " being verb / linking verb " lerden sonra ve niteledikleri isim ve zamirlerden önce gelirler. What kind of , which one , how , how much ,how many gibi soruların yanıtını verirler.

Aşağıda sıfatlarla ilgili bazı özellikler verilmiştir :

1- Önlerine getirilek olumsuzluk veren ön eklerle ( prefix ) , çoğu sıfat olumsuz hale getirilebilir .

un ön eki alan fiillere bazı örnekler :
happy     mutlu     necessary     gerekli
unhappy     mutsuz     unnecessary     gereksiz
clean
    temiz     kind     nazik
unclean     pis     unkind     kaba

dis ön eki alan fiillere bazı örnekler :

respectful
    saygılı     honest     şerefli
disrespectful     saygısız     dishonest     şerefsiz
loyal     sadık     interested     ilgili
disloyal     sadakatsiz     disinterested     ilgisiz

in ön eki alan fiillere bazı örnekler :
formal     resmi     direct     direk
informal     resmi olmayan     indirect     dolaylı
active     hareketli     expensive     pahalı
inactive     hareketsiz     inexpensive     ucuz

il ön eki alan fiillere bazı örnekler :

literate     tahsilli     logical     mantıklı
illiterate     tahsilsiz     illogical     mantıksız

im ön eki alan fiillere bazı örnekler :
mortal     ölümlü     pratical     pratik
immortal     ölümsüz     impratical     elverişsiz
possible     mümkün     mobile     taşınır
impossible     imkansız     immobile     taşınmaz

ir ön eki alan fiillere bazı örnekler :
regular     düzenli     responsible     sorumlu
irregular     düzensiz     irresponsible     sorumsuz

 


2- Fiilin sonuna - ing konmuş presen participle hali veya fiiliin 3. şekli olan past particible hali çoğunlukla bir sıfat ( adjective ) olarak kullanılabilir.


a - Fiilin present particible şekliyle ismi niteler :

Örnek ( example ) :
boilling water : kaynayan su

i need some boilling water to make tea.


b- Fiilin past particible şekliyle ismi etkiler :

Örnek ( example ) :
baked potato : pişmiş patates

Do you like baked potatos ?

3- Bazı sözcüklere eklenen son eklerle ( suffix ) adjective elde edriz.Bu son ekler isimleri ve fiilleri adjective yaparlar.


Örnekler ( examples ) :
to drink     içmek     life     hayat
drinkable     içilebilir     lifeless     cansız
care     özen     help     yardım
careful     dikkatli     helpful     yardım sever

No & Not

No bir sıfattır ve isimleri niteler.

Örnek ( example ) :
There were no books on the table.
I have no time to waste.

Not bir zarftır ve fiilleri niteler.

Örnek ( example ) :
She does not speak French.
Not many people work on Sundays.

Sıfatlar
ADJECTIVES
 

İsmi niteleyen kelimelere sıfat (adjective) denir. Sıfatlar cümle içinde tek başlarına kullanılabilecekleri gibi sıfat grubu olarak da kullanılabilirler. Birden fazla sıfat bir arada kullanıldığında diziliş sıralarını aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:

1.  adjectives which express judgments and attitudes (lovely, perfect, wonderful, nice, etc.)

2.  size, length and height (big, wide, short, etc.)

3.  shape (square, oval, round, etc.)

4.  colour (red, brown, etc.)

5.  origin (Spanish, French, etc.)

6.  material (wooden, glass, etc.)

7.  purpose (jogging shoes, tea pot, etc.)

 

Bazı sıfatları sonlarına aldıkları eklere göre sınıflandırmak mümkündür. Aşağıdaki tabloya bir göz atalım.       

-able/-ible
   

achievable, capable, illegible, remarkable

-al
   

biographical, functional, internal, logical

-ful
   

beautiful, careful, grateful, harmful

-ic
   

cubic, manic, rustic, terrific

-ive
   

attractive, dismissive, inventive, persuasive

-less
   

breathless, careless, groundless, restless

-ous
   

courageous, dangerous, disastrous, fabulous

 

Ancak yukarıdaki tabloda yer almayan sıfat sayısı da oldukça fazladır. Bu sıfatların yukarıdaki tablodaki gibi tipik bir yapısı yoktur.  Bu sıfatlardan bazıları aşağıdaki gibidir.

bad 
bright 
clever 
cold 
common 
complete 
dark 
deep 
difficult
   

distant 
elementary 
good 
great 
honest 
hot 
main 
morose 
old
   

quiet 
real 
red 
silent 
simple 
strange 
wicked 
wide 
young

Bazı sıfatların present participle ve past participle yapıları vardır. Present Participle, fiilin sonuna gelen ‘–ing’ takısıyla, past participle ise fiilin sonuna ‘–ed’ takısı getirilerek oluşturulur. ‘–ing’ ile oluşturulan sıfatlar, o şeklide bir duyguya kapılmamızın sebebini ortaya koyarken ‘–ed’ ile biten sıfatlar olaydan etkilenen kişi olarak durumumuzu anlatır.

Cause of feeling                                       Receiver of feeling

alarming                                                alarmed

amusing                                                amused

boring                                                   bored

concerning                                             concerned

confusing                                               confused

embarrassing                                          embarrassed

encouraging                                            encouraged

entertaining                                            entertained

exciting                                                  excited

exhausting                                             exhausted

frightening                                              frightened

frustrating                                              frustrated

interesting                                              interested

overwhelming                                         overwhelmed

pleasing                                                 pleased

relaxing                                                 relaxed

satisfying                                               satisfied

shocking                                                shocked

surprising                                               surprised

terrifying                                                terrified

tiring                                                     tired

        

The show was entertaining.      -    The children were entertained.

House chores are tiring.    -  She is tired.

Bazı durumlarda düzensiz fiillerin 3. halleri de sıfat gibi kullanılabilir.

 Örnek:broken arrow, torn clothes, sunk ship, sold car, drunk people, hurt feelings

Adjectives
İngilizce Sıfatlar

Sıfatlar, isimlerin nitelik ve niceliklerini bildiren kelimelerdir. Varlıkların nasıl olduklarını, sayılarını bildirirler, yerlerini Işaret eder ve isimlerden önce gelirler.
1) NİTELEME SIFATLARI: Varlıkların renklerini, biçimlerini, durumlarını gösterirler.
 
Little
   

 Küçük
Red
   
 Kırmızı
Large
   
 Geniş
 
a little bird        küçük bir kuş
a red apple       kırmızı bir elma
a large room     geniş bir oda

2) BELİRTME SIFATLARI: Dört çeşittir. Varlıkların niceliklerini bildirirler.

   1. İŞARET SIFATLARI:

 This      Bu
 That      Şu
 These      Bunlar
 Those      Şunlar
 
This man            Bu adam
That duck           Şu ördek
These ducks       Bu ördekler
Those pencils     Şu kalemler

Sayı Sıfatları ve Belgisiz Sıfatlar


   2. SAYI SIFATLARI:

one two three ten twenty first second third

bir iki üç on yirmi birinci ikinci üçüncü 

Two books             İki kitap
Second class         İkinci sınıf
First examination   Birinci sınav

   3. BELGİSİZ SIFATLAR: (Belirsiz sıfatlar)

Every
   
Her
Any
   
Hiç
Some
   
Bazı

Every body     Herkes
Every where   Her yer
Any body        Herhangi bir kimse
Some one        Herhangi biri
Some books    Bazı kitaplar

Soru Sıfatları ve İyelik sıfatları

   4. SORU SIFATLARI:

Which 
   
Hangi
What
   
Ne
How many
   
Kaç tane
How much
   
Ne kadar

Which book?           Hangi kitap?
How many books?   Kaç tane kitap?
How much money?  Ne kadar para?

At what time?         Ne zaman?

   6. İYELİK SIFATLARI: Bu sıfatlar birşeyin birisine ait olduğunu bildirirler.

My book
Benim kitabım

Its tail
Onun kuyruğu

Your father
Senin baban 

Our mother
Bizim annemiz

His money
Onun parası

Your house
Sizin eviniz

Her cat
Onun kedisi 

Their car
Onların otomobili

Sıfatların Dereceleri

İngilizcede niteleme sıfatları düzenli ve düzensiz olarak, yani kurallı veya kuralsız olarak iki şekilde derecelendirilebilir. Düzenli olanları daha ileri derecelendirebilmek için normal sıfatların sonuna “er” getirilir. En ileri dereceler içinse normal sıfatların sonuna “est”, ve başına da mutlaka “the article” getirilir.
Normal     Daha ileri derecede     En ileri derecede
long     uzun     longer     daha uzun     the longest     en uzun
rich     zengin     richer     daha zengin     the richest     en zengin
hot     sıcak     hotter     daha sıcak     the hottest     en sıcak
great     büyük     greater     daha büyük     the greatest     en büyük
big     büyük     bigger     daha büyük     the biggest     en büyük
large     geniş     larger     daha geniş     the largest     en geniş
wet     ıslak     wetter     daha ıslak     the wettest     en ıslak
wide     geniş     wider     daha geniş     the widest     en geniş
tall     uzun     taller     daha uzun     the tallest     en uzun
high     yüksek     higher     daha yüksek     the highest     en yüksek
hard     katı     harder     daha katı     the hardest     en katı
light     hafif     lighter     daha hafif     the lightest     en hafif
bright     parlak     brighter     daha parlak     the brightest     en parlak
cheap     ucuz     cheaper     daha ucuz     the cheapest     en ucuz
ripe     olgun     riper     daha olgun     the ripest     en olgun
narrow     dar     narrower     daha dar     the narrowest     en dar
strong     kuvvetli     stronger     daha kuvvetli     the strongest     en kuvvetli

NOT: “great” değer bakımından büyük, “big” hacim bakımından büyüktür. “Large” iri anlamında geniş, “wide” ise en olarak geniştir.

İki heceden daha uzun olan sıfatları daha ileri dereceye çevirmek için başına “more” edatı getirilir. En ileri dereceye çevirmek için ise sıfatın başına “the most” edatı getirilir.
 
beautiful                 güzel
 
important               önemli

necessary               lüzumlu 
more beautiful       daha güzel           the most beautiful           en güzel
 
more important      daha önemli         the most important         en önemli

more necessary      daha lüzumlu       the most necessary        en lüzumlu

İleri ve en ileri dereceye çevrilirken belirli bir kurala bağlı olmayan yani düzensiz şekilde değişen sıfatları:
good     iyi             better          daha iyi              the best           en iyi
 
bad      kötü          worse         daha kötü           the worst          en kötü
 
much    fazla          more          daha fazla           the most          en fazla
 
many    fazla          more          daha fazla           the most          en fazla

little      az             less            daha az               the least          en az 

NOT: “Much” sayılamayan varlıklar, “many” ise sayılabilenler için kullanılır.


Sıfatların Cümle İçindeki Yeri

Sıfatlar cümle içinde tek başlarına özne (subject) yani işi yapan olamaz. Özne daima isim olur. Sıfatlar isim olan bir öznenin baş tarafında bulunurlar ve o ismi süslerler. 

A boy is sleeping in the room.
Bir çocuk odada uyuyor. 

A young boy is sleeping in the room.
Genç bir çocuk odada uyuyor. 

A book is on the table.
Bir kitap masanın üzerindedir. 

A green book is on the table.
Yeşil bir kitap masanın üzerindedir.

 

NOT:
Bir veya herhangi bir anlamına kullanılan “a” veya “an” hiçbir zaman sıfatlarla ismin arasına giremez. Yani Türkçedeki gibi, iyi bir adam “good a man” olamaz, iyi bir adam demek istenirse, mutlaka,
a good man                     iyi bir adam
 
a beautiful girl                güzel bir kız

an historical building      tarihi bir bina,  denmesi gerekir.

Sıfatlar isim cümlelerinde “direct object” (nesne) olarak tek başına da bulunabilirler. Bu durumda bir isimle birleşip, sıfat tamlaması olarak kullanılmaları gerekmez. 

Ali is clever.  The coat is wet
Ali akıllıdır.  Palto ıslaktır.

She is old.  Apples are ripe.
O yaşlıdır.  Elmalar olgundur. 

They are happy. This river is deep.
Onlar mutludur.  Bu nehir derindir.

We are young.  Elephants are heavy.
Biz genciz.  Filler ağırdırlar. 

I am thirsty.  The tea is hot.
Ben susadım.  Çay sıcaktır.

My father is fat. These roses are red.
Babam şIşmandır. Bu güller kırmızıdırlar. 

The book is white. These flowers are beautiful.
Kitap beyazdır.  Bu çiçekler güzeldirler.


Sıfatların Cümle İçindeki Kullanışları

Last night the stars were very bright.
Dün gece yıldızlar çok parlaktı. 

A large car can not pass through a narrow road.
Geniş bir otomobil dar yoldan geçemez. 

We like hot tea.
Biz sıcak çay severiz. 

I don’t like cold water.
Soğuk su sevmem. 

I am fat.
Ben şişmanım. 

I am a fat boy.
Ben şişman bir çocuğum. 

Şimdi birbirine eş değerde sıfatlara sahip iki ismin karşılaştırmasını gösteren karşılaştırma cümlelerini görelim. 
A
   
is
   
as
   
sıfat
   
as
   
B

Ahmet is as fat as Mehmet.
Ahmet, Mehmet kadar şişmandır. 

Ayşe is as beautiful as Fatma.
Ayşe, Fatma kadar güzeldir. 

Olumsuzlarda, 

Ayşe is not as beautiful as Fatma. v
Veya “as” yerine “so” da kullanılabilir ve, 

Ayşe is not so beautiful as Fatma.
Ayşe, Fatma kadar güzel değildir. Olabilir. 

Soruda da aynı iki şekil uygulanabilir. 

Is Ayşe as beautiful as Fatma?

Veya

Is Ayşe so beautiful as Fatma?
Ayşe, Fatma kadar güzel midir?

Sıfatların Birbirleri ile Karşılaştırılmaları

Birbirinden Daha İleri Derecede Sıfatlara Sahip İki İsmin Karşılaştırmalı Çatısı

 
A     is     ileri derecede sıfat     than     B     A

Ayşe is more beautiful than Fatma.
Ayşe, Fatma’dan daha güzeldir. 

My father is fatter than your father.
Benim babam, senin babandan daha şişmandır. 

İstanbul is larger than Ankara.
İstanbul, Ankara’dan daha geniştir (büyük). 

John is taller than Henry.
John, Henry’den daha uzundur. 

My pencil is longer than your pencil.
Benim kalemim, senin kaleminden daha uzundur. 

Ali is not younger than Ahmet.
Ali, Ahmet’den daha genç değildir.

Are they more beautiful than these?
Onlar, bunlardan daha güzel midirler? 

Birkaç ismin içinden en ileri derecede sıfata sahip karşılaştırma cümleleri:
A     is     en ileri derecede sıfat     B     in     C
 

Antalya is the hottest city in Turkey.
Antalya Türkiye’de en sıcak şehirdir. 

Istanbul is the largest city in Turkey.
İstanbul Türkiye’de en büyük şehirdir. 

My father is the tallest man in our village.
Babam bizim köyde en uzun adamdır.

Is he the fattest man in this office?
O, bu büroda en şişman adam mıdır?

Who is the most beautiful girl in this class?
Bu sınıfta en güzel kız kimdir?

Where is the most expensive cheese?
En pahalı peynir nerededir?
Who is the tallest girl in this town?
Bu kasabada en uzun kız kimdir?

İNGİLİZCE DERS ARAMA

İNGİLİZCE CHAT

İngilizce Chat Odaları

POPÜLER DERSLER

İLGİLİ DERSLER

BİZİ TAKİP EDİN

Ücretsiz İngilizce Ders Aboneliği

Sitemize Eklenen İngilizce Derslerin, Kaynakların Email Adresinize Gelmesini İstiyorsanız Mail Listemize Katılın:

Delivered by FeedBurner

BAĞLANTILARIM

  • Blogcu Yardım
  • Ingilizce Video Konu Anlatimi
  • Ingilizce Chat
  • Derslopedi
  • Kitap Analiz
  • Mebbis ilsis
  • DOST SİTELER

    www.AdemCelayir.com

    Blogcu.com uyarlama Şablonmix

    Sites for Teachers Top ESL Sites Eğitim ve Ögretim Add to Technorati Favorites
    İngilizcede cümle yapısı, ingilizce cümle kurma, ingilizce cümle kalıpları, ingilizcede cümle nasıl kurulur, ingilizcede cümle kuruluşu, ingilizcede cümleler, ingilizcede cümle yapısı, ingilizce cümlede kelime sırası, sentense sturcture
    ROSETTA STONE Version 3, rosetta stone english, turkish, german, spanish, japanese, ROSETTA STONE MULTILANGUAGE, NASA Onaylı, Dünyanın En İyi Dil Öğrenme Programı: Rosetta Stone
    İngilizce Türkçe Hikaye, İngilizce Öyküler, İngilizce kısa hikaye, ingilizce hikaye özeti, English Short Stories, basit ingilizce hikaye, ingilizce fıkra, ingilizce kitaplar, ingilizce hikaye