WordTest.com - Kelime Öğrenmenin En Hızlı Yolu

Menü

ANASAYFA
HAKKIMDA
ARŞİV
RSS

KATEGORİLER

  • BBC: Beyond Dictionary
  • BBC: Günlük İngilizce
  • BBC: Haberlerle İngilizce
  • Bil-Bul-Gül
  • Dilbilgisi: Başlangıç
  • Dilbilgisi: Başlangıç Üstü
  • Dilbilgisi: Orta Düzey
  • Dilbilgisi: İleri Düzey
  • Elementary
  • ELS Dergisi Dersleri
  • Flash Oyun/Hikaye
  • Flashcards
  • Grammar Book
  • Günlük İngilizce
  • Ingilizce Atasözleri
  • Ingilizce Dersler (Başlangıç)
  • Ingilizce Dersler (Orta)
  • Ingilizce Dersler (Temel)
  • Ingilizce Deyimler
  • Ingilizce Filmler
  • Ingilizce Hikayeler
  • Ingilizce Kaynaklar
  • Ingilizce Kitaplar
  • Ingilizce Romanlar
  • Ingilizce Slayt Dersler
  • Ingilizce Soru Bankası
  • Ingilizce Sözlükler
  • Ingilizce Telaffuz
  • Ingilizce Şarkılar
  • Ingilizce Şiirler
  • Ingilizcenin Püf Noktaları
  • Ingilizcenin Yarısı
  • Karışık Dersler
  • Kelime Bilgisi (Vocabulary)
  • KPDS - ÜDS
  • KPSS
  • Ordan-Burdan
  • Pratik İngilizce
  • Programlar
  • SBS
  • Sesli Şiirler
  • TOEFL - IELTS
  • Video Dersler (Daylight)
  • Video Dersler (Türkçe)
  • Video Dersler (İngilizce)
  • What/Ne Nedir?
  • When/Ne Zaman?
  • Where/Neresi Nerde?
  • Which Way/Nasıl?
  • Who/Kim Kimdir?
  • Why/Neden?
  • Words & Their Stories
  • Yaygın Yanlışlar
  • YDS
  • Çeviri Nasıl Yapılır?
  • ÖSS
  • SON 25 DERS

  • 2009 ÜDS Ekim Soru ve Cevapları, Sonuçları, 2009 ÜDS Sonbahar Soruları Cevap Anahtarı, ÜDS 2009 Ekim
  • Yararlı Blog Siteleri, Useful Blog Sites
  • İngilizce Zarflar, Adverbs in English, ingilizce zarf cümleleri, ingilizce zarflar listesi, ingilizce zarflar konusu, ingilizce zarflar ve anlamları, ingilizce zarflarla ilgili cümleler, ingilizce zarf çeşitleri, ingilizcede zarflar anlamları, örnek
  • Adjectives /İngilizce Sıfatlar, Sayı Sıfatları ve Belgisiz Sıfatlar, Soru Sıfatları ve İyelik sıfatları, Sıfatların Dereleri
  • İngilizce Sıfatlar, Adjective in English, ingilizcede sıfatlar, ingilizce sıfatlar ve anlamları, ingilizce sıfat, ingilizce sıfat listesi, ingilizce sıfat cümleleri, ilgili cümleler, örnekleri, ingilizce sıfatları, ingilizce adjectives dersi, adj
  • İngilizce Tekil ve Çoğul İsimler, Singular and Plural Nouns, İngilizce Tekiller Çoğullar, İngilizce Tekil ve Çoğul İsimlerle ilgili oyun,game, alıştırma,worksheet, regular/irregular plural nouns, ingilizce quiz, irregular plural, irregular nouns
  • İngilizce Edatlar-Prepositions, İngilizce preposition kullanımı, ingilizce prepositionlar, prepositons of place,time,direction, prepositions of time and place, ingilizce önadlar, edatlar
  • THE VERB BE, İngilizce verb to be, ingilizce am-is-are, ingilizce olmak fiili, ingilizce verb to be olmak fiili video dersi, slayt power point, olumlu olumsuz soru hali, ingilizce am is are dersi konu anlatımı, örnek cümleler, türkçe anlatımı
  • POSSESSIVE PRONOUNS, İngilizcede iyelik zamirleri, Subject pronoun, Possessive adjective, İngilizce İyelik Zamirleri, POSSESSIVE ADJECTIVES, İYELİK SIFATLARI, İYELIK ZAMIRLERİ, NESNE ZAMİRLERİ, REFLEXIVE PRONOUNS, DÖNÜŞLÜ ZAMİRLER, video dersi
  • Subject Pronouns, İngilizce Şahıs Zamirleri, personal pronouns, ingilizce kişi zamirleri, nesne zamirleri, kişi zamirleri, nesne zamirleri, object pronouns, özne zamirleri, personal pronouns, subject pronouns, ingilizcede şahıs zamirleri, şahıs zamir
  • İngilizce Articles, a-an-the, ingilizcede a-an, ingilizcede a an kullanımı, definite article, indefinite article, no article, Ingilizce articles and no articles videolu konu anlatimi
  • İngilizcede cümle yapısı, ingilizce cümle kurma, ingilizce cümle kalıpları, ingilizcede cümle nasıl kurulur, ingilizcede cümle kuruluşu, ingilizcede cümleler, ingilizcede cümle yapısı, ingilizce cümlede kelime sırası, sentense sturcture
  • ingilizce hayvanlar, ingilizce animals, ingilizce hayvan isimleri, adları, ingilizce hayvan tanıtımı, sesleri, özellikleri, oyunları, animals song, game, flashcards, ingilizce hayvanlar resimli, english animals, ingilizce memeli hayvanlar, mammals
  • 2009 ÖSS Sonuçları, 2009 YDS Sonuçları, 2009 ÖSS Sonuç, 2009 öss sonucu, öss 2009, yds 2009
  • ingilizce meslekler, ingilizce jobs, ingilizce meslek isimleri, resimli ingilizce meslekler, jobs flashcards, ingilizce meslekler resimli, ingilizce meslek adları, anlamı, tanımı, tanıtımı, ingilizce meslekler ve görevleri, resimleri, occupations
  • İngilizce para ne demek, money ne demek, ingilizce para birimi, İNGİLİZCE AÇIKLAMALI BANKACILIK TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ, ingilizce para kelimeleri ve türkçe anlamları, ingilizce para terimleri, shopping, alışveriş, bankacılık terimleri, bankacılık terimler
  • 2009 SBS Sonuçları açıklandı, seviye belirle sınavı sonuçları, sbs puan öğrenme, 2009 sbs birincileri, SBS sonuçları açıklandı!,Milli Eğitim Bakanlığı, SBS, sınav, eğitim, öğrenci, okul, meslek
  • İngilizce sebzeler, english vegetables, ingilizce sebze isimleri, ingilizce sebzeler resimli, ingilizce sebze meyveler, ingilizce vegetables, ingilizce sebze adları, yazılışı, türkçe anlamı, okunuşu, names of vegetables, İngilizce Sebze Meyveler
  • İngilizce yiyecekler, ingilizce yiyecek içecekler, food and drinks, ingilizce yiyecek isimleri, ingilizce yiyecek, ingilizce yiyecekler resimli, ingilizce yiyecekler test, oyun, şarkı, video, song, game, ingilizce yiyecekler içecekler, foods,
  • ingilizce clothes, ingilizce kıyafetler, ingilizce elbiseler, ingilizce elbiseler, ingilizce elbise adları, ingilizce kıyafetler, ingilizce kıyafet kelimeleri (resimli), ingilizce kıyafet oyunları, ingilizce clothes ile ilgili şarkı, Giyim Terimleri
  • ingilizce okul kelimeleri, classroom language, ingilizce okul şarkıları, ingilizce okul kuralları, ingilizce sınıf kuralları, ingilizce okul eşyaları, ingilizce okul ne demek, ingilizce okul dersleri/şiirleri/şarkıları dinle/gazeteleri, school vocab
  • ingilizce aile tanıtma, ingilizce aile bireyleri, family members, ingilizce aile ağacı, family tree, ingilizce aileni tanıt, ingilizce soy ağacı, ingilizce ailemizi tanıtma, ingilizce aile fertleri/isimleri/üyeleri, ingilizce aile bireylerini tanıtma
  • İngilizce renkler, ingilizce renk isimleri, ingilizce renkleri, ingilizce renk oyunları, ingilizce renk tabloları, ingilizce renkler şarkısı, ingilizce renklerin türkçe anlamı, ingilizce renkler(resimli), ingilizce renkler konusu dersi
  • ingilizce fiiller, ingilizce fiil çekimleri, ingilizce fiilerin 2.(ikinci) halleri, ingilizce fiiller ve anlamlar, ingilizce fiilerin 3.(üçüncü) halleri, ingilizce düzenli düzensiz fiil listesi, ingilizce fiilerin 1. 2. 3. haleri, fiil tablosu, cümle
  • ingilizce bina isimleri/adları, buildings, ingilizce bina kelimeleri ve türkçe anlamları/karşılıkları, buildings nedir, buildings vocabulary, ingilizce yapılar, building vocabulary esl


  • ANY / EVERY (ONE/BODY/THING/WHERE)

    1. Any

    "Any" aşağıdaki anlamlarda kullanılabilir.

    - I haven't got any brothers.
      Hiç erkek kardeşim yok.
     

    olumsuz yapı/anlam + any = hiç

     

    - I can eat anything.
     Ne olsa yiyebilirim.
     

    olumlu yapı/anlam + any = ne olursa olsun/herhangi bir

    Bundan ötürü,

    - Nobody can ride this horse.
      Bu ata hiçkimse binemez.

    - Anybody can ride this horse.
      Bu ata isteyen herkes/kim istese binebilir.

    - In Turkey, anybody can be a taxi driver.

    2. Every

    "Every" kelimesinin, çeviri açısından, bir tek aşağıda değinilen kullanımı önem taşımaktadır.

    - Not everyone knows this formula.
      Bu formülü herkes bilmez.

    Örnek cümlede de görüldüğü gibi, bu yapı olumsuz yüklem ile Türkçe'ye aktarılmaktadır.

    DEVRİK YAPI (= INVERSION)

    1. Tanım

    Cümle içindeki normal yapının (S+V+O) vurgu sağlamak amacı değiştirilmesidir. Bu yapıda ya yardımcı yüklem [1] (asıl yüklemin "be" olması durumunda yüklemin kendisi [2]) ya da özneyi niteleyen sıfat [3] öznenin önünde yer almaktadır.

    - We came late, and so did he. [1]
    - We are here, and so is he. [2]
    - Tired as he was, he went on walking. [3]

    2. Kullanım

    Aşağıdaki kullanım örneklerinde gösterilen kelime ve yapılar, cümle içinde bu örneklerde verilen konumlarında (cümle başında vs.) olmaları durumunda sadece devrik yapıda kullanılabilmektedir. Örneğin,

    - You can nowhere find a better friend

    cümlesinde "never" kelimesi cümlede ortalarda yer almaktadır ve cümlede devrik yapı söz konusu değildir. Oysa "never" kelimesi 9.2.1 maddesinde de ele alındığı gibi, cümlenin başına alındığında, daima devrik yapı ile kullanılır.

    - Nowhere can you find a better friend.

    Devrik yapıların Türkçe'ye aktarımı esnasında, mümkünse, devrik yapının sağladığı vurgunun verilmesine çaba göstermek gerekir.

    2.1. Zaman ve yer belirten yapılar ile

    Zaman ve yer belirten

    at no time, hardly ... when, never, no sooner ... than, not till, nowhere, only, only after, only then/when, rarely, scarcely, scarcely ... when, seldom

    yapıları ile kullanılır.

    - At no time was he aware of the facts.
      Hiç bir zaman, gerçeklerin farkında değildi.

    - Hardly/Scarcely had I said hello when he punched me.
      Daha yeni merhaba demiştim ki beni yumrukladı.

    - Never before have I received such a nice present.
      Daha önce hiç bu kadar güzel bir hediye almam??tım.

    - No sooner had I said hello than he punched me.
      Daha yeni merhaba demiştim ki beni yumrukladı.

    - Not till he got home did he understand what the joke was.
      Ne zamanki eve vardı, ancak o zaman espriyi anlayabildi. /Eve varana kadar espriyi anlayamadı.

    - Nowhere can you find a better servant.
      Hiçbiryerde (bundan) daha iyi bir hizmetçi bulamazsın.

    - Only here do they sell octopus meat.
      Ahtapot eti sadece burada satılır.

    - Only after a year did she start to talk to me again.
      Ancak bir yıl sonra benimle yeniden konuşmaya başladı.

    - Only then did I see that the plan was faulty.
      Planın hatalı olduğunu ancak o zaman anladım.

    - Rarely could we get fresh bread.
      Taze ekmek bulmak bir mucizeydi.

    - Scarcely / Seldom had he been late.
      Hemen hiç geç kalmamıştı.

    2.2. Koşul belirten yapılar ile

    Koşul belirten

    in no circumstances, in no way, only by, only this way, only when, on no account, under no circumstances

    yapıları ile kullanılır.

    - In / Under no circumstances are we authorised to seal this document.
      Hiçbir koşulla bu belgeye damga vurmaya yetkili değiliz.

    - In no way can your money be refunded.
      Paranız hiçbir koşulla geri ödenemez.

    - Only in this way were we able to make the car start.
      Arabayı sadece bu şekilde çalıştırabildik.

    - Only by pushing were we able to start the car.
      Arabayı ancak iterek çalıştırabildik.

    - Only when he became ill did he appreciate the central heating.
      Ne zamanki hastalandı, merkezi ısıtmanın kıymetini o zaman anladı.

    - On no account are people allowed to eat in the theatre building.
      Hiçbir şekilde tiyatro binasında yiyecek yenemez.

    2.3. Not only, so, neither, nor ile

    - Not only did they steal his money, but they also beat him.
       Sadece parasını çalmakla kalmadılar, bir de dövdüler.

    - We all like horror films, and so does my father.
      Hepimiz korku filmlerinden hoşlanıyoruz; babam da.

    - "I'm not hungry."
    - "Neither / Nor am I."

    - He didn't protest, nor did he say a single word.
      Protesto etmediği gibi tek bir kelime de etmedi.

    2.4. so / such ... that ile

    - So delicious was the meal that we couldn't help wondering whether it was really Jane who had cooked it.
      Yemek o kadar lezzetliydi ki bir an yemeği yapanın gerçekten de Jane olup olmadığını merak ettik.

    2.5. Yer belirten "preposition"lar ile

    - In came Tom.
     (Ve) içeri Tom girdi.

    - Up jumped two large dogs.
      Yukarı iki iri köpek zıpladı.

    - Round the corner walked a policeman.
      Bir polis memuru köşeyi döndü.

    - Under the table was lying a huge dog.
      Masanın altında koskoca bir köpek yatıyordu.

    2.6. Comparative clause ile

    - His answer was shameful; equally regrettable was his behaviour.
      Verdiği yanıt utanç vericiydi - davranışı da bir okadar üzücüydü.

    - A year ago two crashes occurred at the corner, and more recently has come the news of a third.
      Bir yıl önce bu köşede iki kaza oldu, ve şu yakınlarda bir üçüncüsünün haberi geldi.

    2.7. Condition clause ile

    - Should there be a delay, call me.
      Bir gecikme olursa beni ara.

    - Had we known about your coming, we could have met you at the airport.
      Gelişinden haberimiz olsaydı seni havaalanında karşılardık.

    2.8. Concession clause ile

    - Hard as you may study, I doubt you'll pass.
      Ne kadar çok çalışsan da geçeceğinden kuşkuluyum.

    2.9. Reason clause ile

    - Tired as he was, he stopped walking.
      Yorgun olduğu için yürümeyi kesti.

    2.10. Similarity and Comparison clause ile

    - Tom was a man of power, as had his father been.
      Eskiden babasının olduğu gibi Tom da kudretli bir adamdı.

    2.11. Çeşitli sıfatlarla

    - Little did we imagine that the whole Soviet Union would collapse.
      Sovyetler Birliği'nin çökeceği aklımızdan bile geçmezdi.

    "PUTATIVE" VE "TENTATIVE" SHOULD

    "Should" yardımcı yüklemi "gereklilik" belirtmesinin yanısıra bazı yapılarda bunun dışınnda anlamlar yüklenmektedir. Bu bölümde ele alınan yapıların hiçbirinde, dikkat edileceği gibi, "should" yardımcı yüklemi "gereklilik" anlamını taşımamaktadır.

    1. Conditional clause ile

    Düşük bir olasılık belirtmek için "in case", "lest", ya da "if" ile kullanılır.

    - I'll go and get some more beer in case Bill should come.
    - He was cautious lest he should make a mistake.
    - If you should see him, tell him to see me.

    "If" ile kullanımında devrik yapı oluşturabilir.

    - Should you see him, tell him to see me.

    2. "So that" ve "in order that" ile

    - He turned the volume down so that we should hear him.
      Onu duymamız için sesi kıstı.

    Bu kullanımda "should" yerine "could/would" gibi yardımcı yüklemler de kullanılabilir. Çeviri açısından, "could" kullanıldığında "-EbIl" takısının eklenmesi dışında, hiçbir değişiklik oluşmaz.

    3. Zorunluluk ya da önem belirtmede

    Zorunluluk, önem ve tercih belirten

    agree, demand, marvel, regret, advise, desire, move, rejoice, allow, determine, ordain, request, arrange, enjoin, order, require, ask, ensure, pledge, resolve, beg, entreat, play, rule, command, grant, prefer, stipulate, concede, insist, pronounce, suggest, decide, instruct, propose, urge, decree, intend, recommend, vote, wonder

    yüklemleri ve

    absurd, better, just, ridiculous, advisable, concerned, ludicrous, right, amazing, eager, natural, strange, annoying, essential, necessary, surprising, anxious, important, odd, vital

    sıfatları ile kullanılır. Kimi zaman, aşağıda verilen üçüncü örnek cümlede olduğu gibi, "should" atılır ve yüklem yalın kalır. Çeviri açısından "should" kelimesinin olması ya da olmaması bir değişiklik getirmez.

    - He insisted that the contract should be read aloud.
    - We recommend that you wait until the rain stops.
                                            should leave
    - People are demanding that she leave (AmE) the company.
                                                     leaves(BrE)
    - It is amazing that she should confess the murder.

    PROP "IT"

    1. Tanım

    Cümlenin öznesi bir "infinitive clause"

    - To meet you is nice

    ya da "that-clause"

    - That she is here at this time of the day is strange

    olduğunda, bu yapıların yerini Prop "It" yapısı alabilir:

    - It is nice to meet you.
    - It is strange that she is here at this time of the day.

    - It is difficult to guess the meaning.
    - It is surprising that she is so late.
    - It was claimed that he was murdered.

    2. Kullanım

    2.1. Özne durumunda

    a) Önem belirtmede

    - It is essential to book in advance.
      Önceden yer ayırtmak gerek.

    - It is vital that this plan is followed.
      Bu planın izlenmesi şart.

    b) Zorluk belirtmede

    - It is difficult for him to change his mind.
      Fikrini değiştirmesi zor.

    c) Olasılık belirtmede

    - It is likely that we'll be a bit late.
      Muhtemelen biraz geç kalacağız.

    - Is it possible to go by road ?
      Karayolu üzerinden gitmek mümkün mü ?

    d) Fayda belirtmede

    - It is pointless to argue with him.
      Onunla tartışmak yararsız.

    e) Normallik ve Geleneksellik belirtmede

    - It is unusual to see snow in this season.
      Bu mevsimde kar görmek alışılmadık birşey.

    - Is it customary to tip the driver here ?
      Buralarda şoföre bahşiş vermek adetten midir ?

    f) Süre belirtmede

    - It takes eight hours to get to Istanbul.
      İstanbul'a gidiş sekiz saat tutuyor.

    g) Duygusal tepki belirtmede

    - It was really surprising to see him.
      Onu görmek gerçekten şaşırtıcıydı.

    - It shocked me that he didn't know.
      Onun bilmemesine hayret ettim.

    h) Gerçeği belirtmede

    - Is it true that she is leaving tomorrow ?
      Yarın gideceği doğru mu ?

    i) Uygunluk belirtmede

    - It'll be best to leave early.
      Erken ayrılmak en iyisi.

    j) Bir fikrin doğuşunu, akla gelişini belirtmede

    - It occurred to me that I'd left the keys at home.
      Anahtarları evde unuttuğumu farkettim.

    k) Görünümden elde edilen fikri belirtmede

    - It seems that we are in for a change.
      Görünüşe bakılırsa bizi bir değişiklik bekliyor.

    l) Putative "should" ile

    - It is interesting that you should think this way.
      Bu şekilde düşünmen ilginç.

    m) Çeşitli kullanımlar

    A) It + for + isim + to + yüklem

    - It is better for you wait here.
      Burada beklemen daha iyi olur.

    - It is essential for the pages to be read before the weekend.
      Sayfaların hafta sonundan önce okunması şart.

    B) It + "-ing"

    - It was nice meeting you.
      Seninle tanıştığımıza evindim.

    - Is it worth reserving a seat ?
      Yer ayırtmaya değer mi ?
    - It is no use trying to argue with him.
      Onunla tartışmaya çalışmak gereksiz.

    C) It ... + (as) if / though

    - It looks as if it will rain.
      Görünüşe bakılırsa yağmur yağacak.

    - It will be a pity if we have to leave the project half-completed.
      Projeyi yarı tamamlanmış halde bırakmak zorunda kalırsak yazık olacak.

    D) It ... + (preposition) + isim (= Cleft cümle)

    - It was my mother who threw an egg at the President yesterday.
      Dün Başkan'a yumurta fırlatan kişi annemdi.

    E) It + "be" + (not) + until / before

    - It was before the war that we knew what extravagance was.
      Bonkörlüğün anlamını savaştan önce bilirdik.

    2.2. Nesne durumunda

    Normalde, nesne ile ilişkili bir sıfat bulunması durumunda kullanılır.

    - George made it clear that he disagreed.
      George aynı fikirde olmadığını açıkça belirtti.

    - I thought it peculiar that she hadn't written.
      Yazmaması bana çok garip geldi.

    - I think it important that we should keep calm.
      Bence sakin durmamız önem taşımakta.

    "Owe" ve "leave" yüklemleri ile de kullanılabilir.
     

    - We owe it to you to save our daughter.
      Kızımızın kurtulmasını sana borçluyuz.

    - We leave it to you to choose.
      Seçimi sana bırakıyoruz.

    GERUND (= -ING)

    1. Instead of + "-ing"

    - Instead of studying, he spent the night watching TV.
      Ders çalışacağına, geceyi televizyon izleyerek geçirdi.

    Bu yapı Türkçe'ye "yüklem + -EcEğIne/-EcEğI yer(d)e ile aktarılır.

    2. without + "-ing"

    - Without saying a word, he left.
      Tek kelime etmeden gitti.

     Bu yapı Türkçe'ye "yüklem + - mEdEn / - mEksIzIn" ile aktarılır.

    3. by + - "ing"

    - You can open the lid by turning the handle.
       Kulpu çevirerek kapağı açabilirsiniz.

    Bu yapı Türkçe'ye "yüklem + - ErEk" ile aktarılabilir.



    "INFINITIVE" VE "GERUND": ÖZNE KONUMUNDA

    1. Giriş

    "Infinitive" terimi "yüklem + to" yapısını, "gerund" terimi ise "yüklem + -ing" yapısını anlatmaktadır.

    2. Kullanım

    2.1. Özne olarak kullanım

    İngilizce'de, artık pek güncel olmayan bir şekilde, "infinitive" cümlenin öznesi olarak kullanılmakta idi.

    - To err is human, to forgive is divine.

    Günümüz İngilizce'sinde, cümleye yüklem ile başlanması gerekiyorsa, "gerund" yapı kullanılması daha ya da en iyisi "It ..." yapısının kullanılması doğru olur. Bu durumda,

    - To make mistakes is easy

    yerine

    - It is easy to make mistakes

    cümlesi kullanılabilir.

    2.2. Belirgin eylemler

    Belirgin bir eylemden sözedildiğinde "infinitive" özne olarak kullanılabilir. Yine de en iyisi "It ..." kullanmaktır.

    - To sell my car was difficult.
    - It was difficult to sell my car.

    Genel bir eylemden sözedildiğinde de "gerund" özne olarak kullanılabilir. Yine de en iyisi, "infinitive" yapıda da olduğu gibi, "It ..." kullanmaktır.

    - Selling insurance is a boring job.
    - It is a boring job to sell insurance.

    2.3. Zaman ve Neden belirtmede

    "Infinitive" ve "gerund" özne olarak kullanılabildikleri gibi zaman ve neden belirtmekte de kullanılabilirler.

    « Önceki Sayfa -- ANASAYFA -- Sonraki Sayfa »

    WordTest.com - Kelime Öğrenmenin En Hızlı Yolu

    İNGİLİZCE DERS ARAMA

    İNGİLİZCE CHAT

    İngilizce Chat Odaları

    POPÜLER DERSLER

    İLGİLİ DERSLER

    BİZİ TAKİP EDİN

    Ücretsiz İngilizce Ders Aboneliği

    Sitemize Eklenen İngilizce Derslerin, Kaynakların Email Adresinize Gelmesini İstiyorsanız Mail Listemize Katılın:

    Delivered by FeedBurner

    DOST SİTELER

    www.AdemCelayir.com

    Blogcu.com uyarlama Şablonmix

    Sites for Teachers Top ESL Sites Eğitim ve Ögretim Add to Technorati Favorites
    İngilizcede cümle yapısı, ingilizce cümle kurma, ingilizce cümle kalıpları, ingilizcede cümle nasıl kurulur, ingilizcede cümle kuruluşu, ingilizcede cümleler, ingilizcede cümle yapısı, ingilizce cümlede kelime sırası, sentense sturcture
    ROSETTA STONE Version 3, rosetta stone english, turkish, german, spanish, japanese, ROSETTA STONE MULTILANGUAGE, NASA Onaylı, Dünyanın En İyi Dil Öğrenme Programı: Rosetta Stone
    İngilizce Türkçe Hikaye, İngilizce Öyküler, İngilizce kısa hikaye, ingilizce hikaye özeti, English Short Stories, basit ingilizce hikaye, ingilizce fıkra, ingilizce kitaplar, ingilizce hikaye