Yabancı Dil Öğrenmenin Püf Noktaları

Yeni bir dil öğrenmek, ilk bakışta gramer (dil bilgisi) ve kelime öğrenerek, bunları gerektiği gibi kullanmayı bir beceri olarak edinmek diye tarif edilebilir. Ancak bu tanım tam olarak yeterli değildir. Tabii ki gramer ve kelime öğrenmek bir dili konuşabilmek için en önemli öğelerdir. Ancak aslında yabancı bir dili fazla zorlanmadan kolay olarak öğrenmek, çalışma alışkanlıklarını doğru oluşturmakla çok ilgilidir.

Bu yazımızda dil öğrenmenin püf noktaları derken, size bu konuda bazı basit ama önemli ayrıntılardan bahsetmek istiyoruz.

  1. Çalışırken daima öğrendiklerinizi sesli olarak tekrarlayınız. Aklınızda tutmaya çalıştıklarınızı, aynı zamanda yüksek sesle söylemeye alışınız. Bu öğrenmenizi kolaylaştıracaktır.

    Genellikle bir arkadaş ile ikili çalışmak, bu nedenle çok faydalıdır. Böylece hem konuşmaya hem de dinlemeye alışırsınız. Sesli olarak çalıştıklarınızı, ayrıca kağıda dökmeye çalışınız. Cümleler kurunuz.

     
  2. Eğer sadece okuyarak çalışırsanız bu sadece görsel belleğinizi çalıştırır. Ancak sesli olarak tekrarlayarak çalışmak ise, görsel ve işitsel belleğinizi de birlikte çalıştırır. Bu işlem, dil öğrenmek için en faydalı davranıştır. Böylece hem telaffuz yeteneğiniz artar, hem de cümle kurma beceriniz gelişir.

     
  3. Her gün mutlaka bir süre çalışınız. Bir yabancı dil çalışmaya başlayınca, günlük aralar vermeyin her gün mutlaka kısa da olsa bir zaman ayırınız. Böylece bir gün önce öğrendiklerinizi unutmamanızı sağlamış olursunuz. Çalışmaya verilen günlük aralar, kopukluklar yaratır, ve önceki öğrendiklerinizin belleğinize tam yerleşmemesine sebep olur. Devamlı tekrar ise öğrenmeyi kalıcı kılar.

     
  4. Yeni konuları çalışırken, arada geri dönüp eski öğrendiklerinizi tekrarlayınız. Böylece temelinizi devamlı güçlendirmiş olursunuz. Dil öğreniminde bu önemli bir ayrıntıdır.

     
  5. Hata yapmaktan korkmayınız. Yabancı bir dili konuşmaya çalışırken hata yapmaktan çekinmek gereksizdir. Komik olacağınızı düşünmeyiniz. Yabancı bir dili yeni öğrenen herkes önceleri hatalı konuşur. Bu çok normaldir. En kolay yabancı dil öğrenen kişiler, bu konuda hiç çekinmeden atak davrananlardır. Siz de bunlardan biri olabilirsiniz.

    Kaynak: The Augustine Club at Columbia University

Yabancı dil öğrenme taktikleri

Son günlerde herkes, bir, hatta birkaç dil öğrenme derdine
düşmüşken sen öylece oturuyor musun?
Eğer kendini geliştirmek ve iyi bir işi garantilemek istiyorsan işte sana dil
öğrenmenin püf noktaları…



 

Ayrıntıları kaçırma!

Yabancı dili bir kursta ya da okulda öğreniyorsan, öncelikle dersleri kaçırmaman gerekir.



Tekrar et!

Her gün eve gittiğinde mutlaka o gün öğrendiklerini tekrar et.

Böylece öğrendiklerini pekiştirebilir, anlamadığın noktaları not alabilir ve öğretmenine henüz bilgilerin tazeyken sorularını yöneltebilirsin.

Cümleler kur!

Öğreneceğin dilin bütün kelimelerini kası sürede tabii ki ezberleyemezsin. Ama kelime hazineni geliştirmek için de elinden geleni yapmalısın. İlk adım, öğrendiğin yeni kelimelerle cümle kurmak.

Sormaktan çekinme!

Öğrenme aşamasında, bazen konuyu anlamaman çok normal. Bu tip durumlarda senden başka kimsenin anlamadığına dair çıt çıkmıyorsa, kendini aptal gibi hissetme. Hemen parmağını kaldır ve anlamadığın yeri sor.

Yanlış yap!

Pratik yapmak, öğrenmek için en önemli adım. Bu yüzden kesinlikle "yanlış yapacağım" diyerek utanıp çekinme.

Bilmediğin kelimeler olsa da, derste çat pat konuşmaya çalış.

Unutma, ilk etapta derdini anlatman önemli!

Okumanı geliştir!

Okuma becerini geliştirmek için yabancı dergi ve gazeteleri oku. Böylece, bir yandan o ülkenin dilini öğrenirken, bir yandan da kültürünü öğrenebilirsin.
Yaz, yaz, yaz!

Öğrendiğin dilde günlük yazmak, okuduğun bir kitabın özetini çıkartmak veya seyrettiğin bir filmi yorumlayarak yazmak, dilini geliştirmene yardımcı olacaktır.

Ortamlara gir!

Öğrenmek istediğin dili arkadaşlarınla konuşarak
geliştirebilir, yabancıların takıldığı kafelere giderek
onların ortamlarına katılabilirsin.

( ..... )

İzle, dinle!

İmkanın varsa mutlaka yabancı kanalları izle.

Ayrıca, DVD'de film izlerken dilini seçme şansın bile var! Yabancı müzik dinlemeyi de ihmal etme. Doğru düzgün bir şey anlayamıyor musun? Korkma, bu sorunu yaşayan yalnız sen değilsin! Zamanla kulağın alışacak ve bir süre sonra pek çok şeyi anladığın fark
edeceksin. Hem bu aksanının gelişmesine de yararlı olacak!

Sürekli sözlük kullanma!

Yabancı dili öğrendikçe yavaş yavaş seviyene göre kitaplar okumaya başla. Yalnız, bilmediğin kelimeler için her seferinde sözlük açmak yerine, cümlenin gidişatından ne demek olduğunu çıkarmaya çalış. Sürekli sözlükten bulmaya çalışmak, kısa süre sonra canı sıkacağı gibi keyifli bir okuma seansını da kâbusa dönüştürebilir.

NEDEN İNGİLİZCE KONUŞAMIYORUZ? NASIL İNGİLİZCE KONUŞABİLİRİZ?


Yazan: Belgin Öğrek

"Neden İngilizce konuşurken zorlanıyorum? Sıkılıyorum? İçerde neler oluyor? Yıllarca İngilizce dersleri, kurslar, özel öğretmenlerden sonra hala iş İngilizce konuşmaya geldi mi konuşamıyorum." diye utanan, sıkılan, kendini yetersiz hisseden hatta suçlayan insan sayısı hiç de küçümsenemez. Bunun farklı nedenleri var kuşkusuz. Oldukça yaygın olduğuna inandığım bir neden, ana dilde düşünmek ve bunu öğrenilen dile çevirerek konuşma stratejisi. Yani, Türkçe düşünmek; ancak İngilizce konuşmaya çabalamak.

Bu bir alışkanlık mı? Neden böyle bir strateji izlenir? Bu kişiler yaptıklarının farkındalar mı? Bir kişinin Türkçe düşünüp ''İngilizce konuştuğunu nasıl anlarız? Bu kişilerin İngilizce düşünebilmek için ne yapmaları gerekir?

Ana dilde düşünme ve bunu, konuşulmak istenen yabancı dile çevirme stratejisini kullanan kişiler konuşmalarına başladıklarında uzun, karışık, anlamsız söz dizinleri kullanırlar. Oldukça yavaş, düşüne düşüne konuşurlar. Çoğunlukla sözcük ve cümle aralarında "aa..ıııııh..." gibi boşluk doldurucular kullanırlar, Çünkü bir yandan konuşurken diğer yandan ne diyeceğini düşünür ve orada kullanacağı sözcük veya kalıbın İngilizce nasıl söyleneceğini bulmaya çalışırlar. Sürekli "İngilizce olarak bu nasıl söylenir? Şu sözcük ne demektir?" diye düşünmektedirler.

Bu durumda zihin çok işlem yapmaktadır. Bu nedenle hem düşünceye odaklanamaz, hem de çeviri yaptığı diller -Türkçe''den İngilizce''ye- birbirinden yapısal anlamda çok farklı olduğu için gramer olarak yanlış, hatta zaman zaman gülünç ifadeler ortaya çıkabilir. Çok bilinen klişe bir örnek vardır bununla ilgili. "Morning moming where are you going?” Bu kişiyle İngilizce iletişim kurabilmek oldukça sıkıcı olduğu gibi başarısızlıkla sonuçlanır.

Konuşan kişi kendini yeterince ifade edemediği için ana dilinde konuşmayı yeni sökmeye başladığı yıllardakine benzer bir ruh hali yaşar. İngilizce konuşulan ortamlarda yetersizlik duygusuna kapılabilir. Bu durum bir iç çelişki yaratır. Anadil deneyimleriyle donanmış nöronlar durmadan düşünce üretirken, bunun dışa vurumu tam olarak gerçekleşemez.

Yani kendimizi dış dünyada tam olarak gerçekleştiremeyiz veya temsil edemeyiz. Bu kişilere "İngilizce düşünün."dediğiniz zaman bunu nasıl yapacaklarını bilemezler. "Nasıl yani ???." diye sormadan edemezler.
Niye İngilizce düşünmeli?


Çünkü, düşünme ve konuşma aynı sistemin parçalandır. Bir bütünün parçaları arasında uyum olmazsa, sistemde problem yaşanır. Yani düşünme dili ile konuşma dili aynı olmalıdır. Böylece konuşma hızlanacak ve anlam bütünlüğünü bozacak hatalar yapılmayacaktır.

Farkında Olmadan Öğrenme [unconscious learning]

Yapılan bir araştırmaya göre; “Öğrenmenin yüzde 20''si bilinçli bir şekilde okul, kitap, öğretmen yoluyla gerçekleşirken, yüzde 80''i farkında olmadan yapılan bilinçdışı kayıtlar ile gerçekleşir.” Ana dilimizi de bu şekilde öğreniriz. Beynimiz, biz farkında olmadan ana dilimizi, konuştuğumuz ortamda milyonlarca işitsel ve görsel veriyi kaydeder. İnsan sesleri ve onlar ile ilintili renk, koku, duyguların hepsi birlikte biz farkında olmadan kaydedilmektedir. Beyin bu veriler üzerinde "aynı"," farklı", "...öyleyse…’ mantığını kullanarak duyduğu seslerden oluşan sistemi, yani dilin şifresini çözer. Bir süre sonra öncelikle bize söylenenleri anlamaya, sonra da konuşmaya başlarız.

Yeni bir dil öğrenmeye başladığımızda belleğimizde bu dil ile ilgili yeni bir klasör açılır. Bunu bir bölgede yer kaplayan alana benzetelim. Bölge belleğimiz olsun. Bu bölgede elbette ki anadil alanımız daha büyük yer kaplamaktadır. Sonradan öğrendiğimiz dilin kapladığı alan daha küçüktür. Düşünmek için düğmeye bastığımızı varsayarsak daha büyük olan alan daha baskın olur. Böylece düşünme anadilde gerçekleşir. Bir iletişim ortamında bize İngilizce olarak söyleneni anlarız. Ona cevap vermek için, zihnimizde anadilde düşünürüz. Sonra bu düşündüğümüzü tekrar İngilizce’ye çevirmeye kalkarız.

NELER YAPILABİLİR?

Ana dilini konuşan insanlar ile sonradan öğrenilen dili konuşanlar arasındaki en önemli farklardan birisi şudur: Ana dilini konuşan insanın kendisini ifade edebilmek,için çok seçeneği vardır. Yüzlerce farklı biçimde kalıp kullanabilir. Seçenek zenginliğine sahiptir. Sonradan öğrenilen dil kullanılırken ise öğrenilmiş kalıpların dışına çıkılamaz. Dolayısıyla seçenekler, zengin değildir. Bu nedenle gerek sözel, gerekse yazılı ifade becerisinde kişi sınırlı düzeyde kalır.

Tekrar "alan" metaforuna dönersek, öğrenilmiş dilin bellekte kapladığı alanın sınırlarını ne kadar genişletirsek, o dilde düşünmek o kadar mümkün olur.
Yani "farkında olmadan öğrenme" süreci zenginleştirilmelidir.

Bunun için neler yapılabilir?

Öğrenilen dilin konuşulduğu ülkede bulunun
Bir dili öğrenirken o dilin konuşulduğu ortamda olmak çok önemli. Öncelikle anadilimizi nasıl öğrendiğimizi hatırlayalım. Beynimiz biyolojik olarak dil öğrenmeye programlanmıştır. Doğal olarak, verilen kalıplan algılama ve bunları ayrıştırarak depolama, anlamlandırma yetisine sahiptir.

İşte bu nedenledir ki, biz ana dilimizi öğrenirken hiçbir özel çaba sarf etmedik. "Bilinçli öğrenme" süreci olmadan, hiçbir endişe ve kaygı duymaksızın dinledik tüm söylenenleri. Böylece anadilimizi edindik..

İkinci dilin bellekte kapladığı alanı genişletebilmenin yollarından birisi, öğrenilen dilin konuşulduğu ülkeye gitmek, orada bir süre yaşamaktır. Sokakta, alışverişte, otobüste her yerde İngilizce konuşulan bir ortamda bulunun. Ben İngilizce dilinin konuşulduğu bir ülkeye, İngiltere''ye, ilk gittiğimde ilk şaşkınlığımı havaalanında yaşamıştım. İki temizlik görevlisi kendi aralarında konuşuyorlardı.. Açıkçası bu durum beni şok etmişti. Bizim yıllar süren çalışmanın sonunda gelemediğimiz düzeyde bir İngilizce''yi büyük bir doğallıkla konuşuyorlardı ! Bu nedenle, İngilizce öğrenmek isteyenlere önerim, İngilizce konuşulan bir ülkede kısa veya uzun bir süre kalmaları olacaktır.

İngilizce TV, film izleyin

Dinlerken mümkünse kulaklık kullanın. Böylece beyniniz, işitsel dikkatiniz dağılmadan doğrudan kayıt yapabilir. Bu sırada filmi anlamayabilirsiniz. Hiç önemli değil. Unutmayın, beyin doğal olarak dil kalıplarını bir süre sonra ayrıştırma, benzetme becerisine sahiptir. Siz dinlemeye devam edin. Bir süre sonra hiç anlamadığınız uzun bloklar halindeki söz dizinleri kendiliğinden, anlayabildiğiniz daha küçük parçalara ayrılacaktır. Film izlerken hoşlandığınız dil kalıplarını yazacağınız bir defteriniz olsun. Bunları not alın ve filmde duyduğunuz tonlamayla tekrarlayın. Bunları yeri geldikçe kullanmaya özen gösterin. Aynı filmi birden çok kez izleyin.

Filmin sesini kısın. Kişilerin ne söylediklerini hatırlamaya çalışın, seslerini zihninizde canlandırın. Filmdeki kişilerin ne dediği kadar nasıl söylediği de çok önemlidir. Bu nedenle kişilerin beden dillerine, mimiklerine, tonlamalarına, özellikle dudak hareketlerine dikkat edin. Yeni öğrendiğiniz dil kalıplarını onlar gibi konuşarak yüksek sesle prova edin, tekrarlayın. Kendi kendinize konuşun. Mümkünse kendi sesinizi kaydedin.

Dinleyin. Filmdeki ile kıyaslayın. Mükemmelliği yakalayana kadar devam edin. Film ekranını görmeyecek şekilde oturun. Sadece sesleri dinleyin. Seslerden hangi sahne olduğunu zihninizde canlandırmaya çalışın. Çıkaramadığınız durumlarda ekrana bakabilirsiniz. Tüm bu alıştırmalar keyifle tek başına yapabileceğiniz alıştırmalardır.

İngilizce Şarkılar Öğrenin


Şarkı sözlerinin anlamlarını araştırın, öğrenin. Şarkı sözlerini yazın. Ezberleyin. Birlikte söyleyin. Söylerken anlamını düşünün. Ne kadar çok şarkı öğrenirseniz dil alanınızın sınırlarını o kadar geliştirirsiniz. Özellikle sağ beyin işlevi olan ritim/müzik zekası ve ritim hafızası, sol beyin işlevi olan sözel zeka ve hafıza ile birlikte tetiklendiğinde öğrenme çok uzun dönemli olarak gerçekleşir. Bu anlamda, şarkılar ile dil becerinizi geliştirmek sizin için hem çok zevkli, hem de beyin uyumlu bir tekniktir. Sonuç ise mükemmeldir.


İngilizce Konuşabileceğiniz Ve Duyabileceğiniz Ortamlarda Bulunun
Ülkemiz bu açıdan bir cennet. Özellikle Akdeniz ve Ege kıyılarımız bu açıdan bize çok zengin seçenekler sunuyor. Plajda gözlerimizi kapatıp güneşlenirken alfa duruma geçmiş beyin dalgalarımız, dışarıdan gelen İngilizce konuşmaları hiç tereddüt etmeden beyne kaydeder.

Okuyun

İngilizce kitap, dergi, gazete, broşür ne bulursanız okuyun. Yanınızda tıpkı film seyrederken olduğu gibi küçük bir cep defteriniz olsun. Beğendiğiniz ve kullanabilmeyi istediğiniz dil kalıplarını, sözcükleri içinde bulunduğu cümle ile birlikte defterinize yazın ve tekrarlayın. Bir kalıp veya sözcüğün sizin olması demek, onu uzun dönemli hafızaya atmış olmanız demektir. Bellek ile ilgili araştırmalar, yeni bir bilginin uzun dönemli belleğe yerleşebilmesi için en az 7 kez tekrar edilmesini gerektiğini belirtir.


Sözlük Kullanmayı Öğrenin

Mutlaka İngilizce''den-İngilizce''ye sözlük kullanın. "Nasıl olacak?" dediğinizi duyar gibiyim. Çünkü bu, benim çok sık karşılaştığım bir sorudur. Öncelikle seviyenize uygun bir sözlük alın. Evde bulunan herhangi bir sözlük işe yaramayabilir. Sözlük, dil seviyenizin çok üzerinde olursa bir sözcüğün çok farklı anlamlan ile karşılaşabilirsiniz. Hatta açıklamasını anlamak için tekrar sözlüğe gerek duyarsınız. ''Bu nedenle pek çok kişi, İngilizce karşılıklı sözlüğe bakmaktan nefret eder. Çünkü anlamaz. Oysa seviyeye uygun sözlük alınırsa bu durum oltadan kalkar.

Sözcüklerin yanında parantez içinde phonetic tran******ion (ses alfabesi) vardır. Bu bilgi, genelde sôzlük1erin ön sayfasında açıklamalı olarak verilir. Bunu iyi kullanırsanız, öğrendiğiniz yeni sözcüğün nasıl telaffuz edildiğine de vakıf olursunuz. İngilizce, yazıldığı gibi okunan bir dil olmadığı gibi vurgulaması da ana dilimizden farklıdır. Yanlış vurgu, sözcüğün anlamını değiştirebilir. Bir kelimenin anlamına bakarken, vurgunun hangi hece üzerinde olduğuna dikkat edin. Örneğin çok temel sözcükler olduğu halde hala bazı sözcükler vurgu hatası yüzünden çok yanlış söylenmektedir. Bear-beer hatası oldukça yaygındır. Denemek için isterseniz bir sözlüğe bakın. Bakalım siz vurguyu doğru kullananlardan mısınız?

Kelimenin tekil, çoğul hali, yapım ve çekim ekleri, hangi sözcük öbeğiyle kullanıldığı gibi çok değerli bilgileri de sözlükte bir bakışta görebilirsiniz. Sözcüğün İngilizce açıklamasıyla birlikte örnek cümle verilmesi, öğrenen kişinin yazının başında vermiş olduğum bölge-alan metaforunda sözü edilen İngilizce alanını genişletecektir.

OLUMSUZ İNANÇ VE DİL KALIPLARI

Olumsuz inanç ve sınırlayıcı dil kalıpları da İngilizce konuşmanın önündeki bir diğer engeldir. Geçmişte yaşanmış olumsuz bir deneyim, arkadaşların yapılan hataya gülmesi, öğretmenin hata yapıldığı zaman kızması, sabırsızlık göstermesi, hatanın düzeltilme biçimi, anne babanın "Bu kadar para verip özel okula gönderiyoruz, hala konuşamıyorsun." şeklinde konuşması gibi farkında olmadan yapılan kimi hatalar, bazı kişilerde yetersizlik duygusu ve kendine güvenin yitirilmesine yol açar.

Kağıt üzerinde İngilizce bilgisi yeterli olmasına rağmen konuşma güçlüğü çeken kişi sayısı çoktur. Bu durum, bir tür sahne fobisine benzer. Bu kişiler İngilizce konuşmak için ağızlarını açtıkları zaman herkesin kendilerini dinlediği, hatalarını bulacakları, gülünç duruma düşecekleri korkusunu yaşarlar. Ağızları kurur, zihinleri dağılır, kalp atışları hızlanır, ve İngilizce konuşmak çok sıkıntı veren, bunaltıcı bir deneyim olur. Bu tür korkulan aşmak için hataya bakış açısını değiştirmek gerekir.

“Hata yapmak , öğrenme sürecinin doğal sonucudur.” İlkesini kabul edersek, hatalar bizi geliştirir. Bu durumda “Hatalar” rehber görevi üstlenir. Bizi yönlendirir. Hangi “alanda” hata yapılıyorsa “o” alan güçlendirilecek “öncelikli alandır”.

Bu arada, beyin tesadüfi hatalar yapar. Bu çok doğaldır. Bunları bir süre sonra kendi kendine düzeltir. Doğru kayıtları aldıkça, yanlışları ayıklar. Siz beyne doğru kayıtlar vermeye devam edin.

ASLA PES ETMEYİN

Günlük İfadeler (İngilizce-Türkçe)

Not Good= iyi değilim
Not too good=Pek iyi degilim
None too good= hic iyi degilim
Kind of crummmy=Keyifsiz gibiyim
I've been under the weather=rahatsızım
I'm busy=Meşgülüm
I'm swamped=işim başımdan aşkın
I don't have time to tnihk = kafamı kaşıcak vaktim yok
I don't have time to breathe= Nefes alıcak vaktim yok
Do you have time for coffee?=Kahve İçmek için vaktin var mı?
How about a cup of coffe?=Bir Fincan kahveye Ne dersin?
Let's go get coffe.Do you have any time?=Gidip Kahve içilim.Vaktin var mı?
Let's go for a beer=Hadi bira içelim
Let's go for a drink=Hadi bir şeyler içelim.
This is my friend Turkp0wer=Bu Arkadaşım Turkp0wer
Turkp0wer have you met semih=Turkp0wer, Semih ile tanıştın mı?
Turkp0wer do you know semih?=Turkp0wer Semih'i tanıyor musun?
Do you two know each other?=Siz ikiniz birbirinizi tanıyor musunuz?
Have you met?=Tanıştınız mı?
Have you two been introduced?=Sizi tanıştırdılar mı?
You two have a lot in common=İkinizin çok ortak yanları var
Nice to meet you=Tanıştıgımıza Sevindim
How nice to meet you=Sizinle tanışmak ne kadar sevindirici
What a pleasure to meet you=Sizinle tanışmak büyük zevk
I'm happy to meet you=Tanıştıgımıza Memnun oldum
Charmed = Memnun oldum
I've heard so much about you=Sizin hakkınızda cok şey duydum
So we finally meet face-to-face=Demek en sonunda yüz yüze tanıştık
Do I have to change planes? =Aktarma yapmam gerekecek mi?
Is it direct? =Direk uçuş mu?
How many items of carry-on luggage are permitted? =Yanıma ne kadar el bagajı alabilirim?
How much luggage can I carry on? =Ne kadar bagaj alabilirim?
Is there a layover? =İki sefer arasında bekleme var mı?
How long is the layover? =Bekleme süresi ne kadar?
There is a one-hour layover in Ankara =Ankara'da aktarma bir saat sürecek
When does the next flight leave? =Bir sonraki uçuş ne zaman?
What's the departure time? =Hareket saati ne zaman?
When does the plane get here? =Uçak buraya ne zaman varır?
What's the arrvial time? =Varış ne zaman?
When will I make my connection? =Ne zaman aktarma yapacağım?
I have to cancel my flight =Uçuşumu iptal etmek zorundayım
I lost my luggage =Bagajımı kaybettim
My luggage is missing =Bagajım kayıp
The flight has been delayed =Uçuş iptal edildi
The flight has been moved to gate M2 =Uçuş M2 kapısına yönlendirildi
The flight is overbooked =Uçakta koltuk sayısından fazla yolcu var
May I see your boarding pass? =Biniş kartınızı görebilir miyim?


Are you bringing anything into the country with you? =anınızda ülkeye birşey sokuyor musunuz?
How much currency are you bringing into the country? =ülkeye ne kadar para getiriyorsunuz?
Do you have anything to declare? =Gümrüğe tabi birşeyiniz var mı?
May I see your passport? =Pasaportunuzu görebilir miyim?
Do you have your visa? =Vizeniz var mı?
Please place your suitcases on the table =Lütfen çantalarınızı masanın üstüne koyun
We should examine your purse =Cüzdanınızı incelememiz gerekiyor
What's the nature of your trip? =Seyahatinizin içeriği nedir?
What's the purpose of your visit?=Ziyaretinizin amacı nedir?
How long do you plan on staying? =Ne kadar kalmayı planlıyorsunuz?


Is it direct?=Direk mi?
Is there a layover?=Mola var mı?
Is there a dining car?=Yemekli vagon var mı?
Is the train on time? =Tren zamanında hareket edecek mi?
What's the arrival time? =Varış ne zaman?
Are there seats available? =Boş yer var mı?
Stand clear of the doors =Kapılardan uzak durun!
Please move away from the doors =Lütfen kapıların yanından uzaklaşın
Please have your tickets ready for the conductor =Lütfen kondüktör gelmeden biletlerinizi hazırlayın
Is this seat occupied? =Bu koltuk boş mu acaba?
Can you crack the window, please? =Camı aralayabilir misiniz lütfen?
How many stops are there before we reach the end of the line? =Son durağa kaç durak kaldı?
When is the next stop? =Bir sonraki durak ne zaman?


Where to? =Nereye?
Where to, buddy? =Nereye abi?
Where to, lady? =Nereye bayan?
I am not on duty =Şu an çalışmıyorum?
Mind if I smoke? =Sigara içmemin bir sakıncası var mı?
It's rush hour. I can't go to the airport now. =Şu an trafik çok kötü. Havaalanına gidemem
To the airport and please be quick! =Havaalanına gidiyoruz, lütfen çok acele edin!
The train station and make it quick! =Tren istasyonuna çek ve acele et!
Slow down! =Yavaşla!
There is no need to hurry =Acele etmemize gerek yok
Please drive safely =Lütfen aracı emniyetli bir şekilde sür
Is smoking allowed? =Sigara içiliyor mu?
I'm allergic to smoke =Sigaraya karşı alerjim var
Do you have change for twenty? =Yirmi dolar bozuğun var mı?
Keep the change! =Üstü kalsın
I want a receipt =Fiş istiyorum
Watch out! =Dikkat et!
Look out! =Dikkatli ol!
We've missed the exit =Çıkışı kaçırdık
We're lost =Kaybolduk


It's out of order(service,kilter,whack)=bozuk
It's dead=bozuk
It died on me = Beni görünce bozuldu
It's in the shop=Tamirde
It up and died=bozuldu


Is there a doctor here?=Burada doktor var mı?
Can you help stop the bleeding?=Kanamayı durdurmaya yardım eder misiniz?
Does anyone know CPR?=CPR'yi(Yeniden canlandırmayı)bilen var mı?
Do you know to apply a tourniquet?=Turnike uygulamayı biliyor musunuz?
Call 112=112'yi arayın
Call the police=Polisi arayın
Call An ambulance=Ambulansı arayın
Get the paramedics=Sıhhıyeci çağırın
Get Some help=Yardım isteyin
Get a doctor quick=Çabuk doktor çağırın


I need a room please? =Bir oda rica edecektim?
I need a room with a single bed. =Tek yataklı bir oda istiyorum.
I need a room with a double bed. =Çift kişilik bir oda istiyorum.
Do you have any singles? =Tek kişilik odanız var mı?
Do you have any vacancies? =Boş yeriniz var mı?
A double, please? =Çift kişilik bir oda lütfen?
A room with a bath, please. =Banyolu bir oda lütfen
Can I reserve a room? =Bir oda ayırabilir miyim?
Can I book a room? =Bir oda ayırabilir miyim?
I have a reservation. =Rezervasyon yaptırmıştım.
Double occupancy, please. =İki kişilik bir oda lütfen.
I need a room with two single beds. =İki ayrı yataklı bir oda istiyorum.
I need a room with a double bed. =İki kişilik yataklı bir oda istiyorum.
We will need a crib for the baby. =Bebek için bir karyola istiyoruz.
Would you like a room with a view of the swimming pool? =Yüzme havuzu manzaralı bir oda istermiydiniz?
Would you prefer a non-smoking room? =Sigara içilmeyen bir oda ister miydiniz?
I'd like a room at the front. =Ön tarafa bakan bir oda istiyorum.
I'd like a room at the rear. =Arka tarafta bir oda istiyorum.
I'd like a room with a view of the sea. =Deniz manzaralı bir oda istiyorum.
I'd like a room for the week. =Haftalık bir oda istiyorum.
I'd like a wake-up call, please. =Uyandırma servisi istiyorum.
Where is the ice-machine? =Buz makinesi nerede?
Do you have a pool? =Havuzunuz var mı?
What are the rates? =Ücretler nasıl?
Is there a restaurant? =Lokanta var mı?
Are pets allowed? =Evcil hayvanlar kabul ediliyor mu?
When's the check-out? =Odayı ne zaman boşaltırsınız?


you should defend me - beni savunmalisin
dont take sides - tarafff tutma!
hows your studies - derslerin nasil
can you be open with me - benimle acik ol
i wana be open with you - seninle acik konusmak istiyorum
dont need to say much - fazla soze ne gerek!
im boared of this conversation - bu konudan sıkıldım
im boared of this place - bu mekandan sıkıldım
thats the last place to go to - o gidilecek en son yer
im here to doss - gezmeye geldim buraya


How Are you? = NasılSın?
How's it going?= Nasıl Gidiyor?
How is everything?= Ne var ne yok?
How've you been?= Ne alemdesin?
What's up?=Ne oluyor?
What's new?= Ne haber?
What have you been up to?= Neler yapıyorsun?
How you been?=Vaziyetler Nasıl?
How's tricks?=Vaziyetler Nasıl?
Good Morning= Günaydın
Morning= Günaydın
How are you this bright morning?=Bu sabah nasılsın?
Good Afternoon= Tünaydın
Good evening?= iyi Akşamlar
Evening = iyi Akşamlar
I haven't seen you in years = Yıllardır seni görmüyorum
Long time no see=Uzun zamandır görüşemiyoruz
I Haven't seen you in an age = Coktandır seni görmüyorum
I Haven't Seen you in a month of Sundays= Uzun zamandir seni göremiyorum
What a surprise to meet you here=Seni burada görmek ne süpriz
Fancy Meeting you here = Seni burda görecegime dünyada inanmazdım
Imagine meeting you here= Seni burda görmek hayalimden gecmezdi
What are you doing in this neck of the woods?=Senin bu semtte ne işin var?
What have you been up to?= Ne haltlar karıştırıyorsun
Shouldn't you be in Scholl?=Okulda olman gerekmezmi?
Shouldn't you be in work?= işte olman gerekmezmi?
You been keeping cool?= iyi misin?
We Seem to keep running into each other=Galiba çok sık karşılaşıyoruz
Haven't we met before?=dAha önce tanışmamış mıydık?
We have to stop meeting like this= Bu şekilde buluşmaktan vazgecmeliyiz
Didn't we meet at that party last week?=Geçen hafta partide tanışmamış mıydık?
I'm sorry;I've forgetten you name= Özür dilerim.İsminizi unuttum
I've been meaning to call you= Seni aramayı düşünüyordum
Fine=iyiyim
I'm Cool=canavar gibiyim
Keeping cool=bomba gibiyim
Fine and dandy= turp gibiyim
Great=cok iyiyim
Couldn't be better=bundan daha iyi olamam
Happy as a clam=Çok mutluyum
Okay=Fena degil
I have nothing to complain about=Allaha Şükür bir yaramazlık yok
Keeping busy= Meşgulum
Keeping myself busy= Ugraşiyoruz işte
Keeping out of trouble=Bir sıkıntım yok
Been up to no good=Bir yaramazlık yok
Been keeping my nose clean=Derdim tasam yok
Getting by= Geçinip gidiyoruz
Fair to middling= Orta şeker
So-So= Şöyle böyle
Plugging along=Uğraşıyoruz
Could be worse=bunada şükür
(Just)Muddling through=Sürünüyoruz
Same as always= Hep Aynı
Same as usual=Her zamanki gibi

- YABANCI DİL NASIL ÖĞRENİLİR? -

GEREKENLER

- İyi bir grammar kitabı (Temel ders kitabı)

- Çok çok iyi bir sözlük (eğer küçük sarı bir sözlüğünüz varsa atın gitsin)

Biraz grammar öğrendikten sonra English-English kullanılması önerilir

- Cümle kitabı (Değişik cümlelerle dolu konuşma kitabı)

- Güncel ve kendi ilgi alanınıza uygun dergiler ve gazeteler(Abone

olabilirsen daha iyi)

- Okuma kitabı (Yine ilgi alanına uygun kitaplar(hikaye vs. türlerde)) (Zor

kitaplardan başlarsanız daha iyi)

- Walkman veya CD-Player

- Kurs kasetleri/CD'leri (bunları piyasalardan bulabilirsiniz) (şive için)


Alabileceğiniz kurs kaseti çeşitleri

1. Yabacı dildeki cümlenin ardından bir defa kendi dilinde tercümesi gelen

kasetler(Düz tek kayıt kasetler)

2. Tek kayıt kasetlerine benzeyen fakat yabancı kelimenin bir defa yerine

iki defa tekrarlanır.

3. Pimslevl yöntemi: Bu programlı kaseti öğrendiğin kelimeleri sorularla

yada farklı yollarla yerine oturmasını sağlar.

4. Kültürel kasetler: Ana yemeğin yanında bu kasetler bir tür çeşni gibidir.

Şiirler, hikayeler, şarkılar felan.

- Boş kasetler: Kendi sesinizle cümle kurmak ve bunu tekrar dinlemek için

kullanılır. Bu kendinizi geliştirmeniz açısından çok yararlıdır.

- Kelime kartları: Kelimelerin yabancı ve kendi dilindeki anlamı vardır.

Kelime ezberlemenin en iyi yöntemlerindendir. Diğer bir yöntem ise sesli ve

görsel toollardır.

Türkçe kelimeyi kartın üst kısmına yaz. Kağıdın arka alt kısmına da yabancı

kelimeyi yaz. Şekle zamana şahsa yere göre manası değişen kelimelerin diğer

anlamlarını da yaz. Bununla birlikte ne tür bir kelime olduğunu yaz

(adverb,verb vs..) Bunun la birlikte kağıdı fazla karışık halde doldurmamaya

çalışın.

- Boş bilgi kartları: Genel olarak iki amaç ile kullanılır. Daha fazla amaç

içinde kullanılır.

Sıkıştığın yerde daha sonra öğrenmek için soru niteliğinde yazmak için ve ve

bulduğumuz gördüğümüz kelimeleri, cümleleri veya kalıplaşmış idiom'ları

yazmak için kullanılır.

- Renkli işaretleme kalemi: Bilmediğimiz kelime yada cümlelerin üstünü

renklendirmek, çizmek için kullanılır.



ÖĞRENMEYE BAŞLANGIÇ

 

İlk önce grammar kitabının ilk 5 ana konusunu iyi bir şekilde

öğren ve sonra gazete ve dergilere geç. Anlamadığınız kelimeleri yazın.(boş

bilgi kartlarına) Yada grammar sorununuz varsa aynı şekilde yazın. Daha

sonra bunları çözmeye çalışın. Eğer grammar'da sıkışırsan grammar'in

temeline veya bazen grammar'ı kullanma. Cümleyi, kelimelere bakarak anlamaya

çalış. Cümleyi çöz. Kelimeler ipucudur cümleyi çözmek için. Eğer cümleyi

çözemiyorsan komple bir kağıda yaz ve sonra bu cümle içinde geçen grammar

olaylarına ve kelime anlamlarına bir yardımcı(öğretmen yada bir kitap

olabilir) ile beraber bak. Grammar kitabındaki ilk beş konuyu

öğrendiğinizden dolayı graamar sorun olabilir. Ama bu konuyu bir kenara

bırak bunu düşünme. Grammar'ı nasıl olsa zaman içinde öğreneceksin.

Eğlenmeye bak İngilizce ile. Bu yazdığın kelimler(bilgi kartları) hem

grammar konusunda bir fikir sahibi yapacak hem de kelime ezberlemene

yardımcı olacak. Gazete ve dergi gerçek dünya olduğu için kelime ezberlemesi

daha kolay olur. Belki grammar kitabında bunu çoğu zaman görürsün ama

kavraman zor olur. Ancak gazete ve dergide daha kolay öğrenirsin. Eğer

gazete veya dergideki konu ilginizi çekmiyorsa yinede ilerleyin. Unutma bir

kelime sizin her şeyiniz olabilir. Tüm bunların sonucunda elinizde bir sürü

bilgi kartı olacaktır. Günden güne düzenli bir şekilde birkaçını yanında

taşı. Bunlara devam ederken cümle kitabınızı açın ve özellikle

transkripsiyon(telaffuz ve okunuş) kurallarını çok iyi öğrenin. İngilizce'ye

alışkanlık kazanmaya başladığınızda buna ihtiyaç duymayacaksınız. Fakat

başlangıçta buna çalışın ve bilin ki standart bir transkripsiyon sistemi

yok. Bunun için uluslar arası fonetik alfabe kullanılabilir. Bu aşamada

genel manada "nasılsın iyi misin adın ne" gibi kalıpları öğrenin. Bunların

teşvik edici bir özelliği vardır ve basittirler.

Eğer bir yabancı ile konuşuyor ve bir şey anlamıyorsan

hecelemesini veya tekrarlamasını veyahut da yazmasını isteyin. Eğer bir

süreden sonra akıcı birkaç cümle kurmayı başarırsanız grammar kitabını ve

dergi/gazeteyi unutmayın sakına. Çalışmaya son sürat devam edin.

Sahneye kasetleri çıkarın. Bunları öğrenmeye çalıştığınız

İngilizcinin cümlelerinin doğru bir aksanla öğretilmesine yardımcı olur.

Her çeşit konudaki kasetlerden alabilirsiniz. Ama aynı anda beraberinde

kitabı da olan kasetleri alın. Dinlerken kitaptan takip etmek daha iyi

anlamanızı sağlar. Bu kasetleri peş peşe tekrar dinleyin. Bu arada tekrar

grammar da bir yerde takılırsan orayı atla ve geç yoluna devam et onun

canını sıkmana izin verme. Sonra oraya tekrar dönersin. Her boş anında bilgi

kağıtlarına, grammara çalış gazete kitap dergi oku İngilizce ve İngilizce

altyazılı film izle. Yanında mutlaka İngilizce ile ilgili bir şeyler taşı.

Bu herhangi bir şey olabilir. Bilgi kağıtları ile çalışırken ilk önce Türkçe

manasına baktığın kelimeye tekrar rast geldiğinde onu anımsamaya çalış. Ona

meyden oku. Anımsayamadığında korkma çaba harca.. Bu çok iyi sistemdir.

Hem okuyabileceğiniz hem dinleyebileceğiniz kafanızın iyi

olduğu anlarda okumayı seçin. Dinlemeyi ise yalnızca dinleyebileceğiniz

anlara saklayın. Devamlı kaset dinleyin, koşarken kalktığınızda kahvaltı

yaparken otobüstü. Bu başlı başına bir dil kursudur anacak kendini çok iyi

vermen lazım.

Konuş. Öne çık ve konuş öğrendiğin tüm kelimeleri cümle içinde

kur. Konuşurken yazmayı dene.Yazmak çok iyi bir pratik olabilir. Bol bol

yazın. Mektup yazın. Konsolosluğa yazın (çok çekici bir ülkeyi temsil

ettiğiniz için size teşekkür ederim diye) yayın evlerine yazın. Mailleşin

chat yapın. Tüm imkanları kullanın. Kendi kendinizin dublajını yapın kendi

kendinize konuşun. Eğer bir yabancı ile konuşuyorsan mutlaka her anını çok

iyi kullan onun canını sıkmadan devamlı sorular sorun. Bilin ki bir dili en

iyi kültürü ile öğrenirsin. Ayrıca dilin dile değmesi ile İngilizce

öğrenmenin faydası da büyüktür. Esmerler tercihiniz olsun J

 

Bu arada bazı günler gelir bir selam bile veremezsin öğrendiğin dil ile ama

bazı günler kendini aştığını görürsün. İyi günlerde kötü günlerde daha iyi

olacak çalışmayı bırakma.

 

HARRY LORAYNE'NIN SİHİRLİ HAFIZA SİSTEMİ

 

Eski yöntem: Kelimeleri tekrarlayıp durmaktır. Sihirli

yöntemi aşağıda bulabilirsiniz.

Yeni sistem: Bu sistemde hatırlatıcı ipuçları ile ilişkiler

kurulur ve bir sistem oluşturulur. Bu sisteme göre ezberlemeye çalıştığın

kelimenin de bulunduğu ilginç bir cümle kurman gerekiyor. Bu cümle kendi

ilgi alanının bir enteresanlıkta kurulursa daha faydalı olur. Cümle içinde

ezberleyeceğiniz kelimenin ingilizcesi(okunuş hali) ve türkçesinin olması

gerek.

Örnek olarak:

Aldatmaca İngilizcede cheat anlamındadır ve çit diye

okunur. Bunu bir cümle içinde toparlayalım.

Bu gördüğün şey koyunların kaçmasını önlemek için bir

çeşit aldatmaca çit.

Bu gibi bağlantılar kurmalısın. (daha ilgi çekici ve uzun hikayeler daha çok

işe yarar) Bir kelime için bu kadar şeyi kafamı neden dol dirim diye

düşünmeyin. Bu hikayeler yavaşça kafandan silinir fakat kelimeler aklında

kalır.

Tüm kelimeler bu sisteme yüzde yüz uymayabilir. Bunun

için yaklaşık tahmin sistemi vardır.

Yaklaşık tahmin sistemi:

Örnek olarak:

Öfke için ingilizcede Anger kullanılır ve engı diye

okunur. Bunu bir cümle içerisinde toplayalım.

Arkadaşınızla sinemaya gittiğinizi düşünün ve bir

sebeple öfkelendiğinizi düşünün. Cümle şu: O kadar öfkelenmişti ki filmin

en-gırgır sahnelerinde bile gülmedi.

İngilizce kelimelerin %90'a yakını bu tip hikayelerle bağlantı kurabiliyor

fakat bu sisteme uymayan kelimelerde var. Bunları eski yöntemle yani tekrar

yöntemi ile öğrenmelisin.

Son olarak bu ilişki cümlelerini çok ilginç şeylerden

seç. Bildiğiniz yaşadığınız göz önüne getirebildiğiniz yerlerle ilgili

şeyler mutlaka cümle içinde olsun.

 

 

 

Kısa kültürel not ve öğütler:

- Sarışın için: Norveç, isveç, fince, felemenkçe, almanca, macarca

- Esmer için: ispanyolca, fransızca, portekizce, italyanca, sırp-hırvatca,

yunanca, türkçe, ibranice, arapça.

 

- ingilizce, çince, japonca, endonozyaca, macarca ve fincede ismin cinsi

halleri yoktur.

 

- italyanca latincenin soft versiyonudur.

- Macarca öğrenilmesi en zor dildir.

 

- Dilin mi kültürü yoksa kültürün mü dili olduğu bilinmez.

- Her dilde fiil çekimlerine büyük bir önem vermelisin.

- Argo kelimelerden yeteri kadar alırsan o sana yeter. Diğerlerini unut.

- Bir kısa fıkra: iki fare umutsuzca kapana kısılmıştır. Aç bir kedi onları

yemek üzeredir fakat farelerin kaçacak bir yeri yoktur.Sonunda farelerden

biri patilerini kaldırarak wikwikler. Kedi kaçmaya başlar. İşte ikinci bir

dilin faydası.

- The language Club Adresi: Burası bedava ders veriyor

The language Club P.O.Box 121 New York NY10108 Tel (1) (212) 787 21 10

- En çok konuşulan dil çince'dir.

 

 

 

DİL AİLELERİNİ TANIMAK

- Tüm sılav dilleri birbirine benzer. Sırp hırvat dili ile bulgarca üst üste

oturmuşlardır. Birini öğrenince diğerini %70 öğrenmiş olursun. Rusça,

polonyaca, ukranyaca, çekçe, slovakyaca, slovence, mekodonyaca hep birbirine

benzer.

 

- İspanyolca öğrendiğinde italyancayı öğrenmiş sayılırsın.

 

- Portekizce ve hatta fıranszıca, romen dillerine pek uzak değildir. Diğer

romen dillerini öğrenmenize yardımcı olur.

 

- Hindistan ve pakistanın temel dilleri olan hintçe ve ürdüce dilleri hemen

hemen aynı şekilde konuşulan dillerdir.

 

- Flemenkçe ise tam olarak ingilizce ve almanca arasında dır. Flemenkçe

fransızca ile birlikte belçikanın iki temel dilinden biridir. Flemenkçe aynı

zamanda ingilizce ile birlikte güney afrikanın iki temel dilinden bir

tanesidir. Holanda tarafında yönetilen endonazyada flemenkçe konuşan çok

kişi vardır.

 

Not: Öğrenmeye çalıştığın dilin dahil olduğu dil aile gurubunu çok iyi

araştır.

 

 

DİLBİLGİSİ

 

İSİM

 

İsim, bir kişi, mekan(yer) yada bir nesnedir. Buz kitlesi, gazoz kapağı yada

kaynana gibi kavranabilir, somut bir şey yada kavramalr ve duygular gibi

soyut birşeydir.

 

ZAMİR

Sözlükler bizlere zamirlerin, isimlerin yerini alan kelimeler olduklarını

söylerler. Eğer bu ifade aklınızı karıştırdı ise bunu unutun ve hemen

zamirlere bir göz atalım. Türkçede zamirler şunlardır; Ben, sen, o, biz,

siz, onlar, bizim, sizin, onların, benimki, seninki, onunki.

Ek olarak soru sormak için soru zamirleri vardır; Kim, kimin, ne, hangisi

vs...

Ayrıca kullandığımız isimleri tanımlamak için nispi zamirler vardır. Olan,

yapan, eden gibi.

Bu evin sahibi kimdir cümlesinde kimdir zamir soru şeklinde

kullanılmaktadır.

 

FİİL

 

Fiil bir eylem kelimesidir; yapmak, gitmek, istemek, düşünmek gibi. Yani

fiil, varlıkların yaptıkları işleri zamana, biçime ve kişiye bağlayarak

anlatan kelimelerdir. Kısacası, sonuna

-mak, -mek gibi mastar ekleri almış olan her kelime bir fiildir.

Türkçe sondan ek alan bir dil olduğu için fiil gövdesi zamanlara ve

şahıslara göre değişiklik göstermemekle birlikte aldığı son ekler değişir.

Örneğin, koş-mak, fiili zamanalra göre çekildiğinde şu hali alır. Koşmuştum,

koştum, koşuyorum, koşacağım, koşmuş olacağım gibi.

 

MASTAR

Mastarlar, fiil köklerinin ya da gövdelerinin yani eylem anlatan

bölümlerinin -mek, -mak eki almış halidir. Gitmek, gelmek, bakmak gibi

Yani git fiilinin mastar hali gitmektir. Ancak mastar hali size kimin

gittiğini yada ne zaman gittiğini söylemez. Mastar orada başlı başına

kendini bir zamana yada şahsa bağlamanızı bekleyerek durur. Yukarıdaki

olasılıkların (zaman ve şahıs) birini ya da tümünü açıklamaya hazırdır.

Yalın mastarlar değiştiklerinde kişi, sayı ve zaman içerir hale gelirler.

 

Şahıs:

 

Ben: birinci tekil şahıs. Sen: İkinci tekil şahıs O: üçüncü tekil

şahıs

 

Biz: birinci çoğul şahıs siz: ikinci çoğul şahıs onlar: üçüncü

çoğul şahıs

 

Sayı:

 

İsimler çoğu dilde varlıkların sayılarına göre ikiye ayrılırlar. Tekil ve

çoğul (Rusçada ve diğer slav dillerde üçüncü bir hal daha vardır. Tekil,

çoğul ve gerçek çoğul) Tekil isim, ismin bir tek varlığı gösterdiği halidir.

Televizyon, ekmek, ağaç, sevgi gibi. Çoğul isim ise ismin birden fazla

varlığı ve kavram anlattığı halidir. Televizyonlar, ekmekler, ağaçlar,

sevgiler.



ZAMANLAR

Dilbilgisine göre zaman bir eylemin yapıldığını yapılmakta olduğunu yada

yapılacağını haber veren soyut bir süre kavramıdır.

Türk dilinde 3 temel zaman vardır. Şimdiki zaman, geçmiş zaman, gelecek

zaman.

 

* dili geçmiş zaman: konuşma anından önce yapıldığını bildirir. (okullar

kapandı)

 

* Mişli geçmiş zaman: Eylemin konuşma anında önce yapıldığını ama, anlatan

kişinin eylemin yapılıp bittiğini kesin olarak kendisinin bilmediğini ya

başkasından duyduğunu ya da sonradan fark ettiğini açıklar. Ahmet almanyadan

dönmüş. Tüh ceketimin düğmesi kopmuş.

 

 

* Şimdiki zaman: Eylemin konuşma anında yapılmakta olduğunu ya da yapılmaya

başlanacağını açıklar. Yazıyorum

 

* Gelecek zaman: Eylemin konuşma anından sonra yapılacağını, gelecekteki

belli bir zaman diliminde belli bir eylemin yapılması niyetini gösterir.

Televizyon seyredeceğim. Bir gün doktor olacağım.

 

* Geniş Zaman: Belli bir eylemi konuşma anında önce başladığını, konuşma

anında devam ettiğini ve devam edeceğini belirtir. Gider, gelir, sigara

içer.

 

 

İSİM HALLERİ

Tıpkı buzun, suyun ve buharın aynı şeyin farklı biçimleri olması gibi ben,

beni, bende, benden kelimeleri de aynı kelimenin farklı biçimleridir.

Bunların içinden ihtiyaç duyduğumuz isim halini kullanırız. Gelin hep

birlikte, isim halleri isteğinize zarar vermeden biz onun gizemini ortadan

kaldıralım.

İsim halleri pek çok insanı dil öğrenmekten caydırır. Latince öğreninrken

karşı karşıya kaldığımız altı isim hali ve çekimleri ile ilgili

sorunlarınızı anımsıyor olabilirsiniz. Rusçada da altı isim hali vardır.

Sırpça- Hırvat dillerinde ise yedi isim hali vardır. Bazı dillerde ise çok

daha fazla sayıda isim hali bulunur.

Haydi ev kelimesi ile oynayalım. Ev geniştir. Evi görüyorum. Eve gidelim.

Evde bekliyorum. Evden geliyorum. Bütün bu cümlelerde ev kelimesi türkçede

allahtan aynı kalmaktadır.

Türkçede isimlerin cümle içindeki görevlerine ya da fiille olan ilgilerine

göre beş hali vardır.

Aşağıda bunlara örnek verilmiştir.

- Yalın hali (nominatif): İsmin normal durumudur. Bir isim çoğul eki yada

iyelik eki almış olsa da yinede yalın durumdadır. Ev, evler, evim

- İsmin -i hali (Accusatif): İsmin -i hali, isme bir belirlilik kazandırır,

ismi kendinden sonraki fiile bağlar ve o fiilin etkisi altında bulunduğunu

gösterir. Kağıdı, evi, gözlüğü.

- İsmin -e hali (Datif): İsmi fiile bağlar ve kendine doğru yaklaştığını,

yöneldiğini belirtir. Eve, kağıda, gözlüğe.

- İsmin -de hali (locatif): İsmi fiile bağlar ve fiilin kendi içinde,

üstünde, üzerinde oluştuğunu belirtir. Evde, kağıtta, gözlükte.

- İsmin -den hali (ablatif): İsmi fiile bağlar ve fiilin kendinde

uzaklaştığım ayrıldığım yerdir. Evden, kağıttan, gözlükten.

 

 

SIFATLAR

Sıfatlar, isimleri açıklayan kelimelerdir. Yeşil kalem kelimesinde yeşil

kelimesi kalem kelimesini açıklayan sıfattır.

Sıfatlar konusunda biraz telaşa kapılacaksınız.. Çünkü birçok dilde

sıfatlar, açıkladıkları isimlerin hallerine uymak zorundadır. Bu dillerde

sıfatlar sayılar, cinsler ve isimlere uymak zorundadırlar.

 

ZARFLAR

Zarflar fiilleri açıklar. Bize fiilleri nasıl olduğunu söylerler. Dilin

basit kısımlarını kolayca öğrendi. Burada kolayca kelimesi zarftır. Yani

kolayca kelimeyi bize dilin basit kısımlarında nasıl ustalaştığını söyle.

 

EDATLAR

Edatlar, kendi başlarına bir anlam taşımazlar ama anlamlı kelimeler, kelime

öbeklerine ulandıklarında yada bir cümleye girdiklerinde çeşitli anlam

ilişkileri kurar ve böylece kendi anlamları da hissettirir. Bunlar

genellikle ile, için, acaba, kadar gibi kısa kelimelerdir.

 

ETKEN

Eğer özne fiilin eylemini yapıyorsa fiil etken haldedir. Ali topa vuruyor.

Vuruyor fiili etken haldedir. Çünkü özne ali vurma eylemini yapmaktadır.

 

EDİLGEN

Eğer özne fiilin eylemine maruz kalıyorsa o zaman fiil edilgen haldedir.

Topa ali tarafından vuruluyor cümlesinde özne (top) herhangi bir vurma

eylemi yapmamaktadır. Bunun yerine kendine vurulmaktadır. Bu nedenle vurma

eyleminin edilgen halde olduğunu söyleriz. Çünkü özne fiilin eylemini

gerçekleştirmemekle bu eyleme maruz kalmaktadır.

 

EMİR KİPİ

Emir kipi fiilin emir halidir. Gitmak fiilinin emir hali git'tir.

 

NİSBET

Sıfatlar ve zarflar nisbi olarak artan ve azalan derecelere sahiptir.

İyi, daha iyi, en iyi kelimeleri aynı kelimenin farklı derecelerini

gösterirler. Bu dereceler Türkçe'de yalın daha en kelimeleriyle belirtilir.

 

SAYMA SAYILARI VE SIRA SAYILARI

Sayma sayıları bir, iki, üç vs. dir. Sıra sayıları ise birinci, ikinci,

üçüncü vs. dir

 

DEYİMLER

Deyimler anlam vermeyen, ama kendilerine özgü belli anlamları olan

ifadelerdir. Deyimler belli bir anlama sahiptir ama deyimleri oluşturan

unsurların belli bir anlamı yoktur. Bir dildeki deyim genellikle kelimesi

kelimesine bir başka dile çevrilemezler ama her dilde aynı anlamda deyimler

bulunur. Öğrenmek için deyimler kitabı almalısın.

 

 

EN ÇOK KULLANILAN DİLLER SIRALAMASI

 

Arabic

197 milyon kişi

Bengal(Bengal, india, bengladesh) 184 milyon kişi

Yue(China, Hong Kong) 63 milyon

kişi

English

443 milyon kişi

French(Switzerland) 121

milyon kişi

 

German(Germany, Austria, switzerland) 118 milyon kişi

Hindih

352 milyon kişi

Japenese(Japan) 125

milyon kişi

itilain(italy)

63 milyon kişi

Javanese(Java, indonesia) 58

milyon kişi

Korean(China, Japan, Korea) 71 milyon

kişi

Malay(indonesian) 142

milyon kişi

Mandarin(China, Taiwan, Singapore) 864 milyon kişi

Min(SE China, Taiwan, Malaysia) 48 milyon kişi

Polish(poland)

43 milyon kişi

Portuquese(portugal, brazil) 173

milyon kişi

 

Punjabil(Punjab, pakistan, NW india) 84 milyon kişi

Russian(USSR) 293

milyon kişi

Spanish(spain central and south american, caribben) 341 milyon kişi

Taml(Taml nadu, india, srilanka) 65 milyon

kişi

Thai(Thailand)

48 milyon kişi

Turkish(Turkey) 72

milyon kişi

Ukranian(USSR, Polen) 45

milyon kişi

Urdu(pakistan, india) 92

milyon kişi

Vietnames(Vietnam) 57

milyon kişi

W(Shangai ve yakınları, chine) 62 milyon

kişi

 

Not: Bu tabloda görülenlerden en önemli diller japonca, çince, ingilizce,

rusça ve arapça'dır.

 

 

ÖNEMLİ BAZI DİLLERİN KISA TANIMLARI

Fransızca

Normalde bu dil öğrenmek için zaman harcayacak kadar önemli bir

değildir.(ilerisine bir bakarsak) Grameri oldukça basittir ancak aksanı çok

zordur. İsim halleri yok ama fiil çekimleri var ve sıfatlar isimlere göre

biçim alırlar. Şart kipi vardır ve bunların iyi öğrenilmesi lazım.

 

İspanyolca

Amerikalılar için ikinci ana dildir. Fransızcadaki gibi kelimenin son birkaç

harfini okumamak gibi bir sorun yok. Fransızcadan daha kolay telaffuzu var.

İspanyolcanın grameri(diğer tüm romen dilleri gibi) fransızcaya benzer ve

şart kipleri sizi bekler. Bu dili öğrenen Portekizce'yi de öğrenmiş olur.

 

Portekizce

En çok konuşulan 9.dildir. Portekizcenin genizden gelen tonlaması

fransızcaya göre daha kolaydır. Grameri ise yanlızca ispanyolcadan birazcık

daha zordur.

 

Almanca

Almancanın sonu gelmeyen bağlı cümleciklerine takılıp kalsanızda aslında zor

bir dil değildir. Almancada üç isim cinsi ve dort isim hali vardır ve

hepside basittir. İsmin yalnızca bir halinde düzensiz değişim vardır. Diğer

durumlarda harfi tarifler(artı çekimler) sıfatlar ve diğer niteleyicilerle

düzenlenebilir. Almanca bilim, felsefe, opera ve uluslararası ticaret için

öğrenilmesi gereken bir öenmli dildir.

 

İtalyanca

italyanca latincenin kolaylaştırılmış halidir. Bu dilde üç çeşit sıfat

vardır. İsim halleri kaldırılmıştır. Telefuzu çok berraktır. Harflerin

sesleri yöneten düzenli kurallarını öğrendikten sonra italyanca bir gazeteyi

kolayc okuyabilirsiniz. İmla tuzakları yoktur. Eğer öğrenmek istiyorsan bu

dili yerlileri sana sıcak yaklaşır ve yardım ederler.Espresso ikram ederler.

 

Flemenkçe

Belçikalı, hollandalı, endonezyalı ve beyaz güney afrikalının dilidir.

Almancadan daha kolaydır. İki isim cinsi bulunur ve bundan garip bir şekilde

dişi ve eril değil genel ve cinssiz(nötr)'dür. Fiilleri sonu almanca da

olduğu kadar çok değişmez ve cümle düzeni almancadan çok ingilizceye benzer.

Alay geçilecek derecede çok garip bir gırtlak yapısı vardır. Sanki patlak

egszo borusu gibi ses çıkartıyorsunuz. Flemenkçe öğrendiğinizde, almancanın

40% ını cepte bil.

 

Rusça

En fazla Konuşulan 4.dil rusça'dır. Rusçayı doğru konuşmayı öğrenmek çok

zordur. Alfabesi 20 dakika'da öğrenilebilir. Üç isim cinsi farklı şekillerde

sınıflandırılmış isim grupları ile birlikte altı isim hali tıpkı bir sıfat

gibi kullanılan geçmiş zaman ve yalnızca isim, sayı ve zaman değil, aynı

zamanda da kavram olarak adlandırılan bir şey içeren fiiller gibi gerçek

zorluklarla yüzyüze kalırsın. Rusça kadirşinaz bir dildir. Bunu anadil

olarak konuşanlar duyarsa sizin konuştuğunuzu sevinirler. Rusçayı öğrenirsen

bir düzüne slav dilide öğrenmiş olursun.

 

 

Çince

Yaşam boyu ilgilenmeniz gereken bir uğraştır. Çince biraz daha fazla

çalışabilmeniz için sabahın erken saatinde yatağınızdan sizi kaldırır.

Bunlarla birlikte çok çok fazla insanda çince konuşur. Birinci dil. Mandarin

diyalektini öğrenmek gerekir. Konuşma dili son derece kolaydır. Cince de

gramer olarak hiçbir şey yoktur. Fiiller, isimler ve sıfatlar hiçbir nedenle

değişen son ekler almazlar. Cince de her bir soru için farklı evet hayır

kelimesinin olduğu doğrudur. Öğrenimi kolaydır.

Sorular:

Oynayacak, oynamayacakmısın, evet oynicam, hayır oynamicam. (Bu tip

sorular)

Çincede alfabe yok. İdeogram vardır. Her bir ideogramın yada yazı

karekterini kendine özgü ayrı bir anlamı var. Ezberlemek gerek. Seksen bin

felan karakter var. Ama 6 bin kadarını öğrendikten sonra gazete

okuyabilirsin. Bu kaarkterler 214 radikal parçaya ayrılır. Buda ezber için

çok iyi. Çince karekterlerin tümü tek hecelidir. Çincede bu yüzden tonlama

aracılığı ile farklı kelimeler ulaşışır. Her bir cince kelimenin tıpki bir

muzik notası gibi ayrı bir tonlaması var. Mandarınde 4 tonlama kantanda 9

tonlama var. Karekterler çin'in ruhunu gösterir. Mesela huzur için

kullanılan karekterde çatı altındaki bir kadın görünür. Bu yöntemle kolayca

öğrenebilirsin.

 

 

Japonca

Japonca'da çince konuşmak kadar kolay yazı dili ise zordur. Yazı ve

konuşmayı birlikte öğrenmelisin. Japonca çinceden alınmış birkaç bin

karekter vardır. Japoncadea endişe etmenize neden oalcak herhangi bir

tonlama yoktur ve japonca dilbilgisi isim, sıfat, fiil değişimlerinden çok

belli söyleyiş biçimleri üzerinde dururn. Japoncada çincede olmayan bir

berraklık vardır. Ticari avantajları vardır.

 

Arapça

Zor anlaşılır. Gırtlaktan telafuz edilir. Sağdan sola yazılır. Her harf,

kelimenin başında ortasında ve sonunda oluşuna göre farlı bir şekilde

yazılır.

 

İbranice

Zor dillerden biridir. İsrailde ve batıdaki küçük musevi yerlerinde

kullanılır. Eğer yahudi değilseniz museviler bu dili öğreniyon diye taktir

etmez seni. İbranice alfabesini öğrendiğinizde eski nazi dilindeki aynı

alfabeyi öğrenmiş oluruz.

 

Yunanca

Orta derecede zordur. Her fiilin iki şekli vardır ve fiiller kişilere

sayıalra ve zamanlara göre değişir. Sıfatlar isimlerin cinsi ve sayısıyla

uyumludur.

 

İsveççe, Danimarkaca, Norveççe

iskandinav dilleridir. Önce norvecciyi öğrenmelisin. Danimarkalı norveçli

ile anlaşabilir fakat isveçli ile anlaşamaz. İsveçli norveçli ile kolayca

anlaşılır. Bu dillerde fiiller insanlara sayıalra göre değişmez. Zamanlarda

ise küçük bir değişikliğe uğrar. İsmin iki cinsi vardır. Genel ve cinssiz.

İskandinavyıllar bu dünyada kendi dillerini öğrenenlere karşı en fazla

minnattarlık duyan kişilerdir.

 

Lehç, Hırvatça, Çekce, Slovakya, Slovenya

Bu batı slav dilleri roma alfabesini kullanılır. Doğu slav dillerinde ise

kril (eski slav alfabesi) kullanılır. Slav dillerinin tüm hepsi karmaşık

dilbilgisine sahiptir. 7 isim hali vardır. Rusça öğrenmenizi kolaylaştırır.

Yada tam tersi.

 

Endonezca

Bu müslümanların konuştuğu en büyük dildir. En kolay dillerdendir. Paşar

malay dili denilir. Önekler ve sönekelr, düzenli isimlere donüşen fiillerin

ek anlamlar vardır ama kişiye, isme, zamana, kavrama ayda herhangi birşeye

göre hiçbir çekim bulunmaz. Roma alfabesi kullanılır. Son derece telafuzu

kolaydır. Daha önceden başka bir dil çalıştıysanız ne kadar kolay

anladığınıza şaşıracaksınız. Endonezca, mekonya ve singapurluların dili ile

benzer ve filipinlilerin temel dili olan tagalogu öğrenmek için iyi bir

başlangıç sayılır.

 

Hinduca ve ürdüce

Hindistanlı ve pakistanda konuşulur. İki dil çok benzer. Dünyada en fazla

kullanılan ikinci dil.

 

Macarca, Fince, Estonca

Çok zor bir dildir. Kelimenin vurgusu ilk hecededir. (fince)Herbir kelime bu

dillere kaldırım taşlarının parçalayan darbeli çekicin sesine benzer bir ses

kazandırırlar. Onbeş tekil isim hali onaltı çoğul isim hali vardır. Diğer

ikisinde daha da fazladır.

 

Savahilice

Afrikanın güney kısmında küçük bölgelerde konuşulan dilleride kolayca

konuşursun. Roma alfabesi kullanılır. Gramer son derece düzenli ve mantıklı.

« Önceki Sayfa -- ANASAYFA --

İNGİLİZCE DERS ARAMA

Menü

ANASAYFA
HAKKIMDA
ARŞİV
RSS

KATEGORİLER

SON 15 DERS

  • Genki English Download 7 CD İndir, genkienglish, Genki English V
  • KPDS 2009 Sonbahar Kasım Soruları ve Cevapları, 2009 KPDS Sonuç
  • İngilizce Seviye Belirleme Sınavı, İngilizce Test Çöz, Online
  • 2009 ÜDS Ekim Soru ve Cevapları, Sonuçları, 2009 ÜDS Sonbahar So
  • Yararlı Blog Siteleri, Useful Blog Sites
  • İngilizce Zarflar, Adverbs in English, ingilizce zarf cümleleri,
  • Adjectives /İngilizce Sıfatlar, Sayı Sıfatları ve Belgisiz Sıfat
  • İngilizce Sıfatlar, Adjective in English, ingilizcede sıfatlar,
  • İngilizce Tekil ve Çoğul İsimler, Singular and Plural Nouns, İng
  • İngilizce Edatlar-Prepositions, İngilizce preposition kullanımı,
  • THE VERB BE, İngilizce verb to be, ingilizce am-is-are, ingilizc
  • POSSESSIVE PRONOUNS, İngilizcede iyelik zamirleri, Subject prono
  • Subject Pronouns, İngilizce Şahıs Zamirleri, personal pronouns,
  • İngilizce Articles, a-an-the, ingilizcede a-an, ingilizcede a an
  • İngilizcede cümle yapısı, ingilizce cümle kurma, ingilizce cümle
  • İNGİLİZCE CHAT

    İngilizce Chat Odaları

    POPÜLER DERSLER

    BİZİ TAKİP EDİN

    Ücretsiz İngilizce Ders Aboneliği

    Sitemize Eklenen İngilizce Derslerin, Kaynakların Email Adresinize Gelmesini İstiyorsanız Mail Listemize Katılın:

    Delivered by FeedBurner

    BAĞLANTILARIM

  • Blogcu Yardım
  • DOST SİTELER

    www.AdemCelayir.com

    Uyarlama Şablonmix

    Sites for Teachers Eğitim ve Ögretim