WordTest.com - Kelime Öğrenmenin En Hızlı Yolu

Menü

ANASAYFA
HAKKIMDA
ARŞİV
RSS

KATEGORİLER

  • BBC: Beyond Dictionary
  • BBC: Günlük İngilizce
  • BBC: Haberlerle İngilizce
  • Bil-Bul-Gül
  • Dilbilgisi: Başlangıç
  • Dilbilgisi: Başlangıç Üstü
  • Dilbilgisi: Orta Düzey
  • Dilbilgisi: İleri Düzey
  • Elementary
  • ELS Dergisi Dersleri
  • Flash Oyun/Hikaye
  • Flashcards
  • Grammar Book
  • Günlük İngilizce
  • Ingilizce Atasözleri
  • Ingilizce Dersler (Başlangıç)
  • Ingilizce Dersler (Orta)
  • Ingilizce Dersler (Temel)
  • Ingilizce Deyimler
  • Ingilizce Filmler
  • Ingilizce Hikayeler
  • Ingilizce Kaynaklar
  • Ingilizce Kitaplar
  • Ingilizce Romanlar
  • Ingilizce Slayt Dersler
  • Ingilizce Soru Bankası
  • Ingilizce Sözlükler
  • Ingilizce Telaffuz
  • Ingilizce Şarkılar
  • Ingilizce Şiirler
  • Ingilizcenin Püf Noktaları
  • Ingilizcenin Yarısı
  • Karışık Dersler
  • Kelime Bilgisi (Vocabulary)
  • KPDS - ÜDS
  • KPSS
  • Ordan-Burdan
  • Pratik İngilizce
  • Programlar
  • SBS
  • Sesli Şiirler
  • TOEFL - IELTS
  • Video Dersler (Daylight)
  • Video Dersler (Türkçe)
  • Video Dersler (İngilizce)
  • What/Ne Nedir?
  • When/Ne Zaman?
  • Where/Neresi Nerde?
  • Which Way/Nasıl?
  • Who/Kim Kimdir?
  • Why/Neden?
  • Words & Their Stories
  • Yaygın Yanlışlar
  • YDS
  • Çeviri Nasıl Yapılır?
  • ÖSS
  • SON 25 DERS

  • 2009 ÜDS Ekim Soru ve Cevapları, Sonuçları, 2009 ÜDS Sonbahar Soruları Cevap Anahtarı, ÜDS 2009 Ekim
  • Yararlı Blog Siteleri, Useful Blog Sites
  • İngilizce Zarflar, Adverbs in English, ingilizce zarf cümleleri, ingilizce zarflar listesi, ingilizce zarflar konusu, ingilizce zarflar ve anlamları, ingilizce zarflarla ilgili cümleler, ingilizce zarf çeşitleri, ingilizcede zarflar anlamları, örnek
  • Adjectives /İngilizce Sıfatlar, Sayı Sıfatları ve Belgisiz Sıfatlar, Soru Sıfatları ve İyelik sıfatları, Sıfatların Dereleri
  • İngilizce Sıfatlar, Adjective in English, ingilizcede sıfatlar, ingilizce sıfatlar ve anlamları, ingilizce sıfat, ingilizce sıfat listesi, ingilizce sıfat cümleleri, ilgili cümleler, örnekleri, ingilizce sıfatları, ingilizce adjectives dersi, adj
  • İngilizce Tekil ve Çoğul İsimler, Singular and Plural Nouns, İngilizce Tekiller Çoğullar, İngilizce Tekil ve Çoğul İsimlerle ilgili oyun,game, alıştırma,worksheet, regular/irregular plural nouns, ingilizce quiz, irregular plural, irregular nouns
  • İngilizce Edatlar-Prepositions, İngilizce preposition kullanımı, ingilizce prepositionlar, prepositons of place,time,direction, prepositions of time and place, ingilizce önadlar, edatlar
  • THE VERB BE, İngilizce verb to be, ingilizce am-is-are, ingilizce olmak fiili, ingilizce verb to be olmak fiili video dersi, slayt power point, olumlu olumsuz soru hali, ingilizce am is are dersi konu anlatımı, örnek cümleler, türkçe anlatımı
  • POSSESSIVE PRONOUNS, İngilizcede iyelik zamirleri, Subject pronoun, Possessive adjective, İngilizce İyelik Zamirleri, POSSESSIVE ADJECTIVES, İYELİK SIFATLARI, İYELIK ZAMIRLERİ, NESNE ZAMİRLERİ, REFLEXIVE PRONOUNS, DÖNÜŞLÜ ZAMİRLER, video dersi
  • Subject Pronouns, İngilizce Şahıs Zamirleri, personal pronouns, ingilizce kişi zamirleri, nesne zamirleri, kişi zamirleri, nesne zamirleri, object pronouns, özne zamirleri, personal pronouns, subject pronouns, ingilizcede şahıs zamirleri, şahıs zamir
  • İngilizce Articles, a-an-the, ingilizcede a-an, ingilizcede a an kullanımı, definite article, indefinite article, no article, Ingilizce articles and no articles videolu konu anlatimi
  • İngilizcede cümle yapısı, ingilizce cümle kurma, ingilizce cümle kalıpları, ingilizcede cümle nasıl kurulur, ingilizcede cümle kuruluşu, ingilizcede cümleler, ingilizcede cümle yapısı, ingilizce cümlede kelime sırası, sentense sturcture
  • ingilizce hayvanlar, ingilizce animals, ingilizce hayvan isimleri, adları, ingilizce hayvan tanıtımı, sesleri, özellikleri, oyunları, animals song, game, flashcards, ingilizce hayvanlar resimli, english animals, ingilizce memeli hayvanlar, mammals
  • 2009 ÖSS Sonuçları, 2009 YDS Sonuçları, 2009 ÖSS Sonuç, 2009 öss sonucu, öss 2009, yds 2009
  • ingilizce meslekler, ingilizce jobs, ingilizce meslek isimleri, resimli ingilizce meslekler, jobs flashcards, ingilizce meslekler resimli, ingilizce meslek adları, anlamı, tanımı, tanıtımı, ingilizce meslekler ve görevleri, resimleri, occupations
  • İngilizce para ne demek, money ne demek, ingilizce para birimi, İNGİLİZCE AÇIKLAMALI BANKACILIK TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ, ingilizce para kelimeleri ve türkçe anlamları, ingilizce para terimleri, shopping, alışveriş, bankacılık terimleri, bankacılık terimler
  • 2009 SBS Sonuçları açıklandı, seviye belirle sınavı sonuçları, sbs puan öğrenme, 2009 sbs birincileri, SBS sonuçları açıklandı!,Milli Eğitim Bakanlığı, SBS, sınav, eğitim, öğrenci, okul, meslek
  • İngilizce sebzeler, english vegetables, ingilizce sebze isimleri, ingilizce sebzeler resimli, ingilizce sebze meyveler, ingilizce vegetables, ingilizce sebze adları, yazılışı, türkçe anlamı, okunuşu, names of vegetables, İngilizce Sebze Meyveler
  • İngilizce yiyecekler, ingilizce yiyecek içecekler, food and drinks, ingilizce yiyecek isimleri, ingilizce yiyecek, ingilizce yiyecekler resimli, ingilizce yiyecekler test, oyun, şarkı, video, song, game, ingilizce yiyecekler içecekler, foods,
  • ingilizce clothes, ingilizce kıyafetler, ingilizce elbiseler, ingilizce elbiseler, ingilizce elbise adları, ingilizce kıyafetler, ingilizce kıyafet kelimeleri (resimli), ingilizce kıyafet oyunları, ingilizce clothes ile ilgili şarkı, Giyim Terimleri
  • ingilizce okul kelimeleri, classroom language, ingilizce okul şarkıları, ingilizce okul kuralları, ingilizce sınıf kuralları, ingilizce okul eşyaları, ingilizce okul ne demek, ingilizce okul dersleri/şiirleri/şarkıları dinle/gazeteleri, school vocab
  • ingilizce aile tanıtma, ingilizce aile bireyleri, family members, ingilizce aile ağacı, family tree, ingilizce aileni tanıt, ingilizce soy ağacı, ingilizce ailemizi tanıtma, ingilizce aile fertleri/isimleri/üyeleri, ingilizce aile bireylerini tanıtma
  • İngilizce renkler, ingilizce renk isimleri, ingilizce renkleri, ingilizce renk oyunları, ingilizce renk tabloları, ingilizce renkler şarkısı, ingilizce renklerin türkçe anlamı, ingilizce renkler(resimli), ingilizce renkler konusu dersi
  • ingilizce fiiller, ingilizce fiil çekimleri, ingilizce fiilerin 2.(ikinci) halleri, ingilizce fiiller ve anlamlar, ingilizce fiilerin 3.(üçüncü) halleri, ingilizce düzenli düzensiz fiil listesi, ingilizce fiilerin 1. 2. 3. haleri, fiil tablosu, cümle
  • ingilizce bina isimleri/adları, buildings, ingilizce bina kelimeleri ve türkçe anlamları/karşılıkları, buildings nedir, buildings vocabulary, ingilizce yapılar, building vocabulary esl


  • Yabancı Dil Öğrenmenin Püf Noktaları

    Yeni bir dil öğrenmek, ilk bakışta gramer (dil bilgisi) ve kelime öğrenerek, bunları gerektiği gibi kullanmayı bir beceri olarak edinmek diye tarif edilebilir. Ancak bu tanım tam olarak yeterli değildir. Tabii ki gramer ve kelime öğrenmek bir dili konuşabilmek için en önemli öğelerdir. Ancak aslında yabancı bir dili fazla zorlanmadan kolay olarak öğrenmek, çalışma alışkanlıklarını doğru oluşturmakla çok ilgilidir.

    Bu yazımızda dil öğrenmenin püf noktaları derken, size bu konuda bazı basit ama önemli ayrıntılardan bahsetmek istiyoruz.

    1. Çalışırken daima öğrendiklerinizi sesli olarak tekrarlayınız. Aklınızda tutmaya çalıştıklarınızı, aynı zamanda yüksek sesle söylemeye alışınız. Bu öğrenmenizi kolaylaştıracaktır.

      Genellikle bir arkadaş ile ikili çalışmak, bu nedenle çok faydalıdır. Böylece hem konuşmaya hem de dinlemeye alışırsınız. Sesli olarak çalıştıklarınızı, ayrıca kağıda dökmeye çalışınız. Cümleler kurunuz.

       
    2. Eğer sadece okuyarak çalışırsanız bu sadece görsel belleğinizi çalıştırır. Ancak sesli olarak tekrarlayarak çalışmak ise, görsel ve işitsel belleğinizi de birlikte çalıştırır. Bu işlem, dil öğrenmek için en faydalı davranıştır. Böylece hem telaffuz yeteneğiniz artar, hem de cümle kurma beceriniz gelişir.

       
    3. Her gün mutlaka bir süre çalışınız. Bir yabancı dil çalışmaya başlayınca, günlük aralar vermeyin her gün mutlaka kısa da olsa bir zaman ayırınız. Böylece bir gün önce öğrendiklerinizi unutmamanızı sağlamış olursunuz. Çalışmaya verilen günlük aralar, kopukluklar yaratır, ve önceki öğrendiklerinizin belleğinize tam yerleşmemesine sebep olur. Devamlı tekrar ise öğrenmeyi kalıcı kılar.

       
    4. Yeni konuları çalışırken, arada geri dönüp eski öğrendiklerinizi tekrarlayınız. Böylece temelinizi devamlı güçlendirmiş olursunuz. Dil öğreniminde bu önemli bir ayrıntıdır.

       
    5. Hata yapmaktan korkmayınız. Yabancı bir dili konuşmaya çalışırken hata yapmaktan çekinmek gereksizdir. Komik olacağınızı düşünmeyiniz. Yabancı bir dili yeni öğrenen herkes önceleri hatalı konuşur. Bu çok normaldir. En kolay yabancı dil öğrenen kişiler, bu konuda hiç çekinmeden atak davrananlardır. Siz de bunlardan biri olabilirsiniz.

      Kaynak: The Augustine Club at Columbia University

    Yabancı dil öğrenme taktikleri

    Son günlerde herkes, bir, hatta birkaç dil öğrenme derdine
    düşmüşken sen öylece oturuyor musun?
    Eğer kendini geliştirmek ve iyi bir işi garantilemek istiyorsan işte sana dil
    öğrenmenin püf noktaları…



     

    Ayrıntıları kaçırma!

    Yabancı dili bir kursta ya da okulda öğreniyorsan, öncelikle dersleri kaçırmaman gerekir.



    Tekrar et!

    Her gün eve gittiğinde mutlaka o gün öğrendiklerini tekrar et.

    Böylece öğrendiklerini pekiştirebilir, anlamadığın noktaları not alabilir ve öğretmenine henüz bilgilerin tazeyken sorularını yöneltebilirsin.

    Cümleler kur!

    Öğreneceğin dilin bütün kelimelerini kası sürede tabii ki ezberleyemezsin. Ama kelime hazineni geliştirmek için de elinden geleni yapmalısın. İlk adım, öğrendiğin yeni kelimelerle cümle kurmak.

    Sormaktan çekinme!

    Öğrenme aşamasında, bazen konuyu anlamaman çok normal. Bu tip durumlarda senden başka kimsenin anlamadığına dair çıt çıkmıyorsa, kendini aptal gibi hissetme. Hemen parmağını kaldır ve anlamadığın yeri sor.

    Yanlış yap!

    Pratik yapmak, öğrenmek için en önemli adım. Bu yüzden kesinlikle "yanlış yapacağım" diyerek utanıp çekinme.

    Bilmediğin kelimeler olsa da, derste çat pat konuşmaya çalış.

    Unutma, ilk etapta derdini anlatman önemli!

    Okumanı geliştir!

    Okuma becerini geliştirmek için yabancı dergi ve gazeteleri oku. Böylece, bir yandan o ülkenin dilini öğrenirken, bir yandan da kültürünü öğrenebilirsin.
    Yaz, yaz, yaz!

    Öğrendiğin dilde günlük yazmak, okuduğun bir kitabın özetini çıkartmak veya seyrettiğin bir filmi yorumlayarak yazmak, dilini geliştirmene yardımcı olacaktır.

    Ortamlara gir!

    Öğrenmek istediğin dili arkadaşlarınla konuşarak
    geliştirebilir, yabancıların takıldığı kafelere giderek
    onların ortamlarına katılabilirsin.

    ( ..... )

    İzle, dinle!

    İmkanın varsa mutlaka yabancı kanalları izle.

    Ayrıca, DVD'de film izlerken dilini seçme şansın bile var! Yabancı müzik dinlemeyi de ihmal etme. Doğru düzgün bir şey anlayamıyor musun? Korkma, bu sorunu yaşayan yalnız sen değilsin! Zamanla kulağın alışacak ve bir süre sonra pek çok şeyi anladığın fark
    edeceksin. Hem bu aksanının gelişmesine de yararlı olacak!

    Sürekli sözlük kullanma!

    Yabancı dili öğrendikçe yavaş yavaş seviyene göre kitaplar okumaya başla. Yalnız, bilmediğin kelimeler için her seferinde sözlük açmak yerine, cümlenin gidişatından ne demek olduğunu çıkarmaya çalış. Sürekli sözlükten bulmaya çalışmak, kısa süre sonra canı sıkacağı gibi keyifli bir okuma seansını da kâbusa dönüştürebilir.

    NEDEN İNGİLİZCE KONUŞAMIYORUZ? NASIL İNGİLİZCE KONUŞABİLİRİZ?


    Yazan: Belgin Öğrek

    "Neden İngilizce konuşurken zorlanıyorum? Sıkılıyorum? İçerde neler oluyor? Yıllarca İngilizce dersleri, kurslar, özel öğretmenlerden sonra hala iş İngilizce konuşmaya geldi mi konuşamıyorum." diye utanan, sıkılan, kendini yetersiz hisseden hatta suçlayan insan sayısı hiç de küçümsenemez. Bunun farklı nedenleri var kuşkusuz. Oldukça yaygın olduğuna inandığım bir neden, ana dilde düşünmek ve bunu öğrenilen dile çevirerek konuşma stratejisi. Yani, Türkçe düşünmek; ancak İngilizce konuşmaya çabalamak.

    Bu bir alışkanlık mı? Neden böyle bir strateji izlenir? Bu kişiler yaptıklarının farkındalar mı? Bir kişinin Türkçe düşünüp ''İngilizce konuştuğunu nasıl anlarız? Bu kişilerin İngilizce düşünebilmek için ne yapmaları gerekir?

    Ana dilde düşünme ve bunu, konuşulmak istenen yabancı dile çevirme stratejisini kullanan kişiler konuşmalarına başladıklarında uzun, karışık, anlamsız söz dizinleri kullanırlar. Oldukça yavaş, düşüne düşüne konuşurlar. Çoğunlukla sözcük ve cümle aralarında "aa..ıııııh..." gibi boşluk doldurucular kullanırlar, Çünkü bir yandan konuşurken diğer yandan ne diyeceğini düşünür ve orada kullanacağı sözcük veya kalıbın İngilizce nasıl söyleneceğini bulmaya çalışırlar. Sürekli "İngilizce olarak bu nasıl söylenir? Şu sözcük ne demektir?" diye düşünmektedirler.

    Bu durumda zihin çok işlem yapmaktadır. Bu nedenle hem düşünceye odaklanamaz, hem de çeviri yaptığı diller -Türkçe''den İngilizce''ye- birbirinden yapısal anlamda çok farklı olduğu için gramer olarak yanlış, hatta zaman zaman gülünç ifadeler ortaya çıkabilir. Çok bilinen klişe bir örnek vardır bununla ilgili. "Morning moming where are you going?” Bu kişiyle İngilizce iletişim kurabilmek oldukça sıkıcı olduğu gibi başarısızlıkla sonuçlanır.

    Konuşan kişi kendini yeterince ifade edemediği için ana dilinde konuşmayı yeni sökmeye başladığı yıllardakine benzer bir ruh hali yaşar. İngilizce konuşulan ortamlarda yetersizlik duygusuna kapılabilir. Bu durum bir iç çelişki yaratır. Anadil deneyimleriyle donanmış nöronlar durmadan düşünce üretirken, bunun dışa vurumu tam olarak gerçekleşemez.

    Yani kendimizi dış dünyada tam olarak gerçekleştiremeyiz veya temsil edemeyiz. Bu kişilere "İngilizce düşünün."dediğiniz zaman bunu nasıl yapacaklarını bilemezler. "Nasıl yani ???." diye sormadan edemezler.
    Niye İngilizce düşünmeli?


    Çünkü, düşünme ve konuşma aynı sistemin parçalandır. Bir bütünün parçaları arasında uyum olmazsa, sistemde problem yaşanır. Yani düşünme dili ile konuşma dili aynı olmalıdır. Böylece konuşma hızlanacak ve anlam bütünlüğünü bozacak hatalar yapılmayacaktır.

    Farkında Olmadan Öğrenme [unconscious learning]

    Yapılan bir araştırmaya göre; “Öğrenmenin yüzde 20''si bilinçli bir şekilde okul, kitap, öğretmen yoluyla gerçekleşirken, yüzde 80''i farkında olmadan yapılan bilinçdışı kayıtlar ile gerçekleşir.” Ana dilimizi de bu şekilde öğreniriz. Beynimiz, biz farkında olmadan ana dilimizi, konuştuğumuz ortamda milyonlarca işitsel ve görsel veriyi kaydeder. İnsan sesleri ve onlar ile ilintili renk, koku, duyguların hepsi birlikte biz farkında olmadan kaydedilmektedir. Beyin bu veriler üzerinde "aynı"," farklı", "...öyleyse…’ mantığını kullanarak duyduğu seslerden oluşan sistemi, yani dilin şifresini çözer. Bir süre sonra öncelikle bize söylenenleri anlamaya, sonra da konuşmaya başlarız.

    Yeni bir dil öğrenmeye başladığımızda belleğimizde bu dil ile ilgili yeni bir klasör açılır. Bunu bir bölgede yer kaplayan alana benzetelim. Bölge belleğimiz olsun. Bu bölgede elbette ki anadil alanımız daha büyük yer kaplamaktadır. Sonradan öğrendiğimiz dilin kapladığı alan daha küçüktür. Düşünmek için düğmeye bastığımızı varsayarsak daha büyük olan alan daha baskın olur. Böylece düşünme anadilde gerçekleşir. Bir iletişim ortamında bize İngilizce olarak söyleneni anlarız. Ona cevap vermek için, zihnimizde anadilde düşünürüz. Sonra bu düşündüğümüzü tekrar İngilizce’ye çevirmeye kalkarız.

    NELER YAPILABİLİR?

    Ana dilini konuşan insanlar ile sonradan öğrenilen dili konuşanlar arasındaki en önemli farklardan birisi şudur: Ana dilini konuşan insanın kendisini ifade edebilmek,için çok seçeneği vardır. Yüzlerce farklı biçimde kalıp kullanabilir. Seçenek zenginliğine sahiptir. Sonradan öğrenilen dil kullanılırken ise öğrenilmiş kalıpların dışına çıkılamaz. Dolayısıyla seçenekler, zengin değildir. Bu nedenle gerek sözel, gerekse yazılı ifade becerisinde kişi sınırlı düzeyde kalır.

    Tekrar "alan" metaforuna dönersek, öğrenilmiş dilin bellekte kapladığı alanın sınırlarını ne kadar genişletirsek, o dilde düşünmek o kadar mümkün olur.
    Yani "farkında olmadan öğrenme" süreci zenginleştirilmelidir.

    Bunun için neler yapılabilir?

    Öğrenilen dilin konuşulduğu ülkede bulunun
    Bir dili öğrenirken o dilin konuşulduğu ortamda olmak çok önemli. Öncelikle anadilimizi nasıl öğrendiğimizi hatırlayalım. Beynimiz biyolojik olarak dil öğrenmeye programlanmıştır. Doğal olarak, verilen kalıplan algılama ve bunları ayrıştırarak depolama, anlamlandırma yetisine sahiptir.

    İşte bu nedenledir ki, biz ana dilimizi öğrenirken hiçbir özel çaba sarf etmedik. "Bilinçli öğrenme" süreci olmadan, hiçbir endişe ve kaygı duymaksızın dinledik tüm söylenenleri. Böylece anadilimizi edindik..

    İkinci dilin bellekte kapladığı alanı genişletebilmenin yollarından birisi, öğrenilen dilin konuşulduğu ülkeye gitmek, orada bir süre yaşamaktır. Sokakta, alışverişte, otobüste her yerde İngilizce konuşulan bir ortamda bulunun. Ben İngilizce dilinin konuşulduğu bir ülkeye, İngiltere''ye, ilk gittiğimde ilk şaşkınlığımı havaalanında yaşamıştım. İki temizlik görevlisi kendi aralarında konuşuyorlardı.. Açıkçası bu durum beni şok etmişti. Bizim yıllar süren çalışmanın sonunda gelemediğimiz düzeyde bir İngilizce''yi büyük bir doğallıkla konuşuyorlardı ! Bu nedenle, İngilizce öğrenmek isteyenlere önerim, İngilizce konuşulan bir ülkede kısa veya uzun bir süre kalmaları olacaktır.

    İngilizce TV, film izleyin

    Dinlerken mümkünse kulaklık kullanın. Böylece beyniniz, işitsel dikkatiniz dağılmadan doğrudan kayıt yapabilir. Bu sırada filmi anlamayabilirsiniz. Hiç önemli değil. Unutmayın, beyin doğal olarak dil kalıplarını bir süre sonra ayrıştırma, benzetme becerisine sahiptir. Siz dinlemeye devam edin. Bir süre sonra hiç anlamadığınız uzun bloklar halindeki söz dizinleri kendiliğinden, anlayabildiğiniz daha küçük parçalara ayrılacaktır. Film izlerken hoşlandığınız dil kalıplarını yazacağınız bir defteriniz olsun. Bunları not alın ve filmde duyduğunuz tonlamayla tekrarlayın. Bunları yeri geldikçe kullanmaya özen gösterin. Aynı filmi birden çok kez izleyin.

    Filmin sesini kısın. Kişilerin ne söylediklerini hatırlamaya çalışın, seslerini zihninizde canlandırın. Filmdeki kişilerin ne dediği kadar nasıl söylediği de çok önemlidir. Bu nedenle kişilerin beden dillerine, mimiklerine, tonlamalarına, özellikle dudak hareketlerine dikkat edin. Yeni öğrendiğiniz dil kalıplarını onlar gibi konuşarak yüksek sesle prova edin, tekrarlayın. Kendi kendinize konuşun. Mümkünse kendi sesinizi kaydedin.

    Dinleyin. Filmdeki ile kıyaslayın. Mükemmelliği yakalayana kadar devam edin. Film ekranını görmeyecek şekilde oturun. Sadece sesleri dinleyin. Seslerden hangi sahne olduğunu zihninizde canlandırmaya çalışın. Çıkaramadığınız durumlarda ekrana bakabilirsiniz. Tüm bu alıştırmalar keyifle tek başına yapabileceğiniz alıştırmalardır.

    İngilizce Şarkılar Öğrenin


    Şarkı sözlerinin anlamlarını araştırın, öğrenin. Şarkı sözlerini yazın. Ezberleyin. Birlikte söyleyin. Söylerken anlamını düşünün. Ne kadar çok şarkı öğrenirseniz dil alanınızın sınırlarını o kadar geliştirirsiniz. Özellikle sağ beyin işlevi olan ritim/müzik zekası ve ritim hafızası, sol beyin işlevi olan sözel zeka ve hafıza ile birlikte tetiklendiğinde öğrenme çok uzun dönemli olarak gerçekleşir. Bu anlamda, şarkılar ile dil becerinizi geliştirmek sizin için hem çok zevkli, hem de beyin uyumlu bir tekniktir. Sonuç ise mükemmeldir.


    İngilizce Konuşabileceğiniz Ve Duyabileceğiniz Ortamlarda Bulunun
    Ülkemiz bu açıdan bir cennet. Özellikle Akdeniz ve Ege kıyılarımız bu açıdan bize çok zengin seçenekler sunuyor. Plajda gözlerimizi kapatıp güneşlenirken alfa duruma geçmiş beyin dalgalarımız, dışarıdan gelen İngilizce konuşmaları hiç tereddüt etmeden beyne kaydeder.

    Okuyun

    İngilizce kitap, dergi, gazete, broşür ne bulursanız okuyun. Yanınızda tıpkı film seyrederken olduğu gibi küçük bir cep defteriniz olsun. Beğendiğiniz ve kullanabilmeyi istediğiniz dil kalıplarını, sözcükleri içinde bulunduğu cümle ile birlikte defterinize yazın ve tekrarlayın. Bir kalıp veya sözcüğün sizin olması demek, onu uzun dönemli hafızaya atmış olmanız demektir. Bellek ile ilgili araştırmalar, yeni bir bilginin uzun dönemli belleğe yerleşebilmesi için en az 7 kez tekrar edilmesini gerektiğini belirtir.


    Sözlük Kullanmayı Öğrenin

    Mutlaka İngilizce''den-İngilizce''ye sözlük kullanın. "Nasıl olacak?" dediğinizi duyar gibiyim. Çünkü bu, benim çok sık karşılaştığım bir sorudur. Öncelikle seviyenize uygun bir sözlük alın. Evde bulunan herhangi bir sözlük işe yaramayabilir. Sözlük, dil seviyenizin çok üzerinde olursa bir sözcüğün çok farklı anlamlan ile karşılaşabilirsiniz. Hatta açıklamasını anlamak için tekrar sözlüğe gerek duyarsınız. ''Bu nedenle pek çok kişi, İngilizce karşılıklı sözlüğe bakmaktan nefret eder. Çünkü anlamaz. Oysa seviyeye uygun sözlük alınırsa bu durum oltadan kalkar.

    Sözcüklerin yanında parantez içinde phonetic tran******ion (ses alfabesi) vardır. Bu bilgi, genelde sôzlük1erin ön sayfasında açıklamalı olarak verilir. Bunu iyi kullanırsanız, öğrendiğiniz yeni sözcüğün nasıl telaffuz edildiğine de vakıf olursunuz. İngilizce, yazıldığı gibi okunan bir dil olmadığı gibi vurgulaması da ana dilimizden farklıdır. Yanlış vurgu, sözcüğün anlamını değiştirebilir. Bir kelimenin anlamına bakarken, vurgunun hangi hece üzerinde olduğuna dikkat edin. Örneğin çok temel sözcükler olduğu halde hala bazı sözcükler vurgu hatası yüzünden çok yanlış söylenmektedir. Bear-beer hatası oldukça yaygındır. Denemek için isterseniz bir sözlüğe bakın. Bakalım siz vurguyu doğru kullananlardan mısınız?

    Kelimenin tekil, çoğul hali, yapım ve çekim ekleri, hangi sözcük öbeğiyle kullanıldığı gibi çok değerli bilgileri de sözlükte bir bakışta görebilirsiniz. Sözcüğün İngilizce açıklamasıyla birlikte örnek cümle verilmesi, öğrenen kişinin yazının başında vermiş olduğum bölge-alan metaforunda sözü edilen İngilizce alanını genişletecektir.

    OLUMSUZ İNANÇ VE DİL KALIPLARI

    Olumsuz inanç ve sınırlayıcı dil kalıpları da İngilizce konuşmanın önündeki bir diğer engeldir. Geçmişte yaşanmış olumsuz bir deneyim, arkadaşların yapılan hataya gülmesi, öğretmenin hata yapıldığı zaman kızması, sabırsızlık göstermesi, hatanın düzeltilme biçimi, anne babanın "Bu kadar para verip özel okula gönderiyoruz, hala konuşamıyorsun." şeklinde konuşması gibi farkında olmadan yapılan kimi hatalar, bazı kişilerde yetersizlik duygusu ve kendine güvenin yitirilmesine yol açar.

    Kağıt üzerinde İngilizce bilgisi yeterli olmasına rağmen konuşma güçlüğü çeken kişi sayısı çoktur. Bu durum, bir tür sahne fobisine benzer. Bu kişiler İngilizce konuşmak için ağızlarını açtıkları zaman herkesin kendilerini dinlediği, hatalarını bulacakları, gülünç duruma düşecekleri korkusunu yaşarlar. Ağızları kurur, zihinleri dağılır, kalp atışları hızlanır, ve İngilizce konuşmak çok sıkıntı veren, bunaltıcı bir deneyim olur. Bu tür korkulan aşmak için hataya bakış açısını değiştirmek gerekir.

    “Hata yapmak , öğrenme sürecinin doğal sonucudur.” İlkesini kabul edersek, hatalar bizi geliştirir. Bu durumda “Hatalar” rehber görevi üstlenir. Bizi yönlendirir. Hangi “alanda” hata yapılıyorsa “o” alan güçlendirilecek “öncelikli alandır”.

    Bu arada, beyin tesadüfi hatalar yapar. Bu çok doğaldır. Bunları bir süre sonra kendi kendine düzeltir. Doğru kayıtları aldıkça, yanlışları ayıklar. Siz beyne doğru kayıtlar vermeye devam edin.

    ASLA PES ETMEYİN

    Günlük İfadeler (İngilizce-Türkçe)

    Not Good= iyi değilim
    Not too good=Pek iyi degilim
    None too good= hic iyi degilim
    Kind of crummmy=Keyifsiz gibiyim
    I've been under the weather=rahatsızım
    I'm busy=Meşgülüm
    I'm swamped=işim başımdan aşkın
    I don't have time to tnihk = kafamı kaşıcak vaktim yok
    I don't have time to breathe= Nefes alıcak vaktim yok
    Do you have time for coffee?=Kahve İçmek için vaktin var mı?
    How about a cup of coffe?=Bir Fincan kahveye Ne dersin?
    Let's go get coffe.Do you have any time?=Gidip Kahve içilim.Vaktin var mı?
    Let's go for a beer=Hadi bira içelim
    Let's go for a drink=Hadi bir şeyler içelim.
    This is my friend Turkp0wer=Bu Arkadaşım Turkp0wer
    Turkp0wer have you met semih=Turkp0wer, Semih ile tanıştın mı?
    Turkp0wer do you know semih?=Turkp0wer Semih'i tanıyor musun?
    Do you two know each other?=Siz ikiniz birbirinizi tanıyor musunuz?
    Have you met?=Tanıştınız mı?
    Have you two been introduced?=Sizi tanıştırdılar mı?
    You two have a lot in common=İkinizin çok ortak yanları var
    Nice to meet you=Tanıştıgımıza Sevindim
    How nice to meet you=Sizinle tanışmak ne kadar sevindirici
    What a pleasure to meet you=Sizinle tanışmak büyük zevk
    I'm happy to meet you=Tanıştıgımıza Memnun oldum
    Charmed = Memnun oldum
    I've heard so much about you=Sizin hakkınızda cok şey duydum
    So we finally meet face-to-face=Demek en sonunda yüz yüze tanıştık
    Do I have to change planes? =Aktarma yapmam gerekecek mi?
    Is it direct? =Direk uçuş mu?
    How many items of carry-on luggage are permitted? =Yanıma ne kadar el bagajı alabilirim?
    How much luggage can I carry on? =Ne kadar bagaj alabilirim?
    Is there a layover? =İki sefer arasında bekleme var mı?
    How long is the layover? =Bekleme süresi ne kadar?
    There is a one-hour layover in Ankara =Ankara'da aktarma bir saat sürecek
    When does the next flight leave? =Bir sonraki uçuş ne zaman?
    What's the departure time? =Hareket saati ne zaman?
    When does the plane get here? =Uçak buraya ne zaman varır?
    What's the arrvial time? =Varış ne zaman?
    When will I make my connection? =Ne zaman aktarma yapacağım?
    I have to cancel my flight =Uçuşumu iptal etmek zorundayım
    I lost my luggage =Bagajımı kaybettim
    My luggage is missing =Bagajım kayıp
    The flight has been delayed =Uçuş iptal edildi
    The flight has been moved to gate M2 =Uçuş M2 kapısına yönlendirildi
    The flight is overbooked =Uçakta koltuk sayısından fazla yolcu var
    May I see your boarding pass? =Biniş kartınızı görebilir miyim?


    Are you bringing anything into the country with you? =anınızda ülkeye birşey sokuyor musunuz?
    How much currency are you bringing into the country? =ülkeye ne kadar para getiriyorsunuz?
    Do you have anything to declare? =Gümrüğe tabi birşeyiniz var mı?
    May I see your passport? =Pasaportunuzu görebilir miyim?
    Do you have your visa? =Vizeniz var mı?
    Please place your suitcases on the table =Lütfen çantalarınızı masanın üstüne koyun
    We should examine your purse =Cüzdanınızı incelememiz gerekiyor
    What's the nature of your trip? =Seyahatinizin içeriği nedir?
    What's the purpose of your visit?=Ziyaretinizin amacı nedir?
    How long do you plan on staying? =Ne kadar kalmayı planlıyorsunuz?


    Is it direct?=Direk mi?
    Is there a layover?=Mola var mı?
    Is there a dining car?=Yemekli vagon var mı?
    Is the train on time? =Tren zamanında hareket edecek mi?
    What's the arrival time? =Varış ne zaman?
    Are there seats available? =Boş yer var mı?
    Stand clear of the doors =Kapılardan uzak durun!
    Please move away from the doors =Lütfen kapıların yanından uzaklaşın
    Please have your tickets ready for the conductor =Lütfen kondüktör gelmeden biletlerinizi hazırlayın
    Is this seat occupied? =Bu koltuk boş mu acaba?
    Can you crack the window, please? =Camı aralayabilir misiniz lütfen?
    How many stops are there before we reach the end of the line? =Son durağa kaç durak kaldı?
    When is the next stop? =Bir sonraki durak ne zaman?


    Where to? =Nereye?
    Where to, buddy? =Nereye abi?
    Where to, lady? =Nereye bayan?
    I am not on duty =Şu an çalışmıyorum?
    Mind if I smoke? =Sigara içmemin bir sakıncası var mı?
    It's rush hour. I can't go to the airport now. =Şu an trafik çok kötü. Havaalanına gidemem
    To the airport and please be quick! =Havaalanına gidiyoruz, lütfen çok acele edin!
    The train station and make it quick! =Tren istasyonuna çek ve acele et!
    Slow down! =Yavaşla!
    There is no need to hurry =Acele etmemize gerek yok
    Please drive safely =Lütfen aracı emniyetli bir şekilde sür
    Is smoking allowed? =Sigara içiliyor mu?
    I'm allergic to smoke =Sigaraya karşı alerjim var
    Do you have change for twenty? =Yirmi dolar bozuğun var mı?
    Keep the change! =Üstü kalsın
    I want a receipt =Fiş istiyorum
    Watch out! =Dikkat et!
    Look out! =Dikkatli ol!
    We've missed the exit =Çıkışı kaçırdık
    We're lost =Kaybolduk


    It's out of order(service,kilter,whack)=bozuk
    It's dead=bozuk
    It died on me = Beni görünce bozuldu
    It's in the shop=Tamirde
    It up and died=bozuldu


    Is there a doctor here?=Burada doktor var mı?
    Can you help stop the bleeding?=Kanamayı durdurmaya yardım eder misiniz?
    Does anyone know CPR?=CPR'yi(Yeniden canlandırmayı)bilen var mı?
    Do you know to apply a tourniquet?=Turnike uygulamayı biliyor musunuz?
    Call 112=112'yi arayın
    Call the police=Polisi arayın
    Call An ambulance=Ambulansı arayın
    Get the paramedics=Sıhhıyeci çağırın
    Get Some help=Yardım isteyin
    Get a doctor quick=Çabuk doktor çağırın


    I need a room please? =Bir oda rica edecektim?
    I need a room with a single bed. =Tek yataklı bir oda istiyorum.
    I need a room with a double bed. =Çift kişilik bir oda istiyorum.
    Do you have any singles? =Tek kişilik odanız var mı?
    Do you have any vacancies? =Boş yeriniz var mı?
    A double, please? =Çift kişilik bir oda lütfen?
    A room with a bath, please. =Banyolu bir oda lütfen
    Can I reserve a room? =Bir oda ayırabilir miyim?
    Can I book a room? =Bir oda ayırabilir miyim?
    I have a reservation. =Rezervasyon yaptırmıştım.
    Double occupancy, please. =İki kişilik bir oda lütfen.
    I need a room with two single beds. =İki ayrı yataklı bir oda istiyorum.
    I need a room with a double bed. =İki kişilik yataklı bir oda istiyorum.
    We will need a crib for the baby. =Bebek için bir karyola istiyoruz.
    Would you like a room with a view of the swimming pool? =Yüzme havuzu manzaralı bir oda istermiydiniz?
    Would you prefer a non-smoking room? =Sigara içilmeyen bir oda ister miydiniz?
    I'd like a room at the front. =Ön tarafa bakan bir oda istiyorum.
    I'd like a room at the rear. =Arka tarafta bir oda istiyorum.
    I'd like a room with a view of the sea. =Deniz manzaralı bir oda istiyorum.
    I'd like a room for the week. =Haftalık bir oda istiyorum.
    I'd like a wake-up call, please. =Uyandırma servisi istiyorum.
    Where is the ice-machine? =Buz makinesi nerede?
    Do you have a pool? =Havuzunuz var mı?
    What are the rates? =Ücretler nasıl?
    Is there a restaurant? =Lokanta var mı?
    Are pets allowed? =Evcil hayvanlar kabul ediliyor mu?
    When's the check-out? =Odayı ne zaman boşaltırsınız?


    you should defend me - beni savunmalisin
    dont take sides - tarafff tutma!
    hows your studies - derslerin nasil
    can you be open with me - benimle acik ol
    i wana be open with you - seninle acik konusmak istiyorum
    dont need to say much - fazla soze ne gerek!
    im boared of this conversation - bu konudan sıkıldım
    im boared of this place - bu mekandan sıkıldım
    thats the last place to go to - o gidilecek en son yer
    im here to doss - gezmeye geldim buraya


    How Are you? = NasılSın?
    How's it going?= Nasıl Gidiyor?
    How is everything?= Ne var ne yok?
    How've you been?= Ne alemdesin?
    What's up?=Ne oluyor?
    What's new?= Ne haber?
    What have you been up to?= Neler yapıyorsun?
    How you been?=Vaziyetler Nasıl?
    How's tricks?=Vaziyetler Nasıl?
    Good Morning= Günaydın
    Morning= Günaydın
    How are you this bright morning?=Bu sabah nasılsın?
    Good Afternoon= Tünaydın
    Good evening?= iyi Akşamlar
    Evening = iyi Akşamlar
    I haven't seen you in years = Yıllardır seni görmüyorum
    Long time no see=Uzun zamandır görüşemiyoruz
    I Haven't seen you in an age = Coktandır seni görmüyorum
    I Haven't Seen you in a month of Sundays= Uzun zamandir seni göremiyorum
    What a surprise to meet you here=Seni burada görmek ne süpriz
    Fancy Meeting you here = Seni burda görecegime dünyada inanmazdım
    Imagine meeting you here= Seni burda görmek hayalimden gecmezdi
    What are you doing in this neck of the woods?=Senin bu semtte ne işin var?
    What have you been up to?= Ne haltlar karıştırıyorsun
    Shouldn't you be in Scholl?=Okulda olman gerekmezmi?
    Shouldn't you be in work?= işte olman gerekmezmi?
    You been keeping cool?= iyi misin?
    We Seem to keep running into each other=Galiba çok sık karşılaşıyoruz
    Haven't we met before?=dAha önce tanışmamış mıydık?
    We have to stop meeting like this= Bu şekilde buluşmaktan vazgecmeliyiz
    Didn't we meet at that party last week?=Geçen hafta partide tanışmamış mıydık?
    I'm sorry;I've forgetten you name= Özür dilerim.İsminizi unuttum
    I've been meaning to call you= Seni aramayı düşünüyordum
    Fine=iyiyim
    I'm Cool=canavar gibiyim
    Keeping cool=bomba gibiyim
    Fine and dandy= turp gibiyim
    Great=cok iyiyim
    Couldn't be better=bundan daha iyi olamam
    Happy as a clam=Çok mutluyum
    Okay=Fena degil
    I have nothing to complain about=Allaha Şükür bir yaramazlık yok
    Keeping busy= Meşgulum
    Keeping myself busy= Ugraşiyoruz işte
    Keeping out of trouble=Bir sıkıntım yok
    Been up to no good=Bir yaramazlık yok
    Been keeping my nose clean=Derdim tasam yok
    Getting by= Geçinip gidiyoruz
    Fair to middling= Orta şeker
    So-So= Şöyle böyle
    Plugging along=Uğraşıyoruz
    Could be worse=bunada şükür
    (Just)Muddling through=Sürünüyoruz
    Same as always= Hep Aynı
    Same as usual=Her zamanki gibi

    - YABANCI DİL NASIL ÖĞRENİLİR? -

    GEREKENLER

    - İyi bir grammar kitabı (Temel ders kitabı)

    - Çok çok iyi bir sözlük (eğer küçük sarı bir sözlüğünüz varsa atın gitsin)

    Biraz grammar öğrendikten sonra English-English kullanılması önerilir

    - Cümle kitabı (Değişik cümlelerle dolu konuşma kitabı)

    - Güncel ve kendi ilgi alanınıza uygun dergiler ve gazeteler(Abone

    olabilirsen daha iyi)

    - Okuma kitabı (Yine ilgi alanına uygun kitaplar(hikaye vs. türlerde)) (Zor

    kitaplardan başlarsanız daha iyi)

    - Walkman veya CD-Player

    - Kurs kasetleri/CD'leri (bunları piyasalardan bulabilirsiniz) (şive için)


    Alabileceğiniz kurs kaseti çeşitleri

    1. Yabacı dildeki cümlenin ardından bir defa kendi dilinde tercümesi gelen

    kasetler(Düz tek kayıt kasetler)

    2. Tek kayıt kasetlerine benzeyen fakat yabancı kelimenin bir defa yerine

    iki defa tekrarlanır.

    3. Pimslevl yöntemi: Bu programlı kaseti öğrendiğin kelimeleri sorularla

    yada farklı yollarla yerine oturmasını sağlar.

    4. Kültürel kasetler: Ana yemeğin yanında bu kasetler bir tür çeşni gibidir.

    Şiirler, hikayeler, şarkılar felan.

    - Boş kasetler: Kendi sesinizle cümle kurmak ve bunu tekrar dinlemek için

    kullanılır. Bu kendinizi geliştirmeniz açısından çok yararlıdır.

    - Kelime kartları: Kelimelerin yabancı ve kendi dilindeki anlamı vardır.

    Kelime ezberlemenin en iyi yöntemlerindendir. Diğer bir yöntem ise sesli ve

    görsel toollardır.

    Türkçe kelimeyi kartın üst kısmına yaz. Kağıdın arka alt kısmına da yabancı

    kelimeyi yaz. Şekle zamana şahsa yere göre manası değişen kelimelerin diğer

    anlamlarını da yaz. Bununla birlikte ne tür bir kelime olduğunu yaz

    (adverb,verb vs..) Bunun la birlikte kağıdı fazla karışık halde doldurmamaya

    çalışın.

    - Boş bilgi kartları: Genel olarak iki amaç ile kullanılır. Daha fazla amaç

    içinde kullanılır.

    Sıkıştığın yerde daha sonra öğrenmek için soru niteliğinde yazmak için ve ve

    bulduğumuz gördüğümüz kelimeleri, cümleleri veya kalıplaşmış idiom'ları

    yazmak için kullanılır.

    - Renkli işaretleme kalemi: Bilmediğimiz kelime yada cümlelerin üstünü

    renklendirmek, çizmek için kullanılır.



    ÖĞRENMEYE BAŞLANGIÇ

     

    İlk önce grammar kitabının ilk 5 ana konusunu iyi bir şekilde

    öğren ve sonra gazete ve dergilere geç. Anlamadığınız kelimeleri yazın.(boş

    bilgi kartlarına) Yada grammar sorununuz varsa aynı şekilde yazın. Daha

    sonra bunları çözmeye çalışın. Eğer grammar'da sıkışırsan grammar'in

    temeline veya bazen grammar'ı kullanma. Cümleyi, kelimelere bakarak anlamaya

    çalış. Cümleyi çöz. Kelimeler ipucudur cümleyi çözmek için. Eğer cümleyi

    çözemiyorsan komple bir kağıda yaz ve sonra bu cümle içinde geçen grammar

    olaylarına ve kelime anlamlarına bir yardımcı(öğretmen yada bir kitap

    olabilir) ile beraber bak. Grammar kitabındaki ilk beş konuyu

    öğrendiğinizden dolayı graamar sorun olabilir. Ama bu konuyu bir kenara

    bırak bunu düşünme. Grammar'ı nasıl olsa zaman içinde öğreneceksin.

    Eğlenmeye bak İngilizce ile. Bu yazdığın kelimler(bilgi kartları) hem

    grammar konusunda bir fikir sahibi yapacak hem de kelime ezberlemene

    yardımcı olacak. Gazete ve dergi gerçek dünya olduğu için kelime ezberlemesi

    daha kolay olur. Belki grammar kitabında bunu çoğu zaman görürsün ama

    kavraman zor olur. Ancak gazete ve dergide daha kolay öğrenirsin. Eğer

    gazete veya dergideki konu ilginizi çekmiyorsa yinede ilerleyin. Unutma bir

    kelime sizin her şeyiniz olabilir. Tüm bunların sonucunda elinizde bir sürü

    bilgi kartı olacaktır. Günden güne düzenli bir şekilde birkaçını yanında

    taşı. Bunlara devam ederken cümle kitabınızı açın ve özellikle

    transkripsiyon(telaffuz ve okunuş) kurallarını çok iyi öğrenin. İngilizce'ye

    alışkanlık kazanmaya başladığınızda buna ihtiyaç duymayacaksınız. Fakat

    başlangıçta buna çalışın ve bilin ki standart bir transkripsiyon sistemi

    yok. Bunun için uluslar arası fonetik alfabe kullanılabilir. Bu aşamada

    genel manada "nasılsın iyi misin adın ne" gibi kalıpları öğrenin. Bunların

    teşvik edici bir özelliği vardır ve basittirler.

    Eğer bir yabancı ile konuşuyor ve bir şey anlamıyorsan

    hecelemesini veya tekrarlamasını veyahut da yazmasını isteyin. Eğer bir

    süreden sonra akıcı birkaç cümle kurmayı başarırsanız grammar kitabını ve

    dergi/gazeteyi unutmayın sakına. Çalışmaya son sürat devam edin.

    Sahneye kasetleri çıkarın. Bunları öğrenmeye çalıştığınız

    İngilizcinin cümlelerinin doğru bir aksanla öğretilmesine yardımcı olur.

    Her çeşit konudaki kasetlerden alabilirsiniz. Ama aynı anda beraberinde

    kitabı da olan kasetleri alın. Dinlerken kitaptan takip etmek daha iyi

    anlamanızı sağlar. Bu kasetleri peş peşe tekrar dinleyin. Bu arada tekrar

    grammar da bir yerde takılırsan orayı atla ve geç yoluna devam et onun

    canını sıkmana izin verme. Sonra oraya tekrar dönersin. Her boş anında bilgi

    kağıtlarına, grammara çalış gazete kitap dergi oku İngilizce ve İngilizce

    altyazılı film izle. Yanında mutlaka İngilizce ile ilgili bir şeyler taşı.

    Bu herhangi bir şey olabilir. Bilgi kağıtları ile çalışırken ilk önce Türkçe

    manasına baktığın kelimeye tekrar rast geldiğinde onu anımsamaya çalış. Ona

    meyden oku. Anımsayamadığında korkma çaba harca.. Bu çok iyi sistemdir.

    Hem okuyabileceğiniz hem dinleyebileceğiniz kafanızın iyi

    olduğu anlarda okumayı seçin. Dinlemeyi ise yalnızca dinleyebileceğiniz

    anlara saklayın. Devamlı kaset dinleyin, koşarken kalktığınızda kahvaltı

    yaparken otobüstü. Bu başlı başına bir dil kursudur anacak kendini çok iyi

    vermen lazım.

    Konuş. Öne çık ve konuş öğrendiğin tüm kelimeleri cümle içinde

    kur. Konuşurken yazmayı dene.Yazmak çok iyi bir pratik olabilir. Bol bol

    yazın. Mektup yazın. Konsolosluğa yazın (çok çekici bir ülkeyi temsil

    ettiğiniz için size teşekkür ederim diye) yayın evlerine yazın. Mailleşin

    chat yapın. Tüm imkanları kullanın. Kendi kendinizin dublajını yapın kendi

    kendinize konuşun. Eğer bir yabancı ile konuşuyorsan mutlaka her anını çok

    iyi kullan onun canını sıkmadan devamlı sorular sorun. Bilin ki bir dili en

    iyi kültürü ile öğrenirsin. Ayrıca dilin dile değmesi ile İngilizce

    öğrenmenin faydası da büyüktür. Esmerler tercihiniz olsun J

     

    Bu arada bazı günler gelir bir selam bile veremezsin öğrendiğin dil ile ama

    bazı günler kendini aştığını görürsün. İyi günlerde kötü günlerde daha iyi

    olacak çalışmayı bırakma.

     

    HARRY LORAYNE'NIN SİHİRLİ HAFIZA SİSTEMİ

     

    Eski yöntem: Kelimeleri tekrarlayıp durmaktır. Sihirli

    yöntemi aşağıda bulabilirsiniz.

    Yeni sistem: Bu sistemde hatırlatıcı ipuçları ile ilişkiler

    kurulur ve bir sistem oluşturulur. Bu sisteme göre ezberlemeye çalıştığın

    kelimenin de bulunduğu ilginç bir cümle kurman gerekiyor. Bu cümle kendi

    ilgi alanının bir enteresanlıkta kurulursa daha faydalı olur. Cümle içinde

    ezberleyeceğiniz kelimenin ingilizcesi(okunuş hali) ve türkçesinin olması

    gerek.

    Örnek olarak:

    Aldatmaca İngilizcede cheat anlamındadır ve çit diye

    okunur. Bunu bir cümle içinde toparlayalım.

    Bu gördüğün şey koyunların kaçmasını önlemek için bir

    çeşit aldatmaca çit.

    Bu gibi bağlantılar kurmalısın. (daha ilgi çekici ve uzun hikayeler daha çok

    işe yarar) Bir kelime için bu kadar şeyi kafamı neden dol dirim diye

    düşünmeyin. Bu hikayeler yavaşça kafandan silinir fakat kelimeler aklında

    kalır.

    Tüm kelimeler bu sisteme yüzde yüz uymayabilir. Bunun

    için yaklaşık tahmin sistemi vardır.

    Yaklaşık tahmin sistemi:

    Örnek olarak:

    Öfke için ingilizcede Anger kullanılır ve engı diye

    okunur. Bunu bir cümle içerisinde toplayalım.

    Arkadaşınızla sinemaya gittiğinizi düşünün ve bir

    sebeple öfkelendiğinizi düşünün. Cümle şu: O kadar öfkelenmişti ki filmin

    en-gırgır sahnelerinde bile gülmedi.

    İngilizce kelimelerin %90'a yakını bu tip hikayelerle bağlantı kurabiliyor

    fakat bu sisteme uymayan kelimelerde var. Bunları eski yöntemle yani tekrar

    yöntemi ile öğrenmelisin.

    Son olarak bu ilişki cümlelerini çok ilginç şeylerden

    seç. Bildiğiniz yaşadığınız göz önüne getirebildiğiniz yerlerle ilgili

    şeyler mutlaka cümle içinde olsun.

     

     

     

    Kısa kültürel not ve öğütler:

    - Sarışın için: Norveç, isveç, fince, felemenkçe, almanca, macarca

    - Esmer için: ispanyolca, fransızca, portekizce, italyanca, sırp-hırvatca,

    yunanca, türkçe, ibranice, arapça.

     

    - ingilizce, çince, japonca, endonozyaca, macarca ve fincede ismin cinsi

    halleri yoktur.

     

    - italyanca latincenin soft versiyonudur.

    - Macarca öğrenilmesi en zor dildir.

     

    - Dilin mi kültürü yoksa kültürün mü dili olduğu bilinmez.

    - Her dilde fiil çekimlerine büyük bir önem vermelisin.

    - Argo kelimelerden yeteri kadar alırsan o sana yeter. Diğerlerini unut.

    - Bir kısa fıkra: iki fare umutsuzca kapana kısılmıştır. Aç bir kedi onları

    yemek üzeredir fakat farelerin kaçacak bir yeri yoktur.Sonunda farelerden

    biri patilerini kaldırarak wikwikler. Kedi kaçmaya başlar. İşte ikinci bir

    dilin faydası.

    - The language Club Adresi: Burası bedava ders veriyor

    The language Club P.O.Box 121 New York NY10108 Tel (1) (212) 787 21 10

    - En çok konuşulan dil çince'dir.

     

     

     

    DİL AİLELERİNİ TANIMAK

    - Tüm sılav dilleri birbirine benzer. Sırp hırvat dili ile bulgarca üst üste

    oturmuşlardır. Birini öğrenince diğerini %70 öğrenmiş olursun. Rusça,

    polonyaca, ukranyaca, çekçe, slovakyaca, slovence, mekodonyaca hep birbirine

    benzer.

     

    - İspanyolca öğrendiğinde italyancayı öğrenmiş sayılırsın.

     

    - Portekizce ve hatta fıranszıca, romen dillerine pek uzak değildir. Diğer

    romen dillerini öğrenmenize yardımcı olur.

     

    - Hindistan ve pakistanın temel dilleri olan hintçe ve ürdüce dilleri hemen

    hemen aynı şekilde konuşulan dillerdir.

     

    - Flemenkçe ise tam olarak ingilizce ve almanca arasında dır. Flemenkçe

    fransızca ile birlikte belçikanın iki temel dilinden biridir. Flemenkçe aynı

    zamanda ingilizce ile birlikte güney afrikanın iki temel dilinden bir

    tanesidir. Holanda tarafında yönetilen endonazyada flemenkçe konuşan çok

    kişi vardır.

     

    Not: Öğrenmeye çalıştığın dilin dahil olduğu dil aile gurubunu çok iyi

    araştır.

     

     

    DİLBİLGİSİ

     

    İSİM

     

    İsim, bir kişi, mekan(yer) yada bir nesnedir. Buz kitlesi, gazoz kapağı yada

    kaynana gibi kavranabilir, somut bir şey yada kavramalr ve duygular gibi

    soyut birşeydir.

     

    ZAMİR

    Sözlükler bizlere zamirlerin, isimlerin yerini alan kelimeler olduklarını

    söylerler. Eğer bu ifade aklınızı karıştırdı ise bunu unutun ve hemen

    zamirlere bir göz atalım. Türkçede zamirler şunlardır; Ben, sen, o, biz,

    siz, onlar, bizim, sizin, onların, benimki, seninki, onunki.

    Ek olarak soru sormak için soru zamirleri vardır; Kim, kimin, ne, hangisi

    vs...

    Ayrıca kullandığımız isimleri tanımlamak için nispi zamirler vardır. Olan,

    yapan, eden gibi.

    Bu evin sahibi kimdir cümlesinde kimdir zamir soru şeklinde

    kullanılmaktadır.

     

    FİİL

     

    Fiil bir eylem kelimesidir; yapmak, gitmek, istemek, düşünmek gibi. Yani

    fiil, varlıkların yaptıkları işleri zamana, biçime ve kişiye bağlayarak

    anlatan kelimelerdir. Kısacası, sonuna

    -mak, -mek gibi mastar ekleri almış olan her kelime bir fiildir.

    Türkçe sondan ek alan bir dil olduğu için fiil gövdesi zamanlara ve

    şahıslara göre değişiklik göstermemekle birlikte aldığı son ekler değişir.

    Örneğin, koş-mak, fiili zamanalra göre çekildiğinde şu hali alır. Koşmuştum,

    koştum, koşuyorum, koşacağım, koşmuş olacağım gibi.

     

    MASTAR

    Mastarlar, fiil köklerinin ya da gövdelerinin yani eylem anlatan

    bölümlerinin -mek, -mak eki almış halidir. Gitmek, gelmek, bakmak gibi

    Yani git fiilinin mastar hali gitmektir. Ancak mastar hali size kimin

    gittiğini yada ne zaman gittiğini söylemez. Mastar orada başlı başına

    kendini bir zamana yada şahsa bağlamanızı bekleyerek durur. Yukarıdaki

    olasılıkların (zaman ve şahıs) birini ya da tümünü açıklamaya hazırdır.

    Yalın mastarlar değiştiklerinde kişi, sayı ve zaman içerir hale gelirler.

     

    Şahıs:

     

    Ben: birinci tekil şahıs. Sen: İkinci tekil şahıs O: üçüncü tekil

    şahıs

     

    Biz: birinci çoğul şahıs siz: ikinci çoğul şahıs onlar: üçüncü

    çoğul şahıs

     

    Sayı:

     

    İsimler çoğu dilde varlıkların sayılarına göre ikiye ayrılırlar. Tekil ve

    çoğul (Rusçada ve diğer slav dillerde üçüncü bir hal daha vardır. Tekil,

    çoğul ve gerçek çoğul) Tekil isim, ismin bir tek varlığı gösterdiği halidir.

    Televizyon, ekmek, ağaç, sevgi gibi. Çoğul isim ise ismin birden fazla

    varlığı ve kavram anlattığı halidir. Televizyonlar, ekmekler, ağaçlar,

    sevgiler.



    ZAMANLAR

    Dilbilgisine göre zaman bir eylemin yapıldığını yapılmakta olduğunu yada

    yapılacağını haber veren soyut bir süre kavramıdır.

    Türk dilinde 3 temel zaman vardır. Şimdiki zaman, geçmiş zaman, gelecek

    zaman.

     

    * dili geçmiş zaman: konuşma anından önce yapıldığını bildirir. (okullar

    kapandı)

     

    * Mişli geçmiş zaman: Eylemin konuşma anında önce yapıldığını ama, anlatan

    kişinin eylemin yapılıp bittiğini kesin olarak kendisinin bilmediğini ya

    başkasından duyduğunu ya da sonradan fark ettiğini açıklar. Ahmet almanyadan

    dönmüş. Tüh ceketimin düğmesi kopmuş.

     

     

    * Şimdiki zaman: Eylemin konuşma anında yapılmakta olduğunu ya da yapılmaya

    başlanacağını açıklar. Yazıyorum

     

    * Gelecek zaman: Eylemin konuşma anından sonra yapılacağını, gelecekteki

    belli bir zaman diliminde belli bir eylemin yapılması niyetini gösterir.

    Televizyon seyredeceğim. Bir gün doktor olacağım.

     

    * Geniş Zaman: Belli bir eylemi konuşma anında önce başladığını, konuşma

    anında devam ettiğini ve devam edeceğini belirtir. Gider, gelir, sigara

    içer.

     

     

    İSİM HALLERİ

    Tıpkı buzun, suyun ve buharın aynı şeyin farklı biçimleri olması gibi ben,

    beni, bende, benden kelimeleri de aynı kelimenin farklı biçimleridir.

    Bunların içinden ihtiyaç duyduğumuz isim halini kullanırız. Gelin hep

    birlikte, isim halleri isteğinize zarar vermeden biz onun gizemini ortadan

    kaldıralım.

    İsim halleri pek çok insanı dil öğrenmekten caydırır. Latince öğreninrken

    karşı karşıya kaldığımız altı isim hali ve çekimleri ile ilgili

    sorunlarınızı anımsıyor olabilirsiniz. Rusçada da altı isim hali vardır.

    Sırpça- Hırvat dillerinde ise yedi isim hali vardır. Bazı dillerde ise çok

    daha fazla sayıda isim hali bulunur.

    Haydi ev kelimesi ile oynayalım. Ev geniştir. Evi görüyorum. Eve gidelim.

    Evde bekliyorum. Evden geliyorum. Bütün bu cümlelerde ev kelimesi türkçede

    allahtan aynı kalmaktadır.

    Türkçede isimlerin cümle içindeki görevlerine ya da fiille olan ilgilerine

    göre beş hali vardır.

    Aşağıda bunlara örnek verilmiştir.

    - Yalın hali (nominatif): İsmin normal durumudur. Bir isim çoğul eki yada

    iyelik eki almış olsa da yinede yalın durumdadır. Ev, evler, evim

    - İsmin -i hali (Accusatif): İsmin -i hali, isme bir belirlilik kazandırır,

    ismi kendinden sonraki fiile bağlar ve o fiilin etkisi altında bulunduğunu

    gösterir. Kağıdı, evi, gözlüğü.

    - İsmin -e hali (Datif): İsmi fiile bağlar ve kendine doğru yaklaştığını,

    yöneldiğini belirtir. Eve, kağıda, gözlüğe.

    - İsmin -de hali (locatif): İsmi fiile bağlar ve fiilin kendi içinde,

    üstünde, üzerinde oluştuğunu belirtir. Evde, kağıtta, gözlükte.

    - İsmin -den hali (ablatif): İsmi fiile bağlar ve fiilin kendinde

    uzaklaştığım ayrıldığım yerdir. Evden, kağıttan, gözlükten.

     

     

    SIFATLAR

    Sıfatlar, isimleri açıklayan kelimelerdir. Yeşil kalem kelimesinde yeşil

    kelimesi kalem kelimesini açıklayan sıfattır.

    Sıfatlar konusunda biraz telaşa kapılacaksınız.. Çünkü birçok dilde

    sıfatlar, açıkladıkları isimlerin hallerine uymak zorundadır. Bu dillerde

    sıfatlar sayılar, cinsler ve isimlere uymak zorundadırlar.

     

    ZARFLAR

    Zarflar fiilleri açıklar. Bize fiilleri nasıl olduğunu söylerler. Dilin

    basit kısımlarını kolayca öğrendi. Burada kolayca kelimesi zarftır. Yani

    kolayca kelimeyi bize dilin basit kısımlarında nasıl ustalaştığını söyle.

     

    EDATLAR

    Edatlar, kendi başlarına bir anlam taşımazlar ama anlamlı kelimeler, kelime

    öbeklerine ulandıklarında yada bir cümleye girdiklerinde çeşitli anlam

    ilişkileri kurar ve böylece kendi anlamları da hissettirir. Bunlar

    genellikle ile, için, acaba, kadar gibi kısa kelimelerdir.

     

    ETKEN

    Eğer özne fiilin eylemini yapıyorsa fiil etken haldedir. Ali topa vuruyor.

    Vuruyor fiili etken haldedir. Çünkü özne ali vurma eylemini yapmaktadır.

     

    EDİLGEN

    Eğer özne fiilin eylemine maruz kalıyorsa o zaman fiil edilgen haldedir.

    Topa ali tarafından vuruluyor cümlesinde özne (top) herhangi bir vurma

    eylemi yapmamaktadır. Bunun yerine kendine vurulmaktadır. Bu nedenle vurma

    eyleminin edilgen halde olduğunu söyleriz. Çünkü özne fiilin eylemini

    gerçekleştirmemekle bu eyleme maruz kalmaktadır.

     

    EMİR KİPİ

    Emir kipi fiilin emir halidir. Gitmak fiilinin emir hali git'tir.

     

    NİSBET

    Sıfatlar ve zarflar nisbi olarak artan ve azalan derecelere sahiptir.

    İyi, daha iyi, en iyi kelimeleri aynı kelimenin farklı derecelerini

    gösterirler. Bu dereceler Türkçe'de yalın daha en kelimeleriyle belirtilir.

     

    SAYMA SAYILARI VE SIRA SAYILARI

    Sayma sayıları bir, iki, üç vs. dir. Sıra sayıları ise birinci, ikinci,

    üçüncü vs. dir

     

    DEYİMLER

    Deyimler anlam vermeyen, ama kendilerine özgü belli anlamları olan

    ifadelerdir. Deyimler belli bir anlama sahiptir ama deyimleri oluşturan

    unsurların belli bir anlamı yoktur. Bir dildeki deyim genellikle kelimesi

    kelimesine bir başka dile çevrilemezler ama her dilde aynı anlamda deyimler

    bulunur. Öğrenmek için deyimler kitabı almalısın.

     

     

    EN ÇOK KULLANILAN DİLLER SIRALAMASI

     

    Arabic

    197 milyon kişi

    Bengal(Bengal, india, bengladesh) 184 milyon kişi

    Yue(China, Hong Kong) 63 milyon

    kişi

    English

    443 milyon kişi

    French(Switzerland) 121

    milyon kişi

     

    German(Germany, Austria, switzerland) 118 milyon kişi

    Hindih

    352 milyon kişi

    Japenese(Japan) 125

    milyon kişi

    itilain(italy)

    63 milyon kişi

    Javanese(Java, indonesia) 58

    milyon kişi

    Korean(China, Japan, Korea) 71 milyon

    kişi

    Malay(indonesian) 142

    milyon kişi

    Mandarin(China, Taiwan, Singapore) 864 milyon kişi

    Min(SE China, Taiwan, Malaysia) 48 milyon kişi

    Polish(poland)

    43 milyon kişi

    Portuquese(portugal, brazil) 173

    milyon kişi

     

    Punjabil(Punjab, pakistan, NW india) 84 milyon kişi

    Russian(USSR) 293

    milyon kişi

    Spanish(spain central and south american, caribben) 341 milyon kişi

    Taml(Taml nadu, india, srilanka) 65 milyon

    kişi

    Thai(Thailand)

    48 milyon kişi

    Turkish(Turkey) 72

    milyon kişi

    Ukranian(USSR, Polen) 45

    milyon kişi

    Urdu(pakistan, india) 92

    milyon kişi

    Vietnames(Vietnam) 57

    milyon kişi

    W(Shangai ve yakınları, chine) 62 milyon

    kişi

     

    Not: Bu tabloda görülenlerden en önemli diller japonca, çince, ingilizce,

    rusça ve arapça'dır.

     

     

    ÖNEMLİ BAZI DİLLERİN KISA TANIMLARI

    Fransızca

    Normalde bu dil öğrenmek için zaman harcayacak kadar önemli bir

    değildir.(ilerisine bir bakarsak) Grameri oldukça basittir ancak aksanı çok

    zordur. İsim halleri yok ama fiil çekimleri var ve sıfatlar isimlere göre

    biçim alırlar. Şart kipi vardır ve bunların iyi öğrenilmesi lazım.

     

    İspanyolca

    Amerikalılar için ikinci ana dildir. Fransızcadaki gibi kelimenin son birkaç

    harfini okumamak gibi bir sorun yok. Fransızcadan daha kolay telaffuzu var.

    İspanyolcanın grameri(diğer tüm romen dilleri gibi) fransızcaya benzer ve

    şart kipleri sizi bekler. Bu dili öğrenen Portekizce'yi de öğrenmiş olur.

     

    Portekizce

    En çok konuşulan 9.dildir. Portekizcenin genizden gelen tonlaması

    fransızcaya göre daha kolaydır. Grameri ise yanlızca ispanyolcadan birazcık

    daha zordur.

     

    Almanca

    Almancanın sonu gelmeyen bağlı cümleciklerine takılıp kalsanızda aslında zor

    bir dil değildir. Almancada üç isim cinsi ve dort isim hali vardır ve

    hepside basittir. İsmin yalnızca bir halinde düzensiz değişim vardır. Diğer

    durumlarda harfi tarifler(artı çekimler) sıfatlar ve diğer niteleyicilerle

    düzenlenebilir. Almanca bilim, felsefe, opera ve uluslararası ticaret için

    öğrenilmesi gereken bir öenmli dildir.

     

    İtalyanca

    italyanca latincenin kolaylaştırılmış halidir. Bu dilde üç çeşit sıfat

    vardır. İsim halleri kaldırılmıştır. Telefuzu çok berraktır. Harflerin

    sesleri yöneten düzenli kurallarını öğrendikten sonra italyanca bir gazeteyi

    kolayc okuyabilirsiniz. İmla tuzakları yoktur. Eğer öğrenmek istiyorsan bu

    dili yerlileri sana sıcak yaklaşır ve yardım ederler.Espresso ikram ederler.

     

    Flemenkçe

    Belçikalı, hollandalı, endonezyalı ve beyaz güney afrikalının dilidir.

    Almancadan daha kolaydır. İki isim cinsi bulunur ve bundan garip bir şekilde

    dişi ve eril değil genel ve cinssiz(nötr)'dür. Fiilleri sonu almanca da

    olduğu kadar çok değişmez ve cümle düzeni almancadan çok ingilizceye benzer.

    Alay geçilecek derecede çok garip bir gırtlak yapısı vardır. Sanki patlak

    egszo borusu gibi ses çıkartıyorsunuz. Flemenkçe öğrendiğinizde, almancanın

    40% ını cepte bil.

     

    Rusça

    En fazla Konuşulan 4.dil rusça'dır. Rusçayı doğru konuşmayı öğrenmek çok

    zordur. Alfabesi 20 dakika'da öğrenilebilir. Üç isim cinsi farklı şekillerde

    sınıflandırılmış isim grupları ile birlikte altı isim hali tıpkı bir sıfat

    gibi kullanılan geçmiş zaman ve yalnızca isim, sayı ve zaman değil, aynı

    zamanda da kavram olarak adlandırılan bir şey içeren fiiller gibi gerçek

    zorluklarla yüzyüze kalırsın. Rusça kadirşinaz bir dildir. Bunu anadil

    olarak konuşanlar duyarsa sizin konuştuğunuzu sevinirler. Rusçayı öğrenirsen

    bir düzüne slav dilide öğrenmiş olursun.

     

     

    Çince

    Yaşam boyu ilgilenmeniz gereken bir uğraştır. Çince biraz daha fazla

    çalışabilmeniz için sabahın erken saatinde yatağınızdan sizi kaldırır.

    Bunlarla birlikte çok çok fazla insanda çince konuşur. Birinci dil. Mandarin

    diyalektini öğrenmek gerekir. Konuşma dili son derece kolaydır. Cince de

    gramer olarak hiçbir şey yoktur. Fiiller, isimler ve sıfatlar hiçbir nedenle

    değişen son ekler almazlar. Cince de her bir soru için farklı evet hayır

    kelimesinin olduğu doğrudur. Öğrenimi kolaydır.

    Sorular:

    Oynayacak, oynamayacakmısın, evet oynicam, hayır oynamicam. (Bu tip

    sorular)

    Çincede alfabe yok. İdeogram vardır. Her bir ideogramın yada yazı

    karekterini kendine özgü ayrı bir anlamı var. Ezberlemek gerek. Seksen bin

    felan karakter var. Ama 6 bin kadarını öğrendikten sonra gazete

    okuyabilirsin. Bu kaarkterler 214 radikal parçaya ayrılır. Buda ezber için

    çok iyi. Çince karekterlerin tümü tek hecelidir. Çincede bu yüzden tonlama

    aracılığı ile farklı kelimeler ulaşışır. Her bir cince kelimenin tıpki bir

    muzik notası gibi ayrı bir tonlaması var. Mandarınde 4 tonlama kantanda 9

    tonlama var. Karekterler çin'in ruhunu gösterir. Mesela huzur için

    kullanılan karekterde çatı altındaki bir kadın görünür. Bu yöntemle kolayca

    öğrenebilirsin.

     

     

    Japonca

    Japonca'da çince konuşmak kadar kolay yazı dili ise zordur. Yazı ve

    konuşmayı birlikte öğrenmelisin. Japonca çinceden alınmış birkaç bin

    karekter vardır. Japoncadea endişe etmenize neden oalcak herhangi bir

    tonlama yoktur ve japonca dilbilgisi isim, sıfat, fiil değişimlerinden çok

    belli söyleyiş biçimleri üzerinde dururn. Japoncada çincede olmayan bir

    berraklık vardır. Ticari avantajları vardır.

     

    Arapça

    Zor anlaşılır. Gırtlaktan telafuz edilir. Sağdan sola yazılır. Her harf,

    kelimenin başında ortasında ve sonunda oluşuna göre farlı bir şekilde

    yazılır.

     

    İbranice

    Zor dillerden biridir. İsrailde ve batıdaki küçük musevi yerlerinde

    kullanılır. Eğer yahudi değilseniz museviler bu dili öğreniyon diye taktir

    etmez seni. İbranice alfabesini öğrendiğinizde eski nazi dilindeki aynı

    alfabeyi öğrenmiş oluruz.

     

    Yunanca

    Orta derecede zordur. Her fiilin iki şekli vardır ve fiiller kişilere

    sayıalra ve zamanlara göre değişir. Sıfatlar isimlerin cinsi ve sayısıyla

    uyumludur.

     

    İsveççe, Danimarkaca, Norveççe

    iskandinav dilleridir. Önce norvecciyi öğrenmelisin. Danimarkalı norveçli

    ile anlaşabilir fakat isveçli ile anlaşamaz. İsveçli norveçli ile kolayca

    anlaşılır. Bu dillerde fiiller insanlara sayıalra göre değişmez. Zamanlarda

    ise küçük bir değişikliğe uğrar. İsmin iki cinsi vardır. Genel ve cinssiz.

    İskandinavyıllar bu dünyada kendi dillerini öğrenenlere karşı en fazla

    minnattarlık duyan kişilerdir.

     

    Lehç, Hırvatça, Çekce, Slovakya, Slovenya

    Bu batı slav dilleri roma alfabesini kullanılır. Doğu slav dillerinde ise

    kril (eski slav alfabesi) kullanılır. Slav dillerinin tüm hepsi karmaşık

    dilbilgisine sahiptir. 7 isim hali vardır. Rusça öğrenmenizi kolaylaştırır.

    Yada tam tersi.

     

    Endonezca

    Bu müslümanların konuştuğu en büyük dildir. En kolay dillerdendir. Paşar

    malay dili denilir. Önekler ve sönekelr, düzenli isimlere donüşen fiillerin

    ek anlamlar vardır ama kişiye, isme, zamana, kavrama ayda herhangi birşeye

    göre hiçbir çekim bulunmaz. Roma alfabesi kullanılır. Son derece telafuzu

    kolaydır. Daha önceden başka bir dil çalıştıysanız ne kadar kolay

    anladığınıza şaşıracaksınız. Endonezca, mekonya ve singapurluların dili ile

    benzer ve filipinlilerin temel dili olan tagalogu öğrenmek için iyi bir

    başlangıç sayılır.

     

    Hinduca ve ürdüce

    Hindistanlı ve pakistanda konuşulur. İki dil çok benzer. Dünyada en fazla

    kullanılan ikinci dil.

     

    Macarca, Fince, Estonca

    Çok zor bir dildir. Kelimenin vurgusu ilk hecededir. (fince)Herbir kelime bu

    dillere kaldırım taşlarının parçalayan darbeli çekicin sesine benzer bir ses

    kazandırırlar. Onbeş tekil isim hali onaltı çoğul isim hali vardır. Diğer

    ikisinde daha da fazladır.

     

    Savahilice

    Afrikanın güney kısmında küçük bölgelerde konuşulan dilleride kolayca

    konuşursun. Roma alfabesi kullanılır. Gramer son derece düzenli ve mantıklı.

    « Önceki Sayfa -- ANASAYFA -- Sonraki Sayfa »

    WordTest.com - Kelime Öğrenmenin En Hızlı Yolu

    İNGİLİZCE DERS ARAMA

    İNGİLİZCE CHAT

    İngilizce Chat Odaları

    POPÜLER DERSLER

    İLGİLİ DERSLER

    BİZİ TAKİP EDİN

    Ücretsiz İngilizce Ders Aboneliği

    Sitemize Eklenen İngilizce Derslerin, Kaynakların Email Adresinize Gelmesini İstiyorsanız Mail Listemize Katılın:

    Delivered by FeedBurner

    DOST SİTELER

    www.AdemCelayir.com

    Blogcu.com uyarlama Şablonmix

    Sites for Teachers Top ESL Sites Eğitim ve Ögretim Add to Technorati Favorites
    İngilizcede cümle yapısı, ingilizce cümle kurma, ingilizce cümle kalıpları, ingilizcede cümle nasıl kurulur, ingilizcede cümle kuruluşu, ingilizcede cümleler, ingilizcede cümle yapısı, ingilizce cümlede kelime sırası, sentense sturcture
    ROSETTA STONE Version 3, rosetta stone english, turkish, german, spanish, japanese, ROSETTA STONE MULTILANGUAGE, NASA Onaylı, Dünyanın En İyi Dil Öğrenme Programı: Rosetta Stone
    İngilizce Türkçe Hikaye, İngilizce Öyküler, İngilizce kısa hikaye, ingilizce hikaye özeti, English Short Stories, basit ingilizce hikaye, ingilizce fıkra, ingilizce kitaplar, ingilizce hikaye