Zarflar eylemleri niteleyen sözcüklerdir. Eylemlerin nasıl yapıldığı veya nasıl olduğu hakkında bilgi veren sözcüklerdir. Zarflar genellikle sıfatlardan türerler.
Dikkat: Zarflar fiilleri (yüklemi) niteler; sıfatlar isimleri niteler..
beautiful (sıfat) güzel
beautifully (zarf) güzelce, güzel bir şekilde
careful (sıfat) dikkatli "He is a careful one." (O, dikkatli birisi.)
good (sıfat) iyi "He's a good person." (O, iyi birisi.)
well (zarf) iyi bir şekilde "She sings well." (O, iyi şarkı söyler.)
Hem sıfat hem zarf özelliğine sahip sözcükler de vardır.
fast (sıfat) hızlı "He is fast." (O hızlı)
fast (zard) hızlı bir şekilde "He runs fast." (O hızlı koşar)
Zarflar genellikle cümlenin sonuna veya fiillerden hemen sonra getirilir.
He studies English diligently. (Harıl harıl ders çalışıyor.)
I get up early in the mornings. (Sabahları erken kalkarım.)
He plays football very well. (Futbolu çok iyi oynar.)
İNGİLİZCE'DE ZARF (ADVERB) TÜRLERİ
Adverb (Zarf)
Zarflar fiilleri, sıfatları , başka zarfları ve hatta bulundakları konuma göre cümleleri niteleyebilen sözcüklerdir. Adverb’ler ( zarf ) cümle içerisine yerleştirildikleri konum ve fonksiyon bakımından farklılıklar gösterir.
ZAMAN ZARFLARI
Today, now, yesterday, next week, later, afterwards
Bu adverb türü zaman zarfı olarak görev yapar ve bir işin ne zaman yaıpldığını anlatıp fiilin Tensini belirler.
YER ZARFLARI
Here, there, inside, outside, upstairs, downtown
Bu adverb türü, cümlede yer ( location) anlatmak için kullanılır. Preposition + Noun ‘dan oluşan bir yer tamlamasının yerine kullanılabilirler ve nerede sorusuna cevap verirler.
DURUM/ HAL ZARFLARI
Quickly, easily, clearly, accurately, precisely, slowly, fast, hard, late, well
a)The student answered the question quickly.
b)Drive carefully!
c)I opened the case easily.
d)She swims fast
e)She speaks English well
Bu adverb türü, bir işim nasıl yapıldığını anlatır ve fiili nitelerler. Bu zarflar adjective + ly = adverb of manner gibi sıfatın sonuna bir –ly eki getirilerek yapılır.
Fakat,
fast, hard, late, early & well gibi zarfalar –ly almazlar. Bu sözcükler hem sıfat hamde zarftır, cümle içerisindeki konum ve anlamlarıyla ayırt edilirler. Örnek (d) & (e)
a)Especially, the children in India are suffering.
b)Semantics primarily deals with meanings of utterances.
Bu adverb türü, cümlede vurguyu bir noktaya odaklamak için kullanılır ve cümle içerisindeki anlamları “özellikle” dir.
SIKLIK ZARFLARI
Always, usually, sometimes, ever, never, seldom
a)She always has breakfast in the morning.
b)Sometimes I feel afraid in the night.
c)I never sleep before mid-night.
d)She is sometimes late for work.
Sıklık zarflaraı diye bilinen bu grup, birişin nekadar sık yapıldığını anlatmak için kullanılr.
Genellikle action fiilin önüne gelirler. Eğer cümlenin fiili “be” ise be + frequency adverb biçminde kullanılırlar (d).
Sadece sometimes cümle başında, fiilin önünde, ve cümle sonunda kullanılabilir (b).
TÜM CÜMLEYEİ NİTELEYEN ZARFLAR
a)Essentially, I can’t sleep alone. .
b)It seems difficult, but basically it is easy.
c)Fortunately, we were able to arrive on time.
d)Obviously, he is innocent.
Zarflar / Adverbs / ingilizce Dersi
Tekrarlılık Gösteren Zarflar ( Adverbs of Frequency )
always
daima
sometimes
bazen
occasionally
ara sıra
usually
genellikle , umumiyetle
generally
genellikle
frequently
sık sık
seldom
nadiren
rarely
nadiren , seyrekçe
Örnekler ( examples ) :
We always eat breakfeast at home. i seldom take a bus to school. We are often at home after school. He rarely drinks cola. They usually go for a walk in the park.
Ever & Never
Ever :ingilizce Türkçe sözlük de Hiç anlamında genellikle sorularda kullanılır.Yanıtlarda ise , olumsuz cümlelerde kullanılır.
Örnek ( example ) :
Do you ever watch TV in the morning ?
Never : Sadece yanıtlarda kullanılır ve " hiç / asla " gibi anlam verir, cümleyi olumsuz yapar.
Örnek ( example ) :
He is never lazy , but he is sometimes careless.
Still , Already , Yet
Still :" Halen / Hala " anlamında soru , olumlu ve olumsuz cümlelerde kullanılır.
Örnek ( example ) :
He still lives in izmir.
Do you still study French with the same teacher ?
They still can't speak English.
Already :" Şu anda , Hali hazırda " anlamına gelen bu deyim genel olarak olumlu cümlelerde kullanılır.
Örnek ( example ) :
i have already seen her.
Yet :Soru ve olumsuz cümlelerde , cüümle sonuna getirilir ve "henüz , daha şu ana kadar " vbz. anlamlar verir.
Örnek ( example ) :
Haven't you set the table yet ?
i haven't driven your car yet.
Too , Any More , Very , Enough
Too :"Çok aşırı" anlamına gelen bu sözcük sıfatların önüne gelir ve anlamını niteler.Cümlede olumsuz bir anlam verir.
Örnek ( example ) :
The water is too cold.
The problem is too diffucult.
Any more :" Artık..." anlamı verir.Olumsuz cümlelerde cümle sonunda kullanılır.
Örnek ( example ) :
English isn't diffucult for me any more.
Very :" Çok " anlamına gelen bu kelime sıfatların önüne gelir ve anlamı niteler.Cümlelerde genellikle olumlu anlam verir.
Örnek ( example ) :
The water is very cold.
Enough :" Yeterli " anlamına gelen bu kelime sıfatlardan sonra konur ; cümlede olumlu bir anlam verir.
Örnek ( example ) :
The ice is thick enough for skating.
Fiilleri, yani öznenin yaptığı eylemi niteleyen sözcüklere ZARF denir. Bu nedenle, zarflar durum gösteren BE fiiliyle KULLANILMAZLAR. Yer ve zaman gösteren zarflar zaten sözcük anlamıyla belli olur. Hal zarflan ise, çoğu zaman, sıfatların sonuna –ly takısının gelmesiyle oluşturulur.
SIFAT ZARF Slow slowly Guick quickly Careful carefully Careless carelessly Hungry hungrily Final finally Easy easily
KURALSIZ OLANLAR
Good well Fast fast Hard hard Far far Near near Early early Late late Loud loud (loudly)
Well sözcüğü zarf olmasına karşın, BE fiiliyle kullanılabilir, "sağlık, hal hatır" sorularına karşılık verirken I am well (İyiyim) denebilir.
Hard sıfat olarak, "sert, zor" anlamına gelir, ama bu anlamda zarf olmaz, yani zarf olan hard "sıkı" ya da "yoğun" anlamına gelir.
I worked hard: Sıkı çalıştım. It rained hard: Çok yağmur yağdı (yoğun olarak yağdı).
İngilizce’de hardly sözcüğü, "hemen hemen hiç" anlamına gelir ve sıfat olan hard' ın zarf biçimi olarak kullanılmaz.
I hardly know you: Seni pek tanımıyorum.
(3) “Yakın” anlamına gelen near sözcüğünün zarf biçimi de aynıdır. İngilizce’de nearly sözcüğü ise, "neredeyse, az kalsın" anlamına gelir.
Come near : Yakına gel. (zarf) I nearly broke it.: Onu az kalsın kırıyordum.
(4) Late sıfatı da zarf olurken biçim değiştirmez. Lately sözcüğü ise başka bir anlamda kullanılır; "son zamanlarda" demektir.
We came late: Geç geldik, (zarf) I haven't seen him lately: Onu son zamanlarda görmedim.
HAL ZARFLARININ ÜSTÜNLÜK VE EN ÜSTÜNLÜK DERECELERİ
KURALSIZ OLANLAR
Well Betler Best Badly Worse Worst Near Nearer Nearest Far Farther Farthest Far Further Furthest Fast Faster Fastest Hard Harder Hardest Loud Louder Loudest Early Earlier Earliest Late Later Latest
Yukarıda görülen kuralsızlar dışında, sonuna -ly takısı alarak oluşan tüm zarflar more ve most alarak üstünlük ve en üstünlük derecelerinde kullanılırlar.
ÜSTÜNLÜK DERECESİ
I can drive faster than you (can). (Senden hızlı sürebilirim.) She types betler than I (do). (Benden iyi daktilo yazar.)
Kıyaslanan öğe eğer ÖZNEL durumdaysa ardından cümlenin zaman özelliğine göre yardımcı fiili gelebilir. Eğer NESNEL durumdaysa yardımcı fiil gelmez. Kıyaslanan öğe varsa, than kullanmayı unutmayınız.
She cooks berter than me. (Benden iyi yemek pişirir.) We work harder than them. (Onlardan çok çalışıyoruz.) I came earlier. (Ben daha erken geldim.)
EN ÜSTÜNLÜK DERECESİ
Zarfların en üstünlük derecesinde de yine the unutulmamalıdır.
She drives the fastest (of ali of us). (Hepimizden) Hızlı sürer. They came the latest of all. (Herkesten geç geldiler.) He plays the best of all the others. (Diğerleri içinde en iyi o oynar.)
Zarflar konuşmanın bir parçası olup bir şeyi nasıl yaptığınızı söylemenizi sağlar. Profesör Smith Rusçayı sıradan bir yabancı gibi konuşmaz, aynı zamanda akıcı olarak konuşur. Zaman zarflarının çoğu sıfatın sonuna -ly eklenerek elde edilir. Perfectly zarfı perfect sıfatı ve fluently zarfı fluent sıfatına bağlıdır.
Bu ünitemizde bazı zarfların cümle içinde değişik yerlerde kullanılışları hakkında çalışmalar yapacağız. Zarflar cümledeki fiilleri etkileyen kelimelerdir. Bir cümlede bir zarf, ya doğrudan doğruya veya dolaylı olarak, o cümledeki fiili etkiler. Eğer bir zarf etkilemesini istediğimiz fiilin hemen dibinde kullanılırsa, o zarf, o fiili doğrudan doğruya etkiler. Unutmayalım ki bir zarf cümlede en hareketli kelimedir. Yani cümlenin her yerinde kullanılabilir. Ancak hangi kelimenin öncesinde kullanılmışsa önce o kelimeyi etkiler. Fakat eninde sonunda etkileme işi fiile ulaşır.
Only Sadece
Örneğin, bir zarf olan �only� (yalnızca, sadece) kelimesini ele alalım. Bu zarfı,
I eat apples in this room on Saturdays. Ben bu odada Cumartesi günleri elma yerim.
Cümlesinde değişik yerlerde kullanalım. İlk önce öznenin başına getirelim.
Only I eat apples in this room on Saturdays.
Bu cümlenin Türkçesi bir tek şekilde doğrudur. �Cumartesi günleri bu odada sadece ben elma yerim� şeklindedir. Yani başkası yemez, sadece ben yerim.
İkinci örnekte �only� zarfını fiilden önce kullanalım.
I only eat apples in this room on Saturdays.
Bu cümlenin Türkçesi �Cumartesi günleri bu odada ben elmayı sadece yerim. Yani ben elmaları başka birşey yapmam. (Top gibi oynamam, pişirmem, satmam) sadece yerim.
Üçüncü örnekte �only� zarfını ise �direct object� (nesne) olan apples�dan önce kullanalım.
I eat only apples in this room on Saturdays.
Ben bu odada Cumartesi günleri sadece elma yerim. Ayva, armut yemem, sadece elma yerim demektir.
Dördüncü örnekte ise �only� zarfını �in this room�dan önce kullanalım.
I eat apples only in this room on Saturdays.
Ben Cumartesi günleri sadece bu odada elma yerim. Başka bir odada değil sadece bu odada yerim demektir.
Beşinci örnekte �only� zarfını �on Saturdays�den önce kullanalım.
I eat apples in this room only on Saturdays.
Ben bu odada elmayı sadece Cumartesi günleri yerim. Yani, Salı, Perşembe günleri yemem, sadece Cumartesi günleri yerim demektir.
Zarfların bu kullanışlarını öğrendikten sonra şimdi değişik bir zarf tipi öğreneceğiz.
Either-or Ya - ya da
Bu iki zarf, içinde çift unsur olan cümlelerde kullanılır. Bu çift olan unsurlar özne, fiil, nesne, dolaylı tümleç, yer zarfı, zaman zarfı olabilir.
Örneğin,
Kapıyı ya ben, ya da sen açmalısın.
Cümlesinde çift unsur öznelerdir. �Yarın ya gezeceğim, ya uyuyacağım� cümlesinde çift unsur fiillerdir. �Çocuklar ya parkta, ya deniz kıyısında oynayacaklar� cümlesinde çift unsur yer zarfıdır.
Bu tip cümlelerde �either-or� kullanılırken dikkat edilecek kural şudur. Çift olan unsurun birincisinden önce �either�, ikincisinden önce �or� kullanılır.
Önce bu çift unsur özneler olsun.
Either my father or I will go to London tomorrow. Yarın Londra�ya ya babam gidecek, ya ben.
Either he or you broke the window. Pencereyi ya sen kırdın, ya o.
Şimdi çift unsur fiiller olsun.
You will either swim or run tomorrow. Yarın ya yüzeceksin, ya da koşacaksın.
Şimdi çift unsur nesne yani �direct object� olsun.
My father reads either book or newspaper. Babam ya kitap okur, ya gazete.
We drink either milk or tea at breakfast. Biz kahvaltıda ya süt içeriz, ya çay.
Şimdi çift unsur dolaylı tümleç olsun.
I must speak to either Ayşe or Fatma. Ben ya Ayşe ile konuşmalıyım, ya Fatma ile.
Şimdi çift unsur yer zarfı olsun.
You will see Ayşe either in Konya or in Manisa. Ayşe�yi ya Konya�da göreceksiniz, ya da Manisa�da.
Şimdi de çift unsur zaman zarfı olsun.
He will go to Ankara either on Sunday or on Monday. O, Ankara�ya ya Pazar günü gidecek, ya Pazartesi.
Neither-nor Ne-ne de
�Neither� kelimesi �no� ve �either� kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir. �Nor� kelimesi de �no� ve �or� kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir.
�No� ile bağlanan kelimeler olumsuz anlam verirler. Bu iki kelime de bir cümlede kullanıldığı zaman, cümle olumlu kurulduğu halde olumsuz anlam verir.
Bu iki zarf az önce öğrendiğimiz �either-or� zarfları gibi çift unsurlu cümlelerde kullanılır. Ve olumsuz anlam verir.
Örneğin,
Neither my father nor I will go to London tomorrow. Yarın Londra�ya ne babam gidecek, ne ben.
Neither he nor you broke the window. Camı ne o kırdı, ne sen.
Neither my mother nor my father gives me pocket money. Ne annem, ne babam bana cep harçlığı verir.
You will neither swim nor run tomorrow. Yarın ne yüzeceksiniz, ne koşacaksınız.
My father reads neither book nor newspaper. Babam ne kitap okur, ne gazete.
We drink neither milk nor tea at breakfast. Biz kahvaltıda ne süt içeriz, ne de çay.
I must speak to neither Ayşe nor Fatma. Ben, ne Ayşe ile konuşmalıyım, ne de Fatma ile.
You will see Ayşe neither in Konya nor in Manisa. Ayşe�yi ne Konya�da göreceksiniz, ne de Manisa�da.
He will go to Ankara neither on Sunday nor on Monday. O, Ankara�ya ne pazar günü gidecek, ne Pazartesi.
�Either� ve �neither� zarflarının başka bir kullanılış şekli daha vardır. Bu şekil olumsuz bir cümlede aynı sözlerin tekrarlanmasını önlemek için kullanılır. Örneğin,
Either:
Ali doesn�t speak English and Ayşe doesn�t speak English. Ali İngilizce konuşmaz ve Ayşe İngilizce konuşmaz.
anlamına gelen bu cümleyi şu şekilde kuracağız.
Ali doesn�t speak English and Ayşe doesn�t either. Ali İngilizce konuşmaz ve Ayşe�de. (konuşmaz)
anlamına gelmektedir.
He hasn�t read the book and I haven�t either. Kitabı o da okumadı, ben de.
He can�t hear us and she can�t either. Bizi o da duyamaz, o da.
Neither:
Bu zarfın kendisi olumsuz olduğu için kuracağımız cümleyi yine olumlu kuracağız.
Ali doesn�t speak English and neither does Ayşe. Ali İngilizce konuşmaz, ne de Ayşe. (Ne Ali İngilizce konuşur ne de Ayşe.)
He didn�t go and neither did I. O gitmedi, ne de ben. (Ne o gitti, ne de ben.)
I don�t smoke and neither does my brother. Ben sigara içmem, ne de kardeşim. (Ne ben sigara içerim, ne de kardeşim.)
Ayşe doesn�t like him and neither does Fatma. Ayşe ondan hoşlanmaz, ne de Fatma. (Ne Ayşe ondan hoşlanır, ne de Fatma.)
Şimdi size İngilizce�de özel durumları olan �idiomatic� bazı kullanışlardan bahsedeceğiz.
Somewhere Bir yer
Bu zarf aynı zamanda �some� gibi kullanılır.
Örnek,
I saw your bag somewhere. Çantanızı bir yerde gördüm.
I left my bag somewhere. Çantamı bir yerde bıraktım.
Anywhere Herhangi bir yer
�Any� gibi kullanılır.
Örnek,
Did you see my bag anywhere? Çantamı herhangi bir yerde gördünüz mü?
Nowhere Hiçbir yer
Genellikle kısa cevaplarda kullanılır.
Örnek,
Where are you going? Nereye gidiyorsunuz?
Nowhere. Hiçbir yere.
Enough Yeterli
Bu zarf birlikte kullanıldığı sıfat veya zarftan sonra gelir.
Örnek,
She didn�t run quickly enough. O, yeteri kadar çabuk koşmadı.
The house isn�t big enough. Ev, yeteri kadar büyük değildir.
Fairly / Rather Az-çok / Oldukça
Her ikisi de aynı anlama gelirler. Fakat �fairly� zarfı daha çok hoşa giden sıfatlar ve zarflar ile kullanıldığı halde �rather� zarfı hoşa gitmeyen sıfatlar ve zarflar ile kullanılır.
Örnek,
This suitcase is fairly light, but that one is rather heavy. Bu bavul oldukça hafif, fakat şu epeyce ağır.
Tom is fairly industrious, but John is rather lazy. Tom oldukça çalışkandır, fakat John epeyce tembeldir.
Tom did fairly well in his exam, but John did rather badly.
Sınavda Tom epeyce iyi yaptı, fakat John�un sınavı oldukça kötü geçti.
�Rather� bazen hoşa giden sıfatlar ve zarflar ile de kullanılabilir. Fakat o zaman anlamı değişir. �Very� kelimesi ile aynı anlama gelir.
Örnek,
She is rather pretty. O, çok güzeldir.
That boy is rather clever. Şu çocuk pek akıllıdır.
�Rather� would yardımcı fiili ile birlikte kullanıldığı zaman tercih etmek anlamına gelir.
I would rather go out than stay here. Burada kalmaktansa, dışarı çıksam daha iyi olur.
Quite Tam, oldukça
Birlikte kullanıldığı sıfata göre değişik iki anlam taşıyor.
1) Şimdi göreceğimiz örneklerde �bütünlük� ve �tam olma� anlamı taşıyor.
Örnek,
The glass is quite full. Bardak tamamen doludur.
The glass is quite empty. Bardak tamamen boştur.
2) Şimdi göreceğimiz örneklerde ise �oldukça� anlamı taşıyor.
Örnek,
He is quite a good player. O, oldukça iyi bir oyuncudur.
That cheese is quite good. Şu peynir oldukça iyidir.
Buradaki �oldukça iyi� ifadesi daha önce görmüş olduğumuz �fairly good� ifadesinden bir derece daha fazladır.
İsimleri niteleyen sözcüklere sıfat (adjective) denir. Sıfatlar genel olarak isimlerden önce gelir ve ismin rengini tadını kokusunu ve durumunu bildirir.
He is an intelligent student. (O, zeki bir öğrencidir.)
Yukardaki tabloda verilenlerin dışında her hangi bir ek almadan kullanılan sıfatlar da vardır:
good (iyi), fast (hızlı), pretty (güzel), big (büyük), small (küçük), tall (uzun), great (büyük), long (uzun), large (geniş), hard (sert, zor) gibi sıfatlar bunlara örnek verilebilir..
Sıfatlar / Adjectives / ingilizce Dersi
ingilizce Türkçe Sözlük de bir sıfat bir isim ya da zamiri niteleyen bir sözcüktür.Adjective'ler varlıkların renklerini ,biçimlerini ,durumlarını , miktar ve sayılarını , nasıl olduklarını belirtirler.
Sıfatlar genelde " being verb / linking verb " lerden sonra ve niteledikleri isim ve zamirlerden önce gelirler. What kind of , which one , how , how much ,how many gibi soruların yanıtını verirler.
Aşağıda sıfatlarla ilgili bazı özellikler verilmiştir :
1- Önlerine getirilek olumsuzluk veren ön eklerle ( prefix ) , çoğu sıfat olumsuz hale getirilebilir .
un ön eki alan fiillere bazı örnekler : happy mutlu necessary gerekli unhappy mutsuz unnecessary gereksiz clean temiz kind nazik unclean pis unkind kaba
in ön eki alan fiillere bazı örnekler : formal resmi direct direk informal resmi olmayan indirect dolaylı active hareketli expensive pahalı inactive hareketsiz inexpensive ucuz
im ön eki alan fiillere bazı örnekler : mortal ölümlü pratical pratik immortal ölümsüz impratical elverişsiz possible mümkün mobile taşınır impossible imkansız immobile taşınmaz
ir ön eki alan fiillere bazı örnekler : regular düzenli responsible sorumlu irregular düzensiz irresponsible sorumsuz
2- Fiilin sonuna - ing konmuş presen participle hali veya fiiliin 3. şekli olan past particible hali çoğunlukla bir sıfat ( adjective ) olarak kullanılabilir.
a - Fiilin present particible şekliyle ismi niteler :
Örnek ( example ) : boilling water : kaynayan su
i need some boilling water to make tea.
b- Fiilin past particible şekliyle ismi etkiler :
Örnek ( example ) : baked potato : pişmiş patates
Do you like baked potatos ?
3- Bazı sözcüklere eklenen son eklerle ( suffix ) adjective elde edriz.Bu son ekler isimleri ve fiilleri adjective yaparlar.
Örnekler ( examples ) : to drink içmek life hayat drinkable içilebilir lifeless cansız care özen help yardım careful dikkatli helpful yardım sever
No & Not
No bir sıfattır ve isimleri niteler.
Örnek ( example ) : There were no books on the table. I have no time to waste.
Not bir zarftır ve fiilleri niteler.
Örnek ( example ) : She does not speak French. Not many people work on Sundays.
Sıfatlar ADJECTIVES
İsmi niteleyen kelimelere sıfat (adjective) denir. Sıfatlar cümle içinde tek başlarına kullanılabilecekleri gibi sıfat grubu olarak da kullanılabilirler. Birden fazla sıfat bir arada kullanıldığında diziliş sıralarını aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:
1. adjectives which express judgments and attitudes (lovely, perfect, wonderful, nice, etc.)
2. size, length and height (big, wide, short, etc.)
3. shape (square, oval, round, etc.)
4. colour (red, brown, etc.)
5. origin (Spanish, French, etc.)
6. material (wooden, glass, etc.)
7. purpose (jogging shoes, tea pot, etc.)
Bazı sıfatları sonlarına aldıkları eklere göre sınıflandırmak mümkündür. Aşağıdaki tabloya bir göz atalım.
-able/-ible
achievable, capable, illegible, remarkable
-al
biographical, functional, internal, logical
-ful
beautiful, careful, grateful, harmful
-ic
cubic, manic, rustic, terrific
-ive
attractive, dismissive, inventive, persuasive
-less
breathless, careless, groundless, restless
-ous
courageous, dangerous, disastrous, fabulous
Ancak yukarıdaki tabloda yer almayan sıfat sayısı da oldukça fazladır. Bu sıfatların yukarıdaki tablodaki gibi tipik bir yapısı yoktur. Bu sıfatlardan bazıları aşağıdaki gibidir.
bad bright clever cold common complete dark deep difficult
distant elementary good great honest hot main morose old
quiet real red silent simple strange wicked wide young
Bazı sıfatların present participle ve past participle yapıları vardır. Present Participle, fiilin sonuna gelen ‘–ing’ takısıyla, past participle ise fiilin sonuna ‘–ed’ takısı getirilerek oluşturulur. ‘–ing’ ile oluşturulan sıfatlar, o şeklide bir duyguya kapılmamızın sebebini ortaya koyarken ‘–ed’ ile biten sıfatlar olaydan etkilenen kişi olarak durumumuzu anlatır.
Cause of feeling Receiver of feeling
alarming alarmed
amusing amused
boring bored
concerning concerned
confusing confused
embarrassing embarrassed
encouraging encouraged
entertaining entertained
exciting excited
exhausting exhausted
frightening frightened
frustrating frustrated
interesting interested
overwhelming overwhelmed
pleasing pleased
relaxing relaxed
satisfying satisfied
shocking shocked
surprising surprised
terrifying terrified
tiring tired
The show was entertaining. - The children were entertained.
House chores are tiring. - She is tired.
Bazı durumlarda düzensiz fiillerin 3. halleri de sıfat gibi kullanılabilir.
Örnek:broken arrow, torn clothes, sunk ship, sold car, drunk people, hurt feelings
Adjectives İngilizce Sıfatlar
Sıfatlar, isimlerin nitelik ve niceliklerini bildiren kelimelerdir. Varlıkların nasıl olduklarını, sayılarını bildirirler, yerlerini Işaret eder ve isimlerden önce gelirler. 1) NİTELEME SIFATLARI: Varlıkların renklerini, biçimlerini, durumlarını gösterirler.
Little
Küçük Red
Kırmızı Large
Geniş
a little bird küçük bir kuş a red apple kırmızı bir elma a large room geniş bir oda
2) BELİRTME SIFATLARI: Dört çeşittir. Varlıkların niceliklerini bildirirler.
1. İŞARET SIFATLARI:
This Bu That Şu These Bunlar Those Şunlar
This man Bu adam That duck Şu ördek These ducks Bu ördekler Those pencils Şu kalemler
Sayı Sıfatları ve Belgisiz Sıfatlar
2. SAYI SIFATLARI:
one two three ten twenty first second third
bir iki üç on yirmi birinci ikinci üçüncü
Two books İki kitap Second class İkinci sınıf First examination Birinci sınav
3. BELGİSİZ SIFATLAR: (Belirsiz sıfatlar)
Every
Her Any
Hiç Some
Bazı
Every body Herkes Every where Her yer Any body Herhangi bir kimse Some one Herhangi biri Some books Bazı kitaplar
Soru Sıfatları ve İyelik sıfatları
4. SORU SIFATLARI:
Which
Hangi What
Ne How many
Kaç tane How much
Ne kadar
Which book? Hangi kitap? How many books? Kaç tane kitap? How much money? Ne kadar para?
At what time? Ne zaman?
6. İYELİK SIFATLARI: Bu sıfatlar birşeyin birisine ait olduğunu bildirirler.
My book Benim kitabım
Its tail Onun kuyruğu
Your father Senin baban
Our mother Bizim annemiz
His money Onun parası
Your house Sizin eviniz
Her cat Onun kedisi
Their car Onların otomobili
Sıfatların Dereceleri
İngilizcede niteleme sıfatları düzenli ve düzensiz olarak, yani kurallı veya kuralsız olarak iki şekilde derecelendirilebilir. Düzenli olanları daha ileri derecelendirebilmek için normal sıfatların sonuna “er” getirilir. En ileri dereceler içinse normal sıfatların sonuna “est”, ve başına da mutlaka “the article” getirilir. Normal Daha ileri derecede En ileri derecede long uzun longer daha uzun the longest en uzun rich zengin richer daha zengin the richest en zengin hot sıcak hotter daha sıcak the hottest en sıcak great büyük greater daha büyük the greatest en büyük big büyük bigger daha büyük the biggest en büyük large geniş larger daha geniş the largest en geniş wet ıslak wetter daha ıslak the wettest en ıslak wide geniş wider daha geniş the widest en geniş tall uzun taller daha uzun the tallest en uzun high yüksek higher daha yüksek the highest en yüksek hard katı harder daha katı the hardest en katı light hafif lighter daha hafif the lightest en hafif bright parlak brighter daha parlak the brightest en parlak cheap ucuz cheaper daha ucuz the cheapest en ucuz ripe olgun riper daha olgun the ripest en olgun narrow dar narrower daha dar the narrowest en dar strong kuvvetli stronger daha kuvvetli the strongest en kuvvetli
NOT: “great” değer bakımından büyük, “big” hacim bakımından büyüktür. “Large” iri anlamında geniş, “wide” ise en olarak geniştir.
İki heceden daha uzun olan sıfatları daha ileri dereceye çevirmek için başına “more” edatı getirilir. En ileri dereceye çevirmek için ise sıfatın başına “the most” edatı getirilir.
beautiful güzel
important önemli
necessary lüzumlu more beautiful daha güzel the most beautiful en güzel
more important daha önemli the most important en önemli
more necessary daha lüzumlu the most necessary en lüzumlu
İleri ve en ileri dereceye çevrilirken belirli bir kurala bağlı olmayan yani düzensiz şekilde değişen sıfatları: good iyi better daha iyi the best en iyi
bad kötü worse daha kötü the worst en kötü
much fazla more daha fazla the most en fazla
many fazla more daha fazla the most en fazla
little az less daha az the least en az
NOT: “Much” sayılamayan varlıklar, “many” ise sayılabilenler için kullanılır.
Sıfatların Cümle İçindeki Yeri
Sıfatlar cümle içinde tek başlarına özne (subject) yani işi yapan olamaz. Özne daima isim olur. Sıfatlar isim olan bir öznenin baş tarafında bulunurlar ve o ismi süslerler.
A boy is sleeping in the room. Bir çocuk odada uyuyor.
A young boy is sleeping in the room. Genç bir çocuk odada uyuyor.
A book is on the table. Bir kitap masanın üzerindedir.
A green book is on the table. Yeşil bir kitap masanın üzerindedir.
NOT: Bir veya herhangi bir anlamına kullanılan “a” veya “an” hiçbir zaman sıfatlarla ismin arasına giremez. Yani Türkçedeki gibi, iyi bir adam “good a man” olamaz, iyi bir adam demek istenirse, mutlaka, a good man iyi bir adam
a beautiful girl güzel bir kız
an historical building tarihi bir bina, denmesi gerekir.
Sıfatlar isim cümlelerinde “direct object” (nesne) olarak tek başına da bulunabilirler. Bu durumda bir isimle birleşip, sıfat tamlaması olarak kullanılmaları gerekmez.
Ali is clever. The coat is wet Ali akıllıdır. Palto ıslaktır.
She is old. Apples are ripe. O yaşlıdır. Elmalar olgundur.
They are happy. This river is deep. Onlar mutludur. Bu nehir derindir.
We are young. Elephants are heavy. Biz genciz. Filler ağırdırlar.
I am thirsty. The tea is hot. Ben susadım. Çay sıcaktır.
My father is fat. These roses are red. Babam şIşmandır. Bu güller kırmızıdırlar.
The book is white. These flowers are beautiful. Kitap beyazdır. Bu çiçekler güzeldirler.
Sıfatların Cümle İçindeki Kullanışları
Last night the stars were very bright. Dün gece yıldızlar çok parlaktı.
A large car can not pass through a narrow road. Geniş bir otomobil dar yoldan geçemez.
We like hot tea. Biz sıcak çay severiz.
I don’t like cold water. Soğuk su sevmem.
I am fat. Ben şişmanım.
I am a fat boy. Ben şişman bir çocuğum.
Şimdi birbirine eş değerde sıfatlara sahip iki ismin karşılaştırmasını gösteren karşılaştırma cümlelerini görelim. A
is
as
sıfat
as
B
Ahmet is as fat as Mehmet. Ahmet, Mehmet kadar şişmandır.
Ayşe is as beautiful as Fatma. Ayşe, Fatma kadar güzeldir.
Olumsuzlarda,
Ayşe is not as beautiful as Fatma. v Veya “as” yerine “so” da kullanılabilir ve,
Ayşe is not so beautiful as Fatma. Ayşe, Fatma kadar güzel değildir. Olabilir.
Soruda da aynı iki şekil uygulanabilir.
Is Ayşe as beautiful as Fatma?
Veya
Is Ayşe so beautiful as Fatma? Ayşe, Fatma kadar güzel midir?
Sıfatların Birbirleri ile Karşılaştırılmaları
Birbirinden Daha İleri Derecede Sıfatlara Sahip İki İsmin Karşılaştırmalı Çatısı
A is ileri derecede sıfat than B A
Ayşe is more beautiful than Fatma. Ayşe, Fatma’dan daha güzeldir.
My father is fatter than your father. Benim babam, senin babandan daha şişmandır.
İstanbul is larger than Ankara. İstanbul, Ankara’dan daha geniştir (büyük).
John is taller than Henry. John, Henry’den daha uzundur.
My pencil is longer than your pencil. Benim kalemim, senin kaleminden daha uzundur.
Ali is not younger than Ahmet. Ali, Ahmet’den daha genç değildir.
Are they more beautiful than these? Onlar, bunlardan daha güzel midirler?
Birkaç ismin içinden en ileri derecede sıfata sahip karşılaştırma cümleleri: A is en ileri derecede sıfat B in C
Antalya is the hottest city in Turkey. Antalya Türkiye’de en sıcak şehirdir.
Istanbul is the largest city in Turkey. İstanbul Türkiye’de en büyük şehirdir.
My father is the tallest man in our village. Babam bizim köyde en uzun adamdır.
Is he the fattest man in this office? O, bu büroda en şişman adam mıdır?
Who is the most beautiful girl in this class? Bu sınıfta en güzel kız kimdir?
Where is the most expensive cheese? En pahalı peynir nerededir? Who is the tallest girl in this town? Bu kasabada en uzun kız kimdir?
İsimleri niteleyen sözcüklere sıfat (adjective) denir. Sıfatlar genel olarak isimlerden önce gelir ve ismin rengini tadını kokusunu ve durumunu bildirir.
He is an intelligent student. (O, zeki bir öğrencidir.)
She is a pretty girl. (O, güzel bir kızdır.)
İngilizce'de sıfatlar genellikle sonuna aldıkları eklerle tanınabilir. Belli başlı sıfatlar aşağıda verilmiştir:
-al:
typical (tipik), special (özel), international (uluslararası), industrial (endüstriyel), mental (zihinsel), physical (fiziksel), general (genel)
-ant:
pleasant (hoş, samimi, memnun), significant (önemli), tolerant (hoşgörülü), variant (varyant, değişiklik gösteren)
-ent:
different (farklı), patient (sabırlı), sufficient (yeterli), excellent (harika), frequent (sık)
Yukardaki tabloda verilenlerin dışında her hangi bir ek almadan kullanılan sıfatlar da vardır:
good (iyi), fast (hızlı), pretty (güzel), big (büyük), small (küçük), tall (uzun), great (büyük), long (uzun), large (geniş), hard (sert, zor) gibi sıfatlar bunlara örnek verilebilir..
Sıfatlar / Adjectives / ingilizce Dersi
ingilizce Türkçe Sözlük de bir sıfat bir isim ya da zamiri niteleyen bir sözcüktür.Adjective'ler varlıkların renklerini ,biçimlerini ,durumlarını , miktar ve sayılarını , nasıl olduklarını belirtirler.
Sıfatlar genelde " being verb / linking verb " lerden sonra ve niteledikleri isim ve zamirlerden önce gelirler. What kind of , which one , how , how much ,how many gibi soruların yanıtını verirler.
Aşağıda sıfatlarla ilgili bazı özellikler verilmiştir :
1- Önlerine getirilek olumsuzluk veren ön eklerle ( prefix ) , çoğu sıfat olumsuz hale getirilebilir .
un ön eki alan fiillere bazı örnekler :
happy
mutlu
necessary
gerekli
unhappy
mutsuz
unnecessary
gereksiz
clean
temiz
kind
nazik
unclean
pis
unkind
kaba
dis ön eki alan fiillere bazı örnekler :
respectful
saygılı
honest
şerefli
disrespectful
saygısız
dishonest
şerefsiz
loyal
sadık
interested
ilgili
disloyal
sadakatsiz
disinterested
ilgisiz
in ön eki alan fiillere bazı örnekler :
formal
resmi
direct
direk
informal
resmi olmayan
indirect
dolaylı
active
hareketli
expensive
pahalı
inactive
hareketsiz
inexpensive
ucuz
il ön eki alan fiillere bazı örnekler :
literate
tahsilli
logical
mantıklı
illiterate
tahsilsiz
illogical
mantıksız
im ön eki alan fiillere bazı örnekler :
mortal
ölümlü
pratical
pratik
immortal
ölümsüz
impratical
elverişsiz
possible
mümkün
mobile
taşınır
impossible
imkansız
immobile
taşınmaz
ir ön eki alan fiillere bazı örnekler :
regular
düzenli
responsible
sorumlu
irregular
düzensiz
irresponsible
sorumsuz
2- Fiilin sonuna - ing konmuş presen participle hali veya fiiliin 3. şekli olan past particible hali çoğunlukla bir sıfat ( adjective ) olarak kullanılabilir.
a - Fiilin present particible şekliyle ismi niteler :
Örnek ( example ) : boilling water : kaynayan su
i need some boilling water to make tea.
b- Fiilin past particible şekliyle ismi etkiler :
Örnek ( example ) : baked potato : pişmiş patates
Do you like baked potatos ?
3- Bazı sözcüklere eklenen son eklerle ( suffix ) adjective elde edriz.Bu son ekler isimleri ve fiilleri adjective yaparlar.
Örnekler ( examples ) :
to drink
içmek
life
hayat
drinkable
içilebilir
lifeless
cansız
care
özen
help
yardım
careful
dikkatli
helpful
yardım sever
No & Not
No bir sıfattır ve isimleri niteler.
Örnek ( example ) : There were no books on the table. I have no time to waste.
Not bir zarftır ve fiilleri niteler.
Örnek ( example ) : She does not speak French. Not many people work on Sundays.
Sıfatlar ADJECTIVES
İsmi niteleyen kelimelere sıfat (adjective) denir. Sıfatlar cümle içinde tek başlarına kullanılabilecekleri gibi sıfat grubu olarak da kullanılabilirler. Birden fazla sıfat bir arada kullanıldığında diziliş sıralarını aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:
1. adjectives which express judgments and attitudes (lovely, perfect, wonderful, nice, etc.)
2. size, length and height (big, wide, short, etc.)
3. shape (square, oval, round, etc.)
4. colour (red, brown, etc.)
5. origin (Spanish, French, etc.)
6. material (wooden, glass, etc.)
7. purpose (jogging shoes, tea pot, etc.)
Bazı sıfatları sonlarına aldıkları eklere göre sınıflandırmak mümkündür. Aşağıdaki tabloya bir göz atalım.
-able/-ible
achievable, capable, illegible, remarkable
-al
biographical, functional, internal, logical
-ful
beautiful, careful, grateful, harmful
-ic
cubic, manic, rustic, terrific
-ive
attractive, dismissive, inventive, persuasive
-less
breathless, careless, groundless, restless
-ous
courageous, dangerous, disastrous, fabulous
Ancak yukarıdaki tabloda yer almayan sıfat sayısı da oldukça fazladır. Bu sıfatların yukarıdaki tablodaki gibi tipik bir yapısı yoktur. Bu sıfatlardan bazıları aşağıdaki gibidir.
bad bright clever cold common complete dark deep difficult
distant elementary good great honest hot main morose old
quiet real red silent simple strange wicked wide young
Bazı sıfatların present participle ve past participle yapıları vardır. Present Participle, fiilin sonuna gelen ‘–ing’ takısıyla, past participle ise fiilin sonuna ‘–ed’ takısı getirilerek oluşturulur. ‘–ing’ ile oluşturulan sıfatlar, o şeklide bir duyguya kapılmamızın sebebini ortaya koyarken ‘–ed’ ile biten sıfatlar olaydan etkilenen kişi olarak durumumuzu anlatır.
Cause of feelingReceiver of feeling
alarming alarmed
amusing amused
boring bored
concerning concerned
confusing confused
embarrassing embarrassed
encouraging encouraged
entertaining entertained
exciting excited
exhausting exhausted
frightening frightened
frustrating frustrated
interesting interested
overwhelming overwhelmed
pleasing pleased
relaxing relaxed
satisfying satisfied
shocking shocked
surprising surprised
terrifying terrified
tiring tired
The show was entertaining. - The children were entertained.
House chores are tiring. - She is tired.
Bazı durumlarda düzensiz fiillerin 3. halleri de sıfat gibi kullanılabilir.
Örnek:broken arrow, torn clothes, sunk ship, sold car, drunk people, hurt feelings
Adjectives İngilizce Sıfatlar
Sıfatlar, isimlerin nitelik ve niceliklerini bildiren kelimelerdir. Varlıkların nasıl olduklarını, sayılarını bildirirler, yerlerini Işaret eder ve isimlerden önce gelirler.
a red apple kırmızı bir elma a large room geniş bir oda
2) BELİRTME SIFATLARI: Dört çeşittir. Varlıkların niceliklerini bildirirler.
İŞARET SIFATLARI:
This
Bu
That
Şu
These
Bunlar
Those
Şunlar
This man Bu adam
That duck Şu ördek
These ducks Bu ördekler Those pencils Şu kalemler
Sayı Sıfatları ve Belgisiz Sıfatlar
SAYI SIFATLARI:
one two three ten twenty first second third
bir iki üç on yirmi birinci ikinci üçüncü
Two books İki kitap Second class İkinci sınıf First examination Birinci sınav
BELGİSİZ SIFATLAR: (Belirsiz sıfatlar)
Every
Her
Any
Hiç
Some
Bazı
Every body Herkes
Every where Her yer
Any body Herhangi bir kimse
Some one Herhangi biri Some books Bazı kitaplar
Soru Sıfatları ve İyelik sıfatları
SORU SIFATLARI:
Which
Hangi
What
Ne
How many
Kaç tane
How much
Ne kadar
Which book? Hangi kitap?
How many books? Kaç tane kitap?
How much money? Ne kadar para?
At what time? Ne zaman?
İYELİK SIFATLARI: Bu sıfatlar birşeyin birisine ait olduğunu bildirirler.
My book Benim kitabım
Its tail Onun kuyruğu
Your father Senin baban
Our mother Bizim annemiz
His money Onun parası
Your house Sizin eviniz
Her cat Onun kedisi
Their car Onların otomobili
Sıfatların Dereceleri
İngilizcede niteleme sıfatları düzenli ve düzensiz olarak, yani kurallı veya kuralsız olarak iki şekilde derecelendirilebilir. Düzenli olanları daha ileri derecelendirebilmek için normal sıfatların sonuna “er” getirilir. En ileri dereceler içinse normal sıfatların sonuna “est”, ve başına da mutlaka “the article” getirilir.
Normal
Daha ileri derecede
En ileri derecede
long
uzun
longer
daha uzun
the longest
en uzun
rich
zengin
richer
daha zengin
the richest
en zengin
hot
sıcak
hotter
daha sıcak
the hottest
en sıcak
great
büyük
greater
daha büyük
the greatest
en büyük
big
büyük
bigger
daha büyük
the biggest
en büyük
large
geniş
larger
daha geniş
the largest
en geniş
wet
ıslak
wetter
daha ıslak
the wettest
en ıslak
wide
geniş
wider
daha geniş
the widest
en geniş
tall
uzun
taller
daha uzun
the tallest
en uzun
high
yüksek
higher
daha yüksek
the highest
en yüksek
hard
katı
harder
daha katı
the hardest
en katı
light
hafif
lighter
daha hafif
the lightest
en hafif
bright
parlak
brighter
daha parlak
the brightest
en parlak
cheap
ucuz
cheaper
daha ucuz
the cheapest
en ucuz
ripe
olgun
riper
daha olgun
the ripest
en olgun
narrow
dar
narrower
daha dar
the narrowest
en dar
strong
kuvvetli
stronger
daha kuvvetli
the strongest
en kuvvetli
NOT: “great” değer bakımından büyük, “big” hacim bakımından büyüktür. “Large” iri anlamında geniş, “wide” ise en olarak geniştir.
İki heceden daha uzun olan sıfatları daha ileri dereceye çevirmek için başına “more” edatı getirilir. En ileri dereceye çevirmek için ise sıfatın başına “the most” edatı getirilir.
beautiful güzel
important önemli
necessary lüzumlu
more beautiful daha güzel the most beautiful en güzel
more important daha önemli the most important en önemli
more necessary daha lüzumlu the most necessary en lüzumlu
İleri ve en ileri dereceye çevrilirken belirli bir kurala bağlı olmayan yani düzensiz şekilde değişen sıfatları:
good iyi better daha iyi the best en iyi
bad kötü worse daha kötü the worst en kötü
much fazla more daha fazla the most en fazla
many fazla more daha fazla the most en fazla
little az less daha az the least en az
NOT: “Much” sayılamayan varlıklar, “many” ise sayılabilenler için kullanılır.
Sıfatların Cümle İçindeki Yeri
Sıfatlar cümle içinde tek başlarına özne (subject) yani işi yapan olamaz. Özne daima isim olur. Sıfatlar isim olan bir öznenin baş tarafında bulunurlar ve o ismi süslerler.
A boy is sleeping in the room. Bir çocuk odada uyuyor.
A young boy is sleeping in the room. Genç bir çocuk odada uyuyor.
A book is on the table. Bir kitap masanın üzerindedir.
A green book is on the table. Yeşil bir kitap masanın üzerindedir.
NOT: Bir veya herhangi bir anlamına kullanılan “a” veya “an” hiçbir zaman sıfatlarla ismin arasına giremez. Yani Türkçedeki gibi, iyi bir adam “good a man” olamaz, iyi bir adam demek istenirse, mutlaka,
a good man iyi bir adam
a beautiful girl güzel bir kız
an historical building tarihi bir bina, denmesi gerekir.
Sıfatlar isim cümlelerinde “direct object” (nesne) olarak tek başına da bulunabilirler. Bu durumda bir isimle birleşip, sıfat tamlaması olarak kullanılmaları gerekmez.
Ali is clever. The coat is wet Ali akıllıdır. Palto ıslaktır.
She is old. Apples are ripe. O yaşlıdır. Elmalar olgundur.
They are happy. This river is deep. Onlar mutludur. Bu nehir derindir.
We are young. Elephants are heavy. Biz genciz. Filler ağırdırlar.
I am thirsty. The tea is hot. Ben susadım. Çay sıcaktır.
My father is fat. These roses are red. Babam şIşmandır. Bu güller kırmızıdırlar.
The book is white. These flowers are beautiful. Kitap beyazdır. Bu çiçekler güzeldirler.
Sıfatların Cümle İçindeki Kullanışları
Last night the stars were very bright. Dün gece yıldızlar çok parlaktı.
A large car can not pass through a narrow road. Geniş bir otomobil dar yoldan geçemez.
We like hot tea. Biz sıcak çay severiz.
I don’t like cold water. Soğuk su sevmem.
I am fat. Ben şişmanım.
I am a fat boy. Ben şişman bir çocuğum.
Şimdi birbirine eş değerde sıfatlara sahip iki ismin karşılaştırmasını gösteren karşılaştırma cümlelerini görelim.
A
is
as
sıfat
as
B
Ahmet is as fat as Mehmet. Ahmet, Mehmet kadar şişmandır.
Ayşe is as beautiful as Fatma. Ayşe, Fatma kadar güzeldir.
Olumsuzlarda,
Ayşe is not as beautiful as Fatma. v Veya “as” yerine “so” da kullanılabilir ve,
Ayşe is not so beautiful as Fatma. Ayşe, Fatma kadar güzel değildir. Olabilir.
Soruda da aynı iki şekil uygulanabilir.
Is Ayşe as beautiful as Fatma?
Veya
Is Ayşe so beautiful as Fatma? Ayşe, Fatma kadar güzel midir?
Sıfatların Birbirleri ile Karşılaştırılmaları
Birbirinden Daha İleri Derecede Sıfatlara Sahip İki İsmin Karşılaştırmalı Çatısı
A
is
ileri derecede sıfat
than
B
A
Ayşe is more beautiful than Fatma. Ayşe, Fatma’dan daha güzeldir.
My father is fatter than your father. Benim babam, senin babandan daha şişmandır.
İstanbul is larger than Ankara. İstanbul, Ankara’dan daha geniştir (büyük).
İngilizce'de isimler (nouns), countable ve uncountable diye ikiye ayrılır. Yani sayılabilir ve sayılamaz isimler... Sayılabilir isimler singular (tekil) ve plural (çoğul) halde kullanılabilir. Ancak sayılamaz isimler, daima yalın halde tekil olarak kullanılmalıdır.
İngilizce'de sayılabilir isimler, sonuna aldıkları -s ve -es ekleriyle çoğul olurlar.
1) Sonu "o" ile biten isimler (-es) alır: potato - potatoes
2) Sonu "x" ile biten isimler (-es) alır: fox - foxes
3) Sonu "s" ile biten isimler (-es) alır: glass - glasses
4) Sonu "f/fe" ile biten isimler (-ves) alır: wolf - wolves
5) Sonu "y" ile biten isimlerde bir önceki harf de sessiz ise "y" düşer ve (-ies) eki gelir: story - stories, city - cities gibi...
6) Sonu "ch/sh" ile biten isimler (-es) alır: dish - watches
7) Bunlar dışında kalan diğer isimler (-s) alır: books, kids, pecils gibi...
Ancak -s veya -es eki almayan istisnai durumlar da mevcuttur; bunlardan bazı örnekler:
man (adam) - men (adamlar)
woman (kadın) - women (kadınlar)
person (kişi) - people (insanlar)
tooth (diş) - teeth (dişler)
foot (ayak) - feet (ayaklar)
mouse (fare) - mice (fareler)
fish (balık) - fish (balıklar)
sheep (koyun) - sheep (koyunlar)
ox (öküz) - oxen (öküzler)
goose (kaz) - geese (kazlar)
this (bu) - these (bunlar)
that (şu) - those (şunlar)
PLURAL FORMS OF NOUNS (İSİMLERİN ÇOĞUL HALLERİ)
a)Çoğu isimin sonuna –s & -es takıları getirilir.
Singular Plural : boat - boats hat - hats house - houses river - rivers
b) Eğer bir ismin son sesi sessiz harf + y den oluşuyorsa, - ies ismin sonuna eklenir:
Singular Plural a cry - cries a fly - flies a nappy - nappies a poppy - poppies a city - cities a lady - ladies a baby - babies
c) çoğul halleri düzensiz olan İsmler:
TEKİL
ÇOĞUL
woman
women
man
men
child
children
tooth
teeth
foot
feet
person
people
leaf
leaves
half
halves
knife
knives
wife
wives
life
lives
loaf
loaves
potato
potatoes
cactus
cacti
focus
foci
fungus
fungi
nucleus
nuclei
syllabus
syllabi/syllabuses
analysis
analyses
diagnosis
diagnoses
oasis
oases
thesis
theses
crisis
crises
phenomenon
phenomena
criterion
criteria
datum
data
d) bazı isimlerin hem tekil hemde çoğul halleri aynıdır:
Singular - Plural sheep - sheep fish - fish species - species aircraft - aircraft
e) bazı isimler hep çoğul biçimde kullanılır ve çoğul fil alırlar:
trousers : My trousers are too tight. jeans: Her jeans are black. glasses : Those glasses are his.
p) bacterium – bacteria curriculum – curricula datum – data medium – media memorandum – memoranda Some nouns that English has borrowed from other languages have foreign plurals.
Tekil-Çoğul ( Singular-Plural)
İsimleri Çoğul Yapma Kuralları:
1.İsimleriçoğul yapmak istediğimizdesonlarına –s ekini getiririz.
Cameras, pens ,phones ,bananas
2.–ch, -sh, -s, -x (bazen -o) harfi ile biten isimler çoğul yapılmak istendiğinde sonlarına –es eki getirilir. Yabancı dillerden geçen sözcükler bu kurala dahil değildir.
3.–y harfi ile biten isimler çoğul yapılırken –y harfi düşer ve –ies eki getirilir.
Cities, families, parties
4.–f harfi ile biten isimler çoğul yapılırken –f harfi düşer yerine –ves eki getirilir.
Loaves, wives
5.Bazı isimlerin çoğul halleri düzensizdir. Bunlaradüzensiz(kural dışı) isimler denir.
Man-men
Child-children
Person-people
Tooth-teeth
Foot-feet
Mouse-mice
Sheep-sheep
Fish-fish
6.Birleşik isimler çoğul yapılırken çoğunlukla ikinci kelime çoğul yapılır.
Travel agents (seyahat acentaları)
Bazen birinci kelime çoğul yapılır. (İçinde edat bulunan birleşik isimlerde.)
Sisters-in-law (görümceler)
7.Kısaltmalar da çoğul yapılabilir.
VIPs (very important people) : çok önemli kişiler
UFOs ( unidentified flying objects) kimliği bilinmeyen uçan nesneler
İngilizce’de çoğul yapmak için -s,-es,-ies eklerini ekleriz fakat bu kuralın dışına çıkan bazı isimler vardır.Aşağıdaki testde bunları bulalım.
Singular or Plural Game 1
Sort the words into singular or plural. Match the singular with its plural and choose presents for Lucy.
A noun is a type of word which refers to a person, place, or thing. Nouns can be conjugated in either singular or plural form. A singular noun refers to just one person, place, or thing (for example, a bat or a ship). A plural noun refers to multiple people, places, or things (for example, bats or ships).
The majority of English count nouns are regular and predictable in the spelling of the plural form1. However, other nouns have irregular plural spellings. Both of these kinds of nouns will be covered here.
Rule #1: Add -s
Most nouns can be pluralized simply by adding an -s at the end of the word. For example:
edge/edges
girl/girls
song/songs
bag/bags
cat/cats
boy/boys
day/days
Rule #2: Add -es to nouns ending in s, z, ch, sh, and x
Nouns which end in the letters s, z, ch, sh, and x-es at the end. For example:
glass/glasses
horse/horses
buzz/buzzes
dish/dishes
box/boxes
bush/bushes
witch/witches
switch/switches
Rule #3: Nouns ending in o
For words ending in the letter o, sometimes they are pluralized by adding s, while other words must be pluralized by adding es. These words must be memorized, because there is no simple rule to explain the differences.2
Examples (es):
echo/echoes
embargo/embargoes
hero/heroes
potato/potatoes
veto/vetoes
tomato/tomatoes
torpedo/torpedoes
hero/heroes
veto/vetoes
Examples (s):
Most nouns ending in o preceded by a vowel are pluralized by simply adding s3. Some other o nouns do this, too:
auto/autos
folio/folios
cameo/cameos
portfolio/portfolios
kilo/kilos
photo/photos
zoo/zoos
memo/memos
solo/solos
soprano/sopranos
studio/studios
pimento/pimentos
tattoo/tattoos
video/videos
piano/pianos
pro/pros
kangaroo/kangaroos
Rule #4: Nouns Ending in a consonant Y
For nouns ending in the letter y, replace the ending y with ies. For example:
baby/babies
story/stories
poppy/poppies
baby/babies
daisy/daisies
spy/spies
lady/ladies
Note that for words ending in y preceeded by a vowel (a complex vowel sound), an s is simply added, as usual. For example:
day/days
toy/toys
essay/essays
turkey/turkeys
chimney/chimneys
play/plays
joy/joys
valley/valleys
alley/alleys
volley/volleys
(Irregular) Some nouns Ending in -F or -FE
For some nouns ending in f or fe, replace the ending f or fe with ves:
calf/calves
elf/elves
half/halves
hoof/hooves
leaf/leaves
life/lives
loaf/loaves
scarf/scarves
self/selves
sheaf/sheaves
wolf/wolves
shelf/shelves
thief/thieves
knife/knives
wife/wives
(Irregular) Some nouns change the vowel sound in becoming plural:
fireman/firemen
foot/feet
goose/geese
louse/lice
man/men
mouse/mice
tooth/teeth
woman/women
(Irregular) Some Old English plurals are still in use:
child/children
ox/oxen
Nouns adopted from other languages4
Singular ends in -IS
For nouns in which the singular form ends in is, the plural form will end in es. For example:
hypothesis/hypotheses
diagnosis/diagnoses
ellipsis/ellipses
analysis/analyses
basis/bases
crisis/crises
thesis/theses
oasis/oases
synthesis/syntheses
synopsis/synopses
emphasis/emphases
neurosis/neuroses
paralysis/paralyses
parenthesis/parentheses
Singular ends in -UM
Plural ends in a:
bacterium/bacteria
datum/data
curriculum/curricula
medium/media
memorandum/memoranda
ovum/ova
symposium/symposia
erratum/errata
addendum/addenda
stratum/strata
Singular ends in -ON
Plural ends in -a
criterion/criteria
phenomenon/phenomena
automaton/automata
Singular ends in -A
Plural ends in -ae
alga/algae
amoeba/amoebae
larva/larvae
formula/formulae
antenna/antannae
nebula/nebulae
vertebra/vertebrae
vita/vitae
Singular ends in -ex or -ix
Plural ends in -ices:
appendix/appendices
index/indeces
matrix/matrices
vertex/vertices
vortex/vortices
apex/apices
cervix/cervices
axis/axes
Singular ends in -us
Plural ends in -i:
alumnus/alumni
bacillus/bacilli
cactus/cacti
focus/foci
stimulus/stimuli
focus/foci
octopus/octopi
radius/radii
stimulus/stimuli
terminus/termini
Singular ends in -us:
Plural ends in -a:
corpus/corpora
genus/genera
Singular ends in -eau
Plural ends in -eaux:
bureau/bureaux
beau/beaux
portmanteau/portmanteaux
tableau/tableaux
Other irregular plurals, retained from different languages:
Italian
libretto/libretti
tempo/tempi
virtuoso/virtuosi
Hebrew
cherub/cherubim
seraph/seraphim
Greek
schema/schemata
Other Irregular Plurals
man/men
woman/women
fungus/fungi
species/species
medium/media
person/people
foot/feet
tooth/teeth
goose/geese
mouse/mice
louse/lice
child/children
penny/pence
ox/oxen
Posessive Plurals
For plural nouns ending in the letter s, add only the apostrophe. For example:
The Johnsons' farm
Singers' voices
The thieves' guild
For plural nouns not ending in the letter s, add an apostrophe and s. For example:
Women's soccer
Children's books
Words Which are Always Plural or Always Singular
Some nouns are always plural or always singular. Some other nouns have the same form for singular and plural.5
Some nouns are always plural (things that come in pairs):
pants
clothes
binoculars
jeans
forceps
trousers
tongs
shorts
tweezers
people
pajamas
police
shorts
glasses
scissors
mathematics
Aggregate Nouns
Some nouns end in -s but have no singular (these are called aggregate nouns). These are traditionally plural, but are also used for singular forms:
accomodations
bread
amends
tea
archives
cheese
bowels
jam
communications
soup
congratulations
soap
contents
snow
stairs
cotton
wood
thanks
water
goods
information
advice
knowledge
furniture
news
means
series
species
barracks
crossroads
gallows
headquarters
Nouns with the same form
Some nouns have the same form for singular and plural, such as fish and animals. (Note that not all fish have the irregular plural form, though--e.g., one shark becomes two sharks)
Edatlar (Prepositions) İngilizce'de nesnelerden önce gelerek fiil ve özne/nesne arasında bağlantı kurmaya yarayan kelimelerdir. Örneğin Türkçe'deki ismin -de hali (bulunma), -den hali (ayrılma), -i hali, -e hali (yönelme) gibi durumlar İngilizce'de (Prepositions) denilen edatlarla sağlanır. Belli başlı edatlar nelerdir?
ABOUT (hakkında, yaklaşık)
We talked about you. (Senin hakkında konuştuk.)
There are about ten million people living in Istanbul. (Istanbul'da yaşayan yaklaşık on milyon insan var.)
AFTER (-den sonra, ardından)
After you (senden sonra)
After ten o'clock (saat ondan sonra)
AT (-de/da, -e/a)
At two o'clock (saat ikide)
Look at me (bana bak.)
At cinema (sinemada)
BEFORE (-den önce)
Before him (Ondan önce)
Before three o'clock (saat üçten önce)
BETWEEN (arasında)
Between you and him (senin ve onun arasında)
Between February and May (Şubat ve Mayıs arasında)
FROM (-den/dan)
From Istanbul (İstanbul'dan)
IN (-de/da, -in içinde)
In Istanbul (İstanbul'da)
In the house (evde)
INTO (-in içine doğru, -e doğru)
Caome into house (eve gir)
OF (-ın/in)
the front of the house (evin önü)
ON (-in üzerinde)
The cat is on the table. (Kedi masanın üstündedir.)
OVER (üzerinde- dokunma yok)
The plane is over the city. (Uçak şehrin üzerinde.)
TO (-e/a, -e doğru)
To Istanbul (İstanbul'a)
I am going to Istanbul. (Ben İstanbul'a gidiyorum.)
UNDER (-in altında)
He is under the tree. (O, ağacın altında)
WITH (ile)
Come with me. (Benimle gel)
Go with him. (Onunla git)
WITHOUT (-siz, -sız)
Without you (sensiz)
PREPOSITIONS OF PLACE
(YER BİLDİREN EDATLAR)
above : Üzerinde, üst tarafında.
The ball is above the box
Top kutunun üst tarafında. (Kutuya deymiyor!!!)On : Üzerinde.
The ball is on the box.
Top kutunun üzerinde. (Kutuya deyiyor!!!)on top of : En üstünde.
The ball is on top of the box.
Top kutunun en üstünde.Under : altında
Below : altında
The ball is under the box.
The ball is below the box.
Top kutunun altında.
in : içinde
inside : iç tarafta
The ball is in the box.
The ball is inside the box.
Top kutunun içinde (iç tarafında)
next to : Yanında, bitişiğinde.
The ball is next to the box.
Top kutunun hemen yanında.beside : yanında
The ball is beside the box.
Top kutunun yanında.
Near : Yakınında
The ball is near the box.
Top kutunun yakınında.
far (away) from : -den uzakta
The ball is far away from the box.
Top kutudan uzakta.
between : Arasında
The ball is between the two boxes.
Top iki kutunun arasında.
behind : arkasında
in back of : arkasında
The ball is behind the box.
The ball is in back of the box.
Top kutunun arkasında. (Top kutunun dış tarafında!!!) in the back of : arkasında (iç tarafta) "the" kullanıldığına dikkat ediniz!!! inside : iç tarafta
The ball is in the back of the box.
Top kutunun arka tarafında (içinde).
The ball is inside the box.
Top kutunun iç tarafında. in front of : önünde outside : dışında
The ball is in front of the box.
Top kutunun önünde. (Dış tarafta!!!)
The ball is outside the box.
Top kutunun dışında. in the front of : içinde (iç tarafta) "the" kullanıldığına dikkat ediniz!!!
The ball is in the front of the box.
Top kutunun önünde. (İç tarafta) in the middle : ortasında
The ball is in the middle of the box.
Top kutunun ortasında.(İç tarafında)
Yer bildiren edatları in,on,at,between,over,through,under,next to,behind,in front of olarak sıralayabiliriz.
in : Bir nesnesin birşeyin içinde olduğunu ifade ederken kullanılır.
This ball is in the red box.(Bu top kırmızı kutunun içinde)
on : Nesnelerin birşeyin üstünde olduğunu ifade etmekte kullanırız.
The ball is on the red box.(Top kırmızı kutunun üstünde)
under : Bir nesnenin başka bir nesnenin altında olduğunda söylerken kullanılır.
The ball is under the box.(Top kutunun altında)
between : Birşeyin iki nesne arasında olduğunu ifade etmekte kullanılır.
John is between Jack and Mike.
through : Birşeyin içinden geçerek birşeye ulaşabiliyorsak through kullanılır.
John is looking through the telescope.(John teleskoptan bakıyor)
next to : Bir nesnenin diğerinin yanında olduğunu ifade ederken kullanırız.Yanında olması demek resimde görüldüğü gibi tam bitişiğinde olmasıdır.
The brown house is next to the black house.(Kahverengi ev siyah evin yanında)
over : Bir nesne başka bir nesnenin üzerinde temas etmeden duruyorsa over kullanırız.
The man is holding the umbreall over the gopher.Adam şemsiyeyi sincapın üzerinde tutuyor.
behind : Bir nesne başka bir nesnenin arkasındaysa behind kullanırız.
The men are behind the pumpkins.(Adamlar kabakların arkasında)
in front of : Bir şey başka bir nesnenin önünde duruyorsa in front of kullanırız.
The pumpkins are in front of the men.(Kabaklar adamların önünde)
across : Karşıdan karşıya, bir baştan diğer başa
The man is going across the street(Adam caddeden karşıdan karşıya geçiyor.)
by : Genelde bir nehrin,denizin,gölün yanında olduğumuzu söylerken kullanırız.
Jack,John and Mike are by the river.(Jack,John ve Mike nehrin kenarında)
at : Bir nesnenin belli bir mekanda olduğunu ifade ederken kullanılır.
Kullanımı en zor edattır,Türkçe’de tam birebir bu görevi üstlenen bir öğe bulunmması bunun başlıca sebebidir.
at home - evde at the door -kapıda at the bus stop - otobüs durağında
Tidy your room!!! Odanı topla!!!
Odanızı toplamanız gerekiyor!!Odanın alt kısmında duran nesnelere tıklayınca nereye koyacağın sana söylenecek.Kaytarmak yok hadi bakalım.
İngilizce’de edatlar “prepostion olarak adlandılır.Bunların bir kısmı nesnelerin konumu ifade ederken kullanılır.Bu quizde sizden cisimlerin yerlerini tarif etmeniz isteniyor.Oyun ekranında solda duran edatları cisimlerle eşleştirin.
Edatlar (prepositions), farklı tür ve görevdeki sözcükler ve kavramlar arasında anlam ilgisi kurmaya yarayan sözcüklere denir. Edatların tek başlarına anlamları olmadığı gibi, tek başlarına görevleri de yoktur. Ancak diğer sözcüklerle birlikte cümle içinde görev ve anlam edinirler.
Preposition İngilizcede değişik ifadeler arasındaki ilişkiyi anlatması bakımından önemlidir.
Edat, ismin -i, -de, -den gibi çeşitli hallerini gösterir.
İsimlerin (nouns) önünde yer alırlar. Bu nedenle preposition yani önhal olarak anılırlar.
Pre : ön
Position (pozisyon, durum, hal)
Preposition (ön pozisyon ,hal, durum)
Yani, ismin ön halidir. Örnekler:
At home (ev-de)
To school (okul-a)
In office (büro-da)
From factory (fabrika-dan)
The vase is on the table. (Vazo masanın üzerindedir.)
The pen is under the chair. (Kalem sandalyenin altındadır.)
The house is behind the post office (Ev, postanenin arkasında.)
I came in time. (Zamanında geldim.)
İnglizce’de edatların kullanım yerleri genellikle isimden bir öncedir. Ancak, bazen isimden sonra da gelirler. Bunların başında sorular gelir.
Örnek:
That’s the story he was telling me about. (Bana anlatmakta olduğu hikaye odur.)
What can I cut the mellon with? (Kavunu neyle kesebilirim?) a)Edatların İnglizce’de üç türlü kullanımı vardır
1.İsimler ile
for money (para için)
in business (işte)
without love (aşksız)
with a man (adam ile)
2.Zamirler ile for them (onlar için)
without you (sensiz)
by him (onun ile)
from her (ondan)
about me (benim hakkımda)
3.Gerundlar ile
for learning (öğrenmek için)
about teaching (öğretme hakkında)
against talking (konuşmaya karşı)
Önemli!!: Bir cümle preposition ile bitirilemez ama istisnalar hariç. b) En yaygın olarak kullanılan prepositionlar
about,
above,
across,
after
against,
along,
among,
around,
at,
before
behind,
below,
beneath,
beside,
between,
beyond,
but,
by,
concerning,
despite,
down,
during,
except,
for,
from,
in,
inside,
in front of,
into,
in spite of,
like,
near,
next to,
of,
off,
on,
onto,
out,
opposite,
outside,
over,
past,
since,
through,
throughout,
till,
to,
towards,
under,
underneath,
until,
up,
upon,
with,
within,
without.
c) Edatların fiille ilişkisinden iki türlü sonuç çıkar
1.Fiil ve edat esas anlamlarını muhafaza eder.
Örnekler:
I am sitting in my room and reading a book. (odamda oturuyorum ve kitap okuyorum.)
She is looking at her husband and whispering something. (kocasına bakıyor ve ona birşeyler fısıldıyor.)
They told us about their adventures. (bize maceralarını anlattılar.)
2.fiil ve edat kendi anlamlarını kaybederek birlikte idiyomatik bir anlam oluşturur.
Örnekler:
The baby takes after its mother. (bebek annesine benziyor.)
Bu cümlede yer alan “take” fiili almak, “after” edatı ise sonra,sonrasında demektir. ancak, ikisi birlikte kullanıldığında hiç ilgisiz bir anlam ortaya çıkıyor ki bu da benzemektir (resemble).
He didn’t take to me at first glance. (ilk bakışta beni sevmedi.)
We set about preparing for fair. (fuar için hazırlanmaya başladık.)
The cargo ship made for the destination place. (Kargo gemisi varış yerine doğru yol aldı.)
Let’s look to this matter once more. (Meseleyi bir kez daha inceleyelim.)
d)Yön Bildiren Edatlar
1. “To” Başlıcası “to” edatıdır ve bir hedefe doğru yönelişi ima eder. Şayet sözkonusu olan fiziki bir hedef ise, “to” hedef yönünde bir hareketi gösterir. Mesela,
Örnek:Arda came back to his country. (Arda ülkesine geri döndü.)
“To” edatı “on” ve “in” edatlarıyla birleşerek “onto” ve “into” edatlarını oluşturur. “Onto” bir yüzeye yönelişi gösterir. “into” ise bir iç sahaya doğru harekettir.
Örnek:Please come in to my room. (Lütfen odama girin.)
He placed his stuff onto the floor. (Eşyalarını döşeme yüzeyine koydu.)
“To” bazen başka prepozisyonların parçasıdır. Mesela “towards” gibi.
Örnek:
The ship is sailing towards Marmara. (Gemi Marmara’ya doğru seyrediyor.)
** Master yapan “to” konumuz dışındadır.
“To” edatı iletişimde kullanılan fiillerden sonra gelir. (listen, speak (tell fiilinde kullanılmaz), relate, appeal (rica ve yalvarma anlamında kullanılırsa)
Örnek:
The family listens to the news every night. (Aile her akşam haberleri dinler.)
Listen to what I say. (Lafımı dinle)
The teacher speaks to his students softly. (Öğretmen öğrencileriyle kibarca konuşur.)
The book relates to a historical event. (Kitap, tarihi bir olayla ilgili.)
She appealed to God. (Tanrı’ya yalvardı.)
“To” edatı hareket ifade eden fiillerle kullanılır. (move, go, transfer, walk/run/swim/ride/drive/ fly, travel )
Örnek:
They are moving to the new city. (Yeni bir şehre taşınıyorlar)
We go to the cinema every weekend. (Her haftasonu sinemaya gideriz.)
The plane is flying to Ankara. (Uçak, Ankara’ya uçuyor.)
Hakan transferred to Inter of Italy. (Hakan, Inter’e transfer oldu.)
The cavalry rode to the hostile castle. (Süvari birliği düşman kaleye saldırdı.)
“To” ve “Towards” Farkı
“To” spesifik bir hedefe doğrudur. “Towards” ise genel bir hedef gösterir. “To” , hedefe varıştır. “Towards” da ise hedefe varıp varılmadığı belli değildir.
Örnek:
The frightened boy ran to his mother. (Korkan çocuk annesine doğru koştu.)
The hungry lion started to walk towards the forest where it could hunt. (Aç aslan , avlanabileceği ormana doğru yürümeye başladı.)
2."onto"Hareket fiillerinde “onto” yerine genellikle “on” kullanılır.
**Bu edatın kullanımı giderek azalmaktadır. Hareket fiillerinde
3. "in”Hareket fiillerinde aynı durumlar için "in” ve “into" kullanılır. “into” edatı cümlelerin sonunda yer almaz ancak soru cümlelerinin sonunda olabilir.
Örnek:
She came in. (İçeri girdi )(she came into olmaz.)
Now what kind of trouble has she gotten herself into? Bazı durumlarda sadece “in” veya “inside” kullanılabilir.
Sabit durumları gösteren fiillerde on (üstünde) veya in (içinde) klasik anlamlarıyla yer alır.
“at” = Belirli bir zamanı ifade etmek için kullanılır
“on” = Belirli gün ve zamanları ifade etmek için kullanılır
Prepozisyon kendisinden sonar gelen isimle uyumlu olmalıdır. Doğru prepozisyonun kullanılması, kelimenin ilgili olduğu fiille mi ilgili olduğuna ya da o kelimenin maskülin, dişi, tek ve çift olup olmadığına bağlıdır.
Bir cümlede edatın etkilediği ismi bulmak güçtür. Çünkü edatların Inglizce’deki kullanımı Türkçe’ye uymaz.
e) Basit Edatlar In (içinde) (sabit durumda ve dışında olmayan)
At (...de, ...da) Into (içinde )(haraket olduğunda) On (üzerinde) (statik olarak) Onto (üzerinde) (dinamik olarak) Under (altında) Up (yukarıya, yukarıda) Down (aşağıya, aşağıda) After (...den sonra) Before ( ...den once) With (ile) Without ( ...sız) Of (...nın) (telafuzu hafif bir “v” sesi iledir) Off (haricinde, dışında) (tek başına kullanılmaz, deyimselleşmiş kalıplarda. “of” olarak telafuz edilir.) By (ile, tarafından, ...e kadar)
Near (...nın yakınında, ...e yakın) Next to (...nın yanına, bitişiğinde) Like (gibi) Unlike (aksine) As (olarak) From (...den, ...dan,) (somut olarak) Out of (...den, ...dan) (soyut olarak) Beyond (ötesinde) Behind (arkasında) Beneath (yerin altında) Beside ( ...den başka, ...nın yanında) Over( üstünde (temas olmadan) ) “over” bir önek olarak kullanılrsa sonrasındaki kelimeye “aşırı, fazla” anlamını katar. Bu kullanımda artık edat değildir.
f)Kompleks Edatlar Because of
In spite of ( ...e rağmen) Despite “ “ Due to Owing to On account of (...den dolayı)
In view of.. (ışığında,meyanında)
Regarding Concerning As regards ( ...e ilişkin) With regard to About
In case of ( ...halinde,durumunda) In the event of In terms of (itibariyle, bakımından) With respect to (...e göre )(kıyaslamada) According to ( ...e göre )(görüş belirtirken) In addition to ( ...e ilaveten) Instead of (...nın yerine)
g)Aşağıdaki kelimeler prepozisyonsuz kullanılır
downstairs (aşağıkat) downtown (aşağı mahalle) home (ev)
h)Gereksizce Kullanılan Edatlar - Unnecessary Prepositions
Günlük hayatta özellikle Amerikalılar bazen gerekmediği halde cümlede edat kullanır. Bu hatadan kaçınmamız gerekir.
Örnekler:
She met up with the new manager. Yanlış She met the new manager (yeni müdürle karşılaştı) Doğru
The vase fell off of the table. Yanlış The vase fell off the table. (Vazo masadan düştü.) Doğru
I wouldn't let strangers sit inside of the house. YanlışI wouldn't let strangers sit inside the house. (yabancıların evde oturmasına izin vermem.) Doğru
Where did you go to? YanlışWhere did you go? (Nereye gittin?) Doğru
Where is the hospital at? YanlışWhere is the hospital? (Hastane nerede?) Doğru
i)Başlıca edatların kullanımıyla ilgili örnekler
TOAccustom(ed) to: The foreigners were soon accustomed to living in Turkey. (Yabancılar Türkiye’de yaşamaya hemen alıştılar.)
Amount to: The exports of the company amounted to tens of millions. (Şirketin ihracatları on milyonlarca dolara çıktı.)
Appeal to: The speech of the prime minister appealed to the public. (Başbakanın konuşması halkı etkiledi.)
Apply to: Millions of students are going to apply to universities this year. (Milyonlarca öğrenci bu sene üniversitelere başvuruyor.)
Attach(ed) to: The price list was attached to the letter. (Fiyat listesi mektuba eklenmişti.)
Attend to: Many music lovers attended to the concert. (Çok sayıda müzik sever konsere katıldı.)
Belong to: Everything I have belongs to my children. (Sahip olduğum herşey çocuklarıma aittir.)
Blind to: The mayor was blind to the problems of the city. (Belediye başkanı şehrin sorunlarına karşı kördü-ilgisizdi-.)
Challenge to: The young boxer was brave enough to challenge to the champion. (Genç boksör şampiyona meydan okuyacak kadar cesurdu.)
Close to: His house was close to mine. (Evi benimkine yakındı.)
Compare to: The accountant compared the results of the last year to those of this year. (Muhasebeci geçen yılın sonuçlarını bu yılkilerle karşılaştırdı.)
Condemn(ed) to: The suspect has been condemned to a heavy punishment. (Zanlı ağır bir cezaya çarptırıldı.)
Confess to: He confessed to the police all the crimes he committed. (Polise işlediği bütün suçları itiraf etti.)
Confine to: His studies were confined to a specific area. (Onun çalışmaları belli bir alanla sınırlıydı.)
Consent to: All the members consented to my proposal. (Tüm üyeler benim önerime rıza gösterdiler-uzlaştılar-.)
Contrary to: His actions have always been contrary to his words. (Onun yaptıkları daima sözlerine zıttır.)
Convert to: In western countries, many Christians are converting to Islam. (Batı ülkelerinde çok sayıda Hristiyan Müslümanlığa dönüyor.)
Cruel to: Her father was always cruel to her. (Onun babası ona her zaman zalimdi – zalimce davrandı-.)
Dear to: The memory of my beloved mother will always be dear to me. (Sevgili annemin hatırası benim için daima aziz olacaktır.)
Entitle(d) to: The vice manager has been entitled to take some decisions in his turf. (Müdür yardımcısı kendi alanında bazı kararları almaya yetkili kılındı.)
Equal to: Two and two equal to four. (iki iki daha dört eder.)
Faithful to: A Turkish woman is always faithful to her husband and children. (Bir Türk kadını kocası ve çocuklarına daima bağlıdır.)
Fatal to: This medicine can be fatal to a patients’ health. (Bu ilaç bir hastanın sağlığı için ölümcül olabilir.)
Harmful to: The political debated in Turkey are sometimes very harmful to the stability of the country. (Türkiye’deki politik tartışmalar bazen ülkenin istikrarı için çok zararlı olur.)
Indifferent to: I did everything to attract her attention yet she was indifferent to me. (onun dikkatini çekmek için herşeyi yaptı yine de bana karşı kayıtsızdı.)
Inferior to: Ordinary people always seemed inferior to a king. (Sıradan insular bir krala daima aşağılık göründüler.)
Liable to: An honest debtor feels liable to pay back his/her debt. (Dürüst bir borçlu borcunu ödemeye kendini yükümlü-mecbur-hisseder.)
Listen to: Listen to the teacher carefully. It pays off in the exam. (Hocayı dikkatle dinle. Sınavda yararını görürsün.)
Mention to: He mentioned to me that he would not take part in the club. (Bana klüpte yer almayacağını açıkladı.)
New to: What you have just told me is all new to me. (Bana anlattıklarının hepsi benim için yeni.)
Obedient to: In a paternalistic society, everybody has to be obedient to the person in charge. (Pederşahi bir toplumda herkesin baştakine karşı itaatkar olması gerekir.)
Object to: The young officers objected to the action plan of the general. (Genç subaylar generalin hareket planına itiraz ettiler.)
Obvious to: It was obvious to everyone that the relations were deteriorating. (İlişkilerin bozulduğu herkesin malumuydu.)
Occur to: All of a sudden it occurred to him that he was making a mistake. (Birdenbire bir hata yaptığı kafasına dank etti.)
Oppose to: The opposition parties strongly opposed to the draft prepared by the government. (Muhalefet partileri hükümetin hazırladığı yasa teklifine şiddetle karşı çıktılar.)
Polite to: All ladies expect the gentlemen to be polite to them. (Bütün hanımlar bayların kendilerine kibar davranmalarını bekler.)
Prefer to: We should prefer poverty to dishonesty. (Fakirliği şerefsizliğe tercih etmeliyiz.)
Previous to: Previous to his achievements he wasn’t well known in the countries. (Başarılarından once ülkede tanınmıyordu.)
React to: In World Trade Organization meeting the developing countries reacted to the selfishness of the developed countries. (Dünya Ticaret Örgütü toplantısında gelişmekte olan ülkeler gelişmiş ülkelerin bencilliğine reaksiyon gösterdiler.)
Reply to: The export department should reply to the incoming messages as soon as possible. (İhracat departmanı gelen mesajlara gecikmeksizin yanıt vermelidir.)
Respond to: During the Cold War, the Soviet Union responded to every military action done by USA. (Soğuk Savaş sırasında Sovyetler Birliği ABD’nin yaptığı her askeri harekata mukabele etti.)
Rude to: The teacher should never be rude to students. (Bir öğretmen hiçbir zaman öğrencilerine kaba davranmamalıdır.)
See to: When a problem arises, a good manager sees to it instantly. (Bir sorun çıktığında iyi bir yönetici anında icabına bakar.)
Sensitive to: All living beings are sensitive to radical changes in the atmosphere. (Tüm canlılar, atmosferdeki radikal değişikliklere karşı duyarlıdır.)
Similar to: All the songs of that singer are similar to one another. (O şarkıcının tüm şarkıları birbirine benzerdir.)
Strange to: The new comers seemed strange to the old residents of the village. (Yeni gelenler, şehrin eski sakinlerine tuhaf göründü.)
Submit to: The holy books tell us to submit to faith after we have done all our best. (kutsal kitaplar bize elimizden gelen herşeyi yaptıktan sonra kadere teslim olmamızı söyler.)
Superior to: A distinguished person never claims to be superior to others. (Seçkin bir insan asla başkalarından üstün olduğunu iddia etmez.)
Surrender to: Turkish soldiers never surrender to the enemy. (Türk askeri hiçbir zaman düşmana teslim olmaz. ).
Turn to: When he failed in his business, he turned to dirty tricks. (İşinde batınca kirli oyunlara sarıldı-döndü-.)
Useful to: He took with him all the tools that would be useful to him. (Ona faydalı olabilecek tüm aletleri yanına aldı.)
Yield to: This year investment in stock exchange yielded to high profits. (Bu sene borsa yatırımları yüksek karla sonuçlandı.)
Write to: The young girl said to his sweet heart “Write to me every day.” (Genç kız sevgilisine “Bana her gün yaz” dedi.)
ONAct on: In a disciplined football team, the players all act on what the couch says. (Disiplinli bir futbol takımında oyuncular hep koçun dediğine gore hareket ederler.)
Base on: This book is based on our studies and experiences in English language. (Bu kitap İngiliz dili üzerine çalışmalarımız ve deneyimlerimize dayanıyor.)
Call on: Call on me whenever you have any problem. (Bir sorunun olduğunda beni ara.)
Comment on: Although my mother-in-law is not so educated, she finds herself capable of commenting on every matter. (Pek eğitimli bir kimse olmamasına rağmen kayınvalidem her mesele hakkında kendini yorum yapabilecek kapasitede zanneder.)
Concentrate on: A responsible person concentrates on whatever he does. (Sorumlu bir insan yaptığı her iş üzerine odaklanır.)
Congratulate on: Everybody congratulated her on her remarkable performance in the company. (Herkes onu şirketteki önemli başarısından dolayı tebrik etti.)
Consult on: The general manager felt the need to consult on some specific matters. (Genel müdür spesifik konular hakkında danışma ihtiyacı hissetti.)
Count on: You can not count on bankers. They give you an umbrella in sunny weather and take it from you when it begins to rain. (Bankacılara güvenemezsin. Onlar, güneşli havada sana şemsiye verirler, yağmur başladığında ise geri alırlar.)
Decide on: The board of directors made a meeting to decide on the policies to be conducted. (Yönetim kurulu toplandı ve izlenecek politikalar hakkında karara vardı.)
Depend on: In Turkey, an old woman may depend on her children. (Türkiye’de yaşlı bir bayan çocuklarına sırtını dayayabilir.)
Your salary in this company depends on your performance. (Bu şirkette maaşın performansına bağlıdır.)
Dependent on: In liberal economies of today, people are becoming less and less dependent on the government. (Günümüz liberal ekonomilerinde, insanlar hükümete giderek daha az bağımlı oluyor.)
Draw on: He drew a check on his account on the bank. (Bankasındaki hesabı üzerine çek keşide etti.)
Economize on: Nowadays, the whole world is trying to economize on drink water. (Bugünlerde tüm dünya içme suyunu ekonomik kullanmaya çalışıyor.)
Embark on: The crew embarked on the ship. (tayfa gemiye bindi.)
Experiment on: The scientists are making experiments on cancer. (Bilimadamları kanser üzerine deneyler yapıyorlar.)
Insist on: She is very stubborn. She insists even on small issues. (O çok inatçı. En küçük meseleler de bile ısrar eder.)
Keen on: He is very keen on the food he eats. (Yedikleri konusunda çok titizdir.)
Lean on: One should never lean on untrust worthy friends. (Güvenilmez arkadaşlara bel bağlamamak gerekir.)
Live on: Millions of people live on nuts in Black Sea Region. (Karadeniz’de milyonlarca insan fındıktan geçinir.)
Operate on: He was operated on his liver in the hospital. (Karaciğerinden ameliyat oldu.)
Perform on: He performed very well on his job. (işini çok iyi yaptı.)
Pride (oneself): Our family prides itself on my brother’s who is a fighter jet pilot. (Ailemiz savaş uçağı pilotu olan kardeşimle iftihar eder.)
Rely on: Turkey has often relied on economic programs prepared by IMF. (Türkiye çoğu kez IMF tarafından hazırlanan ekonomik programlara güvendi.)
Vote on: Parliamentarians have to vote on motion in the parliament. (Parlementerlerin parlementoda verilen önergeleri oylamaları gerekir.)
Write on: My friend writes on high society in a daily newspaper. (Arkadaşım günlük bir gazetede yüksek sosyete hakkında yazılar yazar.)
OFAccuse of: Michael Jackson was accused of child abuse. (Michael Jackson çocuk istismarından dolayı suçlandı.)
Afraid of: Almost everybody is afraid of mice. (Hemen hemen herkes farelerden korkar.)
Ahead of: Our national athlete Süreyya runs ahead of her rivals in international races. (Milli atletimiz Süreyya uluslararası yarışlarda rakiplerinin önünde koşar.)
İngilizce'de sözcükleri rasgele bir araya getirerek cümle kurmamız imkansız. Bu nedenle her cümlede özne ve yüklem olmak zorundadır. İngilizce'de temel fiil, "be" (olmak) fiilidir.
"Go, come, study, eat, do" gibi normal fiillerin olmadığı cümlelerde yüklem olarak "be" fiilini kullanmamız gerekmektedir. Ancak "be" fiili, özneye göre şekil almaktadır. Örneğin, "be" fiili geniş zaman ve şimdiki zamanda kullanılıyorsa, I öznesi için "am", You, We, They özneleri için "are" ve he, she, it özneleri için "is" halini alır. Aşağıdaki tabloda "be" fiilinin çekimi verilmiştir:
I
am
a teacher
You
are
a student
He
is
a boy
She
is
a girl
It
is
a dog
We
are
students
You
are
friends
They
are
people
"Be" olmak fiilinin olumsuz hali, "not" alarak belirlenir.
I
am not
a teacher
You
aren't / are not
a student
He
isn't / is not
a boy
She
isn't / is not
a girl
It
isn't / is not
a dog
We
aren't / are not
students
You
aren't / are not
friends
They
aren't / are not
people
İngilizce'de soru sorarken yardımcı fiil "be", öznenin önüne getirilir.
am
I
a teacher?
are
You
a student?
is
He
a boy?
is
She
a girl?
is
It
a dog?
are
We
students?
are
You
friends?
are
They
people?
Be olmak fiilinin olumsuz soru çekimi:
am
I not
a teacher?
aren't
You
a student?
isn't
He
a boy?
isn't
She
a girl?
isn't
It
a dog?
aren't
We
students?
aren't
You
friends?
aren't
They
people?
Yukarda Geniş zaman ve Şimdiki zamanda çekimini verdiğimiz "be" olmak fiilinin Geçmiş zamandaki çekimi de "was/were" şeklindedir:
I
was
a teacher
You
were
a student
He
was
a boy
She
was
a girl
It
was
a dog
We
were
students
You
were
friends
They
were
people
VERB TO BE
TO BE FİİLİ
1. Structure: Yapı “To be” fiilinin Türkçe dilbilgisi olarak tam karşılığı yoktur. Present: Şimdiki Zaman, yani; içinde bulunduğumuz zaman ve Past: Geçmiş zaman’da “be” olarak kullanılmaz. Şahışlara göre değişir.
Şöyle ki:
göre değişir. Şöyle ki:
Present (Şimdiki Zaman)
BEBE
I
am ( im, ım )
He She It Ahmet Ayşe The house The cat
is ( dir, dır )
We You They Ali and Kemal Children Houses Cats
are ( iz, siniz, dirler)
Past ( Geçmiş Zaman )
I
was (idim )
He She It Ahmet Ayşe The house The cat
was ( idim )
We You They Ali and Kemal Children Houses Cats
were ( idik, idiniz, idiler)
İngilizce öğrenen Türklerin “to be” fiilinde yanıldıkları görülmektedir. Dikkat edilmesi gereken husus şudur ki: “to be” fiili fiillerin yalın halleriyle kesinlikle kullanılmaz; fiillerin halleri ile kullanıldıkları zaman ise “to be” fiili olmaktan çıkar ve “be” yardımcı fiili diye adlandırılır. (HELPING VERB). “To be” fiili daima isim ( noun ) ve sıfat (adjective) larla kullanılır ve onlara fiillik yapar.
2. Örnekler ( Examples )
Present ( şimdiki zaman )
I am ( I’m) happy. (Ben ) mutluyum. He is (He’s) happy. ( O ) mutlu(dur) She is (She’s ) happy. ( O ) mutlu(dur) We are (We’re ) happy. (Biz) mutluyuz. You are (You’re ) happy. (Siz) mutlusunuz. They are (They’re) happy. (Onlar ) mutlular.
Past (geçmiş zaman )
I was happy. (Ben ) mutluydum. He was happy. ( O ) mutluydu. She was (She’s happy. ( O ) mutluydu. We were happy. (Biz) mutluyduk. You were happy. (Siz) mutluydunuz. They were happy. (Onlar ) mutluydular.
Not: “Was” ve “Were” in kısaltılmış şekilleri yoktur.
To be fiilinin present (şimdiki zaman ) hali ile olumlu cümle örnekleri
I am ill today. ( Ben ) bugün hastayım. They are in Ankara now. Onlar şimdi Ankara’dalar. The house is new. Ev yenidir. He is very tall. O (erkek) çok uzun boylu(dur). We are students. Biz öğrenciyiz. Hasan is a good boy. Hasan iyi bir çocuktur. The cat under the chair. Kedi sandalyenin altında(dır). They are sad today. Onlar bugün üzgün(dür). You are very generous. (Siz) çok cömertsiniz.
To be fiilin past (geçmiş zaman ) hali ile olumlu cümle örnekleri
I was ill yesterday. (Ben) dün hastaydım. They were in Ankara yesterday. Onlar dün Ankara’daydılar. The weather was cold last week. Geçen hafta hava soğuktu. The horse was fast. At hızlıydı. We were excited. Biz heyecanlıydık. She was in front of the car. O (kız) arabanın önündeydi.
3. Native: Olumsuz Olumsuz yapmak için “to be” nin hallerinden sonra “not” getirilir.
Present ( şimdiki zaman )
1. kısaltılmış şekil
2. kısaltılmış şekil
I am not He is not She is not Ahmet is not Ayşe is not The house is not The cat is not We are not You are not They are not
I’m not He’s not She’s not Ahmet’s not Ayşe’s not The house’s not The cat’s not We’re not You’re not They’re not
He isn’t She isn’t Ahmet isn’t Ayşe isn’t The house was not The cat isn’t We aren’t You aren’t They aren’t
Past ( Geçmiş zaman )
kısaltılmış şekli
I was not He was not She was not Ahmet was not Ayşe was not The house was not The cat was not We were not You were not They were not
I wasn’t He wasn’t She wasn’t Ahmet wasn’t Ayşe wasn’t The house wasn’t The cat wasn’t We weren’t You weren’t They weren’t
Kısaltılmış şekiller konuşma dilinde ve gayriresmi yazılarda kullanılır. Yazılı ve edebi metinlerde normal şekli kullanılır.
4. Question:Soru Soru yaparken
Am
I ( mıyım, miyim )?
Is
he she it Ahmet ( mi, mı ) ? Ayşe the house the cat
Are
we ( miyiz ) you they ( misiniz ) Ali and Kemal children ( midirler ) houses ( mıdırlar ) cats
Was
I ( miydim )
Was
he she it Ahmet ( mi, mı ) ? Ayşe the house the cat
Were
we ( miyiz ) you they ( misiniz ) Ali and Kemal children ( midirler ) houses ( mıdırlar ) cats
5. Negative question: Olumsuz soru Olumsuz soru yaparken
Present
1. olumsuz soru şekli
2. olumsuz soru şekli
Am
I
not
Aren’t
I
Is
he she it Ahmet Ayşe the house the cat
not
Isn’t
he she it Ahmet Ayşe the house the cat
Are
we you they Ali and Kemal children house cats
not
Aren’t
we you they Ali and Kemal children house cats
Past
1. olumsuz soru şekli
2. olumsuz soru şekli
Was
I
not
Wasn’t
I
Was
he she it Ahmet Ayşe the house the cat
not
Wasn’t
he she it Ahmet Ayşe the house the cat
Was
we you they Ali and Kemal children house cats
not
Weren’t
we you they Ali and Kemal children house cats
Birinci tip olumsuz soru şekline daha çok eski metinlerde ve edebi eserlerde rastlanmaktadır. Günlük hayatta ikinci tip kullanılmaktadır.
To be fiilinin present ve past halleriyle olumsuz cümle ve soru cümlesi örnekleri
Is the bicycle expensive? Bisiklet pahalı mı? Are the children at home? Çocuklar evde mi? The man isn’t here. Adam burada değil. We aren’t ill. Sen öğrenci değil misin? Aren’t you a student? Sen öğrenci değil misin? Isn’t the box empty? Kutu boş değil mi? Was the driver angry? Sürücü kızgın mıydı? Were they hungry? Onlar aç mıydı? I wasn’t at home yesterday. Dün evde değildim. We weren’t here last night? Dün gece burada değildik. Wasn’t he with you this morning? O bu sabah seninle birlikte değil miydi? Weren’t they experienced? Onlar tecrübeli değil miydi?
Olumsuz sorulara kısa cevap verirken dikkatli olmak gerekir. Çünkü İngilizcede kısa cevaplar Türkçeye göre terstir. Türkçede “O hasta değil mi?” sorusuna “evet” cevabı verdiğimizde onun hasta olmadığı anlaşılır.İngilizcede ise “Isn’t he ill?” sorusuna “Yes he is” cevabını verdiğimizde onun hasta olduğu anlaşılır. Birkaç örnek verelim. Aren’t they in Ankara? Onlar Ankara’da değil mi? Yes, they are. Evet Ankara’dalar. No they aren’t. Hayır değiller.
Isn’t she a nurse? O hemşire değil mi? Yes, she is. Evet, hemşire. No, she isn’t. Hayır, değil.
İngilizcede “Yes, she isn’t” veya “No, she is” şeklinde bir cevap verilemez. “Yes, she is” veya “No, she isn’t” demek gerekir.
6. Short Answers: Kısa cevaplar İngilizcede sorulan sorulara genellikle kısa cevaplar verilir. Kısa cevapta özne ve yardımcı fiil kullanılır. Olumsuz cevaplarda ise yardımcı fiilden sonra not getirilir. Olumlu kısa cevaplarda kısaltılmış şekil kullanılmaz. Olumsuz kısa cevaplarda kısaltılmış şekil kullanılabilir.
Birkaç örnek verelim. Is he a student? O öğrenci mi? Yes, he is. ( Kısa cevap ) Evet. Yes he is a student. (Uzun cevap)
Is he a dentist? O dişçi mi? No he isn’t. Ne he is not. Hayır, değil.
Are you a secretary? Siz sekreter misiniz? Yes, I am. Evet.
Are you a tourist? Siz turist misiniz? No I am not. Hayır, değilim.
Olumsuz cümlelerde gördüğümüz gibi iki ayrı kısaltılmış şekil kullanılabilir.
Bu zamirler, sahiplik bildirir ve nesnelerden önce kullanılır.
My
benim
Your
senin
His
onun (erkekler için)
Her
onun (bayanlar için)
Its
onun
Our
bizim
Your
siziz
Their
onların
İyelik zamirleri (Posessive Pronouns) ile ilgili örnek ifadeler:
He is my student. (O, benim öğrencim.)
It is your cat. (O, senin kedin.)
They are our friends. (Onlar, bizim arkadaşlarımız.)
This is her bag. (Bu onun çantasıdır.)
İyelik sıfatlarını (possesive adjectives) öğrenirken, bir isimle birlikte kullanıldıklarını, ismin önüne gelerek kime ait olduklarını öğrenmiştik. İyelik zamirleri ise, ismin yerine kullanılarak yine aidiyet bildirirler.
Örnek vermek gerekirse,
Tom’s car is black, mine is red. (Tom’un arabası siyah, benimki kırmızı.
İngilizce’de yine zamir sayısı kadar, iyelik zamiri vardır. Sırasıyla yazalım.
I - mine (benimki) you - yours (seninki) he - his (onunki) she - hers (onunki) it - its (onunki) we - ours (bizimki) they - theirs (onlarınki)
Siz de aşağıdaki iyelik zamirlerini kullanarak benzer cümleler yazınız. Farklı zamirler kullanmaya, ve mümkün olduğunca çok örnek cümle yazmaya özen gösteriniz.
Sahiplik sıfatları olarak bilinir .Bir kimseye bir şeyin ait olduğunu ifade etmekte kullanılır.
Subject pronoun
Possessive adjective
you -sen
your-senin
I-ben
my -benim
he-erkekler için o
his-onun
we-biz
our-bizim
it-cansızlar için o
its-onun
she-dişiler için o
her-onun
they-onlar
their-onların
This is my internet site. Bu benim internet sitem.
Bring your toys here. Oyuncularını buraya getir.
I hate his look. Onun görünüşünden nefret ediyorum.
She listens to her favorite singer. Favori şarıkıcısını dinliyor.
I cut its edge. Onun kenarını kestim.
Uyarı : “its” bir possesive pronoun dur ,” it’s” ise” it is” in kısaltmasıdır.Birbirinden farklı şeyler olduğunu bilin.
Possesive Pronouns/İngilizce İyelik Zamirleri i ben My [may] benim You sen Your [yur] senin He o (erkek) His [hiz] onun She o (kadın) Her [hır] onun It o (cansız) Its [its] onun We biz Our [aur] bizim You siz Your [yur] sizin They onlar Their [dher] onların
His car (onun arabası) My book (benim kitabım) Your sister (senin kız kardeşin) Our school (bizim okulumuz) Her notebook (onun defteri) Their house (onların evi)
İyelik zamirleri tek başına kullanılmazlar. Kendilerinden sonra mutlaka bir isim gelmelidir. Tek başına kullanılan zamirler ise aşağıdaki şekildedir.
mine - benimki yours - seninki his - onunki (erkek) hers - onunki (bayan) its - onunki (cansız ve hayvan) ours - bizimki yours - sizinki theirs - onlarınki
Örnekler:
This is a car. (Bu arabadır) This is my car. (Bu benim arabamdır.) This is mine. (Bu benimkidir.)
This is your book. (Bu senin kitabındır.) This is yours. (Bu seninkidir.)
This is our house. (Bu bizim evimizdir.) This is ours. (Bu bizimkidir.)
PRONOUNS
(ZAMİRLER)
Zamirler; ismin yerini tutan kelimelerdir. Zamirleri şu başlıklar altında inceleyebiliriz:
PERSONEL PRONOUNS
(ŞAHIS ZAMİRLERİ)
I /ay/: ben
You /yu/: sen
He /hi/: o (erkek)
She /şi/ : o (bayan)
It /it/: o (hayvan, eşya)
We /wi/: biz
You /yu/ : siz
They /dey/: onlar
Önemli: Personel Pronoun’lar cümlede özne olarak kullanılırlar.
Examples:
I like coffee.
He plays football. etc.
POSSESSIVE ADJECTIVES
(İYELİK SIFATLARI)
My /may/: benim
Your /yor/: senin
His /hiz/: onun (erkek)
Her /hör/ : onun (bayan)
Its /its/: onun (hayvan, eşya)
Our /aur/: bizim
Your /yor/ : sizin
Their /deyır/: onların
Possessive Adjectives’ler iyelik (sahiplik) bildiren sıfatlardır. Sıfatlar bir ismi niteledikleri içinde tek başlarına kullanılmazlar, kendilerinden sonra bir isim (noun) ile birlikte kullanılırlar.
Examples:
This is my pencil.
It is your car. etc.
POSSESSIVE PRONOUNS
(İYELIK ZAMIRLERİ)
Mine /mayn/: benimki(si)
Yours /yours/: seninki(si)
His /hiz/: onunki(si)
Hers /hörs/: onunki(si)
Its ------------------------
Ours /aurs/: bizimki(si)
Yours /yors/: sizinki(si)
Theirs /deyrs/: onlarınki(si)
Possessive Pronouns’lar iyelik (sahiplik) bildiren zamirlerdir ve tek başlarına kullanılırlar. Yani Possessive Adjectives’ler gibi kendilerinden sonra bir isim almazlar.
Examples:
This car is yours. (DOĞRU)
This car is yours car. (YANLIŞ)
This pencil is mine. (DOĞRU)
This pencil is mine pencil. (YANLIŞ) etc.
Possessive Pronouns-İyelik Zamirleri
Mine /mayn/: benimki(si)
Yours /yours/: seninki(si)
His /hiz/: onunki(si)
Hers /hörs/: onunki(si)
Its ------------------------
Ours /aurs/: bizimki(si)
Yours /yors/: sizinki(si)
Theirs /deyrs/: onlarınki(si)
Possessive Pronouns’lar iyelik (sahiplik) bildiren zamirlerdir ve tek başlarına kullanılırlar. Yani Possessive Adjectives’ler gibi kendilerinden sonra bir isim almazlar.
Examples:
This car is yours. (Doğru)
This car is yours car. (Yanlış)
This pencil is mine. (Doğru)
This pencil is mine pencil. (Yanlış) etc.
OBJECT PRONOUNS
(NESNE ZAMİRLERİ)
Me /mi/: bana, beni
You /yu/: seni, sana
Him /him/: onu, ona (erkek)
Her /hör/ : onu, ona (bayan)
It /it/: onu, ona (hayvan, eşya)
Us /as/: bizi, bize
You /yu/ : sizi, size
Them /dem/: onları, onlara
Önemli: Object Pronouns’lar cümlede nesne durumunda kullanılırlar.
Examples:
-Do you see Ahmet?
-No, I don’t see him.
REFLEXIVE PRONOUNS
(DÖNÜŞLÜ ZAMİRLER)
Myself /mayself/ ben kendim(i) (ben kendi kendime)
Yourself sen kendin(i) (sen kendi kendine)
Himself o kendi(ni) (o kendi kendine)
Herself o kendi(ni) (o kendi kendine)
Itself o kendi(ni) (o kendi kendine)
Ourselves biz kendimiz(i) (biz kendi kendimize)
Yourselves siz kendiniz(i) (siz kendi kendinize)
Themselves onlar kendilerin(i) (onlar kendi kendilerine)
Examples:
Cümlede özne ile nesnenin aynı kişi ya da aynı şey olduğunu bildirirler.
He hurt himself. (Kendini incitti)
She hurt herself. etc.
“by” ile kullanıldığında tek başına yardım almadan anlamına gelir.
I always do my homework by myself.
(Ödevimi daima kendi kendime yaparım)
Cümlede özneyi veya nesneyi vurgulamak (bizzat kendisi anlamında) için kullanılır.
Zamirler (Pronouns) cümlede isimlerin yerini alan adıllardır.
ÖZNE ZAMİRLERİ (Subjective Pronouns)
I
ben
You
sen
He
o (erkekler için)
She
o (bayanlar için)
It
o (cansız nesneler ve hayvanlar için)
We
biz
You
siz
They
onlar
Subject Pronouns, cümlenin başında özne olarak kullanılır. Örnek ifadeler;
I am a student. (Ben bir öğrenciyim)
You are intelligent. (Sen zekisin)
They study English. (Onlar İngilizce çalışırlar.)
NESNE ZAMİRLERİ (Objective Pronouns)
me
beni
you
seni
him
onu (erkekler için)
her
onu (bayanlar için)
it
onu
us
bizi
you
sizi
them
onları
Objective Pronouns, yüklemden sonra nesne görevinde kullanılan zamirlerdir. Örnek ifadeler;
I love her. (Seni seviyorum.)
I like it. (Onu seviyorum.)
Personal Pronouns - İngilizce Şahıs Zamirleri
İngilizce'de şahıs adlarının yerini tutan kelimelere “Personal Pronouns” (şahıs zamirleri) denir. Personal Pronouns - İngilizce Şahıs Zamirleri Örneğin: Ahmet’ten bahsederken, Ahmet şunu yaptı, Ahmet bunu yaptı diyeceğimize kısaca, o bunu yaptı, o şunu yaptı deriz. İşte buradaki “O” bir şahıs zamiridir.
İngilizce'de 3 tane tekil, 3 tane çoğul olmak üzere, 6 tane şahıs zamiri vardır. Bunlardan tekillerin üçüncüsü olan “o”, özel olarak yine üçe ayrılır. Biri erkek için, biri kadın için, biri de eşya ve hayvan içindir. Yani Türkçe’de Ahmet’e de, Ayşe’ye de, kedi veya arabaya da, “o” dediğimiz halde, İngilizce’de bu “o”lar üç çeşittir.
Ayrıca İngilizce'de Personal Pronouns (şahıs zamirleri) 3 durumda bulunurlar.
Nominative yalın durumda olan (bir iş yapan)
Objective durumda olan (kendisine bir iş yöneltilen)
Possessive durumda olan (iyelik bildiren)
Nominative
Objective
Possessive
I ben
me beni, bana
mine benimki you sen
you seni, sana
yours seninki he o
him onu, ona
his onunki she o
her onu, ona
hers onunki it o
it onu, ona
its onunki we biz
us bizi, bize
ours bizimki you siz
you sizi, size
yours sizinki they onlar
them onları, onlara
theirs onların ki
Çeşitli örnekler: I am a girl. Ben bir kızım.
You are a boy. Sen bir erkek çocuksun.
He is Ali. O, Ali’dir.
She is Ayşe. O, Ayşe’dir.
She is a beautiful girl. O, güzel bir kızdır.
It is a good book. O, iyi bir kitaptır.
It is an apple. O, bir elmadır.
We are girls. Biz kızlarız.
You are men. Siz adamlarsınız.
They are good boys. Onlar iyi çocuklardır.
This is a book. Bu bir kitaptır. Fakat kitap birkaç tane ise,
These are books. Bunlar kitaplardır. Dememiz gerekir.
Türkçe’de bunlar kitaptır deriz. Halbuki İngilizce’de hem zamir hem de fiil ekleri çoğullaştırılır. Türkçe’de olduğu gibi kullanılmaz.
Dikkat ediniz, Ahmet için “he” zamirini, Ayşe için ise “she” zamiri kullanılır. İkisinden birden bahsederken, bunların çoğulu olan “they” zamiri kullanılır.
Örneğin,
Ahmet ve Ayşe oradadırlar denecek olsa ve Ahmet ile Ayşe yerine zamir kullanacak olsa, “they” kullanılması gerekir. Çünkü onlar “they” olurlar.
Ayşe and Ahmet are there. Ayşe ve Ahmet oradadırlar.
They are there. Onlar oradadırlar.
Unutmayınız ki, isim cümlelerinde nesne olarak kullanılan isimlerden önce “a” ve “an” article gelir. Fakat isim yerinde sadece sıfat tek başına kullanılıyorsa “a” veya “an” article gelmez.
Örneğin,
Ayşe is a girl. Ayşe bir kızdır.
Ayşe is beautiful. Ayşe güzeldir.
Fakat sıfat bir isimle birleşip, bir sıfat tamlaması olursa, sıfat tamlamaları da isim gibi işlem gördüklerinden “a” veya “an” article gelir.
Örneğin,
She is a beautiful girl. O, güzel bir kızdır.
Ayşe is a Turkish girl. Ayşe bir Türk kızıdır.
John is an English boy. John bir İngiliz çocuğudur. Soru cümlesi yapmak için, fiil eki öznenin önüne gelir. Am l a student? Ben bir öğrenci miyim? Are you a postman? Sen bir postacı mısın? Is he a painter? O, bir ressam mıdır? Is he a teacher? O, bir öğretmen midir?
No, he’s not. Hayır, değildir.
He’s a lawyer. O, bir avukattır.
Is it a bank? O, bir banka mıdır?
Are we brave soldiers? Biz cesur askerler miyiz?
Are they clerks? Onlar memurlar mıdır? Is he a farmer? O, bir çiftçi midir?
No, he’s not. Hayır, değildir.
He’s a doctor. O, bir doktordur. Is he a teacher or a lawyer? O, bir öğretmen midir yoksa avukat mıdır?
He is a lawyer. O, bir avukattır. He gives me a book. O, bana bir kitap verir. I love her. Ben onu severim. They give us flowers. Onlar bize çiçekler verirler.
This is my book. Bu benim kitabımdır. denebildiği gibi, This is mine. Bu benimkidir. denebilir. This is their school. Bu onların okuludur. denebildiği gibi, This is theirs. Bu onlarınkidir. denebilir.
Is this your pen? ---------> Yes, it is mine. Bu sizin kaleminiz mi? Evet, o benimkidir. Is this Ahmet’s book? ----> Yes, it is his. Bu Ahmet’in kitabı mıdır? Evet, o, onunkidir. Are those your shoes? ---> Yes, they are ours. Onlar sizin ayakkabılarınız mı? Evet, onlar, bizimkilerdir.
PRONOUNS (ZAMİRLER) Zamirler; ismin yerini tutan kelimelerdir. Zamirleri şu başlıklar altında inceleyebiliriz:
PERSONEL PRONOUNS (ŞAHIS ZAMİRLERİ) I /ay/: ben
You /yu/: sen
He /hi/: o (erkek)
She /şi/ : o (bayan)
It /it/: o (hayvan, eşya)
We /wi/: biz
You /yu/ : siz
They /dey/: onlar
Önemli: Personel Pronoun’lar cümlede özne olarak kullanılırlar.
Examples:
I like coffee.
He plays football. etc.
POSSESSIVE ADJECTIVES (İYELİK SIFATLARI) My /may/: benim
Your /yor/: senin
His /hiz/: onun (erkek)
Her /hör/ : onun (bayan)
Its /its/: onun (hayvan, eşya)
Our /aur/: bizim
Your /yor/ : sizin
Their /deyır/: onların
Possessive Adjectives’leriyelik (sahiplik) bildiren sıfatlardır. Sıfatlar bir ismi niteledikleri içinde tek başlarına kullanılmazlar, kendilerinden sonra bir isim (noun) ile birlikte kullanılırlar.
Possessive Pronouns’lar iyelik (sahiplik) bildiren zamirlerdir ve tek başlarına kullanılırlar. Yani Possessive Adjectives’ler gibi kendilerinden sonra bir isim almazlar.
Examples:
This car is yours. (DO�RU)
This car is yours car. (YANLIŞ)
This pencil is mine. (DO�RU)
This pencil is mine pencil. (YANLIŞ) etc.
OBJECT PRONOUNS (NESNE ZAMİRLERİ) Me /mi/: bana, beni
You /yu/: seni, sana
Him /him/: onu, ona (erkek)
Her /hör/ : onu, ona (bayan)
It /it/: onu, ona (hayvan, eşya)
Us /as/: bizi, bize
You /yu/ : sizi, size
Them /dem/: onları, onlara
Önemli:Object Pronouns’lar cümlede nesne durumunda kullanılırlar.
Examples:
-Do you see Ahmet?
-No, I don’t see him.
REFLEXIVE PRONOUNS (DÖNÜŞLÜ ZAMİRLER)
Myself /mayself/ ben kendim(i) (ben kendi kendime)
Yourself sen kendin(i) (sen kendi kendine)
Himself o kendi(ni) (o kendi kendine)
Herself o kendi(ni) (o kendi kendine)
Itself o kendi(ni) (o kendi kendine)
Ourselves biz kendimiz(i) (biz kendi kendimize)
Yourselves siz kendiniz(i) (siz kendi kendinize)
Themselves onlar kendilerin(i) (onlar kendi kendilerine)
Examples:
Cümlede özne ile nesnenin aynı kişi ya da aynı şey olduğunu bildirirler. He hurt himself. (Kendini incitti)
She hurt herself. etc.
“by” ile kullanıldığında tek başına yardım almadan anlamına gelir. I always do my homework by myself.
(Ödevimi daima kendi kendime yaparım)
Cümlede özneyi veya nesneyi vurgulamak (bizzat kendisi anlamında) için kullanılır. The teacher herself said that she liked me.
(Öğretmen beni sevdiğini bizzat kendisi söyledi)
Personal Pronouns (Kişi Zamirleri)
Kişi Zamirleri(Personal Pronouns)Kişi zamirleri, insan ve varlık isimlerinin yerine kullanılan kelimelerdir.Kişi zamirleri cümle içerisindeki konumlarına göre “özne zamiri-subject pronoun” ve “nesne zamiri-object pronoun olarak ikiye ayrılır. İngilizce’deki kişi zamirleri aşağıdaki tablodaki gibidir.
a) Özne Zamirleri(Subject Pronouns)
Tekil (Singular)
Çoğul (Plural)
I (Ben)
We (Biz)
You (Sen)
You (Siz)
He (Erkekler için “O”)
They (Onlar)
She (Bayanlar İçin “O”)
-
It (Canlı veya cansız varlıklar için “O”)
-
İngilizce’de özne zamirleri fiilden önce kullanılır.
Örnekler (Examples)
I sang a song.You have to change your mind.He wants to buy a new car.She will marry a dentist.It is raining. (”It” kişi zamiri İngilizce’de havanın, hayvanların veya cansız varlıkların yerine kullanılır.)We are listening to the radio.You were having rest on the sofa.They must obey the rules.Yalnızca soru cümlelerinde yardımcı fiil, kişi zamirinden yani özneden önce gelir.Can I help you?Have we got enough water?Does she likes jazz music?
b) Nesne Zamirleri(Object Pronouns)
Nesne zamirleri, cümle içerisinde fiil (verb) ve
edatlardan (prepositions) sonra yer alır.
Subject Pronouns
Object Pronouns
I
Me (Beni-Bana)
You
You (Seni-Sana)
He
Him (Onu-Ona)
She
Her (Onu-Ona)
It
It (Onu-Ona)
We
Us (Bizi-Bize)
You
You (Sizi-Size)
They
Them (Onları-Onlara)
Yukarıdaki tabloda görüleceği gibi bazı özne ve nesne zamirleri aynıdır. Cümle içerisinde kullanıldıkları yere göre; hangisinin özne zamiri, hangisinin nesne zamiri olduğunu belirleyebiliriz. Fiilden önce geliyorsa özne zamiri, fiilden sonra geliyorsa nesne zamiridir.
Örnekler (Examples)
Brad loves me.He will give you some money.I told him that he was perfect.They belive in her.I left it on the table.They invited us to their wedding ceremony.We hate you.You’re going to travel with them in the same bus. Give me your pencil! (Kalemini bana ver!) He wants to give you a gift. (O sana bir hediye vermek istiyor.) Ayşe will marry with him next week. I love her very much. He is carrying it at the moment. He picked us up at the bus terminal. (O bizi otobüs terminalinden aldı.) She invited you to her birthday party. I gave them my interesting books.
SUBJECT PRONOUNS (ÖZNE ZAMİRLERİ)
Kişi zamirleri, insan ve varlık isimlerinin yerine kullanılan kelimelerdir.
Tekil Şahış: 1st Person: I -ay- : Ben 2nd Person: You -yu- : Sen 3rd Person: He -hi- : O (Erkek) 3rd Person: She -şi- : O (Kadın) 3rd Person: It -it- : O (Hayvan, Eşya)
Çoğul Şahış: 1st Person: We -wi- : Biz 2nd Person: You -yu- : Siz 3rd Person: They -dey- : Onlar
İngilizce’de özne zamirleri fiilden önce kullanılır.
I sang a song. You have to change your mind. He wants to buy a new car. She will marry a dentist. It is raining. (”It” kişi zamiri İngilizce’de havanın, hayvanların veya cansız varlıkların yerine kullanılır.) We are listening to the radio. You were having rest on the sofa. They must obey the rules.
Yalnızca soru cümlelerinde yardımcı fiil, kişi zamirinden yani özneden önce gelir.
Can I help you? Have we got enough water? Does she likes jazz music?
OBJECT PRONOUNS (NESNE ZAMİRLERİ)
Nesne zamirleri, cümle içerisinde fiil (verb) ve edatlardan (prepositions) sonra yer alır.
Me -mi- : Bana, Beni You -yu- : Seni, Sana Him -him- : Onu, Ona (Erkek) Her -hör- : Onu, Ona (Kadın) It -it- : Onu, Ona (Hayvan, Eşya) Us -as- : Bizi, Bize You -yu- : Sizi, Size Them -dem- : Onları, Onlara
Yukarıdaki tabloda görüleceği gibi bazı özne ve nesne zamirleri aynıdır. Cümle içerisinde kullanıldıkları yere göre; hangisinin özne zamiri, hangisinin nesne zamiri olduğunu belirleyebiliriz. Fiilden önce geliyorsa özne zamiri, fiilden sonra geliyorsa nesne zamiridir.
Brad loves me. He will give you some money. I told him that he was perfect. They belive in her. I left it on the table. They invited us to their wedding ceremony. We hate you. You’re going to travel with them in the same bus.
POSSESIVE ADJECTIVE (İYELİK SIFATLARI)
İyelik sıfatları bir isimle birlikte kullanılır, ismin önüne gelerek kime ait olduklarını gösterir.
My -may- : Benim Your -yur- : Senin His -hiz- : Onun (Erkek) Her -hör- : Onun (Kadın) Its -its- : Onun (Hayvan, Eşya) Our -avr- : Bizim Your -yur- : Sizin Their -deir- : Onların
My book (Benim kitabım) Your sister (Senin kız kardeşin) Her notebook (Onun defteri) His car (Onun arabası) Our school (Bizim okulumuz) Their house (Onların evi)
POSSESIVE PRONOUNS (İyelik Zamirleri)
İyelik zamirleri tek başına bir isim (noun) yerine kullanılabilirler. İyelik zamirleri tek başlarına hem iyelik sıfatının hem de ismin yerini tutarlar.
Mine -mayn- : Benimki Yours -yorz- : Seninki His -hiz- : Onunki (Erkekler için) Hers -hörz- : Onunki (Kadınlar için) *”Its” iyelik sıfatının iyelik zamiri olarak karşılığı yoktur. Ours -avrz- : Bizimki Yours -yorz- : Sizinki Theirs -deirz- : Onlarınki
This book is mine That is your book This book is yours This is his book This book is his This is her book This book is hers These are our books These books are ours These are your books These are yours
REFLEXIVE PRONOUNS (DÖNÜŞLÜ ZAMİRLER)
Öznenin yaptığı iş ve eylemden yine kendisinin etkilendiğini, yaptığı iş ve eylemin kendisine yönelik olduğunu belirtir.
Tekil Şahış: Myself -mayself- : Ben Kendim(i) (Ben Kendi Kendime) Yourself -yorself- : Sen Kendin(i) (Sen Kendi Kendine) Himself -himself- : O Kendi(ni) (O Kendi Kendine) (Erkekler İçin) Herself -hörself- : O Kendi(ni) (O Kendi Kendine) (Kadınlar İçin) Itself -itself- : O Kendi(ni) (O Kendi Kendine) (Hayvanlar, Eşyalar İçin)
Çoğul Şahış: Ourselves -avrselvz- : Biz Kendimiz(i) (Biz Kendi Kendimize) Yourselves -yorselvz- : Siz Kendiniz(i) (Siz Kendi Kendinize) Themselves -temselvz- : Onlar Kendilerin(i) (Onlar Kendi Kendilerine)
She fell off her bicycle and hurt herself. (Bisikletinden düştü ve kendini incitti.) I sometimes talk to myself. (Bazen kendimle konuşurum.) He saw himself in the mirror. (Kendisini aynada gördü.) They paid for themselves. (Kendi hesaplarını ödediler.)
“by” ile kullanıldığında tek başına yardım almadan anlamına gelir. I always do my homework by myself. (Ödevimi daima kendi kendime yaparım)
Reflexive pronoun üç temel durumda kullanılır.
* When the subject and object are the same (Cümlede özne ile nesnenin aynı kişi ya da aynı şey olduğunu bildirirler. )
I hurt myself.(Kendimi incittim) (kendi kendimi) The band call themselves “Dire Straits”. (Grup kendine “Dire Straits” diyor. He shot himself. (Kendini vurdu) (kendi kendini)
* As the object of a preposition, referring to the subject (Özneyi gösteren bir edatın nesnesi olarak)
I bought a present for myself. She did it by herself (=alone). Kendi kendine yaptı. (=tek başına) That man is talking to himself.
* When you want to emphasize the subject or object (Özneyi veya nesneyi vurgulamak istediğiniz durumlarda)
I’ll do it myself. (No-one else will help me.) (Onu kendim yapacağım) (Kimse bana yardım etmeyecek) They ate all the food themselves. (No-one else had any.) (Bütün yemekleri kendileri yediler) (Başka hiç kimse yemedi) The teacher herself said that she liked me. (Öğretmen beni sevdiğini bizzat kendisi söyledi)
Hatırlatma
Aşağıdaki Türkçe cümleye bakın.
Beni bıçakla kestim.
Bu cümle yanlıştır, çünkü bu cümlede “beni” yerine “kendimi” kelimesi kullanılmalıdır. Şimdi aşağıdaki İngilizce cümleye bakın.
I cut me with a knife.
Bu cümle de yanlıştır. “Me” beni ve bana anlamlarına geldiğinden burada kullanılması gereken reflexive pronoun “myself” olmalıdır.
I cut myself with a knife. (Kendimi bıçakla kestim.)
Alıştırma:
1. Peter and I are Dan's friends => are Dan's friends 2. John, Mary, it's tea time! => Do want some cakes. 3. Lucy and I are not nasty => are not nasty. 4. Mrs Paterson is not stupid => is not stupid. 5. The boy is angry => is angry. 6. This dog is scared => is scared. 7. This house is big => is big. 8. Bob and I are at school. => are at school. 9. These women are cool => are cool. 10. These men are busy => are busy.
Possessive Pronouns and Adjectives
1. What is a Possessive Pronoun and Adjective?
An adjective is used to describe a noun. A pronoun is used in place of a noun. Pronouns are used in grammar in the same way as nouns are. They refer to persons or things named or understood in the context of a conversation or reading. Possessive pronouns and adjectives are used to indicate the ownership of something. Below you can see how they are used:
POSSESSIVE ADJECTIVES
POSSESSIVE PRONOUNS
I have my pen.
I have mine.
You have your book.
You have yours.
She has her lunch.
She has hers.
He has his baseball glove.
He has his.
We have our boat.
We have ours.
You have your jacket.
You have yours.
They have their tickets.
They have theirs.
As you can see, possessive pronouns are used alone. Possessive adjectives have nouns following them.
2. Practice
Now let's start practicing possessive pronouns and adjectives. Repeat as indicated during the pause in the video.
A. I have my book. I have mine.
B. He has his book. He has his.
Repeat: He has his book. He has his.
C. We have our lunches. We have ours.
A. They have their lunches. They have theirs.
Repeat: They have their lunches. They have theirs.
B. I have my pen. I have mine.
C. She has her pen. She has hers.
Repeat: She has her pen. She has hers.
A. I have my watch. I have mine.
B. You have your watch. You have yours.
Repeat: You have your watch. You have yours.
3. Making questions.
Very good. Now let's practice making questions.
A. Here's a purse. Is it yours?
B. Yes, it's mine.
Repeat: Yes, it's mine.
C. This book isn't mine. Is it yours?
A. No, it isn't mine. It's hers.
Repeat: It's hers.
B. Excuse me. Is this mine or yours?
C. It’s not mine. It’s hers.
Repeat: It’s hers.
A. I am confused. Is it your turn to speak or theirs?
B. It's not their turn. It's our turn to speak.
Repeat: It's our turn to speak.
4. Exercises
Fill in the blanks with the correct possessive adjective or pronoun.
1. Is this _________________ book? (your/yours)
2. Give Maria ____________________ umbrella. (her/hers)
3. No, it's not your turn to answer, it's ____________________ . (our/ours)
4. No, that's not ___________________ car. _________ is a convertible. (my/mine)
5. Excuse me. Is this _______________________ classroom. (our/ours)
6. The cat is cold. ____________ fur is wet. (his/hers/its)
7. We didn't bring any drinks to the party. Can we drink ________________ ? (your/yours)
8. Jim brought ______________ coat. But he is hot and doesn't need it. You can use __________ . (his/his)
5. More Exercises
Complete the sentences below using the correct possessive from of the word in parentheses. You will have time to repeat the answers on the video.
1. This is __________________________ book. (he)
Repeat:
2. We must go now. ______________________ time is up. (we)
Repeat:
3. That sweater is ____________________ . (Karen)
Repeat:
4. This sweater is not ____________________ . (I) It's ____________________ . (you)
Repeat:
5. This tennis court is not _______________________ because we did not reserve it. (we)
Repeat:
6. This tennis court must be _______________________________ . (they)
Repeat:
7. That is not ________________ pen. (I) It is _____________________ . (he)
İngilizce'de (a) ve (an) isimlerin önüne getirilir ve (bir/herhangi bir) anlamınım verir.
İsimler sessiz bir harf ile başlıyorsa önüne (a),sesli bir harf ile başlıyorsa (an)getirilir.
a book (bir kitap) a student (bir öğrenci) an engineer (bir mühendis) a good teacher (iyi bir öğretmen)
Sesli ve sessiz harf kavramı İngilizce'de kelimelerin yazılışı değil okunuşuyla ilgilidir. Örneğin İngilizce'de "university" ifadesi kelimesi sesli harf ile başlamasına rağmen "yunivörsiti" diye okunur; dolayısıyla kelimenin başında "y" sessiz harfi bulunmaktadır.
a university (bir üniversite) a university student (bir üniversite öğrencisi) an hour (bir saat) an hour later (bir saat sonra)
Yukarıdaki örneklerde görüldüğü gibi, university (yunivörsiti), hour (avır) kelimeleri okunuşları itibariyle "a university", "an hour" şeklinde kullanılır.
Ayrıca İngilizce'de sayılamayan isimlerin önüne a/an gelmez.
a water (YANLIŞ BİR İFADEDİR)
THE
Belirli bir nesneden söz ediliyorsa "the" kullanılır. "The" sayılamaz isimler ve sayılabilir tekil ve çoğul kelimelerin hepsiyle kullanılabilir.
"Yesterday I boughta pair of jeans and a t-shirt. The jeans was cheap but the t-shirt was so expensive." (Dün kot pantolon ve t-shirt aldım. Kot ucuzdu ama t-shirt pahalıydı.)
İlk etapta "a jeans" ifadesi kullanılıyor. Daha sonra "jeans" den bahsedilirken "the" ifadesi kullanılmaktadır. Çünkü hangi "jeans" olduğu belirlidir. Dolayısıyla hangi nesneden bahsettiğimiz belirliyse "the" kullanılır.
Bir kez daha tekrar edelim, bilinmeyen bir nesne ya da kişiden söz ediyorsak a/an kullanılır. Hangi nesne veya kişiden sözettiğimiz ifademizde belli oluyorsa thekullanılır.
"Can you pass the salt?" (Tuzu uzatır mısın?)
Konuşmanın geçtiği anda orda bulunan nesnelerden söz ediliyorsa "the" kullanılır.
"Turn off the TV please."
Bunların dışında bazı kelimelerle "the" kullanılır; bunlar:
the sun, the sky, the quitar, the sea, the country, the radio, the cinema, the theatre gibi..
Örneğin "television" kelimesinden cihaz olarak bahsediyorsak "the" kullanılır. Ancak televizyondaki programlardan bahsediyorsak "the" kullanılmaz. Bu tür istisnalar da bulunmaktadır.
Articles a-an-the:
Article kelimesinin tam karşılığı olacak bir Türkçe kelime yoktur. Ancak bazı kaynaklarda tanımlık olarak bahsi geçer.
İngilizce’de 3 tane article vardır. a, an ve the. Bunlardan a ve an indefinite articles (belirsiz article) the ise definite article (belirli article) olarak bilinirler. Bunlar haricinde ismin hiç bir article almaması durumuna ise zero article denir.
Öncelikle indefinite articles hakkında bilgi verelim. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi bunlar “a” ve “an” articlelarıdır. Önüne a veya an almış isim herhangi gruba ait herhangi bir sayılabilir tekil isimdir. Örnek verelim.
a car (bir araba ama herhangi bir araba, özellikle bir araba kast edilmemiş) an apple (aynı şekilde yine herhangi bir elma)
Peki, neye göre a neye göre an getireceğiz ? Çok basit, eğer isim sessiz harf ile başlıyorsa “a” , sesli harf ile başlıyorsa “an” getiriyoruz. Örneğin,
apencil, atable, aticket an egg, an elephant, an umbrella
* a veya an seçimi yapılırken, yazılıştan çok ses önemlidir. Bu nedenle sesli harfle başlamalarına rağmen, telaffuzda sessiz harfle başlar şekilde telaffuz edildikleri için kimi isimler an yerine a alabilir, veya tam tersi an yerine a articleı ile birlikte kullanılabilirler. Örneğin, user (kullanıcı) kelimesi an user değil, a user olarak kullanılır çünkü “yuzır” şeklinde telaffuz edilir. Tam tersi hour kelimesi “aur” şeklinde telaffuz edildiğinden a hour değil, an hour olarak kullanılır. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.
** Dikkat etmemiz gereken bir diğer nokta ise, ismin bir sıfat alması durumunda, kullanılacak olan article, ismin değil, kendisinden hemen sonra gelen sıfatın ilk harfine göre belirlenir. Örneğin, a broken egg (bir kırık yumurta) veya an unusual problem (bir sıradışı problem) gibi..
Definite article “the” konusuna geçecek olursak, şöyle tanımlayabiliriz. İngilizce’de “the” articleını konuşan veya dinleyen yada yazan ve okuyan her iki kişi tarafından da hangi belirli nesne veya kişiden bahsediliğinin bilindiği durumlarda kullanırız.Örnek vermek gerekirse..
The girl I met was very beautiful. (Tanıştığım kız çok güzeldi)
Ayrıca daha önceden bahsettiğimiz şeyler için de “the” kullanırız. Örneğin arkadaşımızın biri kız, biri erkek, iki çocuğu olduğunu, kızın 5, erkeğin ise 10 yaşında olduğunu söyleyerek buna bir örnek verelim.
My friend has two children; a girl and a boy.The girl is five and the boy is ten years old. (ilk cümlede bir kızı ve bir erkek çocuğu olduğunu söyledi, ikinci cümlede ise bahsedilen kız ve erkeğin kimler olduğu hem konuşan hem de dinleyen kişi tarafından bilindiği için “the” kullandı.)
“the” aricleının coğrafik kullanımı çoğu kez karıştırılır. Dilerseniz kurallar halinde bu kullanımları vererek bu dersi sonlandıralım.
Bunlardan önce “the” KULLANMA :
The Netherlands (Hollanda) ve The US (Birleşik Devletler) dışındaki ülke isimlerinden önce.
Kasaba, şehir veya eyalet isimlerinden önce.
Cadde isimlerinden önce.
Grup göller haricinde tekil göllerden bahsederken.
Sıradağlar haricindeki dağ isimlerinden önce.
Kıta isimlerinden önce.
Zincir adalar haricindeki ada isimlerinden önce.
Bunlardan önce, “the” KULLAN :
Akarsu, okyanus ve deniz isimlerinden önce.
Çöl, orma, körfez ve yarımada isimlerinden önce.
Ekvator, Kuzey Kutbu gibi yerkürenin belirli kesimlerinden bahsederken.
Orta Doğu, Batı gibi coğrafi konum belirtirken.
Bu günkü konumuz burada sona eriyor.
Lütfen aşağıdaki boşluklara uygun articleları getirerek, konunun hemen altına cevap veriniz.
This is ___ easy question.
Please speak ___ little louder.
May I have your ___ phone number?
I have never seen ___ UFO.
May I ask you ___ question?
David is ___ best student in our class.
What is ___ name of the next station?
He has ___ my car today.
I went to ___ sea during my summer vacation.
Is there ___ public telephone near here?
Determiner bir niteleyici sözcüktür ve bir isimden önce gelir .a/an/the bir determiner dır.Zamirler (pronouns - he-she-we-hers-ours gibi) bir determiner olamaz çünkü onları bir isim takip etmez.
specific determiners
The used computer you sold me. Bana sattığın kullanılmış bilgisayar.
This lesson is very useful. Bu ders çok faydalı.
My microprocessor is out of order due to high voltage. Benim mikroişlemcim yüksek voltajdan dolayı bozuk.
General determiners dediğimiz genel niteleyici sözcükler , birşeyin ne yada kim olduğunu tam olarak açıklamadan nitelerler.
A few apples in the basket was really delicious. Sepetteki birkaç elma gerçekten çok lezzetliydi.
I haven’t got any stocks in the bank. Bankada hisse senedim yok.
Ingilizce articles and no articles videolu konu anlatimi
Lise 1 9.sınıf lise 2 10.sınıf lise 3 11.sınıf lise 4 12.sınıf online ingilizce dersleri kpds ikibinon 2010 yds soruları ve cevapları kapsamında siz sevgili arkadaşlarımız evren hocamızın sizlere şimdi anlatacağı konu pre intermediate 2 kapsamında articles and no articles konusu nu işleyeceğiz. Article deyince aklımıza a, an ve the bölümü gelmeli. Zaten no articles bölümü de bunların hiçbirinin (a, an ve the) kullanılmadığı bölümdür. A ve an ingilizce bir anlamına gelen tekil nesneden önce kullanılıyor. Article bölümünü iki ana başlıkta yani definite ve indefinite olarak inceleyeceğiz. Sizlere ekolhoca ingilizce ekibi olarak vidyomuzda konuyu anlatmaya başlayalım. Yine bu konu kpds ikibinon ve 2010 yds konuları ndan dır. O yüzden bu sınavlara girecek adaylarımızın daha dikkatli dinlemeleri gerekiyor arkadaşlar.
ARTICLE
1. a-an
a - an isimlerin önüne gelerek onların bütün dünyadaki benzerleri içinden “ herhangi bir “ tanesi olduğunu anlatırlar. İsimlere genel bir durum katarak onları aleladeleştirirler. Bir koyun sürüsünden hiç bir ayrım yapmaksızın bir tanesini alalım seçtiğimiz koyun tüm benzerleri içinden herhangi biridir. Yani genel anlamda dünyada birbirlerine benzeyen koyunlardan herhangi bir tanesidir. Başka bir ifade ile gittiğimiz lokantada garsondan isteyeceğimiz her tabak genel anlamı içinde herhangi bir tabaktır. İngilizcede biz isimleri kullanma ihtiyacı hissettiğimizde mutlaka onları genelleştiren( herhangi bir anlamı veren ) bazı eklere gereksinim duyarız. Bu ekler İngilizce gramerinde“ article “ diye adlandırılır. Malesef açıklamaya çalıştığımız bu izah tarzı Türkçede yoktur.Bu yüzden İngilizce öğrenimine yeni başlayanlar zaman zaman bu konuyu anlamakta zorluk çekerler.Bu konuyu anlamanın tek yolu article’ları Türkçeleştirmek yerine neden ve nerede kullanıldıklarını çok iyi kavramaktır.
A ) İsimler sessiz bir harf ile başlıyorsa( a ) sesli bir harf ile başlıyorsa ( an ) getirilir.
a book bir kitap a pen bir kalem a studentbir öğrenci an applebir elma an engineerbir mühendis an inspectorbir dedektif
B ) Yukarıda açıklamaya çalıştığımız sesli ve sessiz harf kavramı isimlerin okunuşları ile ilgilidir.Örneğin İngilizcede hour kelimesi “ h “ kendisinden önce sesli bir harf geldiği için söylenmez. Bu yüzden “ aur “ diye okunur. A sesli bir harf olduğundan“ an hour ” şeklini alır. Yine İngilizcede “ u “ “ yu “ diye telaffuz edildiğinden “ a university “ şeklindedir. Kısaca isimler yazılışlarına göre değil okunuşlarına göre “ a veya an “ alırlar.
C )“ a ve an “ mutlaka isimlerin önüne gelmelidir. Çünkü sıfatlar ve fiiller sayılamaz. Sayılamayan nesnenin tekili çoğulu olmaz.
a pen an apple D ) İsim mutlaka tekil olmalıdır. Çoğullar “ a ve an “ almazlar.
a bags a jackets olamaz....
E ) Sayılamayan isimlerin önüne “ a ve an “ gelmez.
a weather bir hava a water bir su olamaz...
F ) Sıfatlar sayılamadığından “ a ve an “ almazlar.
a big a short olamaz...
G ) Sıfat tamlamaları “ a ve an “ alabilirler.
a poor manfakir bir adam a happy couplemutlu bir çift
H )Sayılarda ve ölçülerde “ a – an “ bir anlamında sıkça kullanılır.
a hundredyüz a tousandbin a quarterçeyrek a dollarbir dolar
I )Sayılamayan isimlerin sayılabilir hale getirilmesi için bir anlamında kullanılır.
a piece of breadbir parça ekmek a pair of shoesbir çift ayakkabı a glass of waterbir bardak su a cup of teabir fincan çay
J ) Daha evvel tanınmayan özel isimlerin bir başka kişiye aktarılmasında bir anlamında kullanılır.
aMr.Smith aMrs.Tanyel aMiss. Keser aMr.Lenon
2. The
Yukarıda “ a ve an “ iaçıklarken bir koyun sürüsünden bahsetmiştik. Seçim yapmaksızın herhengi birini aldığımızda “ a vean “ kullanmak zorunda olduğumuzu artık biliyoruz. Eğer o koyunu eve getirirsek artık o, bilinen bir koyun olmuştur yani dünyadaki benzerlerinden ayrılmış “ a ve an “ özelliğini bırakmıştır. İşte bilinen bir ismi belittiğimizde “ the “ kullanılır.
Kısaca bir pencereyi aç dediğimizde a veya an pencereyi aç dediğimizde ise “ the “kullanılır. The sayısal bir değere sahip değildir bu yüzden tekiller ve çoğullar ile kullanılabilir sadece onların bilinip bilinmediğinden bahseder.
the book kitap the bookskitaplar a bookherhangi bir kitap a bookskesinlikle olmaz.
Şimdi “ a ve an ” ile “ the “ yı kıyaslayalım.
bana bir kitap ver derken a book
bana kitabı ver derkenthe book
arkada bir pencere aç derkena window
arkadaki pencereyi aç derken the window
A )Doğa ile ilgili bir tane olan isimlerle
the worlddunya the moonay the skygökyüzü the sungüneş the North pole kuzey kutbu the South polegüney kutbu the sea deniz the earth dunya the air hava the universe evren the pastgeçmiş the future gelecek the weatherhava the wind rüzgar the rainyağmur
B ) Coğrafi isimlerin önüne
dağlarthe Alps nehirlerthe river Nile denizlerthe Black Sea okyanuslarthe Pasific Ocean adalarthe Bahamas
C ) Özel isimler kesinlikle “ the “ almazlar
the Lindathe Tom the Ankara the Konya olamaz...
D ) Ülkelere “ the “ almazlar
the Ankara the America the Englnadthe Japan olamaz...
E ) Birleşik devletlerden oluşan ülkeler “ the “ alırlar.
the United States of America the United Kingdom the United Arabic Emirates
F ) Ülke insanlarını kastetmek için “ the “ kullanılır.
the Turkish the English the Japanese
G ) Üniversite isimleri önlerine “ the “ alırlar ve“ of “ ile kullanılırlar.
the University of Arizona the University of California
H )Gazete, bina imparatorluk, hanedanlık,özel gemi ve tren isimleri önlerine “ the “ alır.
the Taj Mahal the Eiffel Tower the Mona Liza the Times the Ottoman Empire the Orient express the Titanic
I ) Aşağıdaki isimler “ to-from-of-at-in-on “ preposition’ları ile kullanıldığında “ the “ almazlar.
bedyatakclasssınıf churchkilisecourtmahkeme prisonhapishanejailhapishane troublesıkıntıtownkasaba collegeüniversiteschoolokul vacationtatilworkiş breakfastkahvaltılunchöğlen yemeği dinner akşam yemeğisupperakşam yemeği
J )Aşağıdaki isimler “ the “ almazlar.
hellcehennem heavencennet paradisecennet
K )Aşağıdaki isimler tek başlarına kullanıldığında“ the “ almazlar.
northkuzey southgüney westbatıeastdoğu
L )Oyunlar ve spor dalları “ the “ almazlar
bridgepoker fooballbasketball
M )Next ve last zaman anlamında kullanıldığında“ the “ almazlar. Ancak aşağıdaki gibi kullanılırlar.
the nextbir sonraki the lastson ( en son ) the next weekgelecek hafta the last monthgeçen ay
N )Müzik aletleri ve icatlar “ the “ ile kullanılır.
the pianothe telephone the radiothe televisio
Önemli Not:
İngilizcede Türkçede olduğu gibi bir çok anlam içeren kelimeler olabilir. A ve an ile onların isimmi yoksa sıfatmı oldukları kolayca ayırt edilebilir. Örnek olarak patient’ın iki anlamı vardır. Bunlardan biri hasta diğeri ise sabırlı dır.
apatient dediğimizde bir hasta
patientdediğimizde sabırlı anlamları kazanır.
Biliyoruzki sıfatlar kesinlikle sayılamaz bu nedenle a veya an alamazlar, o haldea patient kesinlikle bir isimdir. Patient ise“ a“ almadığı için bir sıfattır.
Aşağıda görülen altı çizili kelimelerin yerine veya boşluklara gelebilecek en uygun seçenekleri bulunuz.
1.Zamana ihtiyacım var.
a)a time b)an time c)the time d)time
2.Dün caddededilenen bir adam vardı. Adam herkese bağırıyordu.
a)in the street/a man/the man b)in the street/the man /a man c)in street/a man/the man d)in street/a man/man
3.Yumurtaları dikkatlice sepete yerleştirdi.
a)the eggs/in basket b)eggs/in the basket c)the eggs/in the basket d)eggs/in basket
4.Gökyüzünde tuhaf bir uçak vardı.
a)in the sky/an strange plane b)in sky/the strange plane c)in a sky/strange plane d)in the sky/a strange plane
5.Bir pencere aç.
a)a windowb)an window c)windowd)the window
6.Pencereyi aç.
a) the window b)a window b)an windowd)window
7.Linda sinemaya gitti.
a)to the cinema b)to cinema c)the cinema d)a cinema
8.------ South Pole
a)aSouth Pole b)an South Pole c)the South Pole d)South Pole
9.----- America
a )the america c)America d)an America e)aAmerica
10.Kalemler buradaydı.
a)the pens b)pens c)a pens d)an pens
11.Kediyi besledin mi?
a)the cat b)a cat c)an cat d)cat
12.Kırmızıyı severim.
a)a red b)red c)the red d)an red
13.Türkiyebüyük bir devlettir.
a) Turkey/the big state b)the Turkey/a big state c) Turkey/an big state d)Turkey  
İngilizce ile Türkçe'nin sözcük dizilişi farklıdır.
Cümle yapısı Türkçe'de Özne+Nesne+Yüklem şeklinde; İngilizce'de ise Özne+Yüklem+Nesne şeklindedir.
Ben İngilize öğrenirim. Özne + Nesne + Yüklem
I learn English. Özne + Yüklem + Nesne
Yukardaki örneklerde görüldüğü gibi İngilizce'de özne ve nesnenin yerleri değişmektedir. Bu nedenle İngilizce'de cümle kurarken bu kurala dikkat etmemiz gerekecek (Özne + Yüklem + Nesne).
Dolaylı tümleç veya zarf tümleci İngilizce'de cümlenin en sonuna yüklemden sonra getirilir.
Ben akşamları İngilizce çalışırım. Özne + Zarf + Nesne + Yüklem
I study English in the evenings. Özne + Yüklem + Nesne + Zarf
Düzenli bir cümlede “Özne”den sonra fiil gelir. Fiiller; bir iş, bir oluşu bildirirlerken, bazı cümlelerde ise sadece durum bildirildiği için, cümlenin yapısını tamamlamak için (TO BE – olmak) fiilinin “am”, “is”, “are” çekimleri kullanılır.
Türkçe Cümle Yapısı:Özne+ Nesne + Fiil İngilizce Cümle Yapısı:Özne + Varsa yardımcı fiil + Fiil + Nesne
Aşağıdakiler, kişi/varlık isimlerinin yerine kullanılan öznelerdir.
I (Ben) You (Sen) He (O-erkek) She (O-kadın) It (O-hayvanlar ve cansızlar) We (Biz) You (Siz) They (Onlar)
Örnek Cümleler:
I am (I’m) here. (Ben buradayım) You are (You’re) here. (Sen buradasın) He is (He’s) here. (O burada) She is (She’s) here. (O burada) It is (It’s) here. (O burada) We are (We’re) here. (Biz buradayız) You are (You’re) here. (Siz buradasınız) They are (They’re) here. (Onlar buradalar)
Aşağıdakiler ise, nesnenin hangi kişilere/varlıklara ait olduklarını göstermek için kullanılırlar. Fakat tek başlarına değil, ardından gelen bir isim ile birlikte kullanılarak onu tamamlarlar.
My (Benim) Your (Senin) His (Onun – erkek) Her (Onun – kadın) Its (Onun – hayvanlar ve cansız varlıklar) Our (Bizim) Your (Sizin) Their (Onların)
Örnek Cümleler:
My book is red. (Benim kitabım kırmızı) Your pencil is good. (Senin kalemin güzel) His father is doctor. (Onun babası doktor) Her sister is 29 years old. (Onun kız kardeşi 29 yaşında) Its name is Boby. (Onun adı Boby) Our flat has 4 rooms. (Dairemiz dört odalı) Your brother is tall. (Kardeşiniz uzun) Their car is blue. (Onların arabası mavi)
Hatırlatma 1: Her ne kadar its ile it’s benzermiş gibi görünse de ikisi birbirinden farklıdır. its = “onun” it’s = “it is” (kısaltması)
Hatırlatma 2: Tüm bunları çalışırken, körü körüne ezberden kaçının. Örneğin, özne olarak Ayşe ismini kullanacaksanız, Ayşe’nin aynı anda “she ” kelimesiyle aynı işlevi gördüğünü unutmayın. Ayşe is a student. (Ayşe bir öğrencidir.) She is a student. (O bir öğrencidir.)
İkisi de gramer yönünden aynı anlama sahiptirler. Yardımcı fiil Ayşe için neyse, she için de aynı olacaktır. Öznemiz Ahmet ise, aynı kural burada da geçerli olacaktır. Ahmet ve “he” aynı yardımcı fiilleri alacaklar, olumsuz cümlede aynı biçimde ek alacaklardır. Ahmet ve “he” / Ayşe ve “she” arasında hiçbir fark yoktur. Sadece ismin yerine şahıs zamiri kullanmış oluruz.
(SENTENCE STRUCTURE)
İngilizcede bir sözcük dizisinin cümle olabilmesi için biröznesi (subject) ve yüklemi (predicate) olması gerekir.
I eat.
Özne yüklem
Cümlede yüklem yapılan eylemdir, özne ise bu eylemi yapandır.Bu cümle Türkçeye Ben yerim olarak çevrilebilirse de daha çok, gizli özne kullanılarak Yerim.biçiminde ifade edilir.Fiile sorulacak “kim yapar?”sorusu,yani bu durumda “kim yer?”sorusunun karşılığı öznedir: (Ben) yerim.
Bir cümlenin öznesinde zamir yada isim kullanılır.
The students eat.:Öğrenciler yer.
İsim/özneyüklem: isim/özneyüklem
Cümlede yüklemin ne (yi)yaptığı sorusuna cevap veren öğe nesnedir(object).
The students eatmeat.:öğrenciler et yer.
Özneyüklem nesneöznenesne yüklem
Öğrenciler ne (yi)yer : et yer Türkçede öğe diziminin farklı oluşuna dikkat ediniz.
İngilizcede bütün fiiller nesne olamazlar. Örneğin go(gitmek)fiiline neyi gitti sorusu sorulmaz,dolayısıyla böyle fiiller nesneyle kullanılamazlar.Bu fiillerden bazıları şunlardır
Go (gitmek) come (gelmek) run (koşmak) swim(yüzmek) sleep (uyumak) stay (kalkmak) sit (oturmak)lie(uzanmak)vb.
Cümlede isimler özne ve nesne olarak kullanıldığındaikinci kez tekrarlanmamak için zamirler(pronouns) yer değiştirirler.Zamir ,isim yerine kullanılan sözcüklere denir.the students ismi yerine theymeat ismi yerinede it (o,onu) zamirleri kullanılabilir. Zamirlerin öznel (subjective) ve nesnel(objective) durumları vardır. (onlar),
theyeatit: onlar onu yerler.
Özneyüklemnesne
(zamir)(zamir)
Cümlede fiil (yüklemi) niteleyen, yani fiilin nasıl,nerede,ne zaman yapıldığını gösteren sözcüklere zarf (adverb) denir.. Zarflar eğer cümlede nesne varsanesneden sonra eğer yoksa yüklemden sonra gelir.
The students eat meat hungrily at school on Sundays.
123456
Öğrenciler Pazar günleri okulda iştahla et yerler
165432
Özne ( kim yer?)
Yüklem (ne yapar?)
Nesne(ne yerler?)
Hal zarfı(nasıl yerler?)
Yer zarfı (nerede yerler?)
Zaman zarfı (ne zaman yerler?)
Bir cümlede bütün bu öğelerin bulunması gerekli değildir,ama bulundukları zaman dizimi yukarıdaki gibidir.
İsimlerin niceliği hakkında bilgi veren sözcüklere sıfat (adjective) denir.Sıfatlar isimlerin önünde yer alır.
The new studentseeatfreshmeat.
(yeni öğrenciler taze et yerler. )
Önüne be fiili alarak özneyi niteleyen sıfatlara yüklem sıfat (predicate adjective )denir.
Thenew studtens are hungry.(yeni öğrenciler açtılar.)
Yüklem sıfat
Yukarıdaki örnekler öğe ve sözcük sayıları ne olursa olsun basit cümlelerdir(simple sentence ).karmaşık cümle (complex sentence ) basit cümleninöğelerinden biri kullanılan, kendi öznesi ve fiili olan sözcük dizeleridir. Bu dizeye yan cümlecik (subordinate clause) denir.
I eatmeat.: et yerim. (basit cümle
İsim /nesne
I eat what they eat.:ben onların yediği yerim.(karmaşık cümle)
Nesne/yan cümleciknesne
İkinci örnekte cümlenin nesnesiolan isim yerine kendi öznesi (they) ve fiili (eat)
Olan ve bir bağlaçla (what) temel cümleye (I eat)bağlanan bir isim cümleciği (noun clause) kullanılmıştır.
Yan cümlecikler fiili niteleyen bir zarf yerine kullanılırsa zarf cümleciği(adver bial clause) isimleri niteleyen bir sıfat gibi kullanılrsa sıfat cümleciği/bağzamiri cümleciği (adjectival/realitive clause) olarak arlandırılırlar
Ör:The students eat meat when theywant.
Özneyük.Ne.Zamanzarfı cümleciği
(Öğrenciler istedikleri zaman et yerler .)
Zam.zar. cüml.
Ör:The students who came late ate meat.
Özne sıfatcümleciğiyük. Nesne
(gec kalan öğrenciler et yediler.)
Sıf. Cüml.
Yukarıdaki cümlenin öznesi the students who came late (geç kalan öğrenciler)
Yüklemi ate (yediler) , nesnesi ise meat (et)olduğuna göre ingilizced ister basit ister karmaşık cümle olsun ,yapının değişmediğinisöyleyebiliriz.
İngilizce öğrenebilmek herşeyden önce kendinize güven ve insan aklının başaramayacağı hiçbir şeyin olamayacağına kendinizi inandırmanızla başlar.Geçmişteki yersiz ve boş korkularınızdan kurtulmanız İngilizce eğitiminde atacağınız ilk adım olacaktır.
Unutmayın İngilizce öyle kolay bir lisandır ki ezberlemediğiniz sürece öğrenmemek için özel çaba sarf etmeniz gerekir.
İngilizcede istisnai durumlar dışında hiçbir şart ve konumda cümle yapısında oynama yapamazsınız. Yani cümle içinde kelimelerin yerlerini Türkçede olduğu gibi değiştirerek devrik cümleler elde edemezsiniz. Bu da İngilizce öğrenenler için inanılmaz kolaylıklar sağlayarak herşeyin matematik mantığı içinde kalmasına yol açar.
İngilizce bir cümle yapılırken ;
ÖZNE + YÜKLEM + NESNE + BELİRTEÇ + YER + ZAMAN
sıralaması uygulanır
Örneğin ;
Tom bahçede masayı bir fırça ile saatlerce temizledi cümlesi
Tom temizledi masayı bir fırça ile bahçede saatlerce mantığı ile yapılır Ö Y N B Y Z
temizliyor temizleyecek Tom temizliyordu masayı bir fırça ile bahçede saatlerce temizleyebilir temizlemeli
Yukarıdaki örneğe dikkat edilirse cümlenin yüklemi değişmesine rağmen malzeme olarak adlandıracağımız cümlenin sabitleri değişmemektedir.Yani cümle standardı her konumda aynıdır ve tek formüle göre yapılır.
İngilizceyi kısa sürede öğrenebilmenin gerek ve yeter koşulu iyi Türkçe altyapısına sahip olmaktır. Kullandığı malzemenin Türkçe gramerindeki karşılığını bilmeyen bir insanın İngilizce öğrenebilmesindeki başarı ne derece gerçekçidir.
Bir ikinci nokta da İngilizcede Türkçede olduğu gibi kelimelerin sonuna gelen ekler yoktur. Başka bir ifade ile kelimeler daima yalın haldedir.
baba-cığım gide-cegini sev-diğimi hasta olduğumuzu
Basit ingilizce cümleler kurma
Basit cümleler sadece tümcenin temel öğelerini barındıran cümlelerdir. Basit cümleler herhangi bir yan cümle içermez. Aşağıdaki örnek cümleler basit cümlelerdir. Cümleler özne, fiil ve bir nesneden / tamamlayıcıdan oluşmaktadır.
I drink milk. They read book. I walk for three hours. I slept all day.
İngilizcede basit cümleleri en yalın haliyle 4 biçimde kurabiliriz
Subject-Verb (Özne - Fiil)
Ahmet sleeps. Ahmet is eating. Ahmet will arrive next week.
Subject-Verb-Adjective (Özne -Fiil -Sıfat)
He is funny. The students are lazy. Ahmet seems angry.
Subject-Verb-Adverb (Özne -Fiil -Zarf)
Ahmet is here. Flowers are everywhere. No one was there.
Subject-Verb-Noun (Özne -Fiil - İsim)
She is my mother. The men are techers. Mr. Jones is a teacher.