Zamanlar) LESSON 1

A) Simple: Do + V1

1.) Past (-di)
2.) Present (-ir)
3.) Future (-ecek)

B) Continuous: (-yor) Be + V1......ing

1.) Past (-yordu)
2.) Present (-yor)
3.) Future (-yor olacak)

C) Perfect: (-miş) Have + V3

1.) Past (-mişti)
2.) Present (-miş)
3.) Future (-miş olacak)

D) Perfect Continuous: (-mekte) Have Been + V1......ing

1.)Past (-mekteydi)
2.)Present (-mekte)
3.)Future (-mekte olacak)

To speak: Konuşmak

***Not: Bir fiilin mastarsız haline (to’suz) o fiilin birinci hali denir.

D) Perfect Continuous: (-mekte) Have Been + V1......ing


1.) The Present Perfect Continuous Tense: I have been speaking. (Konuşmaktayım)0,

2.) The Past Perfect Continuous Tense: I had been speaking. (Konuşmaktaydım)

3.) The Future Perfect Continuous Tense: I will have been speaking (Konuşmakta olacağım)
Not: İngilizcede, zaman ne olursa olsun bir cümlede yapılacak değişikliklerin hepsi
yardımcı fiil üzerinde yapılır.
Not: Formal yazışmalarda kesinlikle kısaltmalar yapılmaz.
Not: İngilizcede bir olayın basit olması demek, continuous olmaması demektir.
Not: Bir olayın perfect olması demek iki olaydan öncekini vurgulamak demektir. Tek başına bir perfect olaya nadiren rastlanır.
C) Perfect: (-miş) Have + V3


1.) The Present Perfect Tense: I have spoken. (Konuşmuşum)

2.) The Past Perfect Tense: I had spoken. (Konuşmuştum)

3.) The Future Perfect Tense: I will have spoken. (Konuşmuş olacağım)

B) Continuous: (-yor) Be + V1......ing


1.) The Present Continuous Tense: I am speaking. (Konuşuyorum)

2.) The Past Continuous Tense: I was speaking. (Konuşuyordum)

3.) The Future Continuous Tense: I will be speaking. (Konuşuyor olacağım)

V1 V2 V3
Be: am, is, are.......was, were...........been

Not: Her zamanda üç yapıyı bir arada gösterip üzerinde farklılığı görmek daha öğreticidir.
Continuous:Devamlı, devam eden.
Progressive:Kademe kademe gelişen.
Present:Şu an, hediye.
Not: Devamlı zamanları continuous ile ifade etmek daha uygundur. Con tinuous’ları anlatırken “Be” fiilleri ve bunların hallerinden bahsetmek verimliliği arttırır.
Not: Bir cümlenin zamanını öğrenebilmek için ilk önce yardımcı fiillere bakılır. Bu bize, bu cümlenin 4’lü gruptan hangisine gideceğimizi gösterir.

The student has been waiting for us.
My father will be repairing his car.
He had seen us.
We will have completed the study.
Not: Perfect’li cümleler tek başlarına bir yargı ile kullanılmaz. Daha iyi anlaşılsın diyebu cümleler verildi. Normalde bu cümleler ingilizcede yoktur veya eksiktir.


A) Simple: Do + V1


1.) The Simple Present Tense: (Geniş zaman) Ali speaks.(Ali konuşur)

2.) The Simple Past Tense: (Dili geçmiş zaman) Ali spoke.(Ali konuştu)

3.) The Future Tense: (Gelecek zaman) Ali will speak. (Ali konuşacak)
İngilizler dilde kısaltmayı çok severler. İngilizcede temel zamanları 4 gruba ayırarak inceledik. Simple dışındaki gruplarda yardımcı fiillerle zamanları çekiyor ve yardımcı fiillere bakarak cümlenin hangi zamanla kurulduğunu öğreniyoruz. Örneğin “have” varsa perfect, “be” varsa continuous’tur diyoruz. Bu yüzden İngilizler, simple dışındaki üç grupta kısaltma yapamamışlardır.

I do speak. (Konuşurum)
You do speak
He does speak
We do speak
You do speak
They do speak

Simple zamanlarda yardımcı fiil olmadan da hangi zaman olduğunu anlayabiliriz. Cümleye bakarak “have” yok, perfect değil; “be” yok continuous değil, o zaman simple’dır diye kolaylıkla söyleyebiliriz. Bu yüzden İngilizler Simple grupta kısaltma yapmışlardır.

Simple Gruptaki Kısaltmalardan Doğan Zorluklar

Bir fiilin isim hali ile birinci hali aynıdır. Simple Tense’lerde bu durum karışıklığa yol açmaktadır.
· To decrease: Azalmak (verb) To book: Rezerve yapmak (verb)
· The decrease: Azalış (noun) The book: Kitap (noun)

Bu zorluğu gidermek için simple cümlelerde üçüncü tekil şahıslarda temel fiile “s” takısı getirilir. Bu durum isimlerin tekil-çoğulu ile ters ilişkilidir. ”s” takısı kelimenin isim değil; fiil olduğunu gösterir.

This decrease: This tekildir. Decrease’de “s” takısı yok. O zaman bu isimdir diyoruz. (Bu azalış)

This decreases: This tekildir. Decrease’de “s” takısı vardır. O zaman bu fiildir diyoruz. (Bu azalma)

O halde şimdi simple zamanlara gidebiliriz.

1 .) The Simple Present Tense: (Geniş zaman): Ali speaks. (Ali konuşur)


Not: Simple present’te “do” kısaltılır. Eğer düz olumlu cümlede “do” varsa, bu vurgu için kullanılır.

I do believe. (Tabi ki inanıyorum)

2.) The Simple Past Tense (Dili geçmiş zaman)


I did speak. (konuştum)

Did, do’nun ikinci halidir. Simple past tenste yardımcı fiil kısaltılınca, kendisine uygulanan ikinci hale getirme temel fiile uygulanır. Yani temel fiil ikinci halde yazılır. Kısaltılmış şekliyle yazacak olursak;I spoke şeklinde olur.

Fiillerin ikinci halinin kullanıldığı tek yer Simple Past Tense’ dir. V2 kullanıldığından isim ile karıştırma problemi de kalmıyor.

Eğer bu tense’de did kullanılsa simple present tense’de olduğu gibi anlamı pekiştirmek içindir. Olumsuz, soru ve olumsuz soru cümlelerinde “did” yardımcı fiili kullanılır. Did’in cümlede olması durumunda temel fiil daima V1 halinde yazılır.


1.) The Future Tense: (Gelecek zaman)


İngilizcede Future, bir zaman olarak kabul edilmez. Çünkü gelecekte olayın gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli değildir. Bu sebeple “Will” ve “Shall” aslında yardımcı fiil değillerdir. Bunlar Modall’lar içinde düşünülür. Bu sebeple normalde;

I shall do speak. (Konuşacağım)
You will dospeak

Şeklinde yazılmalıdır. “Do” kısaltması yapıldığında, fiil de birinci halde olduğu için diğer Simple gruplarındaki gibi karışıklık olmuyor ve “Will” ve “Shall” sanki yardımcı fiilmiş gibi görev görüyor. Bu şekilde “–ecek, acak” anlamını temel fiile yükleyerek gelecek zaman anlamını katıyor.

Burada önemli bir nokta da şudur: Cümleyi olumsuz veya soru yaparken Simple grubunun yardımcı fiili olan “Do” yu çağırmaya gerek yoktur. Çünkü bu görevi yardımcı fiil rolü üstlenen “Will” ve “Shall” görür.

Modal matığı da bu şekildedir. Yani aslında modal’ların kullanımında da normalde “Do” yardımcı fiili vardır ve kısaltma yapıldığı için direkt olarak modal’dan sonra temel fiil birinci haldedir.


PRONOUNS


Pro:...nın yerine, ileriye. Noun: İsim (gramatikal olarak)

Bu yüzden “Pronoun” ifadesi ismin yerine geçen yani zamir demektir.Şimdilik özne olan ve nesne olan zamirleri göreceğiz.

Subject Pronouns Object Pronouns
I Me
You You
He Him
She Her
It + VERB + It
We Us
You You
They Them


Subject Pronouns’ lar mutlaka çekimli bir fiilden önce gelirler. Bu nedenle zaten bu zamirler özne; fiiller de yüklem oluyor.

Object Pronouns’lar da mutlaka çekilmiş fiillerden sonra gelirler.

Yukarıdaki tablodan da gördüğümüz gibi bazı özne ve nesne zamirleri birbirinin aynıdır. Bir cümlede böyle zamirlerin özne veya nesne olduklarını anlamak için bunların fiilden önce - sonra geldiğine bakmak gerekir.

Not: Özneler daima yalın haldedir. Kitap, okul, Ali gibi. Kitabi, okulda, Ali’ye gibi hal ekleri almış durumda kesinlikle özne olamazlar.

Verilen Bir Cümlenin Zamanını Bulma

Bir cümlede zamanını bulmak için önce asıl fiile sonra da yardımcı fiillere bakılır. Bunların özelliğine göre cümlenin hangi zamanla kurulduğuna karar verilir.

We had been conducting the experiment. (Deneyleri yapmaktaydık)

Be + V1.....ing olduğundan “Continuous”lu bir zamandır diyoruz. Have var, “Perfect” ; ve V2 formda olduğu için de “Past” olduğunu söylüyoruz. Böylece cümlemizin zamanı “Past Perfect Continuous”tur.

Conduct:Yapmak, yürütmek,Beraber ***ürmek
Ducere:Conduct’un latincesidir. Lider, ***ürmek gibi anlamı vardır. İngilizcesi “Ducedir.
Duct:***ürmek. Con: beraber; Conduct: Beraber ***ürmek, yürütmek anlamına gelir.


Aşağıda yazacağımız cümlelerin zamanları da aynı mantıkla bulunur.

She will be waiting for us this time next week. (O gelecek hafta bu zamanda bizi bekliyor olacak)

(Burada “for” bir edattır. Edatların kullanımı dilden dile farklılık arz eder. İngilizce’de bazı fiiller edatla kullanılır. Wait for: ...için beklemek gibi. Biz yukarıdaki cümleyi çevirirken “O, gelecek hafta bu zamanda bizi bekliyor olacak” deriz. Ama bir İngiliz bu cümleyi düşünürken “O, gelecek hafta bu zamanda bizim için bekliyor olacak” der.)

My father was watching them. (Babam onları izliyordu.)

I have seen it before. (Onu daha önce görmüşüm.)

He often critizes us. (O sık sık eleştirir.)

Thay had been struggling for victory. (Onlar zafer için mücadele etmekteydiler.)

Struggle for: ...için mücadele etmek

We stadied English at university. (Biz üniversitede İnglizce çalıştık.)

At: ...de, ...da. (Süreklilik arzeder. Ev, hastane, üniversite gibi süreklilik gerektiren ifadelerle kullanılır.)
İn: ...de, ...da. (anlık bir süre gerektiren durumlarda kullanılır.)


Zamanların Kullanıldığı Yerler


Past Perfect Past Present Future


Past Perfect Continuous Past Continuous


Olay, bir noktada olup bitmişse,Simple
· Olay, bir devamlılık arz ederse Continuous
· Olay, bir olayın öncesi veya sonrası ile ilgili ise Perfect’tir.

Zaman çizelgesinden de gözlenebileceği gibi Simple Past ile Past Continuous çakışıyor. Bu yüzden ikisi aynı yerde kullanılabilir ve birbirinin yerini alabilirler.

Geçmişte iki olay çakışmıyorsa, biri diğerinden önce oluşmuşsa Perfect’ te gideriz. Past Perfect, past öncesi bir noktada; Past Perfect Continuous ise, past öncesi devamlılık gösteren bir olayda oluşmuş ve ikisi çakışıyor demektir.

Past Perfect, geçmişin öncesi olduğu için kompleks bir cümledeki iki cümlecik Past Perfect ile kurulamaz.

Şimdi bu dört zamanın alternatif cümle kurma formlarını inceleyelim:

1.) Gerek Simple Past, gerekse de Past Continuous tek başına bir cümlede kullanılabilirler.

I saw them last night. (S. Past)

I was sleeping last night at ten o’clock. (Past Continuous)

2.) Cümlede iki cümlecik var - iki yüklem - ve çakışmışsa ikisi de Simple Past olabilir.

I saw him when he enteredthe room.
S. Past S. Past

3.) İki cümlecik var ve çakışmışsa biri S. Past, diğeri Past Continuous olabilir. Hangisi önce, hangisi sonra önemli değildir.

When you phoned, I was sleeping. (I was sleeping when you phoned.)
S. Past Past Continuous

4.) İki cümlecik var ve çakışıyorsa ikisi de Past Continuous olabilir.

I was reading the newspaper while my wife was watching TV.
Past Continuous Past Continuous

Özet olarak;

a) Bir cümlede iki cümlecik Past Perfect ile kurulamaz.
b) Simple Past ve Past Continuous tek başlarına bir cümlede olabilirler, ikisi aynı yerde kullanılabilirler.
c) Bir cümlede iki cümlecik var ve ikisi çakışmış ise ikisi de Simple Past olabilir.
d) Bir cümlede iki cümlecik var ve ikisi çakışmış ise biri Simple Past, biri Past Continuous olabilir.
e) Bir cümlede iki cümlecik var ve ikisi çakışmış ise ikisi de Past Continuous olabilir.

Geçmişte iki olaydan biri önce, biri de sonra oluşmuşsa; yani olaylar çakışmıyorsa;

Önce cümle çözümlenecek. Bu iki olaydan önceye giden Past Perfect, sonra olan S. Past’tır.

The lesson had started when I arrived there.
Past Perfect S. Past

Burada geçmişte meydana gelen iki olay vardır. Bunlar, çakışmamakta ve biri diğerinden önce meydana gelmiştir. Önce olan Past Perfect ile sonra olan S. Past ile ifade edilmelidir. Bu durumdaki cümle kuruluşunda başka alternatifler de vardır. Önceki Past Perfect Continuous, sonraki Past Continuous veya diğer formlar da olabilir.

My mother had been serving the table when I arrivedhome.
(Ben eve vardığımda, annem masayı hazırlamaktaydı.)

My mother was serving the table when I arrivedhome.
(Ben eve vardığımda, annem masayı hazırlıyordu.)

Türkçe’de “Hazırlamaktaydı” ve “Hazırlıyordu” aynı anlamda kullanılmaktadır. İngilizce’de, bunlar tamamen ayrı anlamdadır. “Hazırlamaktaydı” ifadesinde,ben eve gittiğimde annemin yaptığı eylemi görmüyorum, çünkü eylem olmuş, bitmiştir. “Hazırlıyordu” ifadesinde ise, benim eve gitmemle annemin yaptığı eylem çakışmış; ben annemin yaptığı eylemi görüyorum. Bu iki ifadenin karışıklığa yol açması İngilizce’nin yapısından değil; Türkçe’nin yapısından kaynaklanmaktadır.

My children were sleeping when I arrived home. (Eve vardığımda çocuklarım uyuyorlardı)

My children had been sleeping when I arrived home. (................uyumaktaydılar.)

Thomson’un Grameri adlı Kitaptan bir örnek:

I saw the man on his knees when I openedthe door. I understood that he had been looking
at throw the key hole. (Kapıyı açtığımda, adamı dizlerinin üstünde gördüm. Anladım ki adam anahtar deliğinden bakmaktaydı.)


Past Perfect S. Past Past’ın Sonrası
xxxxXxxxx xxxxXxxxx xxxxXxxxx

Past Perfect Cont. Past Continuous
Türkçe’nin yapısından kaynaklanan “Hazırlamaktaydı” ve “Hazırlıyordu” ifadelerinin anlam karışıklığını gidermek için yukarıdaki örnek verilmiş çok güzel bir örnektir. Olayın son cümlesinde, Past Perfect Continuous yerine kesinlikle Past Continuous kullanılamaz. Çünkü kapı açılmıştır ve adam eylemini sürdüremeyecektir. Dolayısıyla kapıyı açanın da adamın bakma eylemini görmesi mümkün değildir. Eğer Past Perfect Continuous yerine Past Continuous kullanılsaydı ki bu kullanım yanlış olurdu; kapıyı açma ile adamın anahtar deliğinden bakması aynı anda olmuş olacaktı. Bu da cümleden de anlaşıldığı gibi mümkün değildir.

Yukarıdaki zaman çizelgesinde de gözlendiği gibi bir de Past’ın sonrası gerçekleşen olaylar vardır. Diyelim ki geçen hafta biri ile görüştük ve o, işinden istifa edeceğini söyledi. Bu iki olay nasıl aktarılacak?

Eğer biz onunla görüştüğümüzde istifa etmiş olsaydı ve bunu bize söyleseydi bu durumda biz cümlemizi S. Past ve Past Perfect ile kurardık. Yani cümlemiz;

He said that he had resigned. (O istifa ettiğini söyledi) olurdu.

Eğer biz onunla görüştüğümüzde yukarıda dediğimiz gibi istifa edeceğini söyleseydi bu durumda cümlemiz;

He saidthat he would resign. (O istifa edeceğini söyledi) olur.

Geçmişin sonrası durumunda, sonraki eylem bir devamlılık da arz edebilir. Eğer eylem sürekli bir eylem ise, continous ile verilmelidir. O zaman cümlemiz;
He said that he would be working as a manager at the bank. (O, bankada müdür olarak çalışacağını söyledi)
When:.....dığı zaman
While:....iken. (Bu bağlaç genellikle continuıus’lularla kullanılır.)

PARTİCPLES
Türkçe karşılığı “ortaç, sıfat fiil” demek olan Participles’lar İngilizcede biçimsel olarak üç bölüme ayrılırlar.

Present Participle Past Participle Perfect Participle

Sleeping Slept Having slept
Speaking Spoken Having spoken
Coming Come Having come

Present Tense’lerin Kullanıldığı Yerler


1.) The Simple Present Tense

2.) The Present Continuous Tense

3.) The Present Perfect Tense

4.) The Present Perfect Continuous Tense



Present Perfect Present Future
xxxxXxxxx XX

Present Perfect Cont.

Present Perfect Tense ile Present Perfect Continuous Tense’nin kullanıldığı yer aynıdır. Present Perfect Tense, geçmişte bir noktada olmuştur. Present Perfect Continuous Tense ise aynı yerde, fakat sürekli bir durumda olmuştur. Bu iki zamanın kullanımında önce ile ilişkisi düşünülmelidir. Ayrıca bu iki zamana özgü bazı zarf ve edatlar vardır. Aşağıda verilecek olan bu zarf ve edatlar görüldüğünde mutlaka Present Perfect Tense ile Present Perfect Continuous Tense’lere gidilmelidir.

Present Perfect Tense ile Present Perfect Continuous Tense Gerektiren Zarf ve Edatlar:

For:...dır ....den beri
Since:...den beri
Just: Henüz, yeni, az önce, şimdi.(Çok kısa bir süre önce olan eylemleri anlatır.)
Yet:Daha, henüz.
Already:Halihazırda, .......mış bile
Recently:Son zamanlarda
Lately:Son zamanlarda
Over: Boyunca, .....de, ....da
Ever: Hayatında, hiç, şu ana kadar.
Never:Hayatında, hiç, Şu ana kadar. (Ever’ın olumsuz yapısıdır.)

4.) Mastar ve Sıfatların Birlikte Kullanımı
Bu başlık üç madde olarak anlatılacaktır. Madde ayırımı sıfatların değişik kullanımı ile ilgilidir. Her bir maddede kullanılan sıfatlar ayrı ayrı verilecektir. Daha sonra örnekleri ve Türkçe anlamları verilecektir.

1.
Careless:Dikkatsiz, ihmalci
Considerate:Düşünceli, Saygılı
Inconsiderate:Düşüncesiz, Saygısız
Foolish:Akılsız, ahmak, saçma, Aptal, Budalaca
Generous:Cömert,
Kind:Nazik
Unkind:Nazik değil, Kaba
Polite:Nazik
Unpolite:Nazik değil, Kaba
Right:Doğru, Haklı
Wrong:Yanlış, Haksız
Rude:Kaba

Normalde birine “naziksiniz” dendiğinde “You are kind” söylenecek diye düşünülür. Ama Inglizce’de bu yapı kullnılmaz. Bunun yerine “İt is kind of you” denir. Ders çalışırken bu kalıpları yazmak ve diğer sıfatlarla yeri değiştirilerek tekrar tekrar yazmak daha verimli olacaktır. Eğer bu sıfatlardan sonra çekilmemiş bir fiil gelirse bu mastar olmak zorundadır. Bu konudan alınması gereken mesaj “sıfatlardan sonra mastar kullanıldığı ve bu kalıpların çeveiri mantığının iyi kavranması gerektiğidir.
It is kind of you. (Naziksiniz.)
It is impolite of him. (O nazik değildir.)
It is very kind of you to help me. (Bana yardım ettiğiniz için çok naziksiniz.)
It was very considerate of him to carry our luggages. (Valizlerimizi taşıdığı için çok düşünceliydi.)
Görüldüğü gibi bu kullanımda belirtilen sıfatlardan sonra mastar kulanılmaktadır. Örnek olarak cümlelerin zamanı değişik olabilir.

2.

Bu maddede kullanılan sıfatlar şunlardır:
Afraid:Korkmuş
Anxious:İstekli (can atacak şekilde)
Ashamed:utanmış
Careful:Dikkatli
Curious:Meraklı
Determined:Kararlı
Eager:İstekli
Glad:Memnun
Quick:Hızlı
Reluctant:İsteksiz (İrreluctant: istekli)
Willing:İstekli (Unwilling: isteksiz.)
Ept:...e eğilimli
Likely:Muhtamel
Unlikely:Muhtemel olmayan
Bound- Sure- Certain:Kesin
Liable:...e eğilimli
He is bound to succeed in the exam this time. (Onun sınavı zamanında başaracağı kesindir. Veya O kesinlikle zamanında sınavı başaracak.)
Terkey is bound to sign the agreement. (Türkiye’nin antlaşmayı imzalaması kesindir.)
He is reluctant to lendus money (O bize ödünç para vermeye isteksizdir.)
We are all quitewilling to make sacrificies our family. (Hepimiz ailemiz için fedakarlık yapmaya oldukça istekliyiz.)
Sacrificy:Kurban, Fedakarlık
Man is always liable to make error. (insanoğlu daima hata yapmaya eğilimlidir.)
To err:hata yapmak
Error:hata
Unerring: isabet
My students are willing to learn English. (Öğrencilerim Inglizce öğrenmeye isteklidirler.)
He is unlikely to accept your offer. (Onun teklifinizi kabul etmesi olası değildir veya O muhtemelen teklifinizi kabul etmeyecektir.)
***Not: Konuyu işlerken sınırlı sayıda örnekler veriliyor. Bu nedenle bütün sıfatları içerecek örnek verilemiyor. Verilen cümlelerde veya yeni cümleler kurarak listede olan bütün sıfatları kullanmak daha kalıcı bir öğrenme sağlayacaktır. Ayrıca yazılan her cümlenin sorusunu, olumsuzunu yazarak çalışmak gerekir. Yine yazılan her cümleyi telafuz etmek, yapısını bozmadan Türkçe’ye uygun bir şekilde çevirerek çalışmak verimliliği arttıracaktır.

3.

İkinci maddede özne kişi veya zamirdi. Bu maddede ise mastar, özne durumuna geçer. Örneğin; “İnglizce öğrenmek kolaydır” ifadesinin İnglizcesi normalde“To learn English is easy.” şeklinde olmalıdır. Ama gramatikal olarak bu maddede olduğu gibi eğer mastar özne durumunda ise cümlenin sonunda yazılır ve özne olarak “It” yazılır. Bu maddeye giren sıfatlar tamamen anlatılan mantık ile kullanılırlar.Bu kullanımdaki “It” bilinen anlamdaki gibi değildir.
Yukarıdaki ifadeyi bu açıklamalar doğrultusunda yazarsak; “it is easy to learn English. (İnglizce öğrenmek kolaydır.) şeklinde olur. Bu maddede kullanılan sıfatlar şunlardır:
Asuming:Eğlenceli
Dificult:zor, güç
Exciting:heyecanlı
Interesting:İlginç, Enteresan
Boring:Sıkıcı
Easy:Kolay
Hard:Sıkı
Impossible: imkansız
Possible:mümkün
Important:önemli
Essential:Temel, esas
Necessary:Gerkli
Imperative:Gerekli, Zaruri
Urgent:Acil
Advisable:Tavsiye edilebilir

It is impossible to overcome this issue. (Bu sorunun üstesinden gelmek imkansızdır.)
It was very difficult to convince him. (Onu inandırmak çok güçtür.)
Convince: İnandırmak
It is rather difficult to get aloung with her. (Onunla geçinmek oldukça güçtür.)
To get along with:...ile geçinmek, anlaşmak
It is hard to cope with these problems. (Bu problemlerin üstesinden gelmek zordur.)
Cope with:Üstesinden gelmek, mücadele etmek. KPDS için çok önemli bir kelimedir. 3-4 defa sorulmuş. Edatı veya fiili yine sorulabilir. İyi öğrenmek gerekir.
Yukarıdaki cümleler “...öğrenmek kolaydır, ...inandırmak güçtür, ...üstesinden gelmek zordur “ gib genel bir anlatımı ifade ederler. Daha önce de açıklandığı gibi ister çekilmiş, ister çekilmemiş bir fiil olsun öncesine özne sonrasına nesne geliyordu. Bu kullanımda da mastarı gerçekleştiren, yüklemin öznesinden ayrı bir özne ise,bunun mastardan önce yazılması gerekir. Ama bu da anlam karmaşasına sebep olmaktadır. Bu karmaşayı önlemek için mastarın öznesinden önce “for” edatı yazılmaktadır. Burada sadece for edatı kullanılr, başka edat kullanılmaz. Örneğin;
It is hardfor us to cope with these problems. (Bizim için bu problemin üstesinden gelmek zordur.)
It is impossible for you to persuademe. (Sizin için beni ikna etmek imkansızdır veya beni ikna etmeniz imkansızdır.)
İt was necessaryfor him to submit the report until the next day.(Onun ertesi güne kadar raporu sunması gerekir.)
To submit- To present:Sunmak
Represent:Yeniden sunmak
Presentation:Sunuş

ACTIVE – PASSIVE

Etken – Edilgen anlamındadır. Bir cümlenin Active kullanımında yüklemi yapan bellidir ve buna özne denir. Yine burada nesne yükleme maruz kalıyor. Passive kullanımında ise özne yüklemden etkileniyor. Daha önceki derslerimizden öznenin cümlede çekilmiş fiilden önce geldiğini, bu pozisyonda kullanılan pronouns’ların da “Subject Ppronouns” olduklarını biliyoruz.Bir cümlede nesnenin de çekilmiş fiilden sonra geldiğini, bu pozisyonda kullanılan pronouns’ların da “Object Pronouns” olduklarını biliyoruz. Passive formları iyi bilmek için “Subject ve Object Pronounslara hakim olmak gerekir.
Active: I saw him. (Ben onu gördüm.)
Passive: He was seen by me. (O benim tarafımdan görüldü.)
Örnekten de görülebileceği gibi active bir cümlenin nesnesi pasif cümlenin öznesi konumuna geçiyor. Burada nesne durumları hakkında bazı bilgiler vermek gerekiyor. Bazı fiiller yüklem olduklarında nesne alırlar. Böyle fiillere “geçişli fiiller” denir. Nesne almayan fiillere de “geçişsiz fiiller” denir. Geçişsiz fiillerin olduğu cümlelerde yükleme maruz kalmayan bir nesne olmadığı için dolayısıyla böyle cümlelerin passive formu da yoktur.
Active Infinitive Passive Infinitive
To speak To be spoken
To write To be written
To give up To be given up
Active Infinitive’in Passive formu % 99 yukarıdaki gibidir. “Get ve Become” nin de kullanıldığı Passive form vardır. Bunu da daha sonra öğreneceğiz.
Inglizce’de bütün active zaman ve modalların passive formu vardır. Bunları tek tek öğrenmek yerine yapı olarak sistemlerinin nasıl çalıştığını ve en önemlilerini öğreneceğiz. Bunları iyi bir şekilde öğrendikten sonra diğerlerini de çok iyi çalışmak gerekir.
Active’i Passive’e çevirirken sadece yardımcı fiil üzerinde değişiklik yapılır. Temel fiil de V3 şeklinde yazılır. “to write to be written” gibi.
S. Present: He writes a letter. A letter is written by him.(Bir mektup onun tarafından yazılır)
S. Past: He wrote a letter. A letter was written by him. (...........yazıldı.)
S.Future: He will write a letter. A letter will be written by him.(................yazılacak.)
Pr. Perfect: He have written a letter. A letter has been written by him.(............yazılmış.)
Past Perfect: He had written a letter. A letter had been written by him.(............yazılmıştı.)
Passive form oluşturulurken “be + V3” kullanılıyordu. Bunların en önemlileri yukarda verilen beş örnekteki zamanlar ile uygulamasıdır. Bunlara çok iyi hakim olunmalıdır. Diğerleri de öğrenilse iyi olur.
Present Cont.: He is writting a letter. A letter is beingn written by him.(..............yazılıyor.)
Past Cont: He was writting a letter. A letter was being written by him.(.............yazılıyordu.)
Future Cont.: He will be writting a letter. A letter will be beingn written by him.(.............yazılıyor olacak.)

Present Perfect Cont.: He has been waiting a letter. A letter has been beingn written by him.(........yazılmaktadır.)
Past Perfect Cont.: He had been waiting a letter. A letter had been beingn written by him.(........yazılmaktaydı.)
Future Perfect Cont.: He will have been waiting a letter. A letter will have been beingn written by him.(........yazılmakta olacak.)
Burada önemli olan bir cümledeki pasifliği görüp, onu yorumlayabilmektir.eğer “be” fiilinden sonra V3 varsa bu cümle pasif bir cümledir diyoruz. Başka bir değişle, “be” fiilinden sonraki temel fiil “ing” almamışsa bu cümle pasif bir cümledir diyoruz. Çünkü Inglizce’de “be” fiilinden sonra ya “ing”li bir fiil veya V3’lü bir fiil geli . bu iki kullanım birbirinin alternatifidir.
He is known by everyone in the area. (O bölgedeki herkes tarafından tanınır veya tanınıyor.)
He was found guilty by the jury. (O jui tarafından suçlu bulundu.)
Guilty:suçlu
Over the last months, this book has been sold very well. (Geçen aylarda bu kitap çok iyi satılmış.)
Not: “over”ın kullanımını hatırlayınız.
The robbers had been followed by the police. (Soyguncular polis tarafından takip edildi.)
He will be appointed as the new chairman. (Yeni bir başkan olarak atanacak.)
As:gibi,olarak,...çok değişik anlamları vardır. “gibi” anlamında edat olarak kullanılabilmesi için sonrasında bir edat olmalıdır.

İki Nesneli Cümlelerde Passive Form

Bu durumda nesnelerden biri “indirect object” diğeri Direct objecttir. İki nesneli bir cümle, nesnelerden her biri özne yapılarak iki farklı şekilde Passive formu yazılabilir. Bu tür cümlelerde kullanılan fiiller şunlardır:
Bring:getirmek Promise: söz vermek
Give: vermek Refuse: red etmek
Leave:ayrılmak Send: öndermek
Lend:ödünç vermek Show: göstermek
Order:emretmek Tell: söylemek
Pay: demek
I gave him a book. (Ona bir kitap verdim.)
Yukarıdaki cümlenin iki nesnesi vardır. İndirect object = him, Direct object = book’ tur. Bu durumda aynı anlamda olan iki farklı passive şekli vardır.
He was given a book by me. (O’na bir kitap benim tarafımdan verildi.)
A book was given to him by me. (Bir kitap ona benim tarafımdan verildi.)
Yukarıdaki cümle için şuna dikkat çekmek gerekir: İki nesneli cümlelerde passive formu yazarken “yalın object” başa alındığında “indirect object”ten önce “to” yazılır.
Passive Infinitive veya Passive gerund şeklinde de Passive formlar vardır. Örneğin;
Active:I want to see. (Ben görmek istiyorum.) Passive: I want to be seen(Ben görülmek istiyorum.)
Not: Infinitive konusundan hatırlayınız.
He is afraid of being killed (O öldürülmekten korkar.)
Not: Her fiilin “Passive gerund” hali “being + V3” şeklindedir.
Not: Yukarıdaki cümlede, neden Passive infinitive değilde Passive gerund kullanıldı diye bir soru akla gelebilir. Bu durumda “Gerund ve Infinitivelerin kullanımı düşünülmelidir. Bir edattan sonra eğer çekilmemiş bir fiil varsa bu mutlaka gerund olacaktır diye gerund kullanımının birinci maddesini hatırlayınız. (Passive gerund’lar da gerund’lar gibi kullanılırlar.) Bu şekilde önce öğrendiğimiz kurallar bazen sonraki derslerimizde geçebiliyor. Bu yapılar geçtiğinde dikkat çekilmelidir.
They consider being employed. (Onlar istihdam edilmeyi düşünüyorlar.)
***Not: “consider”ın sonrasında “gerund” istediğini hatırlayınız.
Employ: istihdam etmek, çalıştırmak.

CAUSATIVE

Ettirgenlik kipidir. Inglizce dışında diğer dillerde yapısı basittir ama Inglizcede biraz karmaşıktır. Ettirgenlik, “bir eylemi başkasına yaptırmak demektir.” Türkçe’de bu “tir” eki ile sağlanır, ayrı bir fiil yapısı yoktur. “kestirdim, diktirdim, sildirdim...” gibi.
Inglizcede ise “Have, Make, Get “ olmak üzere ettirgenliği sağlayan üç fiil vardır. Bu fiiller, modallar gibi çalışarak belli bir kurala göre temel fiillerden önce yazılarak ettirgenlik sağlamış olurlar. Ettirgenlik, “bir eylemi başkasına yaptırmaktır” demiştik. Peki, birine yaptırılacak eylem para ile yaptırılabilir, rica ile yaptırılabilir, zorla yaptırılabilir. Türkçe’de bunu sağlayan artı bir ek veya fiil yoktur. Cümlenin anlamına göre rica ile mi, zorla mı veya para ile mi yaptırıldığı anlaşılır.
Inglizce’de ise bu nüans farkının kullanımı, bazı istisnalar hariç şöyledir:
Have:Birine rica ile bir şey yaptırmak.
Make:Birine zor ile bir şey yaptırmak
Get:Birine para ile bir şey yaptırmak
Bu ayrıntı KPDS sınavı için önemli değildir. Sınavda böyle bir ayırıma dayalı soru gelmez.
Başkasına bir eylemi yaptırırken bu eyleme maruz kalan bir nesne vardır. Örneğin “arabamı tamir ettirdim” derken, yaptırdığınız tamir etme eylemine maruz kalan “araba”dır. Bu nesneyi herhangi bir nesne olarak Something ile gösterirsek;
Have
Make + Sth + V3
Get
Causative’in Inglizce’deki bu yapısında, yaptırılan eylemin kime yaptırıldığı belli değildir. Örneğin, “Saçımı kestirdim” dediğinizde, saç kesme eylemini kimin yaptığı belli değildir. İşte İnglizce’de yukarıdaki kullanım böyledir.
I have my hair cut. (Ben saçımı kestiririm)
Sth V3
I hadmy hair cut. (......kestirdim.)
Men have their ears pierced. (Erkekler kulaklarını deldirirler.)
I will have my hair cut. (......kestireceğim.)
I have had my hair cut. (......kestirmişim.)
I had had my hair cut. (......kestirmiştim.)
I am having my hair cut. (......kestiriyorum.)
I was having my hair cut. (......kestiriyordum.)
I will have hadmy house repaired. (.........tamir ettirmiş olacağaım.)
You could got your tyres changed. (Tekerleklerinizi değiştirebilirdiniz.)
Hewill havethe patientoperated. (O hastayı ameliyat ettirecek.)
Wecan not makeour voiceheard. (Sesimizi duyuramıyoruz.)
***NOT: Görüldüğü gibi “Causative” yapısı tüm zamanlar için uygulanabilir. Ayrıca tüm modallar için de uygulanabilir. Çalışırken, bu yapıyı tüm modal ve zamanlara uygulayarak çalışmak daha verimli olacaktır.
I must have my hair cut. (......kestirmeliyim.)
I can have my hair cut. (......kestirebilirim.)
***Not: Sınavda veya okurken “Causative” yapısını görebilmek önemlidir. Eğer “have, make, get”ten sonra bir nesne var ve sonrasında V3 varsa bu “Causative”dir diyoruz.
He got his car repaired. (O arabasını tamir ettirdi.)
He had got his car repeared. (...........tamir ettirmişti.)
We shall get room cleaned. (Odayı temizleteceğiz.)
My father hadhis eyes examined. (Babam gözlerini kontrol ettirdi.)
We had had a pool builtin our garden. (Bahçemizde bir havuz inşa ettirmiştik.)
The teacher will have a composition written. (Öğretmen bir kompozisyon yazdıracak.)

Neden V3 Kullanılmaktadır?????

“Causative” yapısını ezbere değil de mantığını kavramak şeklinde öğrenmek açısından bu soruyu cevaplamak çok önemlidir.
“................a composition written.” derken yazma eylemini “a composition”yapmıyor; buna maruz kalıyor, etkileniyor. Örnek olarak yukarıda verilen diğer cümlelerin de mantığı böyledir. Yani “Causative” kullanımında nesne zamiri konumundaki sözcük, sonrasındaki eylemi yapmıyor, ona maruz kalıyorsa, bu eylem V3 olma durumundadır. Bu özelliklerden dolayı ettirgenliğin bu şekildeki kullanımına “Passive Causative” denir. Ama bu tartışma konusudur. Asıl “Passive Causative” yapısı bu değildir. Daha sonra bize anlatılacaktır.
Peki V3 yarine V1 kullanılırsa ne anlama gelir? Eğer “Causative” yapıda nesne zamirinden sonra V1 kullanılırsa nesne zamirinin V1’ i gerçekleştirdiği anlamına gelir ki bu da aktiflik durumu olduğu için ettirgenliğin bu yapısına da”Active Causative” denir. Formülsel olarak bunu ifade edecek olursak:
Have
Make +So+ V1 +Sth şeklinde olur.
Get
***Not: “Active Causative” yapısında çok önemli bir özellik var ki KPDS’de sorulan bir ayrıntıdır. Bu kullanımda Get, “to” ile birlikte kullanılır. Yani Get bu kullanımda fiili “Full Infinitive” olarak ister.
I had a doctor test my eyes. (Gözlerimi bir doktora kontrol ettirdim.)
We could have had him translate our article. (Makalemizi ona çevirtebilirdik.)
We could have had our article. translated (Makalemizi çevirtebilirdik.)
***Not: Son cümlede passive’lik olduğu için cümle sonuna “by him” gibi bir ifade ekliyebiliriz.
I got a mechanic to repaire my car. (Arabamı bir motorcuya tamir ettirdim.)
***Not: Get’in bu kullanımda “to” ile birlikte kullanıldığına dikkat ediniz.
They must have gotten their roof repaired. (Evlerinin çatısını tamir ettirmiş olmalılar.)
We should get a repairman to fix the plug. (Prizi bir tamirciye tamir ettirmemiz gerekir.)
Fix:tamir etmek, saptamak, düzenlemek
Mechanic: tamirci, teknisyen, motorcu.
Plug:priz
They had to geta mechanic to test the motor. (Onların motoru bir tamirciye kontrol ettirmeleri gerekir.)
***Not: Önemli olan okurken veya soru çözerken “Causative” yapısını görmektir.
You can not make me tell the secret. (Bana sırları söyletemezsiniz.)
We had our baby vaccinated. (Çocuğu aşılattık.)
Vaccinate:aşılamak
Their family had to have the patient operated. (Ailesinin hastayı ameliyat ettirmesi gerekti.)
You must have your tooth filled. (Dişlerinizi doldurtmalısınız.)
They had to have someone mendtheir roof. (Evlerinin çatısını birine tamir etirmek zorunda kaldılar.)
***Not: V1 ve V3 kullanımı, öncesindeki nesne “bunlara maruz mu kalıyor yoksa bunları yapan mıdır?” ayırımına göre yazılır. V1 kullanımında, öncesindeki nesne V1’ i gerçekleştiriyor demektir. V3’ te ise öncesindeki nesne V3’ e maruz kalıyor demektir. Ayırım bu mantık ile yapılır. Formülsel olarak ezberlemekten ziyade mantığını kavramak daha iyidir. Çünkü formüle uymayan bazı istisnalar da vardır.

İMPERATİVE

Emir kipi demektir. Türkçe’de emir tüm şahıslara verilebilir. Ingilizce’de böyle değildir. Ingilizce mantığına göre emir sadece karşıdakine verilir. Diğer şahıslara emir verilmez.
Olumlu Olumsuz
I speak. (Konuşurum.) I don’t speak. (Konuşmam.)
You speak. You don’t speak.
He speaks He doesn’t speak.
She speaks. She doesn’t speak.
We speak. We don’t speak.
You speak. You don’t speak.
They speak. They don’t speak.
Inglizce’de emir yapısı Simple Present Tense ile kurulur ve sadece karşıdakine verilir. Bu da “sen ve siz” olmak üzere iki kişidir.
Inglizce’de Simple Present Tense’de özne söylenmediği zaman emir kipi oluşturukmuş olunur. Emir kipinin mastar yapısındaki “to”nun atılarak oluştırılduğunu savunanlar da vardır. Ama bu açıklama sadece olumlu emir yapısı için geçerlidir. Olumsuz emir yapısı için geçerli değildir. Bu yüzden Inglizce’de emir kipinin Simple Present Tense’den geldiği açıklaması doğrudur.
Speak slowly. (Yavaş konuş.)
Don’t speak loudly. (Yüksek sesle konuşma.)
Sen ve siz için emir yapısı bu şekilde oluşturulur. Peki diğer şahıslar için emir yapısı acaba nasıldır???
Diğer şahıslar için emir yapısı “izin vermek” anlamına gelen “let” fiilinden faydalanılarak oluşturulur.
Let us speak. (Konuşalım.)
Diğer şahıslar için de emir kipi oluşturulurken aslında yine Simple Present Tense’den faydalanılır. Normalde yukarıdaki cümlede yazılmamış bir “you” vardır. “İzin ver konuşalım”anlamına gelir. “you” atılarak “we”için emir kipi oluşturulmuştur. Bunu Türkçe’ye uygun şekilde “konuşalım” diye çeviriyoruz.
Emir verilecek “subject pronouns”lar Verb’den sonra geleceklerinden “object pronouns”lar konumuna geçerler ve “gideyim, gitsin, gidelim, gitsinler” anlamında emir yapısına girerler.

Olumlu Olumsuz


Let me speak. (konuşayım.) Don’t let me watch. (seretmeyeyim.)


Let him/her speak. (konuşsun.) Doesn’t let him/her watch. (seyretmesin.)


Let us speak. (konuşalım.) Don’t let us watch. (seyretmeyelim.)


Let them speak. (konuşsunlar) Don’t let them watch. (seyretmesinler.)

Normalde “let”ten önce you var ve yazılmayarak diğer şahıslar için emir kipi oluşturulmuş demiştik. Olumsuzunu yazarkan de aynı mantıkla “let”ten önce you var, atılmış ve sonrasında olumsuzluk (Do not) eklenerek diğer şahıslar için olumsuz emir kipi oluşturulmuş olunur.
Emir kipinin soru formunu oluşturmak için de “shall”den faydalanılır.
Soru
ShallI answer the phone? (telefona cevap vereyim mi?)
Shallhe come in? (....gelsin mi?)
Shall we go out? (........çıkalım mı?)
Shall they be here? (burda olsunlar mı.?)
Olumsuz Soru
Shall I not answer the phone? (telefona cevap vermeyeyim mi?)
Shallhe not come in? (....gelmesin mi?)
Shall we not go out? (........çıkmayalım mı?)
Shall they not be here? (burda olmasınlar mı.?)
***Not: Emir kipinin oluşturulması kısaca yukarıdaki gibidir. Birkaç fiil üzerinde emir kipinin olumlu, olumsuz, soru ve olumsuz soru yapısını tüm şahıslar için yazarak çalışmak daha verimli olacaktır.

Let ve Help

Bu iki fiilin “causative” olup olmadıkları tarışma konusudur. Sonralarında V1 geldiği için “causative” olarak düşünülürler.
My mother doesn’t let me go out. (Annem dışarı çıkmama izin vermez.)
“Let”i causative olarak düşünenler bu cümleyi “Annem beni dışarı çıkartmaz.” diye çevirirler. Aslında önceki çeviri daha doğrudur. “Help” için de aynı açıklama geçerlidir.
Our teacher helpedme improve English. (Öğretmenimiz Inglizceyi geliştirmeme yardım etti.)

ingilizce bilen canlarimiz icin iyi bir ingilizce grameridir.
burdan ;
sirayla ingilizce bittikten sonra almanca ve fransizca gramerlerinide devam ettirecem.

Ben alinti yaparken ; tabiki bilerek yapiyorum
canlar bir kuskuya yer birakmadan rahatlikla guvenebilirler.
benim ana dilim Almanca,
egtim dilim fransizca
is hayatinda kulandigim dilim ingilizcedir.

İNGİLİZCE GRAMER KURALLARI


• SIMPLE PRESENT
Positive Negative Questions
He He he
She + V1(e)s + Obj. She + doesn't + V1 + Obj. Does + she + Obj. ?
It It it

I I I
You + V1 + Obj. You + don't + V1 + Obj. Do + you + Obj. ?
We We we
They They they

• PRESENT CONTINIOUS
Positive Negative Questions
I + am + V1-ing + Obj. I + am not + V1-ing + Obj. Am + I + V1-ing + Obj. ?

He He he
She + is + V1-ing + Obj. She + isn't + V1-ing + Obj. Is + she + V1-ing + Obj. ?
It It it

You You you
We + are + V1-ing + Obj. We + aren't + V1-ing + Obj. Are + we + V1-ing + Obj. ?
They They they

• PAST CONTINIOUS
Positive Negative Questions
I I I
He + was + V1-ing + Obj. He + wasn't + V1-ing + Obj. Was + he + V1-ing + Obj. ?
She She she
It It it

You You you
We + were + V1-ing + Obj. We + were + V1-ing + Obj. Were + we + V1-ing + Obj. ?
They They they

• CAN AND CAN'T
Positive Negative Questions
I I I
He He he
She She she
It + can + V1 + Obj. It + V1 + can't + Obj. Can + it + V1 + Obj. ?
You You you
We We we
They They they

• SIMPLE PAST
Positive Negative Questions
I I I
He He Was + he + Obj. ?
She She she
It + V2 + Obj. It + didn't + V1 + Obj. it
You You
We We you
They They Were + we + Obj. ?
they

I
he
she
Did + it + V1 + Obj. ?
you
we
they

• GOING TO
Positive Negative Questions
I + am + going to + V1 + Obj. I + am not + going to + V1 + Obj. Am + I + going to + V1 + Obj. ?

He He he
She + is + going to + V1 + Obj. She + isn't + going to + V1 + Obj. Is + she + going to + V1 + Obj. ?
It It it

You You you
We + are + going to + V1 + Obj. We + aren't + going to + V1 + Obj. Are + we + going to + V1 + Obj. ?
They They they

• HAVE TO AND HAS TO
Positive Negative Questions
I I I
You + have to + V1 + Obj. You + don't have to + V1 + Obj. Do + you + have to + V1 + Obj.?
We We we
They They they

He He he
She + has to + V1 + Obj. She + doesn't have to + V1 + Obj. Does + she + has to + V1 + Obj. ?
It It it

• PRESENT PERFECT SIMPLE
Positive Negative Questions
I I I
You + have + V3 + Obj. You + haven't + V3 + Obj. Have + you + V3 + Obj. ?
We We we
They They they

He He he
She + has + V3 + Obj. She + hasn't + V3 + Obj. Has + she + V3 + Obj. ?
It It it

• VERBS FOLLOWED by -ing
enjoy, finish, fancy, like*, love*, can't stand, miss, prefer*, not mind, give up, suggest, forget*, remember*, stop, hate.

• VERBS FOLLOWED by to
decide, expect, forget, help, hope, remember*, learn, manage, need, offer, promise, refuse, try, want, would like, wait, mean, prefer*, like*, love*

• MODAL VERB
can, will, shall, should, must

• THE SECOND CONDITIONAL
If + S + V2 + Obj. , S + would + V1
could

TIME CLAUSE
1. TANIM
"Time Clause" yapılarda zaman uyumu kuralına dikkat etmek gerekir. Bu cümlelerde, ana cümle ile yan cümlede kullanılan tense uyumlu olmalıdır. Yani,
 PRESENT I never PRESENT forget to pray before I go to bed.
FUTURE Will you be there when I PRESENT arrive at the airport.
PAST When we got there, the film was PAST over.
"Time Clause" yapılarda zaman uyumu kuralına bir tek since uymamaktadır.
I've known him since I left school. PRESENT« PAST

2. TIME BEFORE
2.1.Until/Till
KULLANIMI
until/till + isim / cümle / -ing
ÇEVİRİSİ
yüklem + -E / -IncEyE kadar [1]
isim + -E kadar [2]

- He worked patiently until he completed polishing. [1]
Cilalamayı bitirene/bitirinceye kadar sabırla çal??tı.
- Until the war, they didn't know any poverty. [2]
Savaşa kadar, yoksulluk nedir bilmediler.
"Until" ve "by" kelimelerinden hangisinin kullanılaca?? konusu çeviri ya da İngilizce yazma/konuşma esnasında bir tereddüt konusu olabilmektedir.
"Until" belirli bir zamana kadar süren bir olay ya da durum için kullanılır.
- I have to keep writing until the end of next year.
"By" belirli bir zamanda ya da o zamandan önce oluşan bir olay için kullanılır.
- My book will be finished by the end of next year.
Burada belirtilmesi gereken önemli bir nokta da, "by" kelimesinin zaman yapılarında bu tür kullanımında hiçbir zaman bir "conjunction" olarak kullanılamaması, yani, ardından bir S+V+(O) yapısının gelememesidir.
2.2. Before
KULLANIMI
before + isim / cümle / -ing
ÇEVİRİSİ
yüklem + -mEdEn önce
yüklem + -DEn önce

- They left before the door was opened.
Kapı açılmadan önce gittiler.
2.3. By the time
KULLANIMI
by the time + cümle
ÇEVİRİSİ
yüklem + -EnE kadar

- They will have gone by the time we arrive.
Biz varana kadar onlar gitmiş olacaklar.
3. SAME TIME
3.1. As
KULLANIMI
(just) as + cümle
ÇEVİRİSİ
(tam) ... -(i)ken

- As she was walking down the road, she was hit by a lorry.
Yolda yürürken (ona) bir kamyon çarptı.
3.2. As long as/So long as
KULLANIMI
as long as/so long as + cümle
ÇEVİRİSİ
yüklem + -DIğI sürece/müddetçe

- I'll love you as long as I live.
Seni yaşadığım sürece seveceğim.
3.3. While/(Whilst)
Bu kelimelerden "whilst" çok resmi yapılarda kullanılabilir.
KULLANIMI
while/whilst + cümle [1] / -ing [2]
ÇEVİRİSİ
yüklem + -(i)ken

- They came while I was sunbathing. [1]
Ben güneşlenirken geldiler.
- While walking, he stumbled and fell. [2]
Yürürken sendeledi ve düştü.
3.4. When/Whenever
KULLANIMI
when + cümle [1] / sıfat [2] / -ing [3]; whenever + cümle [4] / sıfat [5]
ÇEVİRİSİ
(her ne) zaman ... -sE
yüklem + - DIğI zaman/-E/Ir(i)ken/-DIğI(n)dE/-IncE/ -DIkçE

- When I sleep I always snore. [1]
Ben uyurken hep horlarım.
- Please do your exercise when(ever) possible. [2]
Lütfen mümkün olan bir zaman / fırsat bulduğunda al??tırmanı yap.
- Be careful when lifting this bag. [3]
Bu çantayı kaldırırken dikkatli ol.
- She visits her parents whenever she finds time. [4]
Ne zaman fırsat bulsa anababasını ziyaret eder.
3.5. Now that
KULLANIMI
now that + cümle
ÇEVİRİSİ
için
(Hazır) ... yüklem -DIğI [(n)E] göre

- Now that everybody is here, we can start the meeting.
(Hazır) herkes burada olduğuna göre, toplantıya başlayabiliriz.
x3.6. "-ing"
- He came in shouting.
Bağırarak girdi.
Bu yapıya benzer bir yapıda hiç yüklem kullanılmamaktadır:
- He came in drunk. (= When he came in he was drunk.)
3.7. During
KULLANIMI
during + isim
ÇEVİRİSİ
esnasında

- During the storm, a lot of people hid in the cinema.
Fırtına esnasında bir çok insan sinemaya s???ndı.
4. TIME AFTER
4.1. After
KULLANIMI
after + cümle [1] / -ing [2] / isim [3]
ÇEVİRİSİ
yüklem/isim + -DEn/(mEsIn)In ardından/sonra

- After he had seen the murder, he couldn't sleep whole night. [1]
Cinayeti gördükten sonra bütün gece uyuyamadı.
- After finishing his meal, Peter went to bed. [2]
Yemeğini bitirdikten sonra Peter yatmaya gitti.
- After the riot, everything is calm and quiet. [3]
Ayaklanmanın ardından herşey sessiz ve sakin.
4.2. As soon as
KULLANIMI
as soon as + cümle [1] / -ing [2]
ÇEVİRİSİ
yüklem + -Er yüklem + -mEz

- As soon as she saw the poster, she burst out a laughter. [1]
Posteri görür görmez bir kahkaha patlattı.
- As soon as leaving work, he rushes to the bar. [2]
İşten çıkar çıkmaz bara koşar.
4.3. Directly/Immediately
Bu iki yapı da sık kullanılmaz.
KULLANIMI
directly/immediately + cümle
ÇEVİRİSİ
yüklem + -Er yüklem + -mEz

- She smiled immediately she heard the news.
Haberi duyar duymaz gülümsedi.
4.4. Once
KULLANIMI
once + cümle [1] / -ing [2]
ÇEVİRİSİ
Bir kez .. yüklem + -DI mI/-mEyE gör-

- Once I make make up my mind, nothing can stop me. [1]
Bir kez kararımı verdim mi beni hiçbirşey durduramaz.
- Once signing this contract, you will have to obey the rules. [2]
(=Once you sign this contract ...)
4.5. Since
KULLANIMI
since + cümle [1] / -ing [2] / isim [3]
ÇEVİRİSİ
yüklem + -Den beri/bu yana

- He feels much better since he completed his exams. [1]
Sınavlarını tamamladığından beri kendisini çok daha iyi hissediyor.
- We haven't gone out since visiting you. [2]
Sizi ziyaret etmemizden beri(dir) dışarı çıkmadık.
- I've been typing since 12. [3]
12'den beri daktilo yazıyorum.
4.6. When/Whenever
Kullanım ve çeviri açısından "Same time" başlığı altında ele alınan "when / whenever" ile aynıdır.
4.7. Now that
Kullanım ve çeviri açısından "Same time" başlığı altında ele alınan "now that" ile aynıdır.
4.8. No sooner ... than
KULLANIM
No sooner + had + Subject + V3 + than ..+ Simple Past
(Mutlaka devrik yapıda kullanılır)
ÇEVİRİ
Daha yeni/Henüz ... yüklem + -mIştI ki ...

- No sooner had he left than he heard the explosion.
Daha yeni çıkmıştı ki patlamayı duydu.
4.9. Hardly/Scarcely ... when
Kullanım ve çeviri açısından "No sooner ... than" yapısı ile aynıdır. Mutlaka devrik yapıda kullanılır.
4.10. On, upon
"-ing" başlığı altında (aşağıda) ele alınmaktadır.
4.11. (only) to ...
Geçici bir durumu göstermek ve durumun ortaya çıkardığı sonucu ifade etmek için kullanılır.
- I rushed to the door to discover it was locked
cümlesinde "to discover" yapısı "in order to discover" anlamı taşımamaktadır, zira bu anlamı taşıyor olsa kapının kilitli olduğunu bile bile kapıya gitme söz konusu olacaktır.
* Kapının kilitli olduğunu keşfetmek için kapıya koştum.
Bu yapının gerçek karşılığı
... to discover = and I discovered
yaklaşımı ile
Kapıya koştum ve kilitli olduğunu farkettim
şeklinde olacaktır.
- I woke up one morning to find myself on the floor.
Bir sabah uyandığımda kendimi yerde buldum.
- She turned the corner, to find the car gone.
Köşeyi döndü ve arabanın orada olmadığını gördü.
- The curtain parted, to reveal a market scene.
Perde açıldı ve ortaya bir pazar dekoru çıktı.
4.12. yüklem + to + yüklem
Aslında "yüklem + and + yüklem" şeklinde kullanılabilecek bir yapıdır ve uzunca bir süreye bağlı bir sonucu ifade eder.
- She lived to be 100. (= and she became 100.)
- The show went on to become a great success.
5. "-ing"
5.1. Same time (= When)
- Returning to the village, I met an old friend.
Köye döndüğümde eski bir arkadaşla kar??laştım.
- (On/Upon) receiving the letter, you should reply immediately.
Mektubu alınca hemen yanıtlaman gerek.
"-ing" yapısı ile "time" ve "reason" anlatıldığı zaman ana cümlenin ve yan cümlenin öznesinin aynı olması gerekir.
- When I returned to the village I met an old friend. (= Returning to the village I met an old friend.)
5.2. Time after (= When/After)
"Having + V3" yapısı ile oluşturulur.
- Having completed his study he submitted it to the committee. (= After he had completed ...)
5.3. (By) + "-ing"
Bu yapı zaman belirtmesinin yanısıra neden (= reason) de belirtebilir.
- By taking advantage of the darkness, he escaped.
Karanlıktan yararlanarak kaçtı.
5.4. ..., "ing"
- He rose to his feet, spilling coffee on his pants.
(= When he was rising to his feet, he spilt coffee on his pants.)
6. Past participle (= V3)
Bu yapı edilgen (=passive) özellik ta??maktadır.
- (When it is) taken as it is, the sentence will mean nothing.
Olduğu gibi ele alındığında bu cümle bir anlam taşımaz.


GÜNLÜK SORULAR (Daily questions)


Beni anlıyor musun? Do you understand me?
Anlıyor musun? Do you get it?
Biliyor musun? Do you know?
Ne düşünüyorsun? What do you think?
İngilizce konuşabiliyor musun? Can you speak English?
İngilizce biliyor musun? Do you know English?
Size nasıl yardımcı olabilirim? How can I help you?
Size yardım edebilir miyim? Can I help you?
Bana yardım edebilir misiniz? Can you help me, please?
Ne yapıyorsun? What are you doing?
Nereye gidiyorsun? Where are you going?
Ne zaman geliyorsun? When will you come?
Sabahları kaçta kalkıyorsun? What time do you get up in the mornings?
Seninle konuşabilir miyim? Can I speak with you?
Sana bir şey sorabilir miyim? Can I ask you something?
Bu konuda benimle anlaşıyor musun? Do you agree with me about this?
Dışarı çıkmama izin verecek misin? Let me go out?

SAĞLIK (Health)


Başınızı kaldırın.
Raise your head
Rayz yor hed.

Başınızı eğin.
Bend forward
Bent forvırd.

Başınızı çevirin
Turn round
Törn ravnd.

Uzanın
Lie down
Lay davn.

Rahatlayın
Relax
Rıleks.

En yakın nöbetçi eczane nerede?
Where’s the drugstore?
Verz dı dragstor?

Nezleye / öksü-rüğe karşı bir şey istiyorum.
I’d like something for a cold / a cough.
Ayd layk samting for e kold / e kof.

Güneş çarpması.
Sunburn
Sanbörn.

Böcek sokması
Insect bites
İnsekt bayts.

Yol tutması
Travel sickness
Trevıl siknıs.

Hazımsızlık
An upset stomach
En apset stomek

Migren
A headache / a migraine
E hedeyk / e mireyn.

Ne zaman geleyim?
When should I come back?
Ven şud ay keym bek?

Ağrı kesici
A pain killer
E peyn kilır.

Hemen bir doktor lazım
Get a doctor, quick!
Get e daktır, kuvik.

Muayene saatleri nedir?
What are the opening hours?
Vat ar dı opıning havurs?

Doktor buraya gelip beni görebilir mi ?
Can the doctor come and see me here ?
Ken dı daktır keym end si mi hiyır ?

Tıbbi personel
Medical staff
Medikıl stef.

Sağlık ocağı
The health care centre.
Dı helt keyr sentır.

Hasta
The patient
Dı peşınt.

Ameliyat
The surgical operation
Dı sörcikıl apırey-şın.
Kendimi yorgun / hasta hissediyorum.
I feel weak / I feel dizzy / sick
Ay fiıl vik / fiıl dizi / sik.

Kustum
I threw up
Ay trüv ap.

Ateşim var
I have a fever
Ay hev e fivır.

Nereniz ağrıyor?
Where does it hurt?
Ver daz it hört?

Buram / şuram ağrıyor
I’m aching here/ there
Aym aşing hiıyr/ der.

Sırtım / başım / midem ağrıyor
I have a sore back / a headache / a stomach.
Ay hev e şor bek / e heydeyç / e stomek..

Burada ağrı var mı?
Does it hurt here?
Daz it hört hiyır?

Nasıl bir ağrı
What kind of pain?
Wat kaynd ov peyn?

Hafif / kötü
Dull / sharp
Dıvul/ şarp

Değişmeyen / artıp azalan
Constant / on and off
Kanstınt / on end ıv.

.... ye alerjim var
I have an allergy to...
Ay hev en alirci tu...

Hemofili hastasıyım
I am haemophiliac
Ay em hemofhilek

Ne zamandır ağrınız var
How long have yoU had this pain?
Hav long hev yu hed dis peyn?

Kısa zamandır / uzun zamandır
For a short / long while
For e şort / long vayl.

Sizi muayene edeceğim
I need to examine you.
Ay nid tu egzımayn yu.

Soyunun
Undress to your under wear
Andires tu yo r andırviyır.

Şuraya uzanın lütfen.
He down here, please
Hi davn hiyır., pliyz.

Ağzınızı açın
Open your mouth
Opın yor moth.

Derin nefes alın
Take a deep breath
Teyk e dip breth.

Öksürün lütfen
Cough, please
Cogh, pliyz.

Tansiyonunuzu ölçeceğim.
I’ll check your blood pressure
Ayl çek yor blud prejur.

Nabzınızı ölçeceğim.
I’ll take your heart beat
Ayl teyk yor hörth biıt.

Romatizma
Rheumatism
Rumetizm.

Apandisit
Appendicitis
Ipendısits

Sistit
Cystitis
Sıstits.

Gastrit
Gastritis
Gestrits.

Ülser
An ulcer
En ülsır.

Grip
Influenza
İnfluenza

.... iltihabı
Inflammation of...
Anflamedeyşın ov.

Sarılık
Jaundice
Juyndis.

Kızamık
The measles
Dı miıslıs.

Soğuk algınlığı
A cold
E kold.

Hafif bir enfeksiyon
A (minor) infection
E maynor infekşın.

Güneş çarpması
Sunstroke
Sanstrok.

Yüksek ateş
Hay fever
Hay fivır.

Ateşinizi ölçeceğim
I’ll take your temperature
Ayl teyk yor tempricır.

Kendimi iyi hissetmiyorum
I don’t feel well
Ay dont fiıl vel.

Hastayım
I’m sick
Aym sik.

Güneş çarpması
Sunburn
Sanbörn.

Kesik
A cut
E kat.

Yara
A wound
E vund.

Kramp
Jambs
Cemps.

Öksürük
A cough
E kogh.

Migren
A headache
E hiydiç

Astım
Asthma
Estım.

Hazımsızlık
An upset stomach
En apsekt stomek.

Boyun tutulması.
A stiff neck
E stif nek.

Tansiyon
High blood pressure
Hay blud prejur.

Çarpıntı
Palpitations
Palpıteyşın.

Bayıldı
He has fainted
Hi hez feyıntıd.

Kanaması var.
She’s bleeding
Şiyız blıiding.

Bir şey soktu.
I’ve been stung.
Ayv bin stank.

Ayak bileğim şişti.
My ankle is swollen
May ankıl iz svolın.

CAN


Türkçede «kırabilmek, açabilmek, okuyabilmek»gibi, fiilerin sonuna eklediğimiz «-bilmek» yardımcı fiili nasıl güç, imkan, bilgi ifade ediyorsa yani yetrlilik bildiriyorsa, bu yardımcı fiilin İngilizce karşılığı olan can kelimesi de aynı anlamı verir. Türkçede fiillerin sonuna eklediğimiz «-bilmek» yardımcı fiiline karşılık can yardımcı fiili İngilizcede yalın halde bulunan fiillerin önünde yer alır.
Can cümle başına getirilirse cümle soru haline girer.
 
Can fiili ile olumlu cümle   


Özne can Yalın halde fiil diğer kelimeler


I can read this book.
You can sit here.
Ahmet can speak English.
They can open the door.
 
Can fiili ile olumsuz cümle   
Özne +cannot (can't) +yalın halde +fiil+diğer kelimeler 
She can't come on Sunday.
Hasan Bey can't go to England.
They can't fill that bucket.
Mr. Miller can't speak Turkish.
 
Can fiili ile soru cümlesi   

can+ özne+ yalın halde fiil+ diğer kelimeler


Can you clean this room?
Can Selma speak English?
Can his father read these letters?
Can she put the glasses there?
 
Can fiili ile soru kelimeli soru cümlesi    


soru kelimesi +can+ özne+ yalın halde fiil+  diğer kelimeler
 
What can you eat there?
Where can the girl go on Sunday?
What can Tom put into the bag?
 
GOING TO


Türkçeye tercüme edilişi bakımından going to ile will (shall) aynı işi görür ve Türkçedeki «-ecek, -acak» ekinin yerini tutar.


Going to ile yapılan cümlelerde bir niyet, istek, önceden hazırlamış olma, kesinlik ifadesi vardır. Halbuki will (shall) ile yapılmış Gelecek zaman cümlelerinde ise böyle bir ön istek yoktur; hemen o anda verilmiş bir karar vardır.


Going to ile yapılmış gelecek zaman cümlelerini soru yapmak için cümle içindeki to be fiilini başa getirmek kafidir.
 
Going to ile yapılmış cümleler    


özne+ to be+ going to+ fiil +diğer kelimeler


I am going to write a letter.
She is going to buy a hat.
You are going to learn English.
We are going to stay here.
He is going to carry all the bags.
They are going to have dinner now.
 
Going to ile yapılmış soru halindeki gelecek zaman     


to be +özne +going to+ fiil+ diğer kelimeler


Is he going to teach us English?
Are you going to tell a story?
Am I going to drive the tractor?
Is the man going to wash the plates?
Are they going to play football?
Is Mary going to stay with the Çelikels?
 
Going to ile yapılmış olumsuz cümleler    


özne +to be + not going to +fiil+ diğer kelimeler


He isn't going to drive the car.
We aren't going to stay at this hotel.
I am not going to give you can a pencil.
Her daughter isn't going to help the children.
You aren't going to make a good chair.
Ali isn't going to sell his dog.
 
USED TO
Geçmişte adet halinde yapmakta olduğumuz hareketleri anlatırken fiil önünde used to getirilir.

I go.          Giderim.
I went.       Gittim.
I used to go.         Giderdim. (Eskiden giderdim.)


İçinde used to bulunan cümleleri soru haline sokmak için cümle başına did getirilir, used kelimesi de use haline gelir.
 
Used to ile cümle kalıbı   


özne+ used to+ fiil+ diğer kelimeler


We used to watch the ships on the river.
The woman used to make soup every morning.
They used to study their lessons.
His daughter used to read history books.
 
Used to olumsuz cümle kalıbı (did ile)   


özne +didn't use to +fiil+ diğer kelimeler


We didn't use to watch the ships on the river.
The woman didn't use to make soup every morning.
They didn't use to study their lessons.
His daughter didn't use to read history books.

 
Used to olumsuz cümle kalıbı (not ile)     
özne+ used not to+ fiil +diğer kelimeler


We used not to watch the ships on the river.
The woman used not to make soup every morning.
They used not to study their lessons.
His daughter used not to read history books.
 
Used to soru cümle kalıbı (did ile)
    
did +özne+ use to+ fiil+ diğer kelimeler


Did we use to watch the ships on the river?
Did the woman use to make soup every morning?
Did they use to study their lessons?
Did his daughter use to read history books?
 
Used to soru cümle kalıbı (used başa alınarak)    
used+ özne+ to+ fiil+ diğer kelimeler


Used we to watch the ships on the river?
Used the woman to make soup every morning?
Used they to study their lessons?
Used his daughter to read history books?

Diğer Modal’lar
Had better:...se iyi olur
We had better get up early. (Erken kalksak daha iyi olur.)

Would rather / sooner: yeğlemek, tercih etmek

I would ratherdie than do it. (Onu yapmaktansa ölmeyi tercih ederim.)
Die: ölmek
Dead:ölü
Death: ölüm

We would sooner sell than rent it. (Kiralamaktansa almayı tercih ederim.)

****Not: Eğer “would rather / sooner” formundan sonra bir cümlecik gelirse, bu cümleciğin zamanı mutlaka Simple Past’ tır. Bu özellik çok önemlidir ve KPDS’ de sorulmuş.
Iwould rather(that) you remained at home. (Evde kalmanı tercih ederim.)
S. Past
Iwould sooner(that) you remainedat home. (Evde kalmanı tercih ederim.)
Simple Past
“would rather / sooner” formunun ilk kullanımında, modal olduğu için hemen sonrasında V1 geliyordu. Burada ise, sonrasında “that” ile geçiş yapmış ve öznesi olan bir cümlecik gelmektedir. Bu cümleciğin zamanı mutlaka Simple Past olmak zorundadır. Karışık bir konu olduğu için mantığı daha sonra açıklanacaktır.

Remain:kalmak

Used to: ...irdi
(Geçmişte alışkanlık gereği yapılan olayları ifade ederken kullanılır.)


I used to smoke when I was at university. (Üniversitedeyken sigara içerdim.)

Bu cümlede, söyleyenin şu anda sigara içmediği anlamı gizlidir. Ayrıca genelde “used to” yapısı “but ile geçiş yapar.

I did not use to smoke. (Eskiden sigara içmezdim.)

Did you use to smoke? (Sigara içmez miydin?)

“Used to” yapısının olumlu ve sorusunda görüldüğü gibi “did” yardımcı fiilinden faydalanılır. Yardımcı fiil devreye girdiğinden “use” şeklinde birinci hale döner.(Simple Past Tense’ nin özelliklerinden hatırlayınız.) Gerçi bu tartışma konusudur. “used to” modal olduğu için direk “not” alabilir diyenler de vardır ve bu kullanım informal olarak kullanılmaktadır. Ama gramer olarak “used not to” kullanımı yanlıştır.“Used to” yapısının soru ve olumsuzunda doğru kullanım yukarıdaki gibidir.

She used to gamble, but now she dosen’t. (O kumar oynardı ama şimdi oynamaz.)

Did you use to play football. (Futbol oynar mıydın?)

My father didn’t use to watch T.V, but now he is always before the screen.
(Babam T.V izlemezdi ama şimdi daima ekranın önündedir.)

Screen:ekran
Gamble: oyun, kumar
Would: ...irdi (Geçmişte alışkanlık gereği yapılmayan olayları ifade etmek için kullanılır.)
Dare: Cesaret etmek
I Daresay:Sanırım, Galiba

May / Might as well: Bari..........se


Bu yapı genelde “might” ile kullanılır.

You might as well come tomorrow. (Bari yarın gelseydin.)


I Daresay(Sanırım, galiba)


I daresay you are right. (Sanırım haklısınız.)

Be Going To


Gelecek zamanı ifade etmek için kullanılan bir kalıptır. Yakın gelecek diye de tanımlanır. En güzel ifadesi “geleceğe dair önceden planlanmış veya yakın zamanda olması kesin olan eylemleri ifade etmektir.”

I will write his composition. (Kompozisyonunu yazacağım.) (önceden planlanmamış.)

I am going to write his composition. (Kompozisyonunu yazacağım.) (önceden planlanmış.)

Was / Were Going To:

 

Geçmişte yapılması düşünülüp yapılmamış eylemleri ifade etmek için kullanılır.


Last night, we were going to visit you, but we had some guests. (Geçen akşam sizi ziyarete gelecektik ama misafirlerimiz vardı.)

LESSON 7
NEED


“Need”, diğer modallardan farklı bir özelliğe sahip olduğu için en sona bırakıldı ve diğerlerinden ayrı olarak veriliyor.

“Need” hem modal hem de esas fiil niteliğinde olmak üzere iki ayrı kullanıma sahiptir. Her iki durumda anlamı hemen hemen aynıdır. “ihtiyacında olmak, gereksinim duymak” anlamına gelir.

Eğer modal olarak kullanılırsa daha önce söylenen üç modal özelliğini de taşıması gerekir. Esas fiil olarak kullanılırsa diğer fiiller gibi çekime girer. Bu özelliklerden yola çıkarak kullanımının modal mı yoksa esas fiil mi olduğu anlaşılır.

I need learn English. (İng. Öğrenmem gerekir veya İng. Öğrenmeğe ihtiyacım var.)

Görüldüğü gibi “need” den sonra fiil birinci halde, çekilmemiş ve başka bir modal yok. Bu özelliklere sahip olduğu için “need” burada modal olarak kullanılmıştır.

Ama “need” modal olarak pek olumlu yapıda kullanılmaz. Genelde olumsuz yapıda modal olarak kullanılır.

I needn’tgo there. (Oraya gitmem gerekmez.)

She needn’t study such a lesson. (Böyle bir dersi çalışması gerekmez.)

Not: “Need” sadece modal olarak kullanıldığında olumsuzluk eki olan “not” ı alır. Eğer esas fiil olarak kullanılırsa “not” almaz, bu görevi yardımcı fiil üstlenir.

NEED’ in Esas Fiil Olarak Kullanımı


I need to learn that. (Şunu öğrenmeye ihtiyacım var veya Şunu öğrenmem gerekir.)

I need some money. (Biraz paraya ihtiyacım var.)

I don’t need anything. (Herhangi bir şeye ihtiyacım yok.)

She dosen’t need anything. (Herhangi bir şeye ihtiyacı yok.)

She dosen’t need to resign. (İstifa etmeye ihtiyacı yok veya İstifa etmesi gerekmez.)

“Needin yukarıdaki kullanımında görüldüğü gibi modal özelliği yoktur. “Need” sahısa göre çekilmiş, sonrasında mastar veya nesne almış. Kısacası bir esas fiil işlevine sahiptir.

She didn’t need to resign. (İstifa etmesi gerekmedi.)

“Need” in Simple Past kullanımı, daha önce gördüğümüz “have to” modalının Simple Past kullanımı ile aynı anlamdadır.

Yani yukarıdaki cümleyi;

She didn’t have to resign (She had not toresign.) şeklinde de yazabiliriz.

Bu özelliklerden dolayı Didn’t need = Didn’t have to diyebiliriz.

“Need”esas fiil olarak tıpkı diğer fiiler gibi tüm zamanlar için çekilebilir.

He will need to apply for that. (Onun buna baş vurması gerekecek.)

She needn’t have studied. (Çalışması gerekmezdi veya çalışmaması gerekirdi.)

She shouldn’t have studied. (!! !! !! !!)

Yukarıdaki iki cümle arasında anlam farkı var ama çok önemli olmayan bir ayrıntıdır. Her iki cümle de “Çalışması gerekmezdi” diye çevrilebilir.

*** “Need” modal olarak iki kullanıma sahiptir. Present Modal ve Perfect Modal olmak üzere. (Needn’t ve Needn’t Have V3 )

Örnekler


I needed to call off the match. (Maçı iptal etmem gerekti.)

1.) V1 almamış, mastar almış
2.) S. Pasta göre çekilmiş
3.) Olumlu yapıda kullanılmış. Bu özelliklerden dolayı modal değil; esas fiil olarak kullanılmıştır.

Call:seslenmek, telefon açmak.
Call off:iptal etmek. Syn “Cancel”

Did thay needto warn you. (Sizi uyarmaları gerekti mi?) (Esas fiil)

They needn’t spend so much energy on this project. (Bu projede bu kadar çok enerji harcamalarına gerek yoktur, (gerekmez).) (Present modal)

Have you neededto confees everything. (Her şeyi itiraf etmeniz gerekmiş mi?) (esas fiil)

Confees:itiraf etmek

You needn’t have spoken to me that way. (Benimle bu şekilde konuşman gerekmezdi.) (modal)

Speak to:...e ile konuşmak
Way: yol, biçim, yöntem, tarz

***Not: Sınavlarda, özellikle “Need”in Perfect Modal’ı; çeviri, eş anlamını bulma gibi kilit noktalarda çok sorulur.

She needn’tstudy harder, becouse her marks are high. (Daha sıkı çalışmasına gerek yoktur. Çünkü notları yüksektir.) ( present modal)

We don’t need your help. (Yardımınıza ihtiyacımız yoktur. (esas fiil.)

You needn’t have shouted at us; we are not deaf. (Bize bağırman gerekmezdi; sağır değiliz.) (Perfect modal)

She needn’t have complained us. (Bizi şikayet etmesi gerekmezdi.) (perfect modal.)

***Son iki cümle bize böyle bağırmamalıydın şeklinde de çevrilebilir. Dikkat edilirse bu çeviri “ geçmişte yapılması gerekli ama yapılmamış” eylemleri ifade etmek için kullanılan should + have V3 ve ought to + have V3 modallarının olumsuz kullanımı ile aynı anlamdadır.

Bunu dile getirmesi gerekmezdi. (She needn’t have expressed this.) (perfect modal.)

Yabancı dilimi değiştirmem gerekmedi (I didn’t need to change my foraign language) (esas fiil)

Yarın gelmem gerekir mi? (Do I need to come tomorrow.) (esas fiil.)

Yarın gelmem gerekmez mi? (Needn’t I come tomorrow.) (present modal.)

Bir cümlede soru sözcüğü olduğu zaman (where, what, who gibi) need kullanmıyoruz. “Gereklilik” anlamı veren “should” veya “ought to kullanılır. bu özellik sadece “need” için geçerlidir.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------

LESSON 8
GERUNDS AND İNFİNİTİVES


Bu konuda hem gramer hem de kelime öğreneceğiz. KPDS için çok önemli birkaç gramer bilgisi ve önemli kelimeler var ki bunlar çok iyi öğrenilmeli; diğerleri sınav için çok önem arzetmese de öğrenilse iyi olur.

“Gerunds ve İnfinitives” konularının her ikisi de tek başına ele alındığında önemli ve geniş konulardır. İlk önce KPDS için önemli olan kısımları öğreneceğiz. Yani “Gerunds ve İnfinitives” lerin cümlede çekimsiz boyutu ile ilgileneceğiz.

“Gerunds ve İnfinitives ler, cümlede bir harekete verilen ismdirler. Türkçe’deki ismin halleri durumunda kullanılırlar. İngilizce’de ise bir yüklemden sonra çekilmemiş fiiller mastar yapısında gramatikal olarak üç pozisyonda olabilirler.

1.) Gerund (speaking, going gibi)
2.) İnfinitive (to speak, to go gibi)
3.) Bare infinitive (Yalın mastar) (speak, go gibi)

“Öğrenmeyi istiyorum” cümlesinde “istemek” cümlenin yüklemidir. “öğrenmeyi” ise çekilmemiş konumda olup, İngilizce’de gramatikal olarak yukarıda da söylendiği gibi üç şekilden biri ile ifade edilebilir. Bu bir sistemdir, kuralları vardır. Bu kurallar çerçevesinde uygun olan şekliyle cümle yazılır.

Yalın mastarlar genellikle Causative (ettirgenlik) yapısında kullanılır ki bu konuyu daha sonra göreceğiz. Yalın mastar kullanımı spesifik özelliğe sahip olup, kullanım alanı sınırlıdır. Bu şekilde kullanılan fiil sayısı da azdır. Bu nedenle cümlede çekimsiz bir fiil denince “Gerunds ve İnfinitives” olmak üzere iki kullanım akla gelir. Bu durumda biri diğeri için altarnatif konumundadır. Yani eğer cümlede gerund kullanılmıyorsa, onun alternatifi olan infinitive’e gidilir. Bu özellik olduğu için bir konunun iyi bilinmesi, alternatifinin de çözülebilmesi anlamına gelir. Gerunds’lar ile başlayalım.

GERUNDS


Gerund” isim fiil (verbal noun) demektir. Bir fiilin –ing almış biçimidir. “Gerund” lar, bir fiil ve bir isim özelliği taşırlar. Cümlede isim veya zamir olarak kullanılırlar. Yapı bakımından ortaçlara (present participle) benzerlerse de kullanış ve anlam bakımından çok farklıdırlar.

“Gerunds” yapısı geniş bir konudur. Dört madde halinde anlatılacaktır. Özellikle ilk üç maddesi KPDS için çok önemlidir ve konunun % 90’ ını kapsar. Bunun da yüzde 70-80’i birinci maddeye dahildir. Bu üç maddenin çok iyi bilinmesi gerekir. Diğer kısmı ileri düzey için önemlidir. Öğrenilmesi iyi olur.

1.) Bir Edattan Sonra (After a prepisition)


Edat: Tek başlarına bir anlamı olmayan, bir isim veya isim türevi (zamir, isim fiil gibi) ile birlikte kullanılarak anlamlarını bütünleştiren sözcüklerdir. İn, on, under, of, off, with, for, over ..... gibi.
He come in the room. (buradaki “in” edattır çünkü isimden önce gelir.)

He come in. (“in” zarftır çünkü fiili etkilemiştir.)

Eğer bir cümlede yüklemden sonra bir edat varsa ve sonrasında çekilmemiş bir fiil kullanılmışsa bu mutlaka gerund’tır. İlla da gerund olacak diye bir kural yoktur. Yüklemden sonra hiçbir şey olmayabilir veya bir isim gelebilir. Ama eğer yüklemden sonra edat var ve sonrasında da çekilmemiş bir fiil varsa bu mutlaka gerund olmalıdır.

Bundan sonra cümleler kurulurken KPDS için önemli olan kelimeler kullanılacak. Geçen bu kelimeleri mutlaka iyi öğrenmemiz gerekir.

The members are thinking of appointing him as their president. (Üyeler, onu başkanları olarak atamayı düşünüyorlar.)

a) to appoint b) appoint c) appointing

Boşluğa “appointing gelmelidir. Çünkü yüklemden sonra edat vardır ve edattan sonra eğer çekilmemiş bir fiil varsa bu gerund olmak zorundadır. Böyle fiiller bir edat ile nesneye indirekt olarak geçerler. Böyle sorularda cümlenin anlamı bilinmezse de soru çözülebilir.

Appoint:atamak, kararlaştırmak
Disappoint: hayal kırıklığına uğratmak, bozmak, engel olmak. (Başında bulunan “dis”ten dolayı “appint”in olumsuzu şeklinde anlaşılabilir diye KPDS’de sık sık geçen önemli bir kelime. Mutlaka bilinmeli.)
Think of:düşünmek (tasarlamak anlamında)
Think over:düşünmek (bir şey üzerinde)
Think about:düşünmek (bir şey üzerinde)

He is thinking of emigrating to USA. (O Amerika’ya göç etmeyi düşünüyor.)

He gave up smoking. (O sigara içmeyi bıraktı.)

The scientists shouldn’t have approved of using hazardous material. (Bilim adamlarının tehlikeli materyalleri kullanmayı onaylamamaları gerekirdi.)

Hazardous: tehlikeli (syn: dangerous)
Approve of:onaylamak
Disapprove of:onaylamamak (ikisi de “of” ile nesneye geçiş yapar.)

Approve

KPDS’de oldukça sık geçen bir kelimedir. Eş anlamlıları ile birlikte çok iyi bilinmeli.
Reaffirm, certifiy, attest:onaylamak
Ratify: onaylamak.Ratification: onaylama
Specify:onaylamak, açıkça belirtmek. Specification: belirtme, tarifname
Notify:onaylamak, bildirmek. Notification:haber, bildirme, ihbarname.
Affirm:onaylamak
Reaffirm:onaylamak
Confirm:onaylamak
Bear out:onaylamak
As a researcher, he was always interested in developing something beneficial. (O bir araştırmacı olarak daima faydalı şeyleri geliştirmekle ilgilenirdi.)
İnterested in:...ile ilgilenmek (daima nesneye “in” ile geçiş yapar.)
Develop: geliştirmek (daha önce geçmişti)
İmprove:
Progress:
Advance:
Enhance:
Extend:
Boost:
Grow up:
Flourish:
Thrive:
Beneficial: faydalı. (syn: useful)

***Not: Any, some, every, no kelimeleri; think, body, one, where kelimeleri ile birleştiklerinde sonralarında mutlaka bir sıfat isterler. Türkçe’deki mantığa ters bir yapıdadır.



Any think
Some body
Every + one + Adjective
No where

Yukarıdaki örnekte de görüldüğü gibi Something geçmiş ve sonrasında da “beneficial sıfatı gelmiştir.

You must give up smoking.(Sigarayı bırakmalısınız.)

He disapprove of joining the army. (O orduya katılmayı onaylamıyar.)

Join: katılmak
Disapprove of:Onaylamamak

They sucseeded in persuading us. (Onlar bizi ikna etmeyi başardılar.)

Sucseed in: başarmak
Persuade: ikna etmek

2.) Bazı Fiillerden Sonra Gerund Kullanılır


Bu fiillerin sayısı 30 – 40 civarındadır. Bunlar yüklem olacakları zaman sonralarında eğer çekilmemiş bir fiil gelirse, “gerund” olmak zorundadır. Bu özellik tamamen ezbere dayalı bir durumdur. En önemli 10 - 15 tane fiil göreceğiz. Diğerleri liste halinde bize verilecek. Bu fiilleri yazarsak;

Avoid:kaçınmak, sakınmak
Understant:anlamak
Consider:düşünmek
Admit:kabul etmek, itiraf etmek
Anticipate:sezinlemek
Appreciate: taktiretmek
Enjoy:hoşlanmak
Mind:aldırmak, umursamak, umurunda olmak
Postpone:
Delay:ertelemek
Defer:
Put off:

Forgive:
Pardon:bağışlamak, affetmek
Excuse:
Hate:
Detest:nefret etmek
Abhor:
Like / dislike:sevmek / sevmemek
Complain:şikayet etmek
Understand:anlamak

Bu fiiller, yüklem olarak kullanıldığında ve sonrasında çekilmemiş bir fiil geldiğinde bu mutlaka “gerund” olmalıdır.

You could have avoided hurting him. (Onu incitmekten kaçınmış olabilirdin veya kaçınabilirdin.)

She considers moving away. (O taşınmayı düşünüyor.)

Move:taşınmak, hareket etmek (yanında away, in gibi değişik edatları alabilir.)

He hates getting up early. (O erken kalkmaktan nefret eder.)

The thief admitted stealing the money. (Hırsız parayı çaldığını itiraf etti.)
Thief:hırsız
Theft: hırsızlık

I don’t anticipate meeting any problem. (Herhangi bir problemle karşılaşmayı sezinlemiyorum.)

I don’t understand your complaining. (Şikayetinizi anlamıyorum.)

3.) Bazı Deyimlerden Sonra Gerund Kullanılır


İngilizce’de, aşağıda yazılan deyimlerden sonra eğer bir çekilmemiş fiil gelirse, kesinlikle “gerund” olmalıdır.

It is no use:Anlamı yok, yararı yok, manası yok
It is no good:anlamı yok, yararı yok
That is no point in:anlamı yok, yararı yok
Can’t help:elinde olmamak, bir şey yapmaktan kendini alamamak
Feel like:canı istemek
It is worth:...meye değer
Look forward to: dört gözle beklemek
Object to:itiraz etmek, bir şeye karşı çıkmak
Oppose to: itiraz etmek, bir şeye karşı çıkmak
Confess to:itiraf etmek
Be used to:....e alışkın olmak
Be accustomed to:...e alışmak
Get used to:...e alışmak
Get accustomed to:...e alışmak
Get around to:dolaşmak, yayılmak, kandırmak
Have trouble:zorluk çekmek
Can’t bear:dayanamamak
Can’t stand:
Have fun:

Bu kalıplardan sonra, (zamanı ne olursa olsun, olumlu veya olumsuz olsun) eğer bir çekilmemiş fiil varsa, bu fiil gerund yapısında olmalıdır. Her zaman bunlardan sonra “gerund” olacak diye bir kural yoktur. Bazen çekilmemiş bir fiil dışında da bir sözcük gelebilir.

Örnekler


I am looking forward to seeing you amoung us. (seni aramızda görmeyi dört gözle bekliyorum.)

French is no worth learning. (Fransızca öğrenilmeye değmez.)

I don’t feel like going out to night. (Bu gece canım dışarı çıkmak istemiyor.)

He must have confeessed to committing the crime. (O suçu işlediğini itiraf etmiş olmalı.)

Confees to:itiraf etmek(zihinsel anlamda) Commit: işlemek (suç, günah, hata, cinayet anlamında)

The hijackers objected to releasing the hostages. (Uçak kaçıranlar (hava korsanları) rehineleri serbest bırakmaya karşı çıktılar.)

Hijacker:uçak kaçıran, hava korsanı
Release:serbest bırakmak, salıvermek
Hostage:rehine

I am used to studying late at night. (Geç saatlere kadar çalışmaya alışkınım.)

He can’t help loughing when he sees me. (Beni gördüğünde kendini gülmekten alamaz.)

She had trouble solving her problem. (O problemini çözmede zorluk çekti.)

English is worth learning. (İngilizce öğrenmeye değer.)

The minister confees to gettinginvolved. (Bakan suça bulaştığını itiraf etti.)

Confees to: itiraf etmek Get involve: biri ile bir suça bulaşmak

4.) Hem Mastar Hem de Gerund Alan Fiiller

İngilizce’de, bazı fiiller hem mastar hem de infinitive alabilirler.



Başlamak fiilleri start / Begin
Kesmek, ara vermek Cease Bu fiiller ikisini de alabilirler (Bu sınavda sorulmaz)
Devam etmek Continue
I start working on Monday. (P. Tesi çalışmaya başlarım.)

I start to work on Monday. (P. Tesi çalışmaya başlarım.)

Eğer bu fiiller Continuous formda çekilirlerse sonrasında da çekilmemiş bir fiil var ise tercihinizi gerund’tan yana kullanmayın deniliyor. Gramatikal olarak yasak değil ama iki gerund yan yana gelmesin diye infinitive kullanılır. Bu konu ile ilgili önemli ve temel bilgileri öğrenmiş olduk. Bundan sonra öğreneceğimiz detaylar ileri düzey içindir.

ingilizce de Zamanlar-ingilizce öğreniyorum ingilizce zamanlar

1. The Simple Present Tense (Geniş Zaman) Sbj + V1
I speak (Ben konuşurum)

2. The Present Continuous Tense (Şimdiki Zaman) Sbj + am/is/are V1+İNG
I am speaking (Ben konuşuyorum)

3. The Simple Past Tense (Di’li Geçmiş Zaman)Sbj + V1
I spoke (Ben Konuştum)

4. The Past Continuous Tens (Şimdiki Zamanın Hikayesi)

I was speaking (ben konuşuyordum)

5. The Simple Future Tense (Gelecek Zaman)

I will speak (Ben konuşacağım)

6. The Future Continuous Tense

I will be speaking (Ben konuşuyor olacağım)

7. The Present Perfect Tense

I have spoken (Ben konuştum)

8. The Present Perfect Continuous Tense

I have been speaking (ben konuşmaktaydım)

9. The Past Perfect Tense (Miş’li Geçmiş Zaman)

I had spoken (Ben konuşmuştum)

10. The Past Perfect Continuous Tense

I had been speaking (Ben konuşmaktaydım)

11. The Future Perfect Tense

I will have spoken (Ben konuşmuş olacağım)

12. The Future Perfect Continuous Tense

I will have been speaking (Ben konuşmakta olacağım)

Sbj + am/is/are V1+İNG
her zaman pre. cont. tense değildir…

Bazen Yakın Gelecek zamanda yapacağımız cümleleri [s + am/is/are + v(ing)] ile kurabiliriz.

im going school tomorrow ( yarın okula gideceğim )

 

İNGİLİZCE'DE ZAMAN / TIMES

İngilizce saati belirtmek için kullanılan kalıplar şunlardır :


1- It's ...... o'clock. ( saat ....)

Örnek ( example ) :

It's five o'clock. Saat beş.
It's eight o'clock. Saat sekiz.

2- It's half past ....... ( saat .... buçuk )

Örnek ( example ) :

It's half past six. Saat altı buçuk.
It's half past nine. Saat dokuz buçuk.


3- It's quarter past ........ ( saat ...... çeyrek geçiyor )

Örnek ( example ) :

It's quarter past seven. Saat yediyi çeyrek geçiyor.
It's quarter past two. Saat ikiyi çeyrek geçiyor.

4- It's quarter to ..........( saat ....... çeyrek var )

Örnek ( example ) :

It's quarter to nine. Saat dokuza çeyrek var.
It's quarter to three. Saat üçe çeyrek var.


5- It's ..... past ..... ( saat ....'u ...... geçiyor )

Örnek ( example ) :

It's twenty past ten. Saat on'u yirmi geçiyor.
It's twelve past four. Saat dördü oniki geçiyor.


6- It's ..... to .......( saat ...'ya ..... var)

Örnek ( example ) :

It's ten to six. Saat altıya on var.
It's five to seven. Saat yediye beş var.

 

İngilizcede zamanı sormak için kullanılan kalıp cümle şudur :

What time is it ?



« Önceki Sayfa -- ANASAYFA --

İNGİLİZCE DERS ARAMA

Menü

ANASAYFA
HAKKIMDA
ARŞİV
RSS

KATEGORİLER

SON 15 DERS

  • Genki English Download 7 CD İndir, genkienglish, Genki English V
  • KPDS 2009 Sonbahar Kasım Soruları ve Cevapları, 2009 KPDS Sonuç
  • İngilizce Seviye Belirleme Sınavı, İngilizce Test Çöz, Online
  • 2009 ÜDS Ekim Soru ve Cevapları, Sonuçları, 2009 ÜDS Sonbahar So
  • Yararlı Blog Siteleri, Useful Blog Sites
  • İngilizce Zarflar, Adverbs in English, ingilizce zarf cümleleri,
  • Adjectives /İngilizce Sıfatlar, Sayı Sıfatları ve Belgisiz Sıfat
  • İngilizce Sıfatlar, Adjective in English, ingilizcede sıfatlar,
  • İngilizce Tekil ve Çoğul İsimler, Singular and Plural Nouns, İng
  • İngilizce Edatlar-Prepositions, İngilizce preposition kullanımı,
  • THE VERB BE, İngilizce verb to be, ingilizce am-is-are, ingilizc
  • POSSESSIVE PRONOUNS, İngilizcede iyelik zamirleri, Subject prono
  • Subject Pronouns, İngilizce Şahıs Zamirleri, personal pronouns,
  • İngilizce Articles, a-an-the, ingilizcede a-an, ingilizcede a an
  • İngilizcede cümle yapısı, ingilizce cümle kurma, ingilizce cümle
  • İNGİLİZCE CHAT

    İngilizce Chat Odaları

    POPÜLER DERSLER

    BİZİ TAKİP EDİN

    Ücretsiz İngilizce Ders Aboneliği

    Sitemize Eklenen İngilizce Derslerin, Kaynakların Email Adresinize Gelmesini İstiyorsanız Mail Listemize Katılın:

    Delivered by FeedBurner

    DOST SİTELER

    indir

    indir

    www.AdemCelayir.com

    Uyarlama Şablonmix

    Sites for Teachers Eğitim ve Ögretim