Zarflar / Adverbs / ingilizce Dersi Tekrarlılık Gösteren Zarflar ( Adverbs of Frequency )
We always eat breakfeast at home. Ever & Never
Do you ever watch TV in the morning ?
He is never lazy , but he is sometimes careless.
He still lives in izmir. Do you still study French with the same teacher ? They still can't speak English.
Örnek ( example ) : i have already seen her. Yet :Soru ve olumsuz cümlelerde , cüümle sonuna getirilir ve "henüz , daha şu ana kadar " vbz. anlamlar verir. Örnek ( example ) : Haven't you set the table yet ? i haven't driven your car yet.
The water is too cold. The problem is too diffucult.
English isn't diffucult for me any more.
The water is very cold.
The ice is thick enough for skating. Fiilleri, yani öznenin yaptığı eylemi niteleyen sözcüklere ZARF denir. Bu nedenle, zarflar durum gösteren BE fiiliyle KULLANILMAZLAR. Yer ve zaman gösteren zarflar zaten sözcük anlamıyla belli olur. Hal zarflan ise, çoğu zaman, sıfatların sonuna –ly takısının gelmesiyle oluşturulur. ADVERBS IN ENGLISH - İNGİLİZCE'DE ZARFLAR
Zarflar konuşmanın bir parçası olup bir şeyi nasıl yaptığınızı söylemenizi sağlar. Profesör Smith Rusçayı sıradan bir yabancı gibi konuşmaz, aynı zamanda akıcı olarak konuşur. Zaman zarflarının çoğu sıfatın sonuna -ly eklenerek elde edilir. Perfectly zarfı perfect sıfatı ve fluently zarfı fluent sıfatına bağlıdır.
Tüm zarflar bu şekilde oluşturulmaz. Örneğin, well good sıfatının zarfıdır.
Quickly ve slowly, quick ve slow sıfatlarının zarf halidir.
Fast düzensizdir. Zarf hali ile sıfat hali aynıdır.
Adverbs / İngilizce Zarflar Bu ünitemizde bazı zarfların cümle içinde değişik yerlerde kullanılışları hakkında çalışmalar yapacağız. Zarflar cümledeki fiilleri etkileyen kelimelerdir. Bir cümlede bir zarf, ya doğrudan doğruya veya dolaylı olarak, o cümledeki fiili etkiler. Eğer bir zarf etkilemesini istediğimiz fiilin hemen dibinde kullanılırsa, o zarf, o fiili doğrudan doğruya etkiler. Unutmayalım ki bir zarf cümlede en hareketli kelimedir. Yani cümlenin her yerinde kullanılabilir. Ancak hangi kelimenin öncesinde kullanılmışsa önce o kelimeyi etkiler. Fakat eninde sonunda etkileme işi fiile ulaşır. Only Sadece Örneğin, bir zarf olan �only� (yalnızca, sadece) kelimesini ele alalım. Bu zarfı, I eat apples in this room on Saturdays. Ben bu odada Cumartesi günleri elma yerim. Cümlesinde değişik yerlerde kullanalım. İlk önce öznenin başına getirelim. Only I eat apples in this room on Saturdays. Bu cümlenin Türkçesi bir tek şekilde doğrudur. �Cumartesi günleri bu odada sadece ben elma yerim� şeklindedir. Yani başkası yemez, sadece ben yerim. İkinci örnekte �only� zarfını fiilden önce kullanalım. I only eat apples in this room on Saturdays. Bu cümlenin Türkçesi �Cumartesi günleri bu odada ben elmayı sadece yerim. Yani ben elmaları başka birşey yapmam. (Top gibi oynamam, pişirmem, satmam) sadece yerim. Üçüncü örnekte �only� zarfını ise �direct object� (nesne) olan apples�dan önce kullanalım. I eat only apples in this room on Saturdays. Ben bu odada Cumartesi günleri sadece elma yerim. Ayva, armut yemem, sadece elma yerim demektir. Dördüncü örnekte ise �only� zarfını �in this room�dan önce kullanalım. I eat apples only in this room on Saturdays. Ben Cumartesi günleri sadece bu odada elma yerim. Başka bir odada değil sadece bu odada yerim demektir. Beşinci örnekte �only� zarfını �on Saturdays�den önce kullanalım. I eat apples in this room only on Saturdays. Ben bu odada elmayı sadece Cumartesi günleri yerim. Yani, Salı, Perşembe günleri yemem, sadece Cumartesi günleri yerim demektir. Zarfların bu kullanışlarını öğrendikten sonra şimdi değişik bir zarf tipi öğreneceğiz. Either-or Ya - ya da Bu iki zarf, içinde çift unsur olan cümlelerde kullanılır. Bu çift olan unsurlar özne, fiil, nesne, dolaylı tümleç, yer zarfı, zaman zarfı olabilir. Örneğin, Kapıyı ya ben, ya da sen açmalısın. Cümlesinde çift unsur öznelerdir. �Yarın ya gezeceğim, ya uyuyacağım� cümlesinde çift unsur fiillerdir. �Çocuklar ya parkta, ya deniz kıyısında oynayacaklar� cümlesinde çift unsur yer zarfıdır. Bu tip cümlelerde �either-or� kullanılırken dikkat edilecek kural şudur. Çift olan unsurun birincisinden önce �either�, ikincisinden önce �or� kullanılır. Önce bu çift unsur özneler olsun. Either my father or I will go to London tomorrow. Yarın Londra�ya ya babam gidecek, ya ben. Either he or you broke the window. Pencereyi ya sen kırdın, ya o. Şimdi çift unsur fiiller olsun. You will either swim or run tomorrow. Yarın ya yüzeceksin, ya da koşacaksın. Şimdi çift unsur nesne yani �direct object� olsun. My father reads either book or newspaper. Babam ya kitap okur, ya gazete. We drink either milk or tea at breakfast. Biz kahvaltıda ya süt içeriz, ya çay. Şimdi çift unsur dolaylı tümleç olsun. I must speak to either Ayşe or Fatma. Ben ya Ayşe ile konuşmalıyım, ya Fatma ile. Şimdi çift unsur yer zarfı olsun. You will see Ayşe either in Konya or in Manisa. Ayşe�yi ya Konya�da göreceksiniz, ya da Manisa�da. Şimdi de çift unsur zaman zarfı olsun. He will go to Ankara either on Sunday or on Monday. O, Ankara�ya ya Pazar günü gidecek, ya Pazartesi. Neither-nor Ne-ne de �Neither� kelimesi �no� ve �either� kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir. �Nor� kelimesi de �no� ve �or� kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir. �No� ile bağlanan kelimeler olumsuz anlam verirler. Bu iki kelime de bir cümlede kullanıldığı zaman, cümle olumlu kurulduğu halde olumsuz anlam verir. Bu iki zarf az önce öğrendiğimiz �either-or� zarfları gibi çift unsurlu cümlelerde kullanılır. Ve olumsuz anlam verir. Örneğin, Neither my father nor I will go to London tomorrow. Yarın Londra�ya ne babam gidecek, ne ben. Neither he nor you broke the window. Camı ne o kırdı, ne sen. Neither my mother nor my father gives me pocket money. Ne annem, ne babam bana cep harçlığı verir. You will neither swim nor run tomorrow. Yarın ne yüzeceksiniz, ne koşacaksınız. My father reads neither book nor newspaper. Babam ne kitap okur, ne gazete. We drink neither milk nor tea at breakfast. Biz kahvaltıda ne süt içeriz, ne de çay. I must speak to neither Ayşe nor Fatma. Ben, ne Ayşe ile konuşmalıyım, ne de Fatma ile. You will see Ayşe neither in Konya nor in Manisa. Ayşe�yi ne Konya�da göreceksiniz, ne de Manisa�da. He will go to Ankara neither on Sunday nor on Monday. O, Ankara�ya ne pazar günü gidecek, ne Pazartesi. �Either� ve �neither� zarflarının başka bir kullanılış şekli daha vardır. Bu şekil olumsuz bir cümlede aynı sözlerin tekrarlanmasını önlemek için kullanılır. Örneğin, Either: Ali doesn�t speak English and Ayşe doesn�t speak English. Ali İngilizce konuşmaz ve Ayşe İngilizce konuşmaz. anlamına gelen bu cümleyi şu şekilde kuracağız. Ali doesn�t speak English and Ayşe doesn�t either. Ali İngilizce konuşmaz ve Ayşe�de. (konuşmaz) anlamına gelmektedir. He hasn�t read the book and I haven�t either. Kitabı o da okumadı, ben de. He can�t hear us and she can�t either. Bizi o da duyamaz, o da. Neither: Bu zarfın kendisi olumsuz olduğu için kuracağımız cümleyi yine olumlu kuracağız. Ali doesn�t speak English and neither does Ayşe. Ali İngilizce konuşmaz, ne de Ayşe. (Ne Ali İngilizce konuşur ne de Ayşe.) He didn�t go and neither did I. O gitmedi, ne de ben. (Ne o gitti, ne de ben.) I don�t smoke and neither does my brother. Ben sigara içmem, ne de kardeşim. (Ne ben sigara içerim, ne de kardeşim.) Ayşe doesn�t like him and neither does Fatma. Ayşe ondan hoşlanmaz, ne de Fatma. (Ne Ayşe ondan hoşlanır, ne de Fatma.) Şimdi size İngilizce�de özel durumları olan �idiomatic� bazı kullanışlardan bahsedeceğiz. Somewhere Bir yer Bu zarf aynı zamanda �some� gibi kullanılır. Örnek, I saw your bag somewhere. Çantanızı bir yerde gördüm. I left my bag somewhere. Çantamı bir yerde bıraktım. Anywhere Herhangi bir yer �Any� gibi kullanılır. Örnek, Did you see my bag anywhere? Çantamı herhangi bir yerde gördünüz mü? Nowhere Hiçbir yer Genellikle kısa cevaplarda kullanılır. Örnek, Where are you going? Nereye gidiyorsunuz? Nowhere. Hiçbir yere. Enough Yeterli Bu zarf birlikte kullanıldığı sıfat veya zarftan sonra gelir. Örnek, She didn�t run quickly enough. O, yeteri kadar çabuk koşmadı. The house isn�t big enough. Ev, yeteri kadar büyük değildir. Fairly / Rather Az-çok / Oldukça Her ikisi de aynı anlama gelirler. Fakat �fairly� zarfı daha çok hoşa giden sıfatlar ve zarflar ile kullanıldığı halde �rather� zarfı hoşa gitmeyen sıfatlar ve zarflar ile kullanılır. Örnek, This suitcase is fairly light, but that one is rather heavy. Bu bavul oldukça hafif, fakat şu epeyce ağır. Tom is fairly industrious, but John is rather lazy. Tom oldukça çalışkandır, fakat John epeyce tembeldir. Tom did fairly well in his exam, but John did rather badly. Sınavda Tom epeyce iyi yaptı, fakat John�un sınavı oldukça kötü geçti. �Rather� bazen hoşa giden sıfatlar ve zarflar ile de kullanılabilir. Fakat o zaman anlamı değişir. �Very� kelimesi ile aynı anlama gelir. Örnek, She is rather pretty. O, çok güzeldir. That boy is rather clever. Şu çocuk pek akıllıdır. �Rather� would yardımcı fiili ile birlikte kullanıldığı zaman tercih etmek anlamına gelir. I would rather go out than stay here. Burada kalmaktansa, dışarı çıksam daha iyi olur. Quite Tam, oldukça Birlikte kullanıldığı sıfata göre değişik iki anlam taşıyor. 1) Şimdi göreceğimiz örneklerde �bütünlük� ve �tam olma� anlamı taşıyor. Örnek, The glass is quite full. Bardak tamamen doludur. The glass is quite empty. Bardak tamamen boştur. 2) Şimdi göreceğimiz örneklerde ise �oldukça� anlamı taşıyor. Örnek, He is quite a good player. O, oldukça iyi bir oyuncudur. That cheese is quite good. Şu peynir oldukça iyidir. Buradaki �oldukça iyi� ifadesi daha önce görmüş olduğumuz �fairly good� ifadesinden bir derece daha fazladır. Too De, da, gereğinden fazla Bu zarf da iki anlam taşır. 1) �Also� gibi �de, da� anlamına gelir. Örnek, Ayşe will go tomorrow, I will go too.
| İNGİLİZCE DERS ARAMAMenü• ANASAYFA• HAKKIMDA • ARŞİV • RSS KATEGORİLER
SON 15 DERSİNGİLİZCE CHATPOPÜLER DERSLERBİZİ TAKİP EDİN![]() Uyarlama Şablonmix | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||